Navigation

Buradasınız

Akıl Almaz Eşitsizlik: İşçiler Üretiyor, Patronlar El Koyuyor!

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 129
Kapitalist sömürü düzeni toplumsal eşitsizliği akıl almaz sınırlara taşırken, toplumsal çelişkileri de her geçen gün büyütüyor. Üreten, alın teri döken işçi sınıfı yoksullaşırken, bir avuç asalağın yani patronlar sınıfının serveti katlandıkça katlanıyor. Bu durum çeşitli araştırma kurumlarının raporlarına da yansıyor. Credit Suisse Araştırma Enstitüsü’nün yayımladığı Küresel Zenginlik Raporu, toplam küresel servetin 2008 krizinden sonra önemli oranda arttığını gösteriyor.

Kapitalist sömürü düzeni toplumsal eşitsizliği akıl almaz sınırlara taşırken, toplumsal çelişkileri de her geçen gün büyütüyor. Üreten, alın teri döken işçi sınıfı yoksullaşırken, bir avuç asalağın yani patronlar sınıfının serveti katlandıkça katlanıyor. Bu durum çeşitli araştırma kurumlarının raporlarına da yansıyor. Credit Suisse Araştırma Enstitüsü’nün yayımladığı Küresel Zenginlik Raporu, toplam küresel servetin 2008 krizinden sonra önemli oranda arttığını gösteriyor. Küresel servet 10 yıl içinde yüzde 27 artarak 280 trilyon dolara ulaştı. Meselâ küresel serveti dünya nüfusuna, yani 7,5 milyara bölsek, kişi başına 37 bin dolar düşer! Buradan anlaşılıyor ki küresel servet bütün insanlara eşit dağıtılsa, ne işsizlik kalır ne yoksulluk ve açlık! Gel gör ki kapitalist sisteminin emek sömürüsü üzerine kurulu doğası buna izin vermiyor. Emekçilerin yani serveti yaratanların payına sadece düşük ücretler, meslek hastalıkları, iş kazaları, hayat pahalılığı, yoksulluk, işsizlik düşüyor!

Rapordaki verilere göre, son 12 ayda küresel servet birikiminde 16,7 trilyon dolar artış oldu. 2017 yılında yalnızca 42 kişinin elinde tuttuğu toplam servet dünya nüfusunun yarısının toplam zenginliğine eşitti ve bu uçurum daha da derinleşiyor. İşte kapitalist kâr düzeni, işte eşitlik, işte adalet!

Türkiye’de de durum çok farklı değil. Bu konuları araştıran Forbes dergisine göre, Türkiye’de dolar milyarderi sayısı bu yılın ilk 3 ayında 4 kişi artarak 40 kişiye yükseldi. Türkiye’deki işçi sınıfının nasıl yoksullaştığını anlamak için Türkiye ile Fransa’yı karşılaştırabiliriz. Fransa dünyanın 7. büyük ekonomisi. Gayrisafi Milli Hâsılası ise 2,6 trilyon dolarla Türkiye’nin 3,5 katı. Ama Türkiye, dolar milyarderleri sıralamasında Fransa ile aynı sıralamada yer alıyor. Bunun anlamı, Türkiye’de işçi sınıfının uçurumdan düşercesine yoksullaşıyor olmasıdır. 

Zenginlik bir avuç sermayedarın elinde birikirken, işçi sınıfı daha fazla yoksullaşıyor. TÜİK’in 2017 yılı gelir ve yaşam koşulları araştırması, artan milli gelirden milyonlarca emekçinin payına büyük bir yoksulluk düştüğünü ortaya koyuyor. Verilere göre, 2017’de en zengin yüzde 20’lik dilimde olanların milli gelirden aldığı pay yüzde 47,4’e yükseldi. Buna karşılık en yoksul yüzde 20’lik dilimde olanların aldığı pay sadece yüzde 6,3’te kaldı. Nüfusun yüzde 70’i borçlu… Bu yılın verileri henüz açıklanmadı. Ancak krizle birlikte zenginler ile yoksullar arasındaki gelir eşitsizliğinin çok daha fazla arttığı sır değil. Kriz öncesinde kârına kâr katan sermaye sınıfı, kriz patlak verince “aynı gemideyiz” diyerek faturayı işçilere çıkarıyor. Nitekim enflasyonun yükselmesine koşut olarak reel ücretler düşüyor. Ayrıca milyonlarca kişi işsizdir ve işsizlik oranları giderek yükseliyor.

Ancak gelir dağılımındaki bu inanılmaz eşitsizliğin üzeri, iktidarın yarattığı yapay kutuplaşma nedeniyle örtülüyor. Sanki AKP’ye oy veren bir işçi ile servetini katlayan AKP yandaşı patronun çıkarı aynıymış gibi bir algı yaratılıyor. Oysa bir işçi ile Cengiz, Kalyon, Kolin gibi holding patronlarının çıkarı nasıl ortak olabilir? İnşaat alanında faaliyet yürüten bu holdingler, devletten aldıkları dev ihalelerle ihya oldular. İnşaatlarında çok sayıda işçi iş cinayetlerine kurban gitti. Patronlar sermayelerini büyütürken, AKP’ye oy veren işçiler aynı diğer sınıf kardeşleri gibi daha fazla çalışmaya ve sömürülmeye devam ettiler. Taşeronluk sistemini yaygınlaştırıp kalıcı hale getiren bu iktidardır. Milyonlarca insanın emeklilikte yaşa takılmasına neden olan bu iktidardır. Sendikal hakların önüne engeller diken ve grevleri yasaklayan bu iktidardır. Havaalanı inşaatında çalışan ve hakkını arayan işçileri cezaevine atan bu iktidardır. Hakları için direnen Flormar ve Gripin işçilerine çadır kurdurmayan, direniş alanlarından polisi ayırmayan, işçi sınıfının mücadelesini bastırmak için elinden geleni yapan bu iktidardır.

Hangi partiye oy veriyor olursa olsunlar işçilerin çıkarı ortaktır, tüm işçiler işçi sınıfının bir parçasıdır. İşçi sınıfının çıkarları ile sermaye sınıfının çıkarları aynı olamaz. Biz alın teri döküyoruz, üretiyoruz ve tüm zenginlik bir avuç sermayedarın elinde birikiyor. Yalanlarla avutulmak, baskılarla susturulmak, yapay kutuplaşmayla bölünmek istemiyoruz. Biz bu oyuna Hayır diyoruz, HAYIR!

24 Aralık 2018

Son Eklenenler

  • “Gereksiz yere yanan ışıkları kapatın”, “duş süresini kısaltın”, “pencerelerinizi kontrol edin”, “diş fırçalarken suyu kapatın”, “peteklerinizin arkasındaki duvarı kaplayın”… Biz işçi ve emekçiler böyle tavsiyeleri çok sık duyarız. Ama koronavirüs...
  • Sakarya’nın Hendek ilçesindeki Büyük Coşkunlar havai fişek fabrikasında 3 Temmuzda ardı ardına patlamalar meydana geldi. Fabrikada 200 civarı işçinin çalıştığı belirtilirken, şu ana kadar 4 işçinin hayatını kaybettiği, içinde durumu ağır olanların...
  • Yaşadığı çağı anlamlandırmaya çalışan insan, tarih boyunca geleceğe yönelik çeşitli tasavvurlarda bulundu. Mesela edebiyat tarihinin ilk bilimkurgu yazarı olarak bilinen Samsatlı Lukianos, bir eserinde dönemin en hızlı teknolojik aracı olan...
  • Merhaba arkadaşlar. Ben özel sektörde çalışan bir eğitim emekçisiyim. Her yıl 10 aylık sözleşmelere imza atıp 3 kuruşa yaşamaya çalışan binlerce öğretmenden biriyim. Haftanın altı günü sabah 9’dan akşam 7’ye en az 10 saat, posamız çıkana kadar...
  • Selam olsun 15-16 Haziran büyük işçi direnişini miras bırakan işçi sınıfına, selam olsun sınıfımızın tarihini bizlere taşıyan derneğimiz UİD-DER’e! Derneğin sitesinde yayınlanan akışı okurken ve izlerken kendimi son derece mutlu ve gururlu hissettim...
  • 8 yaşında bir kız çocuğu hayata dair ne kadar şey bilebilir? Hayatın yükünü ne kadar sırtlayabilir? Adı üstünde çocuk… Çocuk oyun oynamak ister, gülmek ister. Gelecek henüz çok uzaktır onun için. Büyümek için, hayatın yükünü taşımak için önünde daha...
  • ABD’de ırkçı bir polis, gözaltına aldığı siyah Amerikalı George Floyd’un boynuna dizini dakikalarca bastırarak öldürdü. Ölmeden önce defalarca “nefes alamıyorum” diye haykıran Floyd’un katledilişi, ABD’de büyük yankı uyandırdı. Ülke çapında başlayan...
  • Koronavirüs, tek derdi kâr etmek olan patronlar için büyük bir fırsata dönüştürüldü. Zaten sinekten yağ çıkartırcasına bizleri çalıştıran patronlara, muazzam bir vurgun kapısı daha açılmış oldu. Ekranlarda işçilerin sağlığını düşünüyoruz diyenler,...
  • İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG Meclisi), Emeklilik Çağında Çalışan İşçiler İş Cinayeti Raporu hazırladı. Rapora göre, 2013-2019 yılları arasında “emeklilik çağında çalışan” en az 1925 işçi, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Raporda...
  • İş kazalarının en sık yaşandığı sektörlerin başında inşaat sektörü geliyor. İnşaat sektörü işçilerin sendikasız ve güvencesiz çalıştırıldığı sektörlerin başında geliyor. Yevmiye usulü ve çoğunlukla sigortasız çalıştırılan işçiler taşeron firmaların...
  • ABD’de siyah bir emekçinin polis tarafından sokak ortasında vahşice katledilmesinin ardından başlayan protesto gösterileri dünyanın çeşitli ülkelerine de yayıldı. Dünyanın farklı ülkelerinde, farklı dillerde, siyah beyaz, kadın erkek, genç yaşlı yüz...
  • AKP iktidara geldiği günden beri işçi sınıfının kazanılmış haklarını gasp etmeye yönelik her girişimi “müjde” diye sundu. Kıdem tazminatını yok etme planını bu kez Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi adı altında gündeme getirmiş bulunuyor. Sendikalar,...
  • Koronavirüs vesilesiyle kaldırılan toz bulutunu fırsat bilen AKP hükümeti, Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi adı altında kıdem tazminatını kurulacak bir fon yoluyla yok etmeye çalışıyor. Sermaye sahipleriyle kol kola giren siyasi iktidarın bu planına...

UİD-DER Aylık Bülteni