Navigation

Buradasınız

Sınıf Dayanışmasının Önemi

Mayıs 2011, No: 38

Ekmek ve su insan için nasıl hayati bir ihtiyaçsa, işçi sınıfı için de sınıf dayanışması o kadar önemli bir ihtiyaçtır. Sendikal örgütlenmede, grev ve direnişlerde işçiler sınıf dayanışmasına ihtiyaç duyarlar. Çünkü işçileri patronlar karşısında yalnızlıktan ve güçsüzlükten ancak sınıf dayanışması kurtarabilir. Sınıf dayanışması işçileri bir arada tutar. Sınıf dayanışması, işçi sınıfının din, dil ve ırk ayrımı yapmadan hangi fabrika, sektör veya ülkede çalışıyor olursa olsun birliğinin ve yardımlaşmasının ifadesidir. Dünden bugüne işçi sınıfı, sınıf dayanışması içinde paylaşmanın, yardımlaşmanın, ortak mücadele etmenin en güzel örneklerini göstermiştir. Mücadeleye atılmış olan işçiler kendilerine güvenir, örgütlü bir güç olduklarını kavrar ve işçilerin genel sorunlarını düşünmeye doğru adım atarlar. Mücadeleye atılan işçilerin bu yolda ilerleyebilmesi ve sınıf bilinci kazanabilmesi için sınıf dayanışmasının örgütlenmesi çok önemlidir.

Sınıf dayanışmasının hayat bulduğu ve yaygınlaştığı dönemlerde işçi sınıfı birçok önemli kazanım elde etmiştir. Fakat işçi sınıfının güçlü bir örgütlülüğe sahip olmadığı ve sınıf dayanışmasının yükseltilemediği dönemlerde, kazanılan haklar patronlar tarafından bir bir elimizden alınmıştır. Patronların saldırılarına ancak mücadeleyle dur denebilir. Bu saldırılara birçok işyerinde işçiler direnişle cevap veriyorlar, mücadeleyi yükseltiyorlar. Kampana Deri, Mas-Daf, Casper, Ontex, Bekaert, Bericap, Sa-Ba, Çel-Mer, Mutaş, Konveyör, Akkardan, Samsun Tütün Fabrikası, taşeron belediye işçilerinin direnişleri son dönemdeki işçi mücadelelerinden bazılarıdır. Eksik olan bu mücadelelerin birleştirilememesi, sınıf dayanışmasının ve dolayısıyla da işçilerin birliğinin güçlendirilememesidir. Bu nedenle, genel olarak direnişler başarıyla sonuçlanamıyor. Çünkü sınıf dayanışmasının işçilerin gündemine sokulması ve işçilerin harekete geçirilmesi noktasında sendikalar üzerlerine düşen görevleri yerine getirmiyorlar.

Patronların karşısına işçilerin güçlü bir şekilde çıkabilmesi için, sendikaların sınıf dayanışmasını yükselterek ortak hareket etmesi gerekiyor. Sendikalar, işkolu ayrımlarını bir kenara bırakarak işçilerin mücadelelerini birleştirmeliler. Hangi işkolunda olursa olsun, işçilere yapılan saldırı tüm işçilere yapılan saldırı olarak kabul edilmeli ve buna göre cevap verilmelidir. Metal işkolunda yaşanan grev ve direnişler petrokimya, gıda veya tekstil işkolundaki sendikalar tarafından sahiplenilmelidir. Böylelikle bir işkolundaki mücadele yaygınlaşır ve işçi sınıfının ortak mücadelesi haline gelir. İşçilerin mücadelesini süreklileştirecek ve diri tutacak olan dayanışma ziyaretleri ve dayanışma grevleri bu açıdan çok önemlidir. Fakat yapılmayan tam da budur. Oysa her bir sendika konfederasyonunun on binlerce üyesi var. Bu sendika konfederasyonları, aralarında bir dayanışma ağı yaratmadıkları gibi, kendi üyesi olan sendikalarla ve işçilerle de dayanışmayı yükseltmiyorlar. Hatta greve ya da direnişe çıkan işçilerin bağlı olduğu sendikalar bile, örgütlü oldukları işyerlerinde dayanışma örgütlemiyorlar. Greve ya da direnişe çıkan işçiler genellikle kendi başlarına kalıyorlar. Çoğu kez direniş bir fabrikanın sınırlarını aşamıyor.

Dayanışma sayesinde direnişteki işçiler hem moral bularak yalnız olmadıklarını görecek hem de bir sınıf olmanın farkına vararak sınıfın genel sorunlarına sahip çıkacaklardır. İşçi sınıfının mücadele tarihi, işçilerin sınıf dayanışmasını hayata geçirdiklerinde neleri başardıklarının örnekleriyle doludur. 1 Mayıs ve 8 Mart günleri işçi sınıfının uluslararası mücadelesini ve dayanışmasını temsil ediyor. 15-16 Haziran Genel Direnişi işçi sınıfının İstanbul, İzmit, Bursa gibi büyük şehirlerde ortaya koyduğu sınıf dayanışması ile patronlara geri adım attırabileceğini göstermiştir. Grev ve sendikalaşma mücadelesi veren işçilerin gücü, sınıf dayanışmasından aldıkları güçtür. Bu güce ve dayanışmaya bugün her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.

Sendikalarımıza sahip çıkmamız gerekiyor. Sendikalar işçilerin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda demokratik ve sosyal örgütleridirler. Lakin taban örgütlülüğü zayıfladığı için, işçilerden kopan ve birer bürokrat haline gelen sendikacılar, sendikaları kendi işyerleri gibi görmektedirler. Tabandan gerekli basınç binmediği için bürokratlar sendikaları, aidat sendikacılığının araçları haline getirmiş bulunuyorlar. Sendikaları mücadeleci bir çizgiye çekmek ve işçilerin denetimine sokmak için taban örgütlülüğünü güçlendirmeliyiz. Taban örgütlülüğünün güçlendiği, sendikaların mücadeleci bir çizgiye çekildiği koşullarda, sınıf dayanışması da gerçek anlamına ve içeriğine kavuşacaktır.

15 Mayıs 2011

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Salgın… Sokağa çıkma yasakları, toplumun korkutulup eve hapsedilmesi… Kapanan restoranlar, mağazalar... Büyüyen online alışveriş firmaları… Bu firmalarda çalışanların ve kuryelerin artan iş yükü ve solan yaşamlar… Sokakta, caddede, her taraftan...
  • Çiftçiler Ayakkabı fabrikasında çalışan işçiler patronun keyfi uygulamalarına, yaptığı haksızlıklara karşı defalarca seslerini duyurmaya çalışmış, ancak yönetim duymazlıkdan gelmişti. Bu yaşananlar karşısında işçiler Deriteks sendikasında örgütlenme...
  • 2022 yılında Katar’da düzenlenecek Dünya Kupası için uluslararası müsabakalar yakın zamanda başladı. Müsabakalar sırasında ve sonrasında Almanya, Norveç, Hollanda ve İrlanda başta olmak üzere bazı ulusal ekiplerin gündeminde turnuvanın oynanacağı...
  • Nisan ayı başında çeşitli sektörlerden işçiler olarak buluştuk. Covid-19 pandemisi bahane edilerek patronların haklarımızı nasıl da fütursuzca gasp ettiğini konuştuk. Aynı zamanda yine bu süreçte mücadele ederek haklarını koruyabilen işçilerin...
  • ABD’nin Alabama eyaletinde Warrior Met şirketinin kömür madenlerinde çalışan 1100 maden işçisi greve çıktı. Amerika Birleşik Maden İşçileri Sendikası’na (UMWA) üye işçiler, talep ettikleri ücretin kabul edilmemesi karşısında 1 Nisanda iş bıraktı.
  • Gece-gündüz, salgın-hastalık demeden marketten evlere, restoranlardan işyerlerine her türlü ihtiyacı taşıyan kuryeler, motorlarını ve bisikletlerini bu kez adil bir ücret ve daha iyi çalışma koşulları için sürdü. Özellikle salgın sürecinde payına...
  • Üzgünüm çocuğum, üzgünüm./ Alamadığım oyuncaklara,/ Yaşayamadığın çocukluğa,/ Alışamadığın açlığa!/
  • Pandemiyi işçilerin haklarını gasp etmenin fırsatına çeviren patronların elindeki en kullanışlı silahın Kod 29 olduğunu sürecin başından beri vurguluyoruz. Zaman içinde emekçilerin gözünde teşhir olan Kod 29’a yönelik Aile, Çalışma ve Sosyal...
  • Pandemi süreci başladığından beri Kod 29 ile işten çıkarılan işçilerin sayısı 200 bini buldu. İşçi sınıfına karşı genel bir saldırıya dönüşen Kod 29’a karşı mücadele sürüyor. İstanbul’da PTT, Sinbo, Tur Assist ve Bayrampaşa Belediye işçileri,...
  • İnsan, toplumsal iletişim aracı olarak dil ve yazının yanı sıra sembollere de başvurur. Semboller duygu, düşünce ve hayalleri etkili şekilde anlatabilmenin, toplumsal aidiyet duygusunu güçlendirmenin aracıdır. Döneme, coğrafyaya, kültüre göre...
  • AKP’li belediye yönetimi tarafından işten atılan İstanbul Bayrampaşa Belediye işçileri hakları için mücadele ediyor. Aralarında işyeri temsilcilerinin de bulunduğu pek çok işçi, 30 aydır gasp edilen toplu iş sözleşmesinden doğan haklarını talep...
  • Geçtiğimiz ay genç Sarah Everard isimli genç bir kadının bir polis tarafından kaçırılıp öldürülmesinden bu yana İngiltere’de polise, sağcı hükümete ve sisteme olan öfke giderek büyüyor. Haftalardır İngiltere’nin çeşitli kentlerinde eylemler ve...
  • Sendikalı oldukları için Kod 29 bildirimiyle tazminatsız işten atılan, aralarında PTT-Sen yöneticilerinin de olduğu işçiler, haklarını almak mücadelelerini sürdürüyor.

UİD-DER Aylık Bülteni