Navigation

Buradasınız

Biz Bu Oyunu Bozduk!

Bütün dünyada patronlar sınıfı koronavirüs üzerinden bir oyun sergiliyor. UİD-DER’li işçiler en başından beri bu oyuna gelmedi. İşçi Dayanışması’nda, sitemizde bu oyunun arka planını anlatan, gerçekleri açıklayan çeşitli yazılar, mektuplar paylaşıldı. Yazıları, paylaşılan mektupları okuyarak yaratılan korku atmosferinden sıyrıldık. Evde kalma çağrılarına karşı birbirimize evlerimizin kapısını açtık. İşçi dostlarımızı ziyaret edip gerçek tehlikenin ne olduğunu anlattık. Egemenlerin işçilerin haklarına karşı açtığı savaşı UİD-DER’li işçiler olarak teşhir ettik.

Bütün dünyada patronlar sınıfı koronavirüs üzerinden bir oyun sergiliyor. UİD-DER’li işçiler en başından beri bu oyuna gelmedi. İşçi Dayanışması’nda, sitemizde bu oyunun arka planını anlatan, gerçekleri açıklayan çeşitli yazılar, mektuplar paylaşıldı. Yazıları, paylaşılan mektupları okuyarak yaratılan korku atmosferinden sıyrıldık. Evde kalma çağrılarına karşı birbirimize evlerimizin kapısını açtık. İşçi dostlarımızı ziyaret edip gerçek tehlikenin ne olduğunu anlattık. Egemenlerin işçilerin haklarına karşı açtığı savaşı UİD-DER’li işçiler olarak teşhir ettik. Aslında bu zamanlarda en çok da dayanışmaya, bir arada olmaya ihtiyacımız olduğunu anlattık, anlatıyoruz. Böylelikle çevremizdeki insanların akıl sağlığını korumasına yardımcı oluyoruz.

Patronlar sınıfı koronavirüs bahanesiyle emekçileri evlere hapsederek, birbirlerinden uzaklaştırmaya çalışıyor. Aslında uzun zamandır dünyada çok derin bir ekonomik kriz yaşanıyor. Koronavirüs salgınını fırsata çeviren egemenler biz işçilerin her türlü hakkına saldırıyorlar. Bu süreçte milyonlarca işçi işsiz kaldı, “yeni normal” adı altında esnek çalışma yaygınlaştırıldı. Ücretsiz izin yasalaştı. İşsizlik fonu yağmalandı. Sendikal örgütlülüğe saldırılar arttı, toplu sözleşmeler ertelendi. Dünya üzerinde işçi sınıfı derin bir yoksulluğa sürüklendi. Koronavirüs bahanesiyle siyasi iktidarlar her türlü baskıyı arttırdı. Sokağa çıkma yasakları, meydanlara tankların inmesi, rejimlerin otoriterleşmesi sağlığımızı korumak için alınan önlemler adı altında işçi ve emekçilere gönüllü olarak kabul ettirilmeye çalışılıyor.

Bütün bunlar yaşanırken 1 Mayıs geldi çattı. Egemenler oynadıkları bu koronavirüs oyunuyla elbette 1 Mayıs’ı da işçilerin meydanlarda, kitlesel olarak kutlamasının önüne geçtiler. Çünkü işçilerin ekonomik krizden kaynaklanan öfkesi günden güne birikiyor. Kısa süre önce dünya işçi sınıfı kendi demokratik ve ekonomik talepleriyle sokaktaydı. 1 Mayıs bu taleplerin ortak duygularla dillendirileceği bir gün olacaktı. 1 Mayıs, işçi sınıfının 8 saatlik işgünü mücadelesi içinde ortaya çıkmış, 1886’dan bu yana da işçilerin taleplerinin ve kapitalist düzene karşı öfkelerinin haykırıldığı bir gündür. 1 Mayıs alanları işçi sınıfının gücünü gösterdiği ve taleplerini dillendirdiği, mücadele coşkusunun yeniden ve yeniden var edildiği bir gündür. Yani patronlar sınıfının hiç de hazzetmediği bir gündür. Tam da bu yüzden salgını bahane ederek 1 Mayıs’ın alanlarda kutlanmasının önüne geçtiler. Ancak UİD-DER’li işçiler nasıl ki en başından beri bu oyuna gelmedilerse 1 Mayıs günü de bu oyuna gelmediler. 1 Mayıs günü uidder.org üzerinden gençlerden, emekçi kadınlardan, farklı şehirlerden, hatta farklı ülkelerden işçilerin gönderdiği mesajlarla öfkemizi, umudumuzu, coşkumuzu, heyecanımızı birbirimize aktardık. Aynı coşkun duyguları paylaştık. Alanlarda yan yana olamasak da UİD-DER bizi bir araya getirdi.

UİD-DER’de örgütlenmiş, mücadeleci işçiler olarak yaşamın her alanında olduğu gibi hem koronavirüs üzerinden yaratılan korkuya, hem 1 Mayıs’ın yasaklanmasına karşı mücadele ettik, ediyoruz. Egemenler alanları yasakladıklarını, 1 Mayıs’ın kutlanmasının önüne geçtiklerini sanabilirler. Ama onların baskılarına, yasaklarına karşı UİD-DER’li işçiler olarak 2020 1 Mayıs’ımızı en güzel şekilde kutladık, umudumuzu ve mücadele azmimizi büyüttük!

Yaşasın 1 Mayıs!

Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz!

10 Mayıs 2020

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Okul yıllarımda dünyanın yok oluşa sürüklenmesinin sebebinin insanlar olduğunu düşünürdüm. Çünkü parfüm kullandığımız için ozon tabakasının delindiği, bunun da küresel ısınmaya yol açtığı anlatılırdı bizlere… Öte yandan dünyadaki karbondioksit...
  • Bilim insanları uzun zamandır küresel ısınmanın dünyayı bir felakete sürüklediğine dikkat çekiyor. Egemenler özellikle son 30 yıldır küresel iklim zirveleri düzenliyorlar, dünyayı bekleyen tehlikelere dikkat çekiyorlar ve sözde küresel ısınmanın...
  • Kadınların mücadeleye girişmesi zorlu bir süreçtir kuşkusuz ama emekçi kadın mücadeleci kimliğini bir kez kuşanmaya görsün! Sadece kendi hayatının da değil, tarih boyunca emekçi kadının ezilmişliğinin, sindirilmişliğinin, yok sayılmışlığının hıncını...
  • Gözümüzün nuru İşçi Dayanışması bültenimiz 150. sayısını yayınlıyor. Altın değerinde katkılarıyla işçi sınıfına 150 ay boyunca kesintisiz hizmet etmek anlamına geliyor bu. Bu zaman diliminde İşçi Dayanışması mücadeleci işçilerin sesi oldu....
  • Tekgıda-İş Sendikasına üye olmalarının ardından işten atılan ve işlerine geri dönmek için uzun soluklu direnişlerini devam ettiren Cargill işçileri, 10 haftalık eylem planlarının yedinci haftasında bir basın açıklaması düzenlediler. Cargill işçileri...
  • Gazetemiz İşçi Dayanışması 12,5 yılı geride bırakarak 150. sayısıyla okurlarına merhaba diyor. İşçi Dayanışması çıktığı günden beri geçmişle gelecek arasında köprü oldu; insanlığın ve işçi sınıfının geçmiş deneyimlerini, bilgi ve birikimlerini...
  • Sermaye sınıfı, pandemiyle birlikte işçilere dönük saldırılarını örtebildiği kullanışlı bir şal buluverdi. “Açlık mı, ölüm mü” ikilemini dayattığı işçi sınıfının ayağındaki prangaları gün geçtikçe ağırlaştırıyor. İşçilerin çalışma ve yaşam koşulları...
  • Bizler de kargo işçileri olarak yıllardır sınıfın sesi ve kürsüsü olan İşçi Dayanışması bülteninin 150. sayısını kutluyoruz. Kardeşler İşçi Dayanışması biz işçilere yol gösteriyor ve mücadelede umut veriyor. Bunu işyerlerinde yaptığımız...
  • UİD-DER’in mücadele araçlarından biri olan İşçi Dayanışması gazetesinin 150. sayısı çıktı. Sınıf bilincine sahip işçilerin yayınladığı bu gazete, bize ve çevremizdeki tüm işçilere her ay bilgi kaynağı oluyor. Bu sistemde sermaye sınıfı ve siyasi...
  • Merhaba arkadaşlar, sizlere UİD-DER ve İşçi Dayanışması’yla tanışmamdan bahsetmek istiyorum. Benim UİD-DER ile tanışmama ağabeyim vesile oldu. İlk olarak 2011 yılında, iş kazalarıyla ilgili bir etkinlik vardı, oraya katılmıştım. O günü hiç...
  • Ukrayna’nın en büyük demir madenciliği işletmesi olan Kryvyi Rih Demir İşletmesinin 4 madeninde işçiler grevde. Güneşten, gökyüzünden mahrum, yerin yüz metrelerce altında çalışan maden işçileri 3 Eylülden itibaren kendilerini madene kapatarak bir...
  • Bizler petrokimya sektöründe çalışan kadınlarız. Birçok işyerinde yaşanan sıkıntılar elbette bizim de fabrikamızda yaşanıyor. İlk başlarda bizi Covid-19 virüsüyle öyle korkuttular ki kimseyle temas etmemek için elimizden geleni yapıyorduk. Ama bunun...
  • İşçi Dayanışması gazetesi tam 150 sayıdır sınıfına yol gösteriyor! Değişen, dönüşen, kendi birliğine, gücüne ve örgütlülüğüne güvenen işçilerin sesi olarak çıktığı bu yolda büyümeye ve serpilmeye devam ediyor. İşçi sınıfının tarihsel mücadele...

UİD-DER Aylık Bülteni