Navigation

Buradasınız

İşçilerin Uluslararası Dayanışması Neden Önemlidir?

Ekim 2010, No: 31

Sermaye sınıfının dünyamıza hâkim olduğu günden bugüne, üretim de her geçen gün uluslararası bir boyut kazandı. Patronlar, pazarlarını büyütmek ve dolayısıyla kârlarına kâr katmak için, dünyanın en ücra köşelerine kadar yerleşmekten bir an olsun geri durmadılar. Bizzat kendimiz şöyle bir etrafa baktığımızda, petrol şirketlerinden otomobil fabrikalarına, hipermarketlerden hazır giyim markalarına sanayi bölgelerindeki pek çok şirketin uluslararası dev tekellere ait olduğunu görürüz. Hepimizin bildiği gibi üretim küresel bir nitelik kazanmıştır ve bundan geriye dönüş yoktur. Artık en ufak bir malın üretimi dahi, çeşitli ülkelerdeki işçilerin ortak çalışmasıyla gerçekleştirilmektedir. Onlarca ülkeden yüz binlerce işçi, UPS, Ford, Mercedes, IBM, Coca Cola, Shell, Toyota, Arçelik, General Motors, AEG, gibi tekellerin bünyesinde çalışmaktadır.

Dünyadaki üretimin büyük çoğunluğunu elinde tutan dev tekeller olunca, işçi sınıfının mücadelesi ve örgütlenmesi de bu tekellere karşı ve uluslararası çapta olmak zorundadır. İşçi sınıfının örgütlenme ve mücadelesinin ulusal sınırları aşması, sermayenin uluslararası bir boyut kazanmasının ve tekelleşmesinin getirdiği zorunlu bir sonuçtur. Bu mücadele, sendika bürokratlarının ileri sürdüğü gibi, “imkânlarımız yok”, “çok zor”, “olanaksız” denilerek ikinci plana atılacak bir mücadele değildir. Dev tekeller din, dil, ırk ve renk ayrımı yapmadan dünyadaki sınıf kardeşlerimizle birlikte bizleri de aynı sömürüye tâbi tutmaktadırlar. Bizler de bu sömürüye karşı, dünya işçilerinin bir parçası olarak, ortak örgütlenme ve mücadeleye ilgisiz kalamayız, kalmamalıyız. İş güvencemizi ve haklarımızı sermayenin saldırılarından koruyabilmemizin tek yolu, uluslararası çapta örgütlenmekten, uluslararası mücadeleyi yükseltmekten ve dünya işçileriyle omuz omuza dayanışma içinde olmaktan geçiyor.

Türkiye’de son zamanlarda yapılan birçok eylem ve örgütlenme uluslararası dayanışmaya sahne oldu. Yerli ve yabancı firmalara (Novamed, Sinter, E-Kart, Desa, Tekel, Rimaks ve UPS) karşı yapılan eylem ve örgütlenmeler ulusal sınırları aşarak, dünya işçilerinin gündemine girdi. Sendikaların uluslararası düzeyde aynı gün ve saatte ortak basın açıklamaları yapmaları, iş durdurmaları, eylem ve yürüyüşler organize etmeleri, mücadele eden işçilerde, “çıkarlarımız dünya işçileriyle ortaktır”, “kazanmak için dünyanın her ülkesinde güçlü bir işçi dayanışması olmalıdır” düşüncesini doğurmaktadır. En son örnek, Uluslararası Taşımacılık Sendikası ITF’in, UPS işçileriyle 1 ve 15 Eylül günlerini Küresel Eylem Günü ilan ederek örgütlü olduğu 154 ülkede, sendika ve işçi örgütlerine ortak eylem ve dayanışma çağrısında bulunması oldu. Henüz yetersiz de olsa bu tür eylemler yaygınlaştıkça işçilerin kazanma gücü ve kendine güveni artacak, patronlarınsa kaybetmesi kolaylaşacaktır. Bilinçli işçilerin görevi, böylesi mücadelelerin kazanımla sonuçlanması için uluslararası kampanyaları, eylemleri ve grevleri daha da güçlendirmektir.

Dünyadaki işçilerin çalışma ve yaşam koşulları giderek kötüleşmektedir. Dev tekeller ülke ayrımı yapmadan hükümetlere baskı yapmakta, işçi sınıfının örgütlenmesini engellemekte, ücretleri düşürmekte, on binlerce işçiyi işten atmakta, esnek çalışma ve taşeronlaştırmayı yaygınlaştırmakta, hatta mücadeleci sendikacıların önünü suikastlarla kesmeye çalışmaktadırlar. Ekonomik kriz bahanesiyle sermaye, ülke ayrımı yapmadan bütün işçilerin haklarına, sendikal örgütlenmelerine yönelik saldırıları arttırmıştır. Örneğin Avrupa ülkelerinde de işsizlik yükseliyor, emeklilik yaşı arttırılıyor ve sosyal haklar yok ediliyor. Bu nedenle haklarımızı korumak ve yeni haklar kazanmak için bütün işçilerin ulusal sınırları aşan mücadeleye atılması günümüzde acil bir zorunluluk haline gelmiştir.  

Hatırlayalım “8 saatlik işgünü” mücadelesi, kadın işçilerin “eşit işe eşit ücret talebi” veya sendikal hakların kazanılması uluslararası mücadelelerle başarılmıştı. Bugün de Türkiye’de, Amerika’da, Yunanistan’da, Çin’de, Güney Afrika’da, Yeni Zelanda’da kısacası bütün dünyadaki işçilerin, taleplerini kan emici patronlar sınıfına kabul ettirebilmesi ancak sınırları aşan birleşik mücadeleden geçiyor. Dev tekeller dünya işçi sınıfını bir ahtapotun kolları gibi sarıp, sömürmektedir. Bu sömürü zincirini kırıp parçalamak için ortak örgütlenmeli, mücadelemizi hem ulusal ve hem de uluslararası anlamda daha da güçlendirmeliyiz.

UİD-DER kurulduğu günden bu yana işçi sınıfının uluslararası dayanışmasına dikkat çekiyor ve işçilerin bu doğrultuda örgütlenmesine özel bir önem veriyor. İşçi sınıfını ve sendikaları bu yönde örgütlenmeye çağırıyor. Günümüzde işçi sınıfının uluslararası dayanışma ve mücadelesi o denli önemlidir ki, ekonomik kazanımların yanı sıra, dünyamızda yaşanan haksız savaşlara dur demek, krizlerin bedelini ödememek ve çevre felâketlerini önlemek için dünya işçilerinin ortak mücadele vermesi gerekiyor. İşçi sınıfı uluslararası bir sınıftır ve mücadelesi de uluslararası olmalıdır.

15 Ekim 2010

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Bir lise öğrencisi: Bir öğrenci olarak az çok tahmin edeceğiniz masraflarım var, ancak aynı masrafları karşılamak için artık daha fazla para gerekiyor. Ailem ve ben okul masraflarının pahalılığından şikâyetçiyiz. Örneğin benim okulum devlet okulu...
  • Birçok ülkede, farklı tarihlerde “çocuk günü” vardır ve o günlerde çocuklar hatırlanır, iyi dileklerde bulunulur. UNICEF ise 191 ülke tarafından kabul edilen Çocuk Hakları Sözleşmesinin imzalandığı gün olan 20 Kasımı Dünya Çocuk günü olarak kutluyor...
  • TÜİK’in Ağustos ayına ait işgücü istatistikleri, işsizliğin her geçen ay daha da arttığını gösteriyor. TÜİK’in rakamlarına göre, 2019 Ağustos döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre işsiz sayısı 980 bin kişi artarak 4 milyon 650 bine yükseldi....
  • UİD-DER’li bir emekçi kadın çalıştığı işyerinde kadın arkadaşlarıyla yaptığı bir sohbeti şöyle aktarıyor: “İsviçre’de kadınların eşit işe eşit ücret talebiyle yaptığı grev üzerine sohbet ediyorduk. Arkadaşlarımın bu grevden haberi yoktu....
  • DİSK’e bağlı işyerlerinde çalışan işçiler, yarım gün iş bırakarak “kıdem tazminatının gaspına hayır, vergi adaleti istiyoruz” sloganıyla Konak Meydanına yürüdü. 181 gündür işlerine dönmek için direnen Aliağa Belediyesi işçileri de kendi...
  • DİSK, Türk-İş ve Hak-İş genel başkanları, vergi adaletinin sağlanması talebiyle Türk-İş Genel Merkezinde bir araya gelerek ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdi. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay ve Hak-İş...
  • Başarıya giden yol nedir, hiç düşündünüz mü? Şimdi bu soruyu niye sordum merak ediyor olabilirsiniz. Kurbağalar ile ilgili bir hikâye okudum. Bu hikâye çok hoşuma gitti ve sizlerle paylaşmak istedim. Üzerine biraz düşününce hayatımızda da bu...
  • İstanbul Fatih’te 6 Kasım Çarşamba günü dört kardeş evlerinde ölü bulundu. Tanıdıkları haber alamayınca evlerine gittiler ve kapıda “Dikkat siyanür var, polisi arayın, içeri girmeyin” notu ile karşılaştılar. Notu gören kardeşlerin tanıdıkları polise...
  • Milyonlarca işçinin brüt ücretinden yapılan kesintiler, işçinin yıllık gelirine göre değişiyor. Geliri 18 bin liraya kadar olanlardan yüzde 15, 18 binle 40 bin lira arasında olanlardan yüzde 20, 40 binle 148 bin lira arsında olanlardan ise yüzde 27...
  • TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, beklenen büyük İstanbul depreminin olası sonuçlarına ilişkin 11 Kasımda bir çalıştay düzenledi. Düzce depreminin 20. yılında Kadıköy’de düzenlenen İstanbul Deprem Çalıştayında, 20 milyonluk mega kentin depreme...
  • Zeytinoğlu Grubu’na bağlı Entil Endüstri, Halpaki Döküm ve Tarkon Makine işçilerinin kıdem tazminatları ve 5 aylık ücretlerinin ödenmesi talebiyle 4 Kasımda başlattıkları nöbet eylemi devam ediyor. 3 fabrikada çalışan işçiler, taleplerini duyurmak...
  • 17 Ağustos depremini Kocaeli Karamürsel’de yaşamış birisi olarak, o gece ve sonrasında yaşadıklarımı sizlerle paylaşmak istedim. O zamanlar eşim İstanbul’da çalışıyor, ben 1 yaşındaki kızım ve 4 yaşındaki oğlumla annemde kalıyordum. 17 Ağustos...
  • Genç yaşlı, evli bekâr, köylü, şehirli, Avrupalı, Asyalı fark etmiyor. Dünyanın her yerinde baskı altına alınıyor, şiddet görüyoruz. Kadınların emek gücü ucuzdur. Bu düzende söz hakkımızı erkekler belirlemek istiyor. Çalışıyor ve ev geçindiriyoruz...