Navigation

Buradasınız

Grev ve Direnişleri İşçilerin Ortak Mücadelesine Çevirelim

Kasım 2008, No:8
Grev ve direnişleri sınıfımızın gündemine taşımalı, tek tek işyerlerinde ve fabrikalarda süren mücadeleyi genelleştirmeliyiz. Bunun için işyerlerinin ve fabrikaların bulunduğu sanayi bölgelerine ve işçi mahallelerine ziyaretler yapılmalı, bildiriler dağıtılmalı, toplantılar yapılmalı, yürüyüşler düzenlenmelidir. Bu tür eylem ve örgütlenmeleri hayata geçirmek için, işçilerin mutlaka sendikaları harekete geçirmeleri ve basınç bindirmeleri gerekmektedir. Sen di ka ları harekete geçirecek, canlandıracak olan işçilerdir, bunu asla unutmamalıyız!

İçinde bulunduğumuz dönem, patronların saldırılarının hızlandığı ve buna bağlı olarak grev ve direnişlere gebe bir dönemdir. Ancak, grev ve direnişlerin kazanımla sonuçlanması için, öncelikle işyerindeki işçilerin tümünü mücadeleye katmak ve bununla da yetinmeyerek mücadelenin tek tek fabrikalara hapsolmamasını ve işçi mücadelesinin genelinin bir parçası haline dönüştürülmesini sağlamak gerekiyor. Oysa halihazırda süren birçok grev ve direnişte bu sağlanabilmiş değildir. Greve çıkan işçilerin mücadele şevki kısa sürede kırılıyor ve süreç ilerledikçe, grevci işçiler grev alanına dahi gelmemeye, bir iş bulup çalışmaya başlıyor. Böylece işyerinin önüne asılan “bu işyerinde grev var” pankartının önünde bekleyen işçilerin sayısı azaldıkça azalıyor ve grev başarısızlıkla sonuçlanıyor. Sendikalaşma mücadelesinden ötürü işten atılan ve direnişe çıkan işçilerin de durumu farklı değil. Bu direnişlerde, işçilerin bir kısmı direnirken, bir kısmı ise mücadeleye katılmayarak çalışmaktadır. Bölgedeki işyerlerine yayılmak şöyle dursun, işyerinin tamamına yayılamadığı için mücadele başarısız oluyor ve işçilerin morali bozuluyor. Son dönemde yaşanan grev ve direnişlere damgasını basan tam olarak budur.

Oysa grev ve direnişleri öncelikle tüm işyerine ve daha sonra da fabrika ve işyeri sınırlarından çıkartarak tüm sanayi bölgelerine ve hatta işçilerin yaşadığı mahallelere taşımak gerekiyor. Patronların en büyük korkusu işçi mücadelesinin dalga dalga yayılmasıdır. Grev ve direniş yerlerinden çakılan mücadele kıvılcımının diğer işyerlerine ve fabrikalara sıçramaması için patronlar sınıfı büyük bir çaba harcarlar. İşçilerin üzerine polisi ve jandarmayı salmaktan, işçi mücadelesinin önüne yasakçı yasaları çıkartmaktan bir an olsun geri durmazlar. Yani patronlar birçok yönden bastırarak mücadeleyi boğmaya çalışırlar. Örgütsüzlük ve dağınıklıktan ötürü grev ve direnişlerden işçi sınıfının büyük kütlesinin haberi dahi olmamaktadır. Bu durum, mücadele eden işçilerin yalnız kalmasına yol açmakta ve patronların mücadeleyi kırma çabalarına yardımcı olmaktadır.

Peki, ne yapmak gerekiyor? Grev ve direnişleri sınıfımızın gündemine taşımalı, tek tek işyerlerinde ve fabrikalarda süren mücadeleyi genelleştirmeliyiz. Bunun için işyerlerinin ve fabrikaların bulunduğu sanayi bölgelerine ve işçi mahallelerine ziyaretler yapılmalı, bildiriler dağıtılmalı, toplantılar yapılmalı, yürüyüşler düzenlenmelidir. Bu tür eylem ve örgütlenmeleri hayata geçirmek için, işçilerin mutlaka sendikaları harekete geçirmeleri ve basınç bindirmeleri gerekmektedir. Sen di ka ları harekete geçirecek, canlandıracak olan işçilerdir, bunu asla unutmamalıyız!

Sendikaların ve bağlı oldukları konfederasyonların grev ve direnişteki işçiler için dayanışma eylemleri yapması, kampanyalar örgütlemesi, sendika fonlarını işçilere açması, yardımlar toplaması, grev ve direniş alanlarına ziyaretler düzenlemesi mücadelelerin başarıya ulaşması açısından oldukça önemlidir. 1980 öncesinde grev ve direnişlerin başarıya ulaşmasında işyerleri arası dayanışmanın ve sendikaların bu mücadelelere sahip çıkarak genelleştirmesinin payı çok büyüktü. Aynı şekilde, grev ve direnişteki işçiler ailelerini de sürecin bir parçası yapıyor, işçi mahallelerinden grev ve direniş alanlarına dayanışma ziyaretleri örgütleniyordu. Böylece, grev ve direnişler ile dayanışma ağı hem işyerlerinden mahallelere hem de mahallelerden işyerlerine doğru örülüyordu.

Bu noktada meselenin uluslararası boyutunu da unut mamak gereklidir. Zira herhangi bir sektörde veya işyerinde yaşanacak grev ya da direnişin kısa zamanda ve başarıyla sonuçlanması için, işçi sınıfının uluslararası desteği de önemlidir. İngiliz liman işçilerinin dünyanın gün demine giren mücadelesi, ulusal ve uluslararası destek gören Nova med işçilerinin grevi bizlere örnek olmalıdır. Başarıyla sonuçlanan grev ve direnişleri hatırladığımızda, kazanımların arkasında sınıfın geneliyle kurulan ortak bağlar, dayanışma ve birlikte mücadelenin hayata geçirilmiş olduğunu görürüz. Bugün de başta İstanbul olmak üzere birçok yerde bin bir güçlükle sürdürülen grev ve direnişleri başarıya ulaştırmak için mücadeleyi sınıfımızın en geniş kesimleriyle buluşturmalı ve sermaye sınıfına karşı birlikte hareket etmeliyiz. Grev ve direnişleri omuz omuza daha da ileri noktalara taşımak, sınıfımızın gücünün farkına varmak, işyerlerinden mahallelere uzanan dayanışma ağları örmek ve kazanmak için mücadelelerimizi ortaklaştırmalı ve genelleştirmeliyiz!

15 Kasım 2008

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • MESS ile işçi sendikaları arasında sürecek grup toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin başlamasına kısa bir süre kaldı. Yetkili sendikalar işçilerin ücret ve sosyal haklarına yapılmasını talep ettikleri zam oranlarını açıklamaya başladılar. Gerek...
  • General Motors’un Güney Kore’deki 3 fabrikasında çalışan yaklaşık 8 bin işçi, 9 Eylülde greve çıktı. Kore Metal İşçileri Sendikası (KMWU) üyesi işçiler ücret artışı talebiyle üç günlük bir grev gerçekleştirdiler. Arjantin’de Başta kamu çalışanları...
  • 12 Eylül 1980 askeri faşist darbesinin üzerinden 39 yıl geçti. Ama darbecilerle ve onları işbaşına çağıran sermaye sınıfıyla davamız kapanmadı. İşçi sınıfının mücadele örgütleri 12 Eylül’ü asla unutmamalı ve unutturmamalı. Çünkü Türkiye işçi...
  • Geçtiğimiz günlerde UİD-DER olarak Cargill direnişçilerini ziyarete gittik. Cargill işçileri Tek Gıda-İş sendikasına üye oldukları için haksız yere işten çıkarılmışlardı. O günden sonra mücadeleye başladılar. Şu an ise 500 günü aşkın bir süredir...
  • Güney Afrikalı binlerce kadın giderek artan kadına yönelik şiddeti protesto etmek için 4 Eylülde sokaklara döküldü. Emekçi kadının ezilmişliğini besleyerek büyüten kapitalist sisteme ve temsilcilerine tepki gösteren kadınlar, eylemlerini Dünya...
  • İngiltere’de South Western Demiryolu Şirketine bağlı çalışan işçiler 30 Ağustosta greve çıktı. İşçiler şirketin istasyonlarda ve trenlerde güvenlik işçilerini işten çıkarma planını engellemek için uzun süredir mücadele yürütüyor. Haziran ayında 5...
  • Geçtiğimiz günlerde yeni yönetimini belirleyen Petrol-İş Sendikası, Cargill direnişini 512. gününde (11 Eylül) ziyaret etti. Genel Başkan Süleyman Akyüz ve sendikanın merkez yöneticileri ile Gebze’deki işyerlerinden gelen işçi temsilcilerinin...
  • Ben özel bir hastanede çalışan, sizler gibi alın terimi, emeğimi ortaya koyarak geçinmeye çalışan genç bir işçiyim. Zorluklara, patronlara ve onların sömürü sistemine karşı mücadele veriyorum aynı sizler gibi… Bağlı olduğum, bundan da mutlu ve...
  • Geçtiğimiz günlerde devlete bağlı işletmelerde çalışan binlerce işçiyi yakından ilgilendiren toplu iş sözleşmesi imzalandı. Türk-İş ile Aile ve Çalışma Bakanlığı arasında imzalanan sözleşmede binlerce işçi sefalet ücretine mahkûm edildi. Binlerce...
  • Daha doğar doğmaz salgın hastalıklara karşı aşılanırız. Verem, çocuk felci, boğmaca, kızamık, tetanos gibi olası hastalıklar karşısında önleyici sağlık hizmeti almış oluruz. Böylelikle daha baştan mikroplara ve virüslere karşı direnç geliştiren...
  • EYT Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği taleplerini haykırmak için 8 Eylülde Tandoğan Meydanında toplandı. Çeşitli illerden binlerce işçi ve emekçi bir araya gelerek emeklilik hakları için mücadelede kararlı olduklarını bir kez daha gösterdiler...
  • Günden güne kadına yönelik şiddet artıyor. Her gün birkaç kadının kocası tarafından silahla vurulduğu, bıçaklandığı haberlerini okuyoruz. Okunan haberlerdeki vahşet önce insanları üzüyor sonra öfkesini artırıyor. İnsanlar, sosyal medyada birkaç şey...
  • Enflasyon gibi işsizlik oranları da kasıtlı olarak düşük gösteriliyor. Aslında ekonomik alandaki tüm veriler, toplumun gözünden saklanıyor. Çünkü gerçeğin tam olarak görülmesi istenmiyor. Siyasi iktidar, verilerle oynayarak ve medyayı kullanarak...