UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Şiirlerle, Marşlarla 1 Mayıs!

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 109

İşçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günüdür 1 Mayıs. Her yıl 1 Mayıs’ta işçiler yeni umutlarla, coşkuyla koşarlar alanlara. 1 Mayıs meydanları işçilerin halaylarıyla, şarkılarıyla, marşlarıyla, sloganlarıyla gürül gürül yankılanmaya başlar. Sömürüsüz bir dünya, barış, kardeşlik, özgürlük, demokrasi isteyenler bir araya gelirler. 1 Mayıs’ın taşıdığı umut ve anlam, işçiler kadar şairlere de ilham vermiştir. Nice güzel şiir yazılmıştır 1 Mayıs hakkında.

Türkiye’de 1 Mayıs için ilk kez şiir yazan kadın şair Yaşar Nezihe Bükülmez’dir. 1 Mayıs 1923 yılında Aydınlık dergisinde çıkan 1 Mayıs şiirinde Bükülmez, işçilere şöyle seslenir: “Boynundan esaret bağını parçala, kes, at!/ Kuvvettedir hak/ Hakkı haksızlara anlat.”

Osmanlı döneminde ilk 1 Mayıs, 1909’da Selanik’te kutlandı. O gün Türk, Yahudi, Bulgar, Sırp ve Rum işçiler birlikte meydanı doldurmuşlardı. O gün hem işçi sayısı azdı hem de işçi örgütleri henüz yeni kuruluyorlardı. Fakat işçiler mücadele ediyor, haklarını arıyorlardı. İşçilerin birlik, halkların kardeş olması gerektiğine inanıyorlardı. Alanları dolduran işçiler, Osmanlı topraklarında tüm halkların demokratik haklarının tanınmasını, savaşların ve sömürünün son bulmasını istiyorlardı. Nezihe Bükülmez de şiirinde 1 Mayıs günü iş bırakıp alanları dolduran işçilerin ne denli güçlü olduğunu anlatır:

Ey işçi!

Dün sen çalışırken bu cihan böyle değildi

Bak fabrikalar uykuya dalmış gibi şimdi.

Herkes yaya kaldı, ne tren var, ne tramvay

Sen bunları hep kendin için şan ve şeref say.

Bir gün bırakınca işi halk şaşkına döndü

Ses kalmadı; her velvele bir mum gibi söndü


Sayende saadetlere mazhar beşeriyet;

Sen olmasan etmezdi teali [yükselme] medeniyet.


Ey işçi!

Zenginlere pay verme, yazıktır emeğinden

Azm et de esaret bağı kopsun bileğinden

1923 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nun yerine Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Ülkenin yeni egemenlerinin ilk işi işçi örgütlerini dağıtmak ve yasaklamaktı. Ama her şeye rağmen 1 Mayıs geleneği işçiler arasında yaşatılmaya çalışılıyordu. 1927’de yazılan bir 1 Mayıs marşında “Hoş geldin!/ Bir Mayıs işçinin günü/ Dağıt rüzgâr gibi gönülden gamı” deniliyor ve şöyle devam ediliyordu: “Yaşasın, yaşasın sekiz saat iş/ İş sekiz saat, uyku sekiz saat/ Sonra sekiz saat ders ve istirahat.”

Baskı ve yasaklardan dolayı işçi hareketi 1960’lara kadar doğru düzgün canlanamadı. Lakin özellikle 1963 Kavel greviyle işçiler örgütlenmeye, haklarını almaya, olmadı fabrikaları işgal etmeye, yeni ve mücadeleci sendikalar kurmaya başladılar. İşçi sınıfının mücadelesi yükselirken, uzun aradan sonra, DİSK ve Maden-İş 1976 yılında 1 Mayıs’ın alanlarda kutlanması yasağını söküp atacak bir adım attı. Taksim Meydanı 1 Mayıs’ta işçilere açıldı. Bir yıl sonra kutlanan 1977 1 Mayıs’ı son derece görkemli, kitlesel ve coşkuluydu. Fakat işçilerin yükselen mücadelesinden korkuya kapılan sermaye sahipleri, kanlı bir provokasyon tertiplediler. Taksim Meydanındaki işçilerin üzerine ateş açıldı ve kargaşa yaratıldı. 37 işçi kardeşimiz hunharca katledildi. Ama işçi sınıfının davası için canını veren sınıf kardeşlerimiz unutulmadılar. Ruhi Su’nun yazıp bestelediği Şişli Meydanında Üç Kız adlı şarkı, her 1 Mayıs’ta işçilerin dilinde can buluyor:

Beş yüz bin emekçi vardık

Taksim Meydanı’na girdik

Öyle bir İstanbul gördük

Sorarlar bir gün, sorarlar 


Sabahın bir sahibi var

Sorarlar bir gün sorarlar

Biter bu dertler, acılar

Sararlar bir gün, sararlar 

Türkiye işçi sınıfının sömürüsüz, savaşsız, özgürlük ve barış dolu bir dünya umuduyla özdeşleşen 1 Mayıs Marşının sözleri ise Sarper Özsan’a aittir. 1974’te Maksim Gorki’nin Ana adlı romanının tiyatro gösterimi için yazılan 1 Mayıs Marşı, kısa zamanda tiyatro sahnesinden alanlara taşmıştır:

Günlerin bugün getirdiği baskı zulüm ve kandır

Ancak bu böyle gitmez sömürü devam etmez

Yepyeni bir hayat gelir bizde ve her yerde


1 Mayıs 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı

Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramı


Yepyeni bir güneş doğar dağların doruklarından

Mutlu bir hayat filizlenir kavganın ufuklarından

Yurdumun mutlu günleri mutlak gelen gündedir


Günlerin bugün getirdiği baskı, zulüm ve kandır 

Ancak bu böyle gitmez sömürü devam etmez 

Yepyeni bir hayat gelir bizde ve her yerde

Gün gelir gün gelir zorbalar kalmaz gider

Devrimin şanlı yolunda bir kâğıt gibi erir gider

İşçi sınıfının mücadele tarihi gösteriyor ki ekonomik, soysal ve demokratik haklar patronlar ve iktidar sahipleri tarafından bahşedilmemiştir. Sendika kurma hakkından oy kullanma hakkına kadar her şeyi işçiler mücadele ederek elde etmişlerdir. Bu mücadeleler, sömürüsüz bir dünya özlemi içinde olan şairlerin, yazarların, müzisyenlerin eserlerine konu olmuştur, olmaya da devam edecektir. Başta Nazım Hikmet olmak üzere, Sabahattin Ali, Orhan Kemal, Hasan Hüseyin, Enver Gökçe, Ruhi Su, Erol Toy, Can Yücel, Adnan Yücel ve daha nice sanatçı, şair ve yazar, işçi sınıfının sömürüsüz bir dünya mücadelesini eserlerine yansıttılar. Bu eserler insanlığa mal olmuşlardır ve asla unutulmayacaklardır. Hem bu eserlere hem de 1 Mayıs geleneğine sahip çıkmalı ve yaşatmalıyız!

23 Nisan 2017






Son Eklenenler

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this