. Demokrasi İşçiler Mücadele Ederse Genişler | Uluslararası İşçi Dayanışması Derneği
Navigation

Buradasınız

Demokrasinin Kaderi Sermaye Hükümetlerine Havale Edilemez!

Demokrasi İşçiler Mücadele Ederse Genişler

Ekim 2010, No: 31

12 Eylülde yapılan referandumun etkileri sürüyor, tartışmalar devam ediyor.

Hiç kuşku yok ki, işçi-emekçi kitlelerin büyük bir bölümü değişimden yana irade beyan etmiştir.

Bu, AKP’nin ve sermaye çevrelerinin niyetlerinden bağımsız olarak böyledir.

Emekçi kitleler demokrasinin sınırlarının genişlemesini istemektedirler.

Ancak hemen altını kalınca çizelim ki, demokrasinin kaderi patronlar sınıfının şu ya da bu kesiminin iyi niyetine havale edilemez.

AKP ve onun etrafında toplanmış sermaye çevreleri iktidardan daha fazla pay kapmak için “demokrat” pozları kesiyorlar. Rakiplerini geriletmek için emekçi kitlelerin desteğini almaya çalışıyorlar. Getirilen kısmi demokratik iyileştirmelerin nedeni de budur. Fakat bu değişiklikler yeterli değildir!

Yapılan anayasa değişikliğiyle birlikte kamu emekçilerine grevsiz de olsa “toplu sözleşme” hakkı tanındı. Kamu emekçileri, disiplin cezası almaları durumunda yargı yoluyla haklarını arayabilecekler, bunun önü açıldı.

Genel grev, dayanışma grevi, siyasi amaçlı grev anayasal düzeyde yasak olmaktan çıkartıldı. Toplu sözleşmelerin tıkanması sonrasında çıkılan grevlerde, işyerinde oluşacak maddi zararın sorumluluğunun sendikalara yıkılmasını içeren madde kaldırıldı. Emeklilere de kamu emekçilerinin “toplu sözleşme”sinden yararlanma hakkı tanındı.

Bir kez daha vurgulayalım: Bunlar olumludur, ama yeterli değildir! İşçi sınıfının örgütlenmesinin önündeki engeller yerli yerinde durmaktadır. 12 Eylül 1980 faşist cuntasının yaptığı 1982 Anayasası genel çerçevesiyle hâlâ yürürlüktedir.

 

Yapılan kısmi iyileştirmelerin hayat bulması için kanunlarda ve iş yasalarında değişikliklere gidilmesi gerekiyor.

Daha da önemlisi sınırsız örgütlenme, grev, basın ve toplanma özgürlüğünün önünün açılması gerekiyor.

İşte tam da bu noktada sendikalara büyük görevler düşüyor.

Sendikalar, genel grev, dayanışma grevi ve siyasi amaçlı grevin yasak olmaktan çıkartılmasını ve diğer olumlu değişiklikleri önemsemeli, bu kapsamda yasalardaki engellerin temizlenmesi için de genel bir kampanya başlatmalıdırlar.

Sendikalar, şikâyetlenerek ve demokrasinin kaderini sermaye hükümetlerine havale ederek zaman tüketemezler!

İşçilerin örgütü olan sendikaların öylece hiçbir şey yapmadan kös kös oturma hakları yoktur!

Yapılan değişikliklerin hayat bulması, işçi sınıfının örgütlenmesinin önünü açacak şekilde anayasanın kökten değiştirilmesi için işçiler mücadeleye çekilmelidir.

Sendikalarımızın tepesine çöreklenen bürokratların içi boş nutuklarına karnımız tok!

Sendikalar tez zamanda eyleme geçmelidirler!

Biz işçiler her türlü anti-demokratik uygulamaya son verilmesini, işçi sınıfının örgütlenmesinin önündeki engellerin kaldırılmasını istemeliyiz.

İş yasalarını işçi kurullarının hazırlamasını talep etmeliyiz, bunu anayasaya yazdırmak için mücadele etmeliyiz.

Patronlar ayrı bir sınıftır ve çıkarları işçilerinkinden başkadır. Bizler kendi sınıfımızın çıkarları için mücadele etmeliyiz!

Mücadele tarihimize dönüp bir bakalım: Patronlar sınıfı ve onların hükümetleri işçileri çok sevdikleri için haklar bahşetmezler! Türkiye’den üç örnek verelim:

1946’da, çok partili sisteme geçildikten sonra sendikaların kurulmasına ve örgütlenmesine izin verildi. Ancak hem toplu sözleşme hem de grev yapmak yasaktı. Ama mücadeleci sendikacılar ve işçiler bu yasakları bahane edip geri durmadılar. Yasaklara rağmen 1963’te “hak verilmez alınır” şiarıyla başlayan Kavel direnişi kazanımla sonuçlandı ve devlet hem toplu sözleşme hem de grev hakkını tanımak zorunda kaldı. Buna “Kavel Maddesi” denecekti. 

Keza 1980 sonrasında başlayan NETAŞ grevi de bir başka örnektir. 1980 sonrasında, mücadeleden yan çizenler, 12 Eylül faşist anayasasını ileri sürerek şunu söylüyorlardı: “Bu yasalarla grev yapmak imkânsızdır.”

Oysa yasaların kendi başına bir hükmü yoktur.

Yasalar işçileri kendiliğinden harekete geçirmez.

İşçileri harekete geçiren işçilerin örgütlü olmasıdır.

Ve mücadele etmeden yasaklar aşılamaz!

Bunun bilincinde olan mücadeleci işçiler ve sendikacılar 12 Eylül’ün yasaklarına meydan okuyarak greve çıktılar.

93 gün süren NETAŞ grevi başarıyla sonuçlandı ve büyük etki yarattı.

12 Eylül’ün işçi sınıfı üzerinde yarattığı moral bozukluğunun dağılmasında önemli bir rol oynadı. 

1990’lar boyunca, memurların sendika kurması yasak olmasına rağmen, örgütlenen kamu emekçilerinin direngen mücadelesi bir başka örnektir.

İşçiler haklarını mücadele ederek almışlar, mücadele ederek kullanmışlar ve mücadele ederek korumuşlardır.

Örneğin, sendikalı olmak her işçinin yasal hakkıdır. Ancak UPS, Rimaks, Mutaş, Çel-Mer, Çizmeci Gıda vs. işçileri yasal haklarını kullandıkları için işten atıldılar. Demek ki, mevcut haklarımızı hayata geçirebilmek için bile mücadele vermek zorundayız.

Yani kendi çıkarları için anayasada değişikliğe giden AKP hükümeti, işçilerin haklarını kendiliğinden vermeyecektir. Üstelik bir kez daha, patronların talepleri üzerine kıdem tazminatının kaldırılması gündeme alınmıştır. Sırada diğer saldırılar vardır.

İşçi sınıfına dönük saldırıları geri püskürtmek, demokrasinin sınırlarını genişletmek, hak ve özgürlüklerin önünü açmak, sendikal ve siyasal yasakları kaldırmak, iş yasalarını işçi kurullarının hazırlaması talebini yükseltmek için mücadeleyi büyütmeliyiz.

Sendikalı ve sendikasız işçileri bu talepler etrafında mücadeleye çekecek sendikalarımıza büyük görevler düşüyor. Sendikalar görev başına! 

9 Ekim 2010

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 20 yıl geçti. Aradan bunca yıl geçmesine rağmen, depreme karşı gerçek anlamda önlem alınmış değil. Her an olabilecek büyük İstanbul depremi sırasında halkın toplanması için boş bırakılan alanlara da AVM’...
  • Portekiz’de yakıt tankeri sürücüleri, 12 Ağustosta ülke genelinde süresiz genel greve çıktı. Tehlikeli Malzeme Taşıyıcıları Ulusal Sendikası’na (SNMMP) üye işçiler, maaş zammındaki anlaşmazlık nedeniyle kontak kapattı. Kosta Rika’daki devlet...
  • Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 15 Ağustos 2019 günü Mayıs 2019 dönemi Hanehalkı İşgücü Araştırmasını açıkladı. DİSK-AR hem TÜİK hem de İŞKUR’un Haziran 2019 verilerini değerlendirdi.
  • Yerel seçimlerin üzerinden bir hayli zaman geçmesine rağmen el değiştiren belediyeler üzerinden ortaya çıkan yolsuzluklar, haksızlıklar ile ilgili tartışmalar devam ediyor. Önceki belediye başkanlarının yaptıkları yolsuzluklar, haksızlıklar, kirli...
  • KHK ile kadroya geçirilen işçiler de dâhil edildiğinde, yaklaşık 500 bin işçiyi ilgilendiren kamu toplu iş sözleşmesi (TİS) imzalandı. Türk-İş ve AKP hükümeti arasında bayramın ikinci günü yapılan bir toplantıda imzalanan sözleşmeye göre, 2019’un...
  • Merhaba işçi kardeşlerim. Sizlere çalıştığım işyerindeki bir sohbeti aktarmak istiyorum. Ama konuya geçmeden önce, İşçi Dayanışması’nda çıkan bir yazıyı hatırlamak istiyorum. Yazının adı “Elma Hadisesi” idi. Yazıda 70’li yıllarda, bir fabrikadaki...
  • Merhaba dostlar! Geçtiğimiz günlerde uidder.org’da çıkan “Emekçi Kadınların Gözünden UİD-DER” başlıklı bir mektup okuduk. Çok geçmedi “İşçi Sınıfının Gençlerinin Gözünden UİD-DER” başlıklı Sefaköy’den bir grup genç arkadaşımızın sıcacık duygularını...
  • Atatürk Havalimanı 6 Nisan 2019 saat 02.47’de Singapur uçağıyla son hizmetini verdi. İstanbul Havalimanı yani 3. Havalimanı’nda ise, 6 Nisan 2019 saat 03.00’dan itibaren uçuşlar başladı. İstanbul Havalimanı’nın yapılmasına, Atatürk Havalimanı’nda...
  • Nepal’den, Bangladeş’ten, Pakistan’dan Katar’a giden yüz binlerce göçmen işçi, kölelik koşullarında çalışıyor. Bu işçilerin büyük çoğunluğu, 2022’de Katar’da gerçekleşecek Dünya Kupası maçları için inşa edilen stadyumlarda çalışıyor. Dünya Kupası...
  • İzmir Aliağa ilçesinin MHP’li Belediye Başkanı Serkan Acar, 31 Mart seçimlerinin ardından 180 işçiyi işten attı. Acar, işçileri işten atmasına “teknolojik gelişmeleri” gerekçe olarak göstermişti. Atılan işçilerin işlerine geri dönme mücadelesi...
  • Bizler çeşitli fabrikalarda çalışan bir grup işçiyiz. Bir yıl boyunca yoğun bir tempo içerisinde çalıştık ve bu yoğun tempodan az da olsa sıyrılıp bir tatile gittik. Her birimizin farklı farklı özellikleri, kültürleri olmasına rağmen bir hafta...
  • Türk-İş ile AKP hükümeti arasında, kamuda çalışan 200 bin işçi ilgilendiren 2019 dönemi Kamu Kesimi Toplu İş Sözleşmesi Çerçeve Protokolü görüşmeleri devam ediyor. Bugüne kadar gerçekleştirilen üç görüşmede işçilerin talepleri kabul edilmezken,...
  • Geçtiğimiz günlerde hepimizin bildiği gibi üniversite sınav sonuçları açıklandı. Sınava giren 2 milyonu aşkın öğrenciden 628 bin 796 öğrenci barajı geçemedi. Bu öğrenciler barajı geçemedikleri için sıkıntılı bir duruma düştüler. Peki, bunu hak...