Navigation

Buradasınız

UİD-DER’li Gençler: 1 Mayıs Coşkumuzu UİD-DER’e Borçluyuz!

Bugün toz kondurmuyoruz keyfimize
Bugün “Mayıs Bir”!
Bir Mayıs’ta İstanbul
Bizim olmuş gibidir!

Bugün toz kondurmuyoruz keyfimize

Bugün “Mayıs Bir”!

Bir Mayıs’ta İstanbul

Bizim olmuş gibidir!

Nâzım’ın umutsuzluğa ve karamsarlığa geçit vermeyen bu dizelerinde yankılanan inanç, 2020’nin 1 Mayıs’ında da mücadele örgütümüz UİD-DER sayesinde yürekten yüreğe, bir şehirden ötekine, mahallelerden işyerlerine dolup taştı. Zamanı korkuya boğanlara inat, gökyüzünü kaplayan kara bulutlar aralandı, güneş Mayıs ayının tüm güzelliğiyle yeniden doğdu. 134 yıldır yasaklarla ve baskılarla engelleyemediği dünya işçi sınıfını bir virüs paniğiyle meydanlardan alıkoyan egemenler, mücadeleye gönül veren, o gönül meydanlarında buluşan işçileri ve emekçileri engelleyemezdi. İşte 30 Nisan’ı 1 Mayıs’a bağlayan geceden itibaren “Korkuya Teslim Olmuyoruz, 1 Mayıs Ruhuna Sahip Çıkıyoruz” diyen işçi aileleri, emekçi kadınlar, gençler, çocuklar UİD-DER’in web sitesine sel olup aktı, kıpkızıl mücadele bayrakları dalgalandı, el ele, kol kola, omuz omuza halaya duruldu.

Bizler de “UİD-DER Yürüyor, Mücadele Büyüyor!” şiarıyla UİD-DER saflarında mücadeleyi büyüten genç işçiler, işsizler, üniversiteli, liseli öğrenciler olarak içinden geçtiğimiz olağanüstü koşullara rağmen mücadele örgütümüzden aldığımız bilinçle bizlere miras bırakılan 1 Mayıs ruhuna sahip çıktık. Her sene umudumuzu kuşanıp çıktığımız meydanlar boş kalsa da, işçilerin dört bir yandan gelen mesajlarıyla gönül meydanlarımızın boş kalmayacağını dosta düşmana gösterdik. “Bizleri virüsle korkutarak alanlardan uzak tutmaya çalışıyorlar. Ama bilmedikleri şey 1 Mayıs tek bir gün değildir. 1 Mayıs benim yaşam tarzımdır. Benim örgütlülüğüm, benim mücadelemdir” mesajıyla mücadelede olan kararlılığını paylaşan işçi kardeşimizin dediği gibi, 1 Mayıs’ı yaşam tarzı haline getiren mücadeleci, örgütlü işçileri hangi güç, hangi yasak, hangi korku engelleyebilirdi? UİD-DER’in 1 Mayıs kürsüsünde sözünü söyleyen tüm işçi ağabeylerimizin, ablarımızın, kardeşlerimizin birbirinden güzel, umut ve inanç dolu mesajlarında dile gelen, bir günün değil bir yaşamın biriktirdiği öfke, özlem, mücadeleye duyulan aşktı. İşçi ve emekçileri kör, sağır, dilsiz görmek isteyen egemenlere inat bizlerin sesi, gözü, kulağı olan UİD-DER ile 1 Mayıs her yıl olduğu gibi bu yıl da coşkuyla kutlandı. UİD-DER’in sitesinde yayınlanan, Nâzım’ın yeni gün yüzüne çıkan “İstanbul’da 1 Mayıs” şiirinde dile geldiği gibi; toz kondurmadık 1 Mayısımıza, mücadele geleneğimize sahip çıktık.

Kelimenin tam anlamıyla olağanüstü bir dönemden geçtiğimiz bugünler, kapitalizmin girdabında sürüklenen, işsizliğe, çaresizliğe mahkûm edilen gençliğin geleceğine ağır darbeler vuruyor. “Korona sonrası yeni dünya düzeni” adı altında hayata geçirilmeye çalışılan ağır saldırı paketleri en çok da bugünün gençlerini tehdit ediyor. Egemenlerin attığı adımların, zikrettiği sözlerin her birinin dönüp dolaşıp dünya işçi sınıfının birliğini, örgütlülüğünü vurduğu bugünlerde, işçi sınıfı ve onun gençliği için mücadeleden başka çıkar yol olmadığı en çıplak haliyle ortaya seriliyor. İşte tam da bu saldırılara karşı bir cevap niteliği taşıyan 1 Mayıs, dünya işçi sınıfının mücadele ruhunun vücut bulduğu gündür. Bu mücadele ruhuna layıkıyla sahip çıkan, gelenekten geleceğe köprü kuran, tüm engellemelere rağmen teslim bayrağı yerine mücadele bayrağını dalgalandıran mücadele örgütümüz UİD-DER’e selam olsun! Biz gençlere 1 Mayıs coşkusunu yaşatan UİD-DER’e ve UİD-DER’li işçi ve emekçilere teşekkürler!

21 Mayıs 2020

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • İktidar ve avenesi yediklerini, içtiklerini canlı yayınlarda gözümüze sokuyorlar. Ahali, gördüğü yemekler karşısında yutkunadursun kendi saraylarına, malikânelerine, villalarına krizin gölgesi bile uğramaz. Kendileri tok olduğundan “uçuyoruz,...
  • Asgari ücretin belirlenmesini hepimiz dört gözle bekliyorduk. Bunlardan çok bir umudumuz yoktu zaten, bizi yanıltmadılar. “Ekmek yiyorlarsa o zaman aç değiller” diyen zihniyetin bizlere bunları layık göreceği belliydi. 2021’de asgari ücret 2825 lira...
  • 2020, patronlar ve yönetenler için zenginliklerine zenginlik kattıkları, işçilerin alın terini, emeğini arsızca, hoyratça sömürdükleri bir yıl oldu. İşsizlik, ekonomik kriz, hayat pahalılığı, iş kazaları, hak gaspları, yasaklar, intiharlar....
  • Yoksul bir inşaat işçisinin çocuğu olarak büyüdüm. Az çok idare ederdik işte... Tüm yoksulluğumuza rağmen annemin eldeki parayı mümkün olduğunca beslenmemize ayırması bizi hayatta tuttu. Ama bazen işler çığırından çıkardı. Borçlar birikir, bakkal...
  • Maltepe Belediyesi işçilerinin grevi devam ediyor. Grevin üçüncü gününde Tugay Yolu’ndaki Park ve Bahçeler Müdürlüğü önünde bekleyen grevci işçileri ziyaret eden UİD-DER’li işçiler, dördünce gününde ise Gülsuyu’nda bulunan Maltepe Belediyesi...
  • CHP’li belediye yönetimleri işçilerin taleplerini karşılamak yerine, grevi karalayarak gözden düşürmeye çalışıyor. Belli ki tek merkezden harekete geçirilen trol ordusu, belediye işçilerini aşağılıyor. Demokrasi konusunda mangalda kül bırakmayanlar...
  • Çorum’da üretim yapan Ekmekçioğulları Metal fabrikasının işçileri DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikasında örgütlenmiş ve bu nedenle işten atılmışlardı. Ekmekçioğulları patronu, işyerinde çoğunluğu sağlayıp Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler...
  • 26 Şubat 1984’te kaybettiğimiz işçi sınıfının şairi Hasan Hüseyin Korkmazgil, acıyı da, umudu da, hasreti de, kavgayı da yazdı. Yaralara merhem olsun, karanlıkta ışık olsun, yüreklerde sevinç olsun, kavgaya çağıran ses olsun diye şiirleri, yüreğini...
  • Maltepe Belediyesinde toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması üzerine başlayan grev, üçüncü gününde devam ediyor. Grevci işçiler Belediye Başkanı Ali Kılıç’ın ikramiyeler hariç yüzde 47 zam yaptığı iddiasına ve grev kırıcıları...
  • Çözülemeyen sorunlar, kibir ve büyüklenme içindeki iktidar sözcülerinin sorunların çözümüne odaklanmak yerine akşam sabah tehditler savurmaları, topluma korku salmaya çalışmaları her geçen gün daha fazla insanda bıkkınlık yaratıyor. İşçiler,...
  • Hükümetin yönlendirmeleri ve sağladığı kolaylıklar sayesinde patronlar, pandemiyi fırsata çevirdiler. Haksızlık karşısında susup boyun eğmeyen ve sendikalaşan işçiler, Kod 29 bildirimiyle, yani ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davrandıkları...
  • 50 gündür direnen Migros Depo işçileri, 23 Şubat Salı günü Anadolu Grup Genel Müdürlüğü önünde bir araya gelerek basın açıklaması gerçekleştirdiler.
  • İstanbul Tabip Odası, asistan hekimlerin zorlu çalışma koşulları ve karşılaştıkları sorunlara ilişkin Cağaloğlu’nda 24 Şubatta bir basın açıklaması düzenledi. Asistan hekimlerin tükendiğine dikkat çekilen açıklamada çalışma ve eğitim koşullarının...

UİD-DER Aylık Bülteni