Navigation

Buradasınız

Doğru Bellediğimiz Yanlışlar

Eylül 2010, No: 30

1.       İşyerlerimizde haksızlığa uğrarsak, işverene dava açıp hak aramaya gerek yok. Nasıl olsa tüm yasalar patronlardan yana. (Soruna bu tarzda yaklaşmak doğru değil )

Evet, patronların düzeninde aslında yasalar patronlardan yanadır. Ama işçi sınıfı mücadele verdiği için işçilerin çalışma koşullarına ve haklarına ilişkin birtakım yasal düzenlemeler yapılmak zorunda kalınmıştır. Bunları bize patronlar hediye etmediğine göre, yasal haklarımızı bilmeli, kullanmalı ve daha ileri haklar elde etmek için de mücadele etmeliyiz. (Doğru olanı bu)

2.       Tüm sektörlerde ve tüm işlerde patron fabrikada istediği kadar taşeron şirket kurabilir. (Yanlış)

4857 sayılı iş kanununun 2. maddesinde, bir işin taşerona (alt işverene) verilmesinin koşulu şöyle belirtiliyor: “İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez.” Verilirse ne olur? Elbette kimse itiraz etmezse, işçi hakkını aramazsa patron işini yürütür. (Doğru)

3.       Patron, bizi kurduğu taşeron şirkete devretti. İtiraz edene kapıyı gösterdi. Hepimizin ana firmadan çıkışını vererek işten attı. İşsiz kalmamak için eski işyerindeki kıdemimizden vazgeçtik. Artık yapacak bir şey yok! (Yanlış)

İş kanunun 2. maddesine göre, asıl işverenin işçilerinin taşeron tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi durumunda bu işçilerin hakları hiçbir şekilde kısıtlanamaz. İşçiler kandırılarak taşeron şirkete geçirilse bile bu işçiler asıl işverenin işyerinde çalışan işçilerdir. Demek ki işçi tazminatlarını talep ederken ana firmada işe başladığı tarihten itibaren hak iddia edebilir ve mutlaka etmelidir. (Doğru)

4.       Bizim fabrika yeni bir patrona satıldı. Eski patronun bize borcu vardı, yeni patron ödemeyi kabul etmezse ve işe devam edebilirsek ona da şükür. Yeni patron işten çıkarırsa tazminat da vermez zaten, işyerinin adını değiştiriyormuş. Yeni patronun insafına kaldık! (Yanlış)  

İş yasasına göre işyeri satılır veya devredilirse devir tarihinde işyerinde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer. Yeni patron, işçinin hizmet süresinin esas alındığı haklarda, işçinin eski patron yanında işe başladığı tarihe göre işlem yapmakla yükümlüdür. Eski veya yeni patron, işyeri veya bir bölümü devredildi diye keyfi yere işten çıkartma yapamaz. Çıkartırsa kıdem-ihbar tazminatlarımızın yanı sıra kötü niyet tazminatını da ödemek zorunda kalır. Eğer böyle yapmazsa birleşerek mücadele etmeliyiz. Aynı zamanda iş mahkemesine başvurarak hakkımızı hukuki yollardan da aramalıyız, davacı olmalıyız. (Doğru)

5.       Biz işyerinde sözleşmeli çalıştırılıyoruz. Kadrolu çalışanların sayısı azaltılıyor. Aynı işi yapıyoruz ama kadrolu işçilerin ücreti daha yüksek, bizimki daha düşük. Zaten biz sözleşmeli çalıştırıldığımız için bizim kadrolular gibi haklarımızı aramamız, kadrolu ile aynı ücreti talep etmemiz mümkün değil. (Yanlış!)

İş yasasına göre, işçiler, salt iş sözleşmesinin belirli süreli olmasından dolayı belirsiz süreli iş sözleşmesiyle (kadrolu) çalıştırılan işçiye göre farklı işleme tâbi tutulamazlar. Demek ki, patronun keyfi tutumuna karşı birleşerek mücadele etmeli ve haksızlığın önüne geçmeliyiz.  (Doğru)

6.       Patron işten çıkarıldığımı söyledi. “Önümüzdeki aybaşı gel paranı al” dedi. Herhangi bir kâğıt vermedi. O yüzden işe gitmedim, paramı almak için aybaşını bekliyorum. (Yanlış)

İşveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır” diyor iş yasası. Bize yazılı bildirim yapılmamış ise biz halen o işyerinin çalışanıyız demektir. Yani yazılı bildirim yapılana kadar işe gitmek zorundayız. Eğer patronun sözlü bildirimine güvenip 3 gün üst üste işe gitmezsek işveren “haklı fesih” yapabilir. Böylece kıdem ve ihbar tazminatlarımızı ödemekten kurtulur. Oyuna getirilmiş oluruz ve çalıştığımız sürenin ücreti dışında hiçbir hak talep edemeyiz, işe iade davası bile açamayız. Yasal mevzuat bir yana; işten çıkarılmayı boynumuz bükük kabullenmek bir işçiye yakışır mı? İşçiler haklarını aramalı ve haksızlığa boyun eğmemelidirler. (Doğru)

15 Eylül 2010

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikasında örgütlendikleri için işten atılan ve 43 gündür fabrika önünde direnişte olan Ekmekçioğulları Metal işçileri 19 Ocak günü Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığıyla görüşmek için Ankara’ya gittiler....
  • Dünya işçi sınıfı 2021’i sermaye sınıfının yoğunlaşan sömürüsü, baskısı ve yasaklarıyla karşıladı. İşten atma saldırıları, ücret kesintileri, hak gaspları artarak devam ediyor. Ancak işçiler de bu saldırılara karşı birleşmekten, direnmekten,...
  • Arkadaşlarla bir hafta sonu bizim evde buluşma ayarladık. Sokağa çıkamadığımızdan dolayı evde zaman geçirmek istedik. Herkes bir fikirle gelmişti. Bir arkadaşım kutu oyunu getirmişti. Oyunun adı “Monopoly.” Oyunun amacı şu; banka sana hayatta...
  • Geçtiğimiz günlerde koronavirüs önlemlerinin alınıp alınmadığını denetlemek için işyerimize kamu görevlileri geldi. Tabi bu denetimin nedeni bir arkadaşımızın işyerinde koronavirüse karşı yeterli önlemlerin alınmadığına dair yaptığı şikâyetmiş. Bir...
  • Kapitalist sistemin yarattığı büyük çelişkiler, eşitsizlikler, adaletsizlikler, derinleştirdiği toplumsal sorunlar her geçen gün daha fazla can yakıyor. 21’inci yüzyılın teknolojik gelişmişlik ve üretim düzeyine rağmen yüz milyonlarca insan açlık...
  • “Biz ekmeğimizin peşindeyiz.” Ne çok duyarız bu sözleri çalıştığımız fabrikalarda, işyerlerinde, grev ve direnişlerde. Kimi zaman yapılan bir yanlışın üzerini örtmek, bahane bulmak için kullanılır. “Bakma yapmak istemezdim ama işte ekmeğimizin...
  • Krizin ve Covid-19 salgınının yükü işçi ve emekçilerin üzerine yıkılmaya devam ediyor, yoksullaşma derinleşiyor. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu DİSK’in Covid-19 Döneminde İşsizlik Sigortası Fonu Raporu, İşsizlik Sigortası Fonunun...
  • Tüm dünya yeni bir yıla “merhaba” dedi. Çeşitli dillerde, farklı tonlarda çıktı bu merhabalar. İnsanlar yeni yılda yeni dilekler dilediler. Kimisi milyarlarına milyar istedi yüzü kızarmadan, mücevher takımına yeni yeni mücevherler istedi. Kimisi iş...
  • Otomotiv sektörüne plastik araba parçaları üreten bir fabrikada çalışıyorum. Covid-19 salgınıyla birlikte çalıştığımız fabrikada bir panik havası vardı. Televizyonlardan, internetten yayılan korku ve panik havası hemen herkesi çok etkiledi. Toplum...
  • Bir yılı daha geride bıraktık. 2020’nin ilk aylarında hayatımıza giren pandemiyle birlikte yaşamımız içinden çıkılmaz hale geldi. İşsizlik, yoksulluk derken bir de üstüne gelen yasaklarla beraber nefes alamaz olduk. Biz işçiler için zor bir yıldı....
  • Siyah emekçilere yönelik ırkçı saldırılar devam ediyor. ABD’de geçtiğimiz Mayıs ayında George Floyd’un katledilmesi üzerine tüm dünyada emekçilerin adalet talebi yükselmiş, meydanlar ırkçı nefrete karşı dolup taşmıştı. Kıtadan kıtaya sıçrayan...
  • Sağlık sistemindeki çöküş salgınla birlikte daha görünür hâle geldi. Sağlık çalışanlarının yükü artarken, dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de sağlık işçileri bu duruma sessiz kalmıyor. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikasının (SES...
  • Çok şahit olmuşuzdur ilginç haber başlıklarına. “Emeklilere Müjde”, “Çalışanlara Müjde”, “Artık Herkes Kıdem Tazminatı Alacak” vs... Ama haber içeriğine baktığımızda hiç de müjdeli bir şeyle ya da başlıkta söylendiği gibi heyecan verici bir haberle...

UİD-DER Aylık Bülteni