. İşçilerin Örgütlenmesinin Önündeki Engeller Kaldırılsın! | Uluslararası İşçi Dayanışması Derneği
Navigation

Buradasınız

İşçilerin Örgütlenmesinin Önündeki Engeller Kaldırılsın!

Mart 2012, No: 48

Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC), Türkiye’de sendikal hak ihlâlleri ile ilgili bir rapor yayınladı. 151 ülkeden 175 milyon işçiyi temsil eden ITUC, Türkiye’de de DİSK, Türk-İş, Hak-İş ve KESK’e üye işçileri temsil ediyor. ITUC, Türkiye’nin işçilere yönelik hak ihlâlleri sicilinin kabarık olduğunu ve bu ihlâllerin gerek hükümet gerekse de patronlar tarafından arttırılarak sürdürüldüğünü belirtiyor.

Türkiye, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) işçiler lehine olan birçok temel sözleşmesini imzalamış olsa da, bu sözleşmelere uymamakta diretiyor. Çalışanların haklarını ihlâl ediyor, sendikal yasakları dayatmaktan çekinmiyor. ITUC’un hazırladığı “Türkiye Temel Çalışma Standartları Raporu” bu gerçeği bir kez daha ortaya koyuyor. 

İşçilere dönük hak ihlâllerinin en önemlisi örgütlenme özgürlüğünün önüne dikilen engellerdir. Sendikaya üye olduğu için işten atılan işçi sayısı muazzam boyutlara ulaşmış durumdadır. 2004’ten bu yana, yalnızca Türk-İş’e bağlı sendikalara üye olduğu için işten atılan işçi sayısı 40 bini geçmiştir. Sendikaya üye olan işçiler, ya işten atılıyor ya da türlü yollarla sendikadan istifa etmeye zorlanıyorlar. Baskı uygulayan ve işten atan patronlar, hiçbir ceza almıyor. Bu nedenle sendikalı işçi sayısı giderek azalıyor; sendikalar yetki alamıyor, işkolu barajının altında kalıyorlar. 

2011 yılı sonunda, Sendikalar Kanunu ile Toplu Sözleşme, Grev ve Lokavt Kanunu’nun değiştirilmesi gündeme geldi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, bir kanun taslağı hazırladı. Hükümet, bu taslakla, sendikal örgütlenmenin önündeki engelleri kaldırdığını iddia etti. Ancak taslak, eski kanunun tüm yasakçı maddelerini koruyordu. Örneğin işyerinde sendikanın yetki alması için şart koşulan %50+1 barajı olduğu gibi korunduğu halde, işkolu barajı güya binde 5’e düşürülmüştü. Buna rağmen taslak, patron örgütlerinin büyük tepkisini çekti. İşkolu barajının düşürülmesi gibi tek başına bir anlam ifade etmeyen birkaç küçük değişiklik önerisi bile taslaktan çıkarıldı. Binde 5’lik işkolu barajı önerisi %3’e çıkartıldı. Şimdi Meclis’te görüşülmeyi bekleyen taslak, sendikal yasakları eski kanundan olduğu gibi devralmıştır.

Sendikalar toplantı ya da miting düzenlemek için izin almak, polisin etkinliğe katılıp tutanak tutmasına izin vermek zorundalar. Sendikaların faaliyetleri ve mali işlemleri de kontrol edilmektedir. Tüzükleri ve faaliyetleri, sendikaların kapatılma nedeni olabilmektedir. Örneğin Eğitim-Sen, tüzüğünde anadilde eğitimi savunduğu için kapatılmakla yüz yüze kalmıştır. Göçmen işçilerin ve farklı etnik kimliklerden işçilerin örgütlenmesinin önüne ciddi engeller dikilmektedir.

Kamu çalışanları işçi sendikalarına üye olamazlar. “Memur” işçiler kurdukları kendi sendikalarına üye olabilirler, ama toplu sözleşme ve grev yapma hakkına sahip değiller. Toplu görüşmelerde son sözü devlet söyler. Kamu çalışanlarının, devletin dayattığı koşullara grevle cevap vermesi yasak sayılmaktadır.  

En büyük pazarlık silahı olan grev hakkı işçi sınıfının çok sınırlı bir kesimi tarafından ve çok sınırlı durumlarda kullanılabilmektedir. İşçilerin üretimden gelen gücünü kullanması demek olan grev, neredeyse her durumda, kanun dışı sayılmaktadır. İşçilerin dayanışmasının en güzel örnekleri olan dayanışma grevleri, genel grevler, siyasi grevler yasak olmaya devam ediyor. Sadece toplu iş sözleşmelerinin tıkanması sonucu greve gidilebiliyor. Ama greve gitmeden önce işçilerin önüne birçok aşama dikiliyor. Bu aşamalar öylesine uzun zaman alıyor ki, işveren grev öncesi tüm hazırlıklarını tamamlayıp, grevi fiilen etkisiz hale getiriyor. Üstelik greve çıkılsa bile, güya tarafsız olan devlet, grevi patronların lehine olacak şekilde erteleme hakkına sahip!

Türkiye’deki hak ihlâlleri bu kadarla sınırlı değil. Kölelik anlamına gelen taşeronluk uygulamaları, kayıt dışı çalıştırma, çocuk ve kadın emeğinin dizginsizce sömürüsü, inanç ve siyasi görüş nedeniyle işten atılmalar ve bunun gibi nice haksızlıklar çok yaygın. Son aylarda KESK yöneticileri, çeşitli bahanelerle tutuklanmaktadır. Mücadeleci işçiler türlü baskılarla karşılaşmaktadır. Türkiye’nin patronları, işçi hakları konusunda uluslararası standartlara uymayı reddediyorlar. Ancak işçi sınıfı birleşip kendi hakları için mücadele ederse, devlet uluslararası standartlara uymaktan ve patronlar da gerekeni yapmaktan kaçamayacaktır!

17 Mart 2012

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 20 yıl geçti. Aradan bunca yıl geçmesine rağmen, depreme karşı gerçek anlamda önlem alınmış değil. Her an olabilecek büyük İstanbul depremi sırasında halkın toplanması için boş bırakılan alanlara da AVM’...
  • Portekiz’de yakıt tankeri sürücüleri, 12 Ağustosta ülke genelinde süresiz genel greve çıktı. Tehlikeli Malzeme Taşıyıcıları Ulusal Sendikası’na (SNMMP) üye işçiler, maaş zammındaki anlaşmazlık nedeniyle kontak kapattı. Kosta Rika’daki devlet...
  • Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 15 Ağustos 2019 günü Mayıs 2019 dönemi Hanehalkı İşgücü Araştırmasını açıkladı. DİSK-AR hem TÜİK hem de İŞKUR’un Haziran 2019 verilerini değerlendirdi.
  • Yerel seçimlerin üzerinden bir hayli zaman geçmesine rağmen el değiştiren belediyeler üzerinden ortaya çıkan yolsuzluklar, haksızlıklar ile ilgili tartışmalar devam ediyor. Önceki belediye başkanlarının yaptıkları yolsuzluklar, haksızlıklar, kirli...
  • KHK ile kadroya geçirilen işçiler de dâhil edildiğinde, yaklaşık 500 bin işçiyi ilgilendiren kamu toplu iş sözleşmesi (TİS) imzalandı. Türk-İş ve AKP hükümeti arasında bayramın ikinci günü yapılan bir toplantıda imzalanan sözleşmeye göre, 2019’un...
  • Merhaba işçi kardeşlerim. Sizlere çalıştığım işyerindeki bir sohbeti aktarmak istiyorum. Ama konuya geçmeden önce, İşçi Dayanışması’nda çıkan bir yazıyı hatırlamak istiyorum. Yazının adı “Elma Hadisesi” idi. Yazıda 70’li yıllarda, bir fabrikadaki...
  • Merhaba dostlar! Geçtiğimiz günlerde uidder.org’da çıkan “Emekçi Kadınların Gözünden UİD-DER” başlıklı bir mektup okuduk. Çok geçmedi “İşçi Sınıfının Gençlerinin Gözünden UİD-DER” başlıklı Sefaköy’den bir grup genç arkadaşımızın sıcacık duygularını...
  • Atatürk Havalimanı 6 Nisan 2019 saat 02.47’de Singapur uçağıyla son hizmetini verdi. İstanbul Havalimanı yani 3. Havalimanı’nda ise, 6 Nisan 2019 saat 03.00’dan itibaren uçuşlar başladı. İstanbul Havalimanı’nın yapılmasına, Atatürk Havalimanı’nda...
  • Nepal’den, Bangladeş’ten, Pakistan’dan Katar’a giden yüz binlerce göçmen işçi, kölelik koşullarında çalışıyor. Bu işçilerin büyük çoğunluğu, 2022’de Katar’da gerçekleşecek Dünya Kupası maçları için inşa edilen stadyumlarda çalışıyor. Dünya Kupası...
  • İzmir Aliağa ilçesinin MHP’li Belediye Başkanı Serkan Acar, 31 Mart seçimlerinin ardından 180 işçiyi işten attı. Acar, işçileri işten atmasına “teknolojik gelişmeleri” gerekçe olarak göstermişti. Atılan işçilerin işlerine geri dönme mücadelesi...
  • Bizler çeşitli fabrikalarda çalışan bir grup işçiyiz. Bir yıl boyunca yoğun bir tempo içerisinde çalıştık ve bu yoğun tempodan az da olsa sıyrılıp bir tatile gittik. Her birimizin farklı farklı özellikleri, kültürleri olmasına rağmen bir hafta...
  • Türk-İş ile AKP hükümeti arasında, kamuda çalışan 200 bin işçi ilgilendiren 2019 dönemi Kamu Kesimi Toplu İş Sözleşmesi Çerçeve Protokolü görüşmeleri devam ediyor. Bugüne kadar gerçekleştirilen üç görüşmede işçilerin talepleri kabul edilmezken,...
  • Geçtiğimiz günlerde hepimizin bildiği gibi üniversite sınav sonuçları açıklandı. Sınava giren 2 milyonu aşkın öğrenciden 628 bin 796 öğrenci barajı geçemedi. Bu öğrenciler barajı geçemedikleri için sıkıntılı bir duruma düştüler. Peki, bunu hak...