Navigation

Buradasınız

Her Sabah Yaşamla Vedalaşmak!

Şubat 2013, No:59

“Şu anda korkmuyorum. İlk madene girdiğimde korkuyordum. Şu anda dört çocuğum var, onların rızkı için çalışıyorum, ölüm aklıma gelmiyor. Bundan 20 gün önce amirimiz öldü, onun öldüğü aynı yerde iş yapıyoruz. Korkuyu düşünmüyoruz.”

Zonguldak’ta yerin yüzlerce metre altında çalışan bir maden işçisine ait bu cümleler. Geçim derdi, ölüm korkusundan da beter. Madenci kardeşimizin hayata dair sorumlulukları; yani dört çocuğunu yaşatmak, evine ekmek götürmek kendi canından daha kıymetli. Ölümü aklına getirmeden o karanlık dehlizlere inmek, inerken eşini ve çocuklarını düşünmek… Maden işçisi o derin kuyularda çalışmak için ölümü aklından uzaklaştırmak zorunda kalıyor.

Bir başka maden işçisi de şöyle dile getiriyor çaresizliğini: “İnsan ekmeğinden korkmaz. Ekmeğimiz orası!” İşçiler ekmeğinin peşinde, ekmek kuyunun dibinde. O kuyular büyük patronların mülkiyetinde. İşyerleri işçiye ekmek, bazen mezar, ama patronlar için hep zenginlik ve ihtişam sunuyor. İşçiler böyle yaşamak ve ölümlere bile alışmak zorunda bırakılıyorlar.

Ölümlere alışmak ölmekten daha fazla kahrediyor insanı. İşte bir başka maden işçisi korkusunu nasıl bastırdığını şöyle anlatıyor: “Biz alıştık, 15 yıldır madende çalışıyorum. Her ne kadar her sabah evden çıkarken eşimizle vedalaşsak da bunlar artık bizim için rutin hale geldi. O korkuyu üzerimizden attık.” Her sabah evinden vedalaşarak çıktığını söyleyen işçi, ölümle burun buruna olduğunu biliyor. Korkusunu bastırmak zorunda kalan bu kardeşimiz yıllar içinde durumunu kanıksıyor, korkuyla yaşamaya bile alışıyor. Her sabah yaşamla vedalaşarak işin yolunu tutmak, ölümü hiç akla getirmemek, ölümlere alışmak, insanın çaresizliğinin en acı ifadesidir.

İnsan değiştiremeyeceğini düşündüğü durumları çaresizce kabullenir. Peki, iş kazaları ve işçi ölümleri gerçekten elimizden hiçbir şey gelmeyecek durumlar mıdır? Meselâ, Zonguldak madenlerinde taşerona bağlı çalıştırılan işçilerin ölüm oranı, madenlerde sendikalı çalışan işçilerin ölüm oranının 28 katıdır. Bunu bile bile taşeronlaştırmayı nasıl kabulleniriz? “Ölüm bu mesleğin kaderinde var” diyen zalimlere nasıl inanırız?

İş saatlerinin uzamasının ve iş temposunun artmasının iş kazalarını arttırdığı aşikârdır. Sermayenin işçilerin kanı pahasına büyümesine öfkelenmemek mümkün mü? Hükümetinden valisine tüm devlet erkânı ölümlerin doğal olduğunu söylüyorlar. İnsanların inançlarını bile rezilce kullanan bu vicdansızların ölümlere “kader” demesi boşuna değil. Bu türdeki açıklamalar, gelecek tepkilerin engellenmesini amaçlıyor. Ölen işçilerin aileleri bile bu acımasızlığa “kader” deyip katlanabiliyorlar. Bir de işçi ölümlerini televizyonlardan izleyen işçiler var. Onlar da zamanla iş kazalarını duymaya alışıyor ve ölümleri kanıksıyorlar.

Örgütsüzlük belası işçileri çaresizlik içinde her şeye boyun eğmeye mecbur etmektedir. Örgütsüz ve güçsüz olduğu için çaresiz kalan işçi, tek başına hiçbir zalimliğe karşı çıkamıyor. Haksızlığa boyun eğen insan, düştüğü bu zavallı haliyle yüzleşmekten kaçınır. Çünkü kendisine olan saygısını yitirmek istemez, kendini aldatmayı seçer. İşte böylece işçiler ölümleri kanıksar, ezilmeye alışır, haksızlıkları göremez olur, vurdumduymaz hale gelir. Fakat kendisinin ve sınıfının yaşadığı gerçeklerle yüzleşme cesareti gösteren işçiler ise çıkış yolu ararlar, harekete geçerler ve örgütlenirler. Örgütlü işçi patronların yazdığı kadere boyun eğmez!

Vicdanlarımız kör, kulaklarımız sağır olmasın. “Biz ölümü aklımızdan sildik” diyen madenci kardeşimizin feryadını işitelim: “Hükümetin dediği gibi ‘güzel ölmek’ istemiyoruz. Bizim kaderimiz bu değil!”

15 Şubat 2013

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Birçok ülkede, farklı tarihlerde “çocuk günü” vardır ve o günlerde çocuklar hatırlanır, iyi dileklerde bulunulur. UNICEF ise 191 ülke tarafından kabul edilen Çocuk Hakları Sözleşmesinin imzalandığı gün olan 20 Kasımı Dünya Çocuk günü olarak kutluyor...
  • TÜİK’in Ağustos ayına ait işgücü istatistikleri, işsizliğin her geçen ay daha da arttığını gösteriyor. TÜİK’in rakamlarına göre, 2019 Ağustos döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre işsiz sayısı 980 bin kişi artarak 4 milyon 650 bine yükseldi....
  • UİD-DER’li bir emekçi kadın çalıştığı işyerinde kadın arkadaşlarıyla yaptığı bir sohbeti şöyle aktarıyor: “İsviçre’de kadınların eşit işe eşit ücret talebiyle yaptığı grev üzerine sohbet ediyorduk. Arkadaşlarımın bu grevden haberi yoktu....
  • DİSK’e bağlı işyerlerinde çalışan işçiler, yarım gün iş bırakarak “kıdem tazminatının gaspına hayır, vergi adaleti istiyoruz” sloganıyla Konak Meydanına yürüdü. 181 gündür işlerine dönmek için direnen Aliağa Belediyesi işçileri de kendi...
  • DİSK, Türk-İş ve Hak-İş genel başkanları, vergi adaletinin sağlanması talebiyle Türk-İş Genel Merkezinde bir araya gelerek ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdi. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay ve Hak-İş...
  • Başarıya giden yol nedir, hiç düşündünüz mü? Şimdi bu soruyu niye sordum merak ediyor olabilirsiniz. Kurbağalar ile ilgili bir hikâye okudum. Bu hikâye çok hoşuma gitti ve sizlerle paylaşmak istedim. Üzerine biraz düşününce hayatımızda da bu...
  • İstanbul Fatih’te 6 Kasım Çarşamba günü dört kardeş evlerinde ölü bulundu. Tanıdıkları haber alamayınca evlerine gittiler ve kapıda “Dikkat siyanür var, polisi arayın, içeri girmeyin” notu ile karşılaştılar. Notu gören kardeşlerin tanıdıkları polise...
  • Milyonlarca işçinin brüt ücretinden yapılan kesintiler, işçinin yıllık gelirine göre değişiyor. Geliri 18 bin liraya kadar olanlardan yüzde 15, 18 binle 40 bin lira arasında olanlardan yüzde 20, 40 binle 148 bin lira arsında olanlardan ise yüzde 27...
  • TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, beklenen büyük İstanbul depreminin olası sonuçlarına ilişkin 11 Kasımda bir çalıştay düzenledi. Düzce depreminin 20. yılında Kadıköy’de düzenlenen İstanbul Deprem Çalıştayında, 20 milyonluk mega kentin depreme...
  • Zeytinoğlu Grubu’na bağlı Entil Endüstri, Halpaki Döküm ve Tarkon Makine işçilerinin kıdem tazminatları ve 5 aylık ücretlerinin ödenmesi talebiyle 4 Kasımda başlattıkları nöbet eylemi devam ediyor. 3 fabrikada çalışan işçiler, taleplerini duyurmak...
  • 17 Ağustos depremini Kocaeli Karamürsel’de yaşamış birisi olarak, o gece ve sonrasında yaşadıklarımı sizlerle paylaşmak istedim. O zamanlar eşim İstanbul’da çalışıyor, ben 1 yaşındaki kızım ve 4 yaşındaki oğlumla annemde kalıyordum. 17 Ağustos...
  • Genç yaşlı, evli bekâr, köylü, şehirli, Avrupalı, Asyalı fark etmiyor. Dünyanın her yerinde baskı altına alınıyor, şiddet görüyoruz. Kadınların emek gücü ucuzdur. Bu düzende söz hakkımızı erkekler belirlemek istiyor. Çalışıyor ve ev geçindiriyoruz...
  • Ankara’nın Etimesgut ilçesinde Elya Yapı’ya ait Elya Center şantiyesinde çalışan 30 inşaat işçisi aylardır ödenmeyen ücretlerini talep ettiler. Elya Yapı patronları 9 Kasımda işçilere ücretlerinin ödeneceği sözünü verdi. Aldıkları sözün ardından...