Navigation

Buradasınız

Sendikasız, Kuralsız ve Güvencesiz Çalışmaya Karşı Sendikalar Göreve!

Haziran 2011, No: 39

Bugün milyonlarca işçi sendikasız, kuralsız, sigortasız ve hiçbir güvencesi olmadan çalıştırılıyor. Bu kahrolası sistemde her daim var olan, kriz dönemlerinde daha da artan sendikasızlaşma, işsizlik ve yaygınlaşan kuralsız çalışma koşulları, adeta yaşamlarımızın bir parçası haline geldi. Giderek düşen ücretler,  artan iş temposu, günlük 10-12 saati bulan çalışma ve bunun sonucu olarak sürekli artan iş kazaları... Elbette tüm bunların olmasının tek sebebi biz işçilerin örgütsüz olmasıdır. Patronlar ve onların temsilcileri işçilerin örgütsüz oluşundan faydalanıp saldırılarını giderek azgınlaştırıyor ve mücadeleyle elde ettiğimiz kazanımlarımızı gasp etmeye çalışıyorlar.

Patronların ve onların temsilcilerinin yürüttüğü saldırılar gerek sendikalı gerekse de sendikasız işçilerin üzerinde olumsuz etkiler yaratmakta. Bunun bir sonucu olarak sendikalılık oranları giderek düşmekte ve bu durum işçilerin ücret ve çalışma koşullarını kötüleştirmektedir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2009 yılı verilerine göre Türkiye’de sendikalı işçi sayısı 3 milyon 332 bin kişidir. Gerçekteyse sendikalı işçi sayısı bunun çok altındadır. Bugün sendika aidatı ödeyen ve toplu sözleşme kapsamında bulunan işçi sayısı topu topu 850 bin civarındadır ve bu sayı günden güne düşmektedir. Araştırmalara göre, özel sektörde sendikalılık oranı son on beş yıl içerisinde %8’den %3’e düşmüş durumdadır.

Sendikalılık oranındaki bu gerileme işçileri patronlar karşısında güçsüz bırakıyor. Sendikalı işçilerin sayısının düşük olması ve toplu sözleşmenin çok az işçiyi kapsaması, ücretlerin ve sosyal hakların belirlenmesinde yansımasını doğrudan buluyor. Örgütlü işçi sayısının azalması demek, geniş işçi kitlelerinin toplu sözleşmeden, anlaşma sağlanamadığı durumlarda ise yaşanan grevlerden habersiz olması demektir. Bugün, işçi sınıfının çok az bir kesiminin sendikalı olmasından kaynaklı olarak, patronlar sendikaları yeterince ciddiye almıyorlar. Oysa işçilerin örgütlü olduğu bir durumda, patronlar sendikaları ciddiye almak zorunda kalırlar. İşçi sınıfının önemli bir kesimi örgütlü olduğu ve mücadelenin toplumun gündemine daha fazla girdiği koşullarda patronlar basınç altında kalırlar. İşçiler istedikleri ücret ve sosyal hakları patronlara dayatırlar. 1980 öncesinde, özellikle de Maden-İş’in, işçilerin istemlerini patronlara dayatması ve kabul edilmediğinde ise greve gitmesi patronlar üzerinde büyük bir basınç yaratıyordu. Ancak günümüzde patronlar böylesi bir basınç altında değiller ve sendikalara rest çekiyorlar. Böylece ücretleri ve sosyal hakları belirleyen örgütlü işçiler olamamaktadır. Bu durumda örgütsüz işçilerin ücretleri de başta olmak üzere, milyonlarca işçinin ücreti aşağıya çekilmekte, sosyal hakları ortadan kaldırılmakta, iş saatleri uzatılmaktadır. 

Bu durumu tersine çevirebilmenin yolu işçilerin sendikalarında örgütlenmesinden, örgütlü ve bilinçli bir mücadele yürütmesinden geçmektedir. Bunun olabilmesi içinse, sendikalar üzerlerine düşen görevleri yerine getirmeliler. Sendikalarımızın başına çöreklenen sendikal bürokrasinin mücadeleden yan çizmek için bin dereden su getirdiğini biliyoruz. Fakat sendikalar sendikacıların işyerleri değil, işçilerin mücadele örgütleridir. Sendikaların harekete geçirilmesi ve geniş işçi kitlelerinin örgütlenmesi için tabandan basınç bindirmeliyiz. Sendikalar kapsamlı ve hedefli bir çalışma başlatmalı, bu noktada diğer işçi örgütlerinin de önünü açmalılar. Başlatılacak böyle bir mücadelenin hedefi, işçi sınıfının örgütlenmesinin önündeki yasal engellerin kaldırılmasını da içermelidir. Çünkü %10 işkolu barajı işçilerin sendikalarda örgütlenmesine büyük darbeler indiriyor. Bu ve benzeri engellerin kaldırılması, sendikal yasakların son bulması, işçilerin sendikasız, kuralsız ve güvencesiz çalışmasına dur demek için sendikalar göreve!    

15 Haziran 2011

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Bir lise öğrencisi: Bir öğrenci olarak az çok tahmin edeceğiniz masraflarım var, ancak aynı masrafları karşılamak için artık daha fazla para gerekiyor. Ailem ve ben okul masraflarının pahalılığından şikâyetçiyiz. Örneğin benim okulum devlet okulu...
  • Birçok ülkede, farklı tarihlerde “çocuk günü” vardır ve o günlerde çocuklar hatırlanır, iyi dileklerde bulunulur. UNICEF ise 191 ülke tarafından kabul edilen Çocuk Hakları Sözleşmesinin imzalandığı gün olan 20 Kasımı Dünya Çocuk günü olarak kutluyor...
  • TÜİK’in Ağustos ayına ait işgücü istatistikleri, işsizliğin her geçen ay daha da arttığını gösteriyor. TÜİK’in rakamlarına göre, 2019 Ağustos döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre işsiz sayısı 980 bin kişi artarak 4 milyon 650 bine yükseldi....
  • UİD-DER’li bir emekçi kadın çalıştığı işyerinde kadın arkadaşlarıyla yaptığı bir sohbeti şöyle aktarıyor: “İsviçre’de kadınların eşit işe eşit ücret talebiyle yaptığı grev üzerine sohbet ediyorduk. Arkadaşlarımın bu grevden haberi yoktu....
  • DİSK’e bağlı işyerlerinde çalışan işçiler, yarım gün iş bırakarak “kıdem tazminatının gaspına hayır, vergi adaleti istiyoruz” sloganıyla Konak Meydanına yürüdü. 181 gündür işlerine dönmek için direnen Aliağa Belediyesi işçileri de kendi...
  • DİSK, Türk-İş ve Hak-İş genel başkanları, vergi adaletinin sağlanması talebiyle Türk-İş Genel Merkezinde bir araya gelerek ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdi. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay ve Hak-İş...
  • Başarıya giden yol nedir, hiç düşündünüz mü? Şimdi bu soruyu niye sordum merak ediyor olabilirsiniz. Kurbağalar ile ilgili bir hikâye okudum. Bu hikâye çok hoşuma gitti ve sizlerle paylaşmak istedim. Üzerine biraz düşününce hayatımızda da bu...
  • İstanbul Fatih’te 6 Kasım Çarşamba günü dört kardeş evlerinde ölü bulundu. Tanıdıkları haber alamayınca evlerine gittiler ve kapıda “Dikkat siyanür var, polisi arayın, içeri girmeyin” notu ile karşılaştılar. Notu gören kardeşlerin tanıdıkları polise...
  • Milyonlarca işçinin brüt ücretinden yapılan kesintiler, işçinin yıllık gelirine göre değişiyor. Geliri 18 bin liraya kadar olanlardan yüzde 15, 18 binle 40 bin lira arasında olanlardan yüzde 20, 40 binle 148 bin lira arsında olanlardan ise yüzde 27...
  • TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, beklenen büyük İstanbul depreminin olası sonuçlarına ilişkin 11 Kasımda bir çalıştay düzenledi. Düzce depreminin 20. yılında Kadıköy’de düzenlenen İstanbul Deprem Çalıştayında, 20 milyonluk mega kentin depreme...
  • Zeytinoğlu Grubu’na bağlı Entil Endüstri, Halpaki Döküm ve Tarkon Makine işçilerinin kıdem tazminatları ve 5 aylık ücretlerinin ödenmesi talebiyle 4 Kasımda başlattıkları nöbet eylemi devam ediyor. 3 fabrikada çalışan işçiler, taleplerini duyurmak...
  • 17 Ağustos depremini Kocaeli Karamürsel’de yaşamış birisi olarak, o gece ve sonrasında yaşadıklarımı sizlerle paylaşmak istedim. O zamanlar eşim İstanbul’da çalışıyor, ben 1 yaşındaki kızım ve 4 yaşındaki oğlumla annemde kalıyordum. 17 Ağustos...
  • Genç yaşlı, evli bekâr, köylü, şehirli, Avrupalı, Asyalı fark etmiyor. Dünyanın her yerinde baskı altına alınıyor, şiddet görüyoruz. Kadınların emek gücü ucuzdur. Bu düzende söz hakkımızı erkekler belirlemek istiyor. Çalışıyor ve ev geçindiriyoruz...