Navigation

Buradasınız

Şerefeden Yükselen Ses!

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 132

Türkiye işçi sınıfının tarihinde 60’lı yıllar, mücadelenin yükseldiği yıllardı. Saraçhane mitingiyle yeni mücadelelerin perdesi açılıyor ve işçi sınıfı ayağa kalkmaya başlıyordu. Mitinge, ülkenin dört bir yanından gelen yüz binlerce işçi katılmıştı. Ardından 1963 yılında bayrağı Kavel işçileri devraldı. Greve çıkmanın yasak olduğu bir dönemde yapılan Kavel direnişi, Türkiye işçi sınıfı tarihinde önemli bir dönüm noktasıydı. İşçilerin kararlılığı sayesinde burjuvazi grev yasalarını çıkarmak zorunda kaldı. İşçilerin militanlaşan mücadeleleri, nasıl hak alınacağını da dosta düşmana gösterdi. Grev hakkının artık yasalara girmesinin ardından grevler, direnişler birbirini takip etmeye başladı.

İşte böyle bir dönemde 31 Temmuz 1969’da Silahtarağa Demir Döküm işçileri Çelik-İş Sendikasından istifa ederek DİSK’e bağlı Maden-İş Sendikasına üye oldular. Çelik-İş’in uzlaşmacı ve patron işbirlikçisi tutumundan kurtulan işçiler, Maden-İş’le ücret zammını içeren yeni bir protokol imzalanmasını istediler. Patronun bu isteği reddetmesinin ardından 2 bin 300 işçi fabrikayı işgal etti.

Bu mücadeleler, güçlü bir irade ve coşkulu bir sınıf dayanışmasıyla örülmüştü. İşçi sınıfının mücadelesi toplumun tüm kesimlerini etkilemişti. İşçi sınıfı, el ele, omuz omuza, sınıf dayanışmasının güzel örneklerini sergiliyordu. Bir fabrika “GREV” dediğinde grev sadece o fabrikada çalışan işçilerin grevi olmuyordu. Grev işçilerin eşlerine, çocuklarına, üniversitedeki öğrencilere, mahallenin imamına, farklı sektörlerde çalışan işçilere ait oluyordu. Kısacası, işçi sınıfının bütün kesimleri greve sahip çıkıyordu.

Derinden Gelen Kökler kitabı işte bu dönemde verilen mücadelelere tanıklık ediyor. Kitapta geçen bir olay meramımızı yalın bir şekilde anlatıyor: “Demir Döküm işgalinin altıncı gününde 850 polis fabrikaya saldırdı. Ses bombaları patlatılıyor, tabancalar ateşleniyordu. Koçero Mehmet adındaki bir arkadaşımız çatışmanın şiddetini görünce doğrudan Esentepe Camii’nin imamına gitti. Ona polislerin işçileri dövdüğünü söyledi. İmam hiç tereddüt etmeden minareye çıkıp ‘Ey Silahtarağa Ahalisi! Polisler Demir Döküm işçilerine saldırıyorlar, işçiler arasında yaralılar var. Allahını, dinini seven yardıma gelsin’ diye seslendi. Bunun üzerine fabrikanın önüne gelen ahali işçilerle birlikte saldırıyı püskürttü, polisler geri çekildi.”

İmamın şerefeden yükselen sesi, o dönemde verilen mücadelelerin ardındaki dayanışma ruhunu ve cesareti gösteriyor. İşçi sınıfı bugün örgütsüz ve dağınık durumda olsa da karamsarlığa yer yok. Çünkü çok iyi biliyoruz ki işçi sınıfı haksızlıklara karşı yeniden ayağa kalkacaktır. Yarın mücadele ruhu ve cesaret çok daha güçlü bir şekilde yeniden yeşerecektir. İşçi sınıfının ozanı Nâzım Hikmet’in dediği gibi “yeter ki kararmasın sol memenin altındaki cevahir.”

20 Mart 2019

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Dünya işçi sınıfı 2021’i sermaye sınıfının yoğunlaşan sömürüsü, baskısı ve yasaklarıyla karşıladı. İşten atma saldırıları, ücret kesintileri, hak gaspları artarak devam ediyor. Ancak işçiler de bu saldırılara karşı birleşmekten, direnmekten,...
  • Arkadaşlarla bir hafta sonu bizim evde buluşma ayarladık. Sokağa çıkamadığımızdan dolayı evde zaman geçirmek istedik. Herkes bir fikirle gelmişti. Bir arkadaşım kutu oyunu getirmişti. Oyunun adı “Monopoly.” Oyunun amacı şu; banka sana hayatta...
  • Geçtiğimiz günlerde koronavirüs önlemlerinin alınıp alınmadığını denetlemek için işyerimize kamu görevlileri geldi. Tabi bu denetimin nedeni bir arkadaşımızın işyerinde koronavirüse karşı yeterli önlemlerin alınmadığına dair yaptığı şikâyetmiş. Bir...
  • Kapitalist sistemin yarattığı büyük çelişkiler, eşitsizlikler, adaletsizlikler, derinleştirdiği toplumsal sorunlar her geçen gün daha fazla can yakıyor. 21’inci yüzyılın teknolojik gelişmişlik ve üretim düzeyine rağmen yüz milyonlarca insan açlık...
  • “Biz ekmeğimizin peşindeyiz.” Ne çok duyarız bu sözleri çalıştığımız fabrikalarda, işyerlerinde, grev ve direnişlerde. Kimi zaman yapılan bir yanlışın üzerini örtmek, bahane bulmak için kullanılır. “Bakma yapmak istemezdim ama işte ekmeğimizin...
  • Krizin ve Covid-19 salgınının yükü işçi ve emekçilerin üzerine yıkılmaya devam ediyor, yoksullaşma derinleşiyor. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu DİSK’in Covid-19 Döneminde İşsizlik Sigortası Fonu Raporu, İşsizlik Sigortası Fonunun...
  • Tüm dünya yeni bir yıla “merhaba” dedi. Çeşitli dillerde, farklı tonlarda çıktı bu merhabalar. İnsanlar yeni yılda yeni dilekler dilediler. Kimisi milyarlarına milyar istedi yüzü kızarmadan, mücevher takımına yeni yeni mücevherler istedi. Kimisi iş...
  • Otomotiv sektörüne plastik araba parçaları üreten bir fabrikada çalışıyorum. Covid-19 salgınıyla birlikte çalıştığımız fabrikada bir panik havası vardı. Televizyonlardan, internetten yayılan korku ve panik havası hemen herkesi çok etkiledi. Toplum...
  • Bir yılı daha geride bıraktık. 2020’nin ilk aylarında hayatımıza giren pandemiyle birlikte yaşamımız içinden çıkılmaz hale geldi. İşsizlik, yoksulluk derken bir de üstüne gelen yasaklarla beraber nefes alamaz olduk. Biz işçiler için zor bir yıldı....
  • Siyah emekçilere yönelik ırkçı saldırılar devam ediyor. ABD’de geçtiğimiz Mayıs ayında George Floyd’un katledilmesi üzerine tüm dünyada emekçilerin adalet talebi yükselmiş, meydanlar ırkçı nefrete karşı dolup taşmıştı. Kıtadan kıtaya sıçrayan...
  • Sağlık sistemindeki çöküş salgınla birlikte daha görünür hâle geldi. Sağlık çalışanlarının yükü artarken, dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de sağlık işçileri bu duruma sessiz kalmıyor. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikasının (SES...
  • Çok şahit olmuşuzdur ilginç haber başlıklarına. “Emeklilere Müjde”, “Çalışanlara Müjde”, “Artık Herkes Kıdem Tazminatı Alacak” vs... Ama haber içeriğine baktığımızda hiç de müjdeli bir şeyle ya da başlıkta söylendiği gibi heyecan verici bir haberle...
  • “Bir adım öne geçme zamanı! 60 yıllık tecrübemizi çalışma hayatımızın yarınları için seferber ediyoruz. Ülkemizi geleceğin merkezi yapmak için teknoloji hareketini başlatıyoruz.” Metal Sanayicileri Sendikası MESS ilk ürününü paylaşmaktan gurur...

UİD-DER Aylık Bülteni