Navigation

Buradasınız

Kutup Yıldızımız İşçi Dayanışmamız!

Tarih bilinciyle donanan, değişime inanan öncü işçiler 2006 yılında mücadele örgütümüz UİD-DER’i kurdu. İşçilere geçmişin mücadele deneyimlerini aktaran İşçi Dayanışması gazetesini 150 sayıdır çıkarttı. Biz işçiler İşçi Dayanışması’na sahip çıktıkça, yayıp yaygınlaştırdıkça onun ışığı kutup yıldızı gibi parlamaya, yolumuza kılavuz olmaya devam edecek.

İnsanlık var olduğundan beri doğayı ve yaşamı anlamaya çalışmıştır. Hayatta kalmak ve türünün devamını sağlamak için el birliği içinde hareket etmeyi, avlanmayı, besin toplamayı öğrenmiş ve bu bilgileri yeni nesillere aktarmıştır. Binlerce yıl boyunca dünya kolektif hareket eden, eşitlikçi insan topluluklarına yani ilkel komünal toplumlara şahit oluşturmuştur. Gelişiminin bir evresinde insanlık, tarım ve yerleşik yaşamla birlikte daha fazla besin ve geçim maddesi üretebilmeye, yani artık ürün elde etmeye başlamıştır. Zamanla topluluk içinde artık ürüne el koyan ve güçlenenler olmuş, bu durum da eşitlikçi toplumların çözülmesine, sınıflı toplumların ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bu eşitsizlik insan ilişkilerini, kültürü, sanatı, hukuku yani yaşamın bütün alanlarını belirlemiş, şekillendirmiştir. O günlerden bugünlere ezilenler, yaşamın her alanına sirayet eden adaletsizliğe, eşitsizliğe baş kaldırmaktan geri durmamışlardır. Tıpkı insanlığın bir bölüğünün köle, bir bölüğünün efendi olmasına başkaldıran Spartaküs ve on binlerce köle arkadaşı gibi…

Bugün de insanların iki temel sınıfa ayrıldığı, patronlar sınıfının işçi sınıfının ürettiği tüm zenginliklere el koyduğu, sömürülü bir toplumda yaşıyoruz. Bunun değişebilmesi ancak tüm zenginlikleri üreten işçilerin bir sınıf olarak bir araya gelmesiyle, kapitalist sömürüye karşı mücadele etmesiyle mümkün olabilir. Kapitalizmin kendisinden önceki sömürülü toplumlar gibi yıkılıp gitmesi ancak böyle mümkün olabilir. Tarih bilinciyle donanan, değişime inanan öncü işçiler 2006 yılında mücadele örgütümüz UİD-DER’i kurdu. İşçilere geçmişin mücadele deneyimlerini aktaran İşçi Dayanışması gazetesini 150 sayıdır çıkarttı. Biz işçiler İşçi Dayanışması’na sahip çıktıkça, yayıp yaygınlaştırdıkça onun ışığı kutup yıldızı gibi parlamaya, yolumuza kılavuz olmaya devam edecek. Daha ilk sayısında ‘89 Bahar Eylemlerini anlatarak, işçi sınıfının örgütlü gücünün önünde hiçbir engelin duramayacağını hatırlatmıştır. Yine aynı sayıda “Dünya Kepçe Emek Kazan” diyerek, Yunanistan’dan Amerika’ya Kıbrıs’tan Vietnam’a kadar işçilerin mücadelesini aktarmıştır. Gücünü sınıfından alan İşçi Dayanışması’nın kökleri öyle sağlam ki işçilere 1. sayısından 150. sayısına kadar mücadele deneyimlerini aktarıp yaşama işçi sınıfının penceresinden bakmayı öğretebilmiştir. Bu açıdan bizler dünün köleleri gibi çaresiz değiliz. İşçi Dayanışması sayfalarından şiirden, kitap tanıtımlarına, yasalardan, fabrika deneyimlerine, dünya işçi sınıfından, ezilenlerin mücadele tarihine kadar birçok şeyi öğrenip öğretebiliriz. Örgütlenmek ve mücadeleyi büyütmek için İşçi Dayanışması gibi büyük güç alacağımız birçok araca sahibiz. Patronlara karşı verdiğimiz sınıf savaşında zihinlerimizi bir kalkan gibi koruyan İşçi Dayanışması’nın 150. sayısı herkese kutlu olsun. İyi ki bizimlesin ve bizimle olmaya devam ediyorsun İşçi Dayanışması.

8 Ekim 2020

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Yıl 1963. İstanbul’un İstinye semtinde bir Kablo fabrikası: Kavel! Kavel işçilerinin çalışma koşulları ağır, ücretler düşük ve patron ikramiyeleri kırpmak istemektedir. İşçilerin buna razı olmaması karşısında baskıyı arttıran patron işçi...
  • Türkiye’de ilk koronavirüs vakasının görülmesiyle birlikte İşçi Dayanışması sayfalarında pek çok kez bu salgının işçi haklarına yönelik saldırıların bahanesi ve örtüsü haline getirileceğine dikkat çektik. İşçilerin bu konuda uyanık olmasının önemine...
  • İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi, 2020 Tersane Gemi Sektöründe İş Cinayetleri Raporunu Limter-İş Sendikasına üye tersane işçileriyle birlikte Tuzla İçmeler Köprüsü üzerinde bir basın açıklamasıyla duyurdu. “İş cinayetlerine, salgına,...
  • Kapitalist sistemin küresel krizi, küresel ısınma ve iklim değişikliği, koronavirüs salgınının kısa zamanda küreselleşmesi, Ortadoğu’da yoğunlaşan Üçüncü Dünya Savaşı… Bir çırpıda art arda sıraladığımız bu başlıktaki sorunlar tüm insanlığı derinden...
  • Baskıcı molla rejimi altında iyice nefessiz bırakılan İranlı işçiler, Aralık ayından bu yana neredeyse 250 grev ve protestoya imza attılar. İranlı sınıf kardeşlerimiz her geçen gün mücadeleyi büyütüyorlar. Öğrencilerin, sağlık emekçilerinin,...
  • DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş ile patron örgütü MESS arasında süren toplu iş sözleşmesi (TİS) süreci devam ediyor. ABB Power Grids, Schneider Enerji, Schneider Elektrik, Grid Solutıons Enerji ve Arıtaş Kriyojenik işyerlerinde çalışan 1900 işçi, TİS...
  • Bir tarafta Aralık ayı için açıklanan yüzde 14,6 resmi enflasyon oranı, diğer tarafta tüm emekçilerin bildiği, evlerini ve ceplerini yakan gerçek hayat pahalılığı… Bir tarafta asgari ücret zammı, bir tarafta neredeyse her gün, her şeye gelen “fiyat...
  • “Pusulası olmayan toplum ve sınıflar meçhule giden bir gemi gibidir.” Böyle yazıyordu İşçi Dayanışması gazetemizin 153. sayısındaki başyazısında. Bu kısacık cümle ne kadar da çok şey anlatıyor değil mi? Gerçekten de pusulası olmayan milyonlarca işçi...
  • Yıllardır her sonbaharda grip aşısı yaptırıyordum. 2020’nin Ekim ayının son günlerinde Aile Sağlık Merkezine gittim. Kapının dışında uzun mu uzun bir insan kuyruğa vardı. Kimse birbiriyle konuşmuyordu. Aralarında en az beş adım vardı. Sıra bana...
  • Kapitalizm eşitsizliğe ve adaletsizliğe dayalı bir sistemdir ve kaç zamandır bağrında biriken büyük sorunlar patlıyor. Bu sistem alabildiğine çürümüş ve çıkmaza saplanmıştır. Tam da bu yüzden en küçük sorunu bile çözemiyor. Tersine, küresel...
  • Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) geçtiğimiz günlerde Ekim 2020 dönemi için işsizlik verilerini açıkladı. Rakamlarla oynayarak istediği değerleri elde etme konusunda ustalaşan TÜİK, mucizesini yine gösterdi. Açıklanan verilere göre 15 ve üzeri...
  • Kalyon Holding’in İstanbul Uluslararası Finans Merkezi Ziraat Kuleleri inşaatında çalışan işçilerin öğle yemeğinden hamamböceği çıktı ve işçiler bu durumu protesto etti. Şantiyede tüm uyarılara karşın düzeltilmeyen kötü koşullara duyulan öfke...
  • Hükümetin medya kalemleri aralarında işbölümü yapmış; kimisi tetikçi, kimisi akıl hocası, kimisi muhalif olanlara karşı karalama görevini üstlenmiş. Bazıları da yılın 365 günü “emekliye müjde” başlığıyla her gün gazetede, televizyon ekranında,...

UİD-DER Aylık Bülteni