Navigation

Buradasınız

2012’ye Girerken: Patronlar Saldırıyor, İşçiler Boyun Eğmiyor!

Aralık 2011, No: 45

2008 yılında patlak veren dünya ekonomik krizi, 2011’de de devam etti. 2011 yılı boyunca tüm dünyada işçi ve emekçiler, patronlar sınıfının ve onların emrindeki hükümetlerin saldırısı altındaydı. Patronların sözünden çıkmayan hükümetler, devreye soktukları “kemer sıkma” paketleriyle krizin faturasını emekçilere kesmeye çalışıyorlar. Ancak işçi sınıfı bu saldırılara boyun eğmiyor. Amerika’dan Yunanistan’a, Mısır’dan Çin’e kadar dünya işçi sınıfı ayağa kalkıyor, örgütleniyor ve mücadele ediyor. Arap coğrafyasında tutuşturulan isyan ateşi gösterdi ki, meydanları zapt eden milyonların önünde hiçbir kuvvet duramaz. Kuzey Afrika’nın Arap halkları on yıllardır tepelerine çöreklenmiş kan emici diktatörleri alaşağı ettiler.  Arap emekçilerin isyanı, başta Yunanistan olmak üzere Avrupa’da patlak veren grevler, “rüyalar ülkesi” olarak adlandırılan ABD’de esen mücadele rüzgârları dünya işçi sınıfına umut veriyor, örnek oluyor. Artık gelecek patronlar için dikensiz gül bahçesi olmayacak!

İrlanda, İspanya, Portekiz gibi ülkelerde işçiler “kemer sıkma” programlarına geçit vermemek için direndi, direniyor. Yahudi, Hıristiyan ve Müslüman yüz binlerce İsrailli işçi-emekçi, hükümeti protesto etmek için meydanlarda birleşti. İngiltere’de göçmen işçiler yoksulluğa, işsizliğe ve ayrımcılığa karşı isyan ederken, 2 milyon işçi son 30 yılın en büyük grevini gerçekleştirdi. Yunan işçi sınıfı geri adım atmıyor: Peş peşe gerçekleştirdiği genel grevlerle hayatı defalarca durdurdu, parlamento binasını kuşattı ve hükümeti düşürdü. İtalya’da hükümetin “kemer sıkma” saldırısına milyonlarca işçi grev ve gösterilerle yanıt verdi. Yunanistan’dan sonra İtalya’da da hükümet istifa etmek zorunda kaldı. Yerlerine kapitalist ekonomi uzmanlarından oluşan geçici hükümetler atandı. İşçi ve emekçilere yönelik ekonomik saldırı paketleri şimdi bu uzmanlar eliyle hayata geçirilmeye çalışılıyor. Avrupa’daki işçi mücadeleleri patronların hizmetindeki hükümetleri öylesine köşeye sıkıştırmış durumda ki, ortak para birimi avronun kullanıldığı ülkelerin sayısının azaltılması, krizle baş edemeyen kapitalist ülkelerin Avrupa Birliği’nden çıkartılması tartışılıyor. Bir dönem Türkiye işçi sınıfına da umut olarak sunulan Avrupa Birliği çatırdıyor!

ABD’de işçiler ve öğrenciler, Amerikan borsasının ve dünya ölçeğinde faaliyet yürüten dev banka ve sigorta şirketlerinin bulunduğu caddenin adından hareketle “Wall Street’i İşgal Et!” eylemleri başlattılar. ABD’de başlayan “işgal et” eylemleri, 15 Ekimde 80 ülkede eş zamanlı bir eyleme dönüştü ve dünyanın dört bir yanında meydanlara çıkan işçi kitleler, sermaye düzenine karşı öfkelerini haykırdılar. Eylemlerde, sermayenin egemenliğine dikkat çekiliyor ve sermayenin dışında kalan kesimin toplumun %99’unu oluşturduğu vurgulanıyor. Eylemciler, “rahatsız edici” gerçekleri dile getirerek kapitalist düzenin adaletsizliğini teşhir ediyorlar. Bazı eyaletlerde on yıllar sonra ilk defa işçi grevleri yaşanıyor. 1 Mayıs’ı ve 8 Mart’ı yaratan işçilerin ülkesinde, uzun bir aradan sonra işçi mücadelesi yeniden filizleniyor. Bu mücadele kapitalistlere korku salıyor. 

Latin Amerika’da da mücadele rüzgârları esiyor. Şili’de, öğrencilerin parasız eğitim hakları için başlattıkları mücadele, işçi sınıfının desteğiyle yüz binlerin sokaklara döküldüğü büyük bir eyleme dönüştü. Şilili işçiler ve öğrenciler parasız sağlık ve parasız eğitim haklarını kazanana kadar mücadeleye devam etmekte kararlılar. Latin Amerika’nın pek çok ülkesinde, özellikle 2000’lerden bu yana işçi kitleleri, patronlar sınıfına karşı sert mücadeleler yürütüyorlar.

2009’un sonunda patronlar, hükümetler ve patron yalakası iktisatçılar “kriz bitti” diyorlardı. Amaçları emekçi kitlelerin kapitalizmden umutlarını kesmesini engellemekti. Kapitalizm olduğu müddetçe krizler de olacak. Bu seferki kriz ise çok daha büyük bir kriz. Nitekim şimdilerde utanıp sıkılmadan krizin 2012 yılında da devam edeceğini söylüyor ve “kemer sıkma” politikalarını haklı göstermeye çalışıyorlar. Bu genel kriz ortamında Türkiye ekonomisi büyüyor ama 2008 ve 2009’da krizin faturasını işçilere kesen patronlar, şimdilerde ekonominin büyümesinden işçilere hiçbir şey koklatmıyorlar. Türkiye ekonomisinin hızlı büyümesinden işçilerin payına uzayan iş saatleri, artan iş temposu, işsizlik kırbacıyla dayatılan kötü çalışma koşulları, iş kazaları ve meslek hastalıkları düşüyor. Ücretler yerinde saymaya, alım gücü gerilemeye devam ediyor. 659 liralık asgari ücrete yapılan %3 zamla asgari ücret sefalet ücreti olmaya devam edecek.

Fakat 2012’de ekonomik büyümenin yavaşlayacağı öngörülüyor. Patronlar sınıfı ve onların gözde hükümeti AKP, işçi ve emekçilerin haklarını gasp etmek için yoğun bir çalışma yürüterek yeni yıla hazırlanıyor. 2011 yılı patronların torba yasa saldırısıyla başlamıştı. 2012 yılına girerken “Ulusal İstihdam Stratejisi” saldırısı gündemde.

TÜSİAD, MÜSİAD, TİSK, TOBB ve TUSKON gibi patron örgütleri yıllardır işçilerin kazanılmış hakkı olan kıdem tazminatının ortadan kaldırılmasının hayalini kuruyorlardı. Patron örgütleri hükümete sundukları raporlarda kıdem tazminatının kendileri için yük olduğunu, işçilere bu tazminatı vermek istemediklerini açıkça belirtiyorlardı. Ancak işçilere bu kadar bariz bir kazık atıp, patronları açıktan kayırmak öyle kolay bir iş değildi. Patronlara kıyak geçerken işçileri de uyutmanın bir yolunu bulmak gerekiyordu. AKP hükümeti sinsi bir plan hazırlayarak işe koyuldu. Basın yoluyla yalan kampanyası başlatıldı ve kıdem tazminatına dönük saldırı süreci hızlandırıldı.

Kardeşler! Hazırlanan planın içinde yalnızca kıdem tazminatının elimizden alınması yok! Bu plan hayata geçtiğinde bölgesel asgari ücrete geçilecek, işçilerin kiralanabileceği “özel istihdam büroları” (kölelik büroları) kurulacak, deneme süresi 25 yaşın altındaki işçiler için 4 aya çıkartılacak!  

Bizi kolayca işten atabilmek, kıdem tazminatımızı elimizden almak, asgari ücreti bölgelere göre belirleyerek daha da düşürmek ve istihdam bürosu dedikleri kölelik büroları yoluyla hiçbir sosyal güvence olmadan çalışmaya zorlamak istiyorlar. Biz UİD-DER’li işçiler olarak bu saldırıları kabul etmiyoruz. Boyun eğmiyoruz! Uluslararası İşçi Dayanışması Derneği olarak bu saldırılara karşı tüm sınıf kardeşlerimizi mücadeleye çağırıyoruz. Bu kapsamda, başlattığımız imza kampanyasına güç vermeye davet ediyoruz.

15 Aralık 2011

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Şu günlerde işyerlerimizde ve evlerimizde konuşulan tek bir konu var: Covid-19. Bu hastalık günlük yaşamımızın bir parçası haline gelmiş durumda. Bizim işyerinde de sürekli bu konu konuşuluyor. “Elimizi yıkayalım, kolonya sıkalım, kapının kolunu...
  • Dünya son günlerde koronavirüse karşı adeta “savaş” açtı. Medya aracılığıyla seferberlik ilan edildi. Sokağa çıkma yasaklarından, sınırların kapanmasına ve ticaretin durdurulmasına kadar birçok önlemden bahsediliyor. Çeşitli ülkeler ve aldıkları...
  • Koronavirüs salgını tüm gündemi belirliyor. Bu koşullarda bizler de bir grup genç işçi ve öğrenci olarak bir araya geldik ve bu konuyu kendi aramızda tartıştık.
  • 2018 ve 2019 boyunca pek çok ülkede işçiler, emekçiler sokaklara döküldüler. Çünkü işsizliğe, yoksulluğa, zamlara, pahalılığa çok öfkeliydiler. Elbette yoksul halkın iliğini kemiğini kurutan egemenlerin yolsuzluklarına da. “Yolsuzluk” yetkiyi kötüye...
  • Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, geçtiğimiz günlerde yayınladığı bir genelgeyle İçişleri Bakanlığının koronavirüs önlemlerinin geçerli olduğu süre boyunca toplu iş sözleşmelerini durdurduğunu açıkladı. Bakanlık, salgın nedeniyle toplu...
  • Sizlerin de bildiği gibi “hayat eve sığar” sözü, devlet yetkilileri tarafından bir kampanya spotu olarak kullanılmasıyla birlikte gerek sosyal medyada gerekse de başka biçimlerde insanların döne döne kullandığı bir argüman haline geldi. Bugünlerde...
  • Ben devlet hastanesinde çalışan bir sağlık işçisiyim. Yaşadığımız sorunları ve gözlemlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Biliyorsunuz ki son dönemlerde tüm dünyayı etkisi altına alan yeni tip koronavirüs hastalığı konuşuluyor her yerde, insanlar...
  • Koronavirüs çıktığından bu yana okullarımız tatil edildi. Bu nedenle evde zaman geçiriyorum. Okula gidemediğimizden dolayı uzaktan eğitim alıyoruz. Tabii ki bu eğitim yetersiz, okula göre daha verimsiz oluyor. Okul arkadaşlarımın birçoğunun kafası...
  • Eskiden insanlar kendisine iyi haber veren, örneğin çocuğu olduğunu söyleyen, yani müjde veren birine hediye verirdi. Verilen müjdenin küçük de olsa somut bir karşılığı vardı. Müjdeyi veren “müjdemi isterim” der, aldığı hediyeyle mutlu olurdu....
  • Son haftalarda dünyanın gündemi Covid-19 virüsü. Hemen hemen dünyanın her ülkesinde görüldü ve dünyanın başlıca gündem maddesi haline geldi. Pek çok ülke sözde Covid-19 salgını ile mücadelede çeşitli paketler ve bütçeler açıkladılar.
  • Salgınlar ve hastalıklar her sektörden işçiyi tehdit ettiği gibi denizcilik sektöründe çalışan işçileri de tehdit ediyor. Gerek gemilerde çalışan işçiler olsun gerekse de tersanelerde çalışan işçiler olsun ölümlere rağmen hâlâ kötü koşullarda...
  • Merhaba dostlar, ben İstanbul Havalimanında uçak temizliğinde çalışan genç bir işçiyim. Geçtiğimiz haftalarda koronavirüs adlı yeni tip virüsün yüzü aşkın sayıda ülkede görüldükten sonra Türkiye’ye de geldiği duyuruldu. Virüs nedeniyle market ve...
  • 1. İşçi sağlığı ve güvenliği önlemleri tüm işyerlerinde derhal ve eksiksiz alınsın! İşçilere, gerekli önlemlerin alınıp alınmadığını denetleme yetkisi verilsin! Önlemleri almayan işyerlerine ağır cezalar getirilsin!
    2. İşten atmalar...