Navigation

Buradasınız

Grev Yasakları Devam Ediyor!

Haziran 2012, No:51
Grev, işçilerin önemli bir mücadele aracıdır. İşçilerin elinden bu mücadele aracını almak demek, işçiler tüm haksızlıklara boyun eğsinler ve patronlara seslerini çıkartmasınlar demektir. Bu asla kabul edilemez, grev demokratik bir haktır ve sınırsız olmalıdır.

AKP hükümeti hava işkolunda, bir gecede, işçileri dikkate almadan, keyfi bir şekilde grevi yasakladı. Hava işkolunda grevin yasaklanmasıyla, yeni sendikalar kanunu bir kez daha gündeme geldi. Bu kanun, Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısı adıyla 31 Ocakta Meclis’e sunulmuş bulunuyor. 2821 Sayılı Sendikalar Yasası ile 2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Yasası birleştirilerek, Toplu İş İlişkileri Kanunu adıyla ortaklaştırılıyor. Sendikal örgütlenme, üyelik, ba­raj, yetki, toplu sözleşme, grev ve lokavtı yeniden düzenleyen kanun tasarısı, birkaç düzenleme dışında tümüyle eski yasaların anti-demokratik yapısını olduğu gibi koruyor. Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısı patronların çıkarları doğrultusunda hazırlanmıştır. İlk önce işkolu barajını binde 5’e indirmeyi planlayan AKP hükümeti, pat­ronlardan gelen fırça ve talimat doğrultusunda hemen geri adım attı ve işkolu barajını %3’e çekti. Daha da önemlisi, eski yasanın grev karşıtı çerçevesi korunmakla kalmamış, grev yasaklarının sınırları alabildiğine genişletilmiştir.

Meclise sunulan kanun tasarısında, işçilerin grev hakkına ilişkin yasaklar, sınırlamalar, erteleme ve cezalandırmalar genişletiliyor. Üstelik patronlara lokavt hakkı (greve çıkan fabrikada işçilerin topluca işten atılması) bu tasarıda da tanınarak, işçilerin grevi daha en başından ezilmek isteniyor. Tasarıda grev şöyle tanımlanıyor: “İşçilerin, topluca çalışmamak suretiyle işyerinde faaliyeti durdurmak veya işin niteliğine göre önemli ölçüde aksatmak amacıyla aralarında anlaşarak veya bir kuruluşun aynı amaçla topluca çalışmamaları için verdiği karara uyarak işi bırakmalarına grev denir.” Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere grev, işçilerin önemli bir mücadele aracıdır. İşçilerin elinden bu mücadele aracını almak demek, işçiler tüm haksızlıklara boyun eğsinler ve patronlara seslerini çıkartmasınlar demektir. Bu asla kabul edilemez, grev demokratik bir haktır ve sınırsız olmalıdır.

Grevin önemli bir mücadele aracı olduğunu iyi bilen hükümet ve patronlar, işçilerin bu hak arama aracını daha baştan sakatlamak ve işlemez hale getirmek istiyorlar. Bu amaçla yeni yasa tasarısında da grev, “kanuni grev” ve “kanun dışı grev” biçiminde ikiye ayrılmıştır. “Kanuni grev”, toplu iş sözleşmesi sırasında çıkan uyuşmazlıklarda uygulanabiliyor. Yani bu durumda, işyerinde sendika olacak, sendika ile işveren arasında toplu iş sözleşmesi görüşmeleri başlayacak ve bu görüşmeler tıkandığında greve gidilecek. Böylece toplu sözleşme süreci tıkanana kadar işçilere “asla grev yapamazsınız” deniyor. Sendikasız çalışan milyonlarca işçinin toplu sözleşme yap­ma olanağı olmadığı için, bu milyonlarca işçi toplu sözleşme kapsamına giren bir grev yapamayacak. Çok açık ki, patronlar karşısında işçilerin kolu kanadı kırılmak isteniyor.

Ayrıca AKP hükümeti dayanışma grevi, genel grev, hak grevi gibi grevleri de kanun dışına iterek işçilerin mücadelesini dar bir çerçeve içine hapsediyor. Oysa 12 Eylül 2010’da gerçekleştirilen referandumda, emekçilerden destek almak isteyen AKP hükümeti; genel grev ve siyasal grev üzerindeki anayasal yasakları kaldırmıştı. Ancak hükümet, sendikalar ve toplu sözleşme yasalarını Anayasada yapılan değişikliklere göre yeniden düzenlemesi gerekirken, tam tersine, yasakları pekiştirmekte ve genişletmektedir. Bu da AKP hükümetinin kendine demokrat olduğunu ve patronların çıkarını düşündüğünü bir kez daha gözler önüne sermektedir.

Toplu İş İlişkileri Kanununda grev yasakları bunlarla sınırlı değil elbette. Kimi işkollarında grev daha baştan yasaklanıyor. Taslakta şunlar söyleniyor: “Can ve mal kurtarma işlerinde; cenaze ve defin işleri ile mezarlıklarda; elektrik, doğalgaz, petrol üretimi, tasfiyesi ve dağıtımı ile nafta veya doğalgazdan başlayan petrokimya işlerinde; bankacılık hizmetlerinde; Milli Savunma Bakanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığınca doğrudan işletilen işyerlerinde; kamu kuruluşlarınca yürütülen itfaiye ve şehir içi toplu taşıma hizmetlerinde ve hastanelerde grev yapılamaz.” Görüldüğü gibi grev yasakları oldukça genişletilmiş bulunuyor. Nitekim AKP hükümeti, bu taslakta olmamasına rağmen hava işkolunda grevi yasaklamış ve “yasak” çerçevesini daha şimdiden genişletmiştir.

Hükümet, Bakanlar Kurulu aracılığıyla “grev erteleme” adı altında grevi yasaklama keyfiliğini de elinde tutuyor. Bakanlar Kurulu sözde genel sağlık, ülke güvenliği veya iyi niyet kurallarına aykırılık bahanesiyle grevi yasaklama ayrıcalığına da sahip oluyor.

Ekonomik krizin derinleştiği ve ağır çalışma koşullarının yaygınlaştığı günümüzde AKP hükümeti grev hakkımızı elimizden alıyor. Bu saldırıya hiçbir işçi seyirci kalmamalıdır. Başta sendikalı işçiler olmak üzere tüm işçiler sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması ve sınırsız grev hakkı için mücadele vermelidirler. Bu noktada sendikalara büyük bir görev düşüyor.

15 Haziran 2012

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Bir zamanlar yoksullara çare olan ayçiçeği yağı bugün el yakıyor. Şöyle en ucuzundan 5 litre ayçiçeği yağının fiyatı 72 lira! Oysa insanlığın kadim tecrübeleri ve yapılan araştırmalar sayesinde sağlıklı ve dengeli beslenmede proteinlerle birlikte...
  • “Uzaya çıkabilir miyiz?” sorusu dilden dile herkesin ağzında. Verilen cevaplara gülmemek elde değil. “Bırak abi uzaya çıkmayı, biz koronadan sokağa çıkamıyoruz. Geç kaldık uzaya, biz anca markete çıkarız!” diyenler mi arasınız, “liderimizle biz her...
  • Merhaba arkadaşlar, ben yeni mezun bir rehber öğretmenim. Engelli bireylerimizin eğitim aldığı özel bir rehabilitasyon merkezinde kısa bir süre çalıştım. Malûmunuz eğitimde fırsat eşitsizliği özellikle pandemi koşullarında hepten alıp başını gitti....
  • İnsanların uğrak noktalarından biri olan AVM’lerin sayısı her geçen gün artıyor. Dışarıdan bakıldığında çok şaşaalı duran AVM’lerin iç dünyası maalesef ki düşünüldüğü kadar parlak değil. Uzun süredir AVM’de çalışan bir işçi olarak size birkaç şey...
  • Edebiyatın Türkçe söyleyen büyük ustası Yaşar Kemal, 28 Şubat 2015’te hayata gözlerini yumdu. 90 yılı aşan ömründe Anadolu’nun yoksul insanları ile hemhal olan büyük usta, onların acılarını, korkularını, mutluluklarını, cesaretlerini anlatan...
  • İktidar ve avenesi yediklerini, içtiklerini canlı yayınlarda gözümüze sokuyorlar. Ahali, gördüğü yemekler karşısında yutkunadursun kendi saraylarına, malikânelerine, villalarına krizin gölgesi bile uğramaz. Kendileri tok olduğundan “uçuyoruz,...
  • Asgari ücretin belirlenmesini hepimiz dört gözle bekliyorduk. Bunlardan çok bir umudumuz yoktu zaten, bizi yanıltmadılar. “Ekmek yiyorlarsa o zaman aç değiller” diyen zihniyetin bizlere bunları layık göreceği belliydi. 2021’de asgari ücret 2825 lira...
  • 2020, patronlar ve yönetenler için zenginliklerine zenginlik kattıkları, işçilerin alın terini, emeğini arsızca, hoyratça sömürdükleri bir yıl oldu. İşsizlik, ekonomik kriz, hayat pahalılığı, iş kazaları, hak gaspları, yasaklar, intiharlar....
  • Yoksul bir inşaat işçisinin çocuğu olarak büyüdüm. Az çok idare ederdik işte... Tüm yoksulluğumuza rağmen annemin eldeki parayı mümkün olduğunca beslenmemize ayırması bizi hayatta tuttu. Ama bazen işler çığırından çıkardı. Borçlar birikir, bakkal...
  • Maltepe Belediyesi işçilerinin grevi devam ediyor. Grevin üçüncü gününde Tugay Yolu’ndaki Park ve Bahçeler Müdürlüğü önünde bekleyen grevci işçileri ziyaret eden UİD-DER’li işçiler, dördünce gününde ise Gülsuyu’nda bulunan Maltepe Belediyesi...
  • CHP’li belediye yönetimleri işçilerin taleplerini karşılamak yerine, grevi karalayarak gözden düşürmeye çalışıyor. Belli ki tek merkezden harekete geçirilen trol ordusu, belediye işçilerini aşağılıyor. Demokrasi konusunda mangalda kül bırakmayanlar...
  • Çorum’da üretim yapan Ekmekçioğulları Metal fabrikasının işçileri DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikasında örgütlenmiş ve bu nedenle işten atılmışlardı. Ekmekçioğulları patronu, işyerinde çoğunluğu sağlayıp Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler...
  • 26 Şubat 1984’te kaybettiğimiz işçi sınıfının şairi Hasan Hüseyin Korkmazgil, acıyı da, umudu da, hasreti de, kavgayı da yazdı. Yaralara merhem olsun, karanlıkta ışık olsun, yüreklerde sevinç olsun, kavgaya çağıran ses olsun diye şiirleri, yüreğini...

UİD-DER Aylık Bülteni