Navigation

Buradasınız

Emeklilik Hakkımız İçin 1 Mayıs’a Sahip Çıkalım

Gece vardiyası sabahı işi bitirip servise doğru yol aldık. Servisin kalkış saatini beklerken ayaküstü sohbet eden arkadaşlar vardı. Malum, uzayan seçimin biz işçilerin de gündeminde olması kaçınılmaz. Servise bindim, servisteki arkadaşlar da dışarıda sigara içen arkadaşlar gibi seçimi konuşuyordu. Birden sesler yükselmeye başladı. Ama yükselen sesler arkadaşların birbirine karşı değildi, tam aksine yaşananlara karşı bir tepki vardı. Servis hareket edene kadar tartışma kapı ağzında duranlarla birlikte devam etti.

Arkadaşlardan biri ön koltukta oturana sordu: “Ne olacak bu seçim meselesi? Ne kadar da uzadı bu iş. Dünyayı bize güldürdüler, herkes bizi konuşuyormuş. Rıfat, sen de duyduğuma göre bu sefer iktidara oy vermedin. Neden kardeşim?” Rıfat abi küskün çocuklar gibi başını öne eğerek mırıldandı: “Yok ya ben bu sefer vermedim. Açık söylüyorum, ben Sakaryalıyım ama daha da bu iktidara oy moy vermem arkadaş!” Sadık abi ısrarla bir daha sordu: “Hayırdır Rıfat, sen laf kondurmazdın, niye böyle yaptın ki, ne değişti?” diye ısrar etti. Rıfat abi yine sıkılganlıkla oflayıp puflayarak, “yahu Sadık uğraşma benle, bu sefer farklı dedik ya işte, adam EYT’lilere demediğini bırakmadı. Ne türediliğimiz kaldı ne de teröristliğimiz. Senin aklına yatıyor mu böyle bir hadise? Ulan ben yıllardır çalışmış, vergimi ödemiş bir vatandaşım” dedi.

Dışarıdan Osman abi servisteki tartışmaya dâhil oldu. “Yahu ne diyorsunuz arkadaş? Hep olumsuz hep olumsuz! Bu hükümet hiç mi doğru bir şey yapmadı? Ne yani, hep eleştiri eleştiri, hep muhalefetsiniz arkadaş” dedi. Osman abinin bu sözüne sinirlenen Murat abi lafa dâhil oldu: “Şimdi bak arkadaşım; 65 yaşında emeklilikten bahsediyorlar. Elhamdülillah Müslümanım. Ne kadar yaşayacağımı Allah’tan başka kimse bilemez. Ben hiç kimseye ömür biçemem. Bu bakanlar kim oluyor ki işçilere kaç yıl yaşayacakları konusunda ömür biçebiliyorlar? 65 yaşında emekli olacaksınız diyorlar. Ben şu servisten inip evime gidebilecek miyim? Bilmiyorum. Bunlar bayağı ömür biçiyorlar bize, kaç yaşına kadar yaşayacağımıza. Olumsuz bir şey hazırlanırken Avrupa’da da böyle diyorlar ama Avrupa’daki ücretleri sorduğumuzda bize yoksul ülkeleri gösterip şükretmemizi söylüyorlar. Sanki yoksul ülkeleri patronlar değil de biz fakirleştiriyormuşuz gibi konuşuyorlar. Dünyada en uzun saatler çalışan ülkeler arasındayız ama zenginlerimiz çoğaldı diye övünüyoruz. Benim çocuğumun boğazından geçen lokma küçüldüğü sürece kimseyle iftihar etmem, şükran da duymam. Ben çalışıp kazanıyorsam çoluk çocuğum doyuyor, yoksa bakanlar bizi düşünüp kafa yormazlar. 65 yaşmış! Ben o yaşı görmem, ölür giderim. Emekli maaşım da gene zenginin birine hibe edilir. Boş versene kardeşim sen, biz birlik olmadığımız sürece kimsenin bu işçiyi düşüneceği yok. Partiler bugün var yarın yok.” Böylece Murat abimiz biz işçilerin gerçeğini çok güzel, tane tane anlatmış oldu.

Bugün içinden geçtiğimiz dönem ne yazık ki işçi sınıfının örgütsüz ve dağınık olduğu bir dönemdir. İş arkadaşlarımın bu ayaküstü tartışması gidişattan rahatsız olduklarını gösteriyor. Siyasi iktidar kendi gündemini bize dayatıyor, istiyor ki gerçek sorunlarımızın üzerine kafa yormayalım, onların gündemleri içinde kalalım. Hükümet yaşanan bu hengâme içinde sermayenin saldırı planlarını hayata geçirmeye, haklarımızın birçoğunu elimizden almaya çalışıyor. Sermayeye hizmette kusur etmeyenlere biz işçiler tepkimizi göstermeliyiz. İşçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs’a sahip çıkmalıyız. İşyerlerimizde, sendikalarımızda ve meydanlarda EYT mağduriyetimiz ve saldırıların hedefinde olan kazanılmış haklarımız için bir araya gelmeli, sesimizi daha gür çıkarmalıyız.

27 Nisan 2019

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Tekgıda-İş Sendikasına üye olmalarının ardından işten atılan ve işlerine geri dönmek için uzun soluklu direnişlerini devam ettiren Cargill işçileri, 10 haftalık eylem planlarının yedinci haftasında bir basın açıklaması düzenlediler. Cargill işçileri...
  • Gazetemiz İşçi Dayanışması 12,5 yılı geride bırakarak 150. sayısıyla okurlarına merhaba diyor. İşçi Dayanışması çıktığı günden beri geçmişle gelecek arasında köprü oldu; insanlığın ve işçi sınıfının geçmiş deneyimlerini, bilgi ve birikimlerini...
  • Sermaye sınıfı, pandemiyle birlikte işçilere dönük saldırılarını örtebildiği kullanışlı bir şal buluverdi. “Açlık mı, ölüm mü” ikilemini dayattığı işçi sınıfının ayağındaki prangaları gün geçtikçe ağırlaştırıyor. İşçilerin çalışma ve yaşam koşulları...
  • Bizler de kargo işçileri olarak yıllardır sınıfın sesi ve kürsüsü olan İşçi Dayanışması bülteninin 150. sayısını kutluyoruz. Kardeşler İşçi Dayanışması biz işçilere yol gösteriyor ve mücadelede umut veriyor. Bunu işyerlerinde yaptığımız...
  • UİD-DER’in mücadele araçlarından biri olan İşçi Dayanışması gazetesinin 150. sayısı çıktı. Sınıf bilincine sahip işçilerin yayınladığı bu gazete, bize ve çevremizdeki tüm işçilere her ay bilgi kaynağı oluyor. Bu sistemde sermaye sınıfı ve siyasi...
  • Merhaba arkadaşlar, sizlere UİD-DER ve İşçi Dayanışması’yla tanışmamdan bahsetmek istiyorum. Benim UİD-DER ile tanışmama ağabeyim vesile oldu. İlk olarak 2011 yılında, iş kazalarıyla ilgili bir etkinlik vardı, oraya katılmıştım. O günü hiç...
  • Ukrayna’nın en büyük demir madenciliği işletmesi olan Kryvyi Rih Demir İşletmesinin 4 madeninde işçiler grevde. Güneşten, gökyüzünden mahrum, yerin yüz metrelerce altında çalışan maden işçileri 3 Eylülden itibaren kendilerini madene kapatarak bir...
  • Bizler petrokimya sektöründe çalışan kadınlarız. Birçok işyerinde yaşanan sıkıntılar elbette bizim de fabrikamızda yaşanıyor. İlk başlarda bizi Covid-19 virüsüyle öyle korkuttular ki kimseyle temas etmemek için elimizden geleni yapıyorduk. Ama bunun...
  • İşçi Dayanışması gazetesi tam 150 sayıdır sınıfına yol gösteriyor! Değişen, dönüşen, kendi birliğine, gücüne ve örgütlülüğüne güvenen işçilerin sesi olarak çıktığı bu yolda büyümeye ve serpilmeye devam ediyor. İşçi sınıfının tarihsel mücadele...
  • İşçiler olarak içinde bulunduğumuz yoksulluk, ağır çalışma koşulları giderek belimizi büküyor. Bunlara bir de artan işsizlik, işten atılma endişesi ekleniyor. Oysa tüm bu sorunlar tek tek işçilerin değil tüm işçi sınıfının sorunları olarak...
  • Tüm dünya ağır bir ekonomik krizin ve koronavirüs salgınının etkisi altında bulunuyor. İşsizlerin ve yoksulların sayısı çığ gibi büyüyor. Emekçilerin yaşam koşulları her geçen gün daha fazla kötüye gidiyor. Hemen her ülkede eğitim ve sağlık...
  • İşçi Dayanışması 150 sayıdır mücadelemizin, öfkemizin, sevinçlerimizin, işyerlerinde yaşadığımız sorunların kürsüsü oldu. İlk sayısından itibaren, her sektörden, fabrikadan, şehirden ve hatta okyanuslar ötesinden işçi arkadaşlarımızla buluştuğumuz...
  • Bundan yıllar önce UİD-DER’e yeni geldiğim sıralarda, bana bir işçi arkadaş gazete vermeye başladı, İşçi Dayanışması gazetesi. Ben de o sıralarda şöyle bir göz gezdirip okumadan sayfalardaki resimlere bakıyordum. Aldığım gazeteleri eve gittiğimde...

UİD-DER Aylık Bülteni