Navigation

Buradasınız

Patrona Ballı Teşvik, İşçiye Grev Yasağı ve Katmerli Sömürü

Haziran 2012, No:51
AKP hükümeti işçilerin haklarına saldırmaya devam ediyor. Kıdem tazminatını işçilerin elinden almak isteyen ve bu yönde çalışmalar yürüten AKP hükümeti, “dediğim dedik, çaldığım düdük” edasıyla, bir gecede hava işkolunda grevi yasakladı.

Grev, işçilerin haklarını savunmak ve geliştirmek için üretimden gelen güçlerini kullanmaları, yani çalışmama­ları demektir.

Grev, işçilerin en temel demokratik haklarından biridir.

AKP hükümeti, tam da toplu sözleşme görüşmeleri sürerken hava işkolunda grevi yasaklamıştır. Amaç, grev hakkını ortadan kaldırarak işçileri patronlar karşısında çaresiz bırakmak ve boyun eğdirmektir.

Utanıp sıkılmadan demokrasiden dem vuran AKP, işçilerin demokratik haklarını ortadan kaldırıyor, patron­ların ise her alanda önünü açıyor.

Patronlar lehine yasalar düzenliyor ve teşvik pa­ketlerini devreye sokuyor.

Meselâ geçtiğimiz ay yeni bir teşvik paketi daha açıkladı.

AKP hükümeti, bu teşvik paketini açıklamadan önce akaryakıta, doğalgaza ve elektriğe fahiş zamlar yaptı. Doğalgaz, tek bir seferde %19 zamlandı. Bu zamlardan kim etkilenecek? Elbette işçi-emekçi halk…

Patronlara ballı teşvik, işçiye grev yasağı, katmerli sömürü ve işçi-emekçi halka zam kazığı! İşte önceki hükü­metler gibi, AKP hükümetinin de gerçek yüzü budur.

AKP, iktidara geldiği günden bu yana ortalama iki yılda bir patronlar için teşvik paketleri açıklıyor. Patronların kasasına torba torba para akıtıyor.

İşçi-emekçi halk yoksullaş­tıkça patronlar semirdikçe semiriyorlar!

AKP hükümeti, kıdem tazminatını toptan ortadan kaldıramadığı için, şimdilik fon biçiminde bir ara formül getiriyor. Bu fon üzerinde işçilerin hiçbir denetimi ve yetkisi olmayacak. İşçilerin denetlemediği bir fonun nasıl kullanılacağı bellidir: İşsizlik Sigortası Fonunu nasıl kullandıklarını biliyoruz.

Açıklanan yeni teşvik paketi Türkiye’yi 6 bölgeye ayırıyor. Bu paket kapsamında patronlara vergi, sigorta primi indirimi ve düşük faizli kredi getiriliyor.

Bakın, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek patronlara nasıl müjde veriyor: “Vergileri neredeyse sıfırladık. Altıncı bölgede tamamen kaldırdık. Gelir vergisi, sosyal güvenlik primi yok. Kurumlar vergisi bile %90 indirimli. Türkiye’nin doğusu, güneydoğusu Türkiye’nin Çin’i oluyor.”

Başbakan Erdoğan ise patronlara şöyle sesleniyor: “6. bölgede yatırım yapan, SSK işveren payından kurtuluyor. Her şeyi, burada artıları, devlet üstlenmiş oluyor net olarak.”

Sanki devletin parası babalarının parasıymış gibi konuşuyorlar.

Devletin kasasını dolduran paralar, dolaylı ve dolaysız vergiler yoluyla esas olarak emekçilerden kesiliyor. Yani işçi-emekçi halktan alınıp patronlara veriliyor.

Güneydoğu Türkiye’nin Çin’i olacakmış! Sevinelim mi, üzülelim mi?

Önce Çin’in ne olduğuna bir bakalım: Çin, işçi ücretlerinin son derece düşük olduğu, işçilerin uzun sa­atler boyunca ağır koşullarda çalıştırıldığı, grev yasak­larının sürdüğü, gerekli iş güvenliği önlemleri alınmadığı için iş kazalarının dur durak bilmediği bir ülke.

Çin, iş kazalarında ve işçi ölümlerinde dünya birincisi!

Peki, ya Türkiye? İş kazalarında ve işçi ölümlerinde dünya üçüncüsü…

Demek ki patronlar ve AKP hükümeti, üçüncülükten birinciliğe yükselmek istiyor. Yeter ki sermaye büyüsün, işçiler ölmüş veya sakat kalmış ne gam!

Son sürat devam eden iş kazaları da bu gerçeği gözler önüne sermiyor mu?

Türkiye’nin çeşitli kentlerinden sağanak gibi işçilerin ölüm haberleri yağıyor; ama ne patronlar ne de AKP hükümeti kılını kıpırdatıyor. Ne de olsa ölen işçi!

Aslında patronlar Türki­ye’­­­nin tamamını Çin’e çevirmek istiyorlar.

Bu nedenle ücretleri ala­bildiğine düşük tutuyorlar.

İş saatleri fazla mesailer yoluyla 12 saate çıkartılmış durumda. Çalışma temposu­nu hızlandırdıkça hızlandırıyorlar.

Taşeronluk sistemini tüm çalış­ma yaşamına egemen kılmak, işçi­lerin kiralanabileceği istihdam (kö­le­­lik) büroları kurulmasını sağla­mak, kadrolu işçiliği, sosyal güvenceyi ve sosyal hakları tümüyle ortadan kaldırmak istiyorlar.

Sendikalı işçi kalmamasını, kalsa bile grev hakkının ortadan kaldırılarak işçilerin kolunun ka­na­dının kırılmasını istiyorlar.

Özetle, yasalarda işçiler lehine ne varsa ortadan kaldırarak önlerindeki engellerin tümüyle temizlenmesini istiyorlar.  

İşçileri istedikleri koşullarda işe almak, azgınca sömürmek, işleri bitince istedikleri gibi kapı dışarı etmek istiyorlar.

Başbakan Erdoğan ise patronların arzularına tercüman oluyor ve şöyle diyor: “Ayağınızdaki prangaları çözeceğiz!”

AKP’ye göre, kıdem tazminatı ve grev hakkı patron­ların ayağına takılmış prangadır!

AKP hükümeti, kıdem tazminatını toptan ortadan kaldıramadığı için, şimdilik fon biçiminde bir ara formül getiriyor.

Bu fon üzerinde işçilerin hiçbir denetimi ve yetkisi olmayacak.

İşçilerin denetlemediği bir fonun nasıl kullanılacağı bellidir: İşsizlik Sigortası Fonunu nasıl kullandıklarını biliyoruz. Şu ana kadar İşsizlik Sigortası Fonunda toplanan 73,5 milyar liranın 4,8 milyar lirası işçilere işsizlik öde­neği olarak verildi. İşçilere verilenin yaklaşık üç katı, yani 13,5 milyar lira ise devlet eliyle patronlara aktarılmış bulunuyor.

Kıdem tazminatını ortadan kaldıran yasa önümüzdeki günlerde Meclis gündemine gelecek.

Bu yasayı geri püskürtmek, grev yasaklarını ortadan kaldırmak, sendikal örgütlenmenin önünü açmak ancak ve ancak işçilerin kararlı mücadelesiyle mümkün olacaktır.

İşçi sınıfının mücadele tarihi bu gerçeği gözler önüne seriyor: 1970’te, mücadeleci bir sendika olan DİSK’in önü kesilmek ve kapatılmak istendi. Bu kapsamda Meclis’ten bir yasa çıkarılmak istendi.

Ancak işçiler bu yasayı kabul etmediler. 15-16 Haziranda yüz binlerce işçi, iki gün boyunca üretimi durdurup ayağa kalktı. Patronlar korkularından İstanbul’dan kaçmak zorunda kaldılar. İşçilerin bindirdiği basınç ne­de­niyle yasa hükümsüz kaldı. Zafer direnen işçilerin oldu.

AKP hükümetinin ve patronların saldırılarını geri püskürtmek için bugün de 15-16 Haziran ruhuyla mücadele etmemiz gerekiyor.

15 Haziran 2012

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Şubat ayının ilk haftasında Âdem Yarıcı adlı işçi, Hatay Valiliği önünde “çocuklarım aç” diyerek kendini ateşe verdi ve hastaneye götürülürken hayatını kaybetti. Türkiye’de daha önce olmayan şeyler oluyor. İşsizlik ve yoksulluğun pençesinde kıvranan...
  • Değerli arkadaşlar, sizlere bu mektubu yazmamdaki amacım, fabrikamda yaşadığım ama aslında işçi sınıfının tümünü ilgilendiren örgütsüzlüğün bizleri ne hale düşürdüğünü göstermektir. Metal sektöründe çalışıyorum. Eşim, çocuklarımızın küçük olmasından...
  • Aylardır beklediğimiz metal işçilerinin toplu iş sözleşmesi istenmeyen bir sonuçla bitirilmiş oldu. Sözleşme süresince çeşitli fabrikalardan arkadaşlarla ve yakınlarımla fikir alışverişi yapıyorduk. Gelinen nokta ne yazık ki mücadeleci bir...
  • Ekonomik kriz ve onun yarattığı işsizlik başta olmak üzere kapitalizmin türlü sonuçları emekçilerin yaşamını cehenneme çevirmeye devam ediyor. Gün geçtikçe artan sayıda insan, intihar ederek yaşamına son veriyor. Çeşitli kentlerden art arda intihar...
  • Bizler bir kamu hastanesinde çalışan sağlık işçileri olarak yazıyoruz bu mektubu. Yakın zaman önce UİD-DER çatısı altında İstanbul’un çeşitli hastanelerinden sağlık işçileri olarak bir araya geldik. O güne dair fikirlerimizi, duygularımızı sizlerle...
  • Bursa Kestel’de bulunan Bodo Bode-Doğrusan Otomotiv fabrikasında çalışan işçiler sendikalaştıkları için işten atıldı. Türk-Alman ortaklığıyla kurulan fabrikada işçilerin sendikaya üye olduğu bilgisini alan patron, saldırıya geçti ve işten atmalara...
  • 16 yaşında, gençliğe yeni adım atmış bir kızdım. 1993 yılının Haziran ayının son günü hayatımın geride kalanı, 1 dakika içinde değişmişti. Okula gitmek için bindiğim otobüsten indiğimde arkadan gelen vidanjör bana çarpıp altına almıştı. O çarpmanın...
  • Kardeşler yaşadığımız düzende gün geçtikçe sorunlarımız artıyor. Ekonomik kriz, işsizlik, sürekli artan vergiler, zamlar, sefalet ücretlerine mahkûm edilmemiz, çocuklarımızın eğitim sorunları ve buna ekleyebileceğimiz onlarca sorun. Bu sıkıntılar...
  • İnsanın çocukluk ve gençlik dönemi gelecekle ilgili hayaller ve hedeflerle doludur. Mesela birçoğumuza küçük yaşlarda gelecekteki hayali sorulduğunda; topluma, çevremize faydalı olmak, sevdiğimiz ve mutlu olabileceğimiz bir meslek ile ilgilenmek...
  • İşçi sınıfının mücadele tarihini anlatan romanlar, filmler vardır. Kadınıyla, erkeğiyle işçi sınıfının ağır çalışma ve yaşam koşullarına karşı nasıl bir kavga verdiğini anlatırlar. Bu romanlarda, filmlerde işçiler bir çırpıda mücadeleye atılmaz....
  • İzmir’de Gaziemir Ege Serbest Bölgesi’nde F-35 savaş uçaklarının motor parçalarının üretimini yapan Pratt&Whitney Uçak ve Motor Sanayi A.Ş. fabrikasında sendikalaşmak isteyen işçiler, patronun işten atma saldırısına maruz kaldı. Kale grubuna ait...
  • Merhabalar, ben Gebze OSB’de çalışan bir işçiyim. Mahalleden beş kişilik bir arkadaş grubumuz var. Genelde de buluşma noktamız kahvehane oluyor. Kimi zaman okey kimi zaman batak oynuyor, işin stresinden, çoluğun çocuğun derdinden biraz uzaklaşıyoruz...
  • Nazlı: 4,5 yaşında bir kızım var. Kızımın ihtiyaçlarını karşılamak için çalışmak zorundayım. Fakat ne kadar çalışırsam çalışayım kızıma iyi bir gelecek sunma imkânım yok. Çünkü biliyorum ki hiçbir çocuğa gelecek vaat etmeyen bu düzende benim...