Navigation

Buradasınız

Her Şey “İnsan İçin” mi Dediniz?

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 115
Televizyon reklamları son derece cezbedici hazırlanıyor. Reklamların kurgusu son derece özenli ve ayrıntılı, sloganlar renkli ve müzikler adeta mest edici… Son dönemlerde film mi reklam mı çektikleri pek belli değil. Dakikalar hatta saniyeler içinde reklamlar defalarca gösterilerek insanın hafızasına kazınıyor. Ürünleri tanıtan kelimeler, cümleler insanın en temel duygularını ve hayallerini tetiklemeyi, harekete geçirmeyi hedefliyor. Sanki her şey insanların yararına ve onlar içinmiş gibi işleniyor.

Televizyon reklamları son derece cezbedici hazırlanıyor. Reklamların kurgusu son derece özenli ve ayrıntılı, sloganlar renkli ve müzikler adeta mest edici… Son dönemlerde film mi reklam mı çektikleri pek belli değil. Dakikalar hatta saniyeler içinde reklamlar defalarca gösterilerek insanın hafızasına kazınıyor. Ürünleri tanıtan kelimeler, cümleler insanın en temel duygularını ve hayallerini tetiklemeyi, harekete geçirmeyi hedefliyor. Sanki her şey insanların yararına ve onlar içinmiş gibi işleniyor.

Reklamlar sanal, sahte bir doyum, mutluluk önerir. Örneğin çikolata reklamında mutluluk, araba reklamında güç ve prestij, ev reklamında mutlu bir aile, elbise reklamında şıklık, özgürlük temaları işlenir. Sanki bu ürünleri alan kişiler özgürlüğün, prestijin, şıklığın ve güzel bir hayatın aniden sahibi oluvereceklermiş gibi gösterilir. Oysa gerçekler çok daha farklıdır. Tüm bunlar tüketimi arttırmak için yapılıyor. Patronların düzeni kapitalizmde bütün mal ve hizmetler, gerçek anlamda ihtiyaç oldukları için değil insanlara satılmak için üretilir. Kapitalistler, ürünleri ne kadar çok satılırsa o kadar çok kâr elde ederler. Bu yüzden de medyada, tüketimi arttırmak ve kitlelere ulaşmak için kıyasıya bir rekabete girerler.  En etkili, en yaratıcı, insanlara en iyi ulaşan, insanlar tarafından en çok beğenilen reklamlar için atmadıkları takla kalmaz.

Çok sayıda ve çeşitlilikte reklam yapılıyor, fakat kitlelerin yaşadığı sorunlara asla parmak basılmıyor, gerçekler saklanıyor. Reklamlarda çizilen hayatlar ile işçi ve emekçilerin içinde bulunduğu durum birbirinden oldukça farklıdır. Kredi reklamı yapılıyor, her şey son derece basit gösteriliyor ama milyonlarca insan kredi borcunu ödeyemiyor. Ev reklamları yapılıyor, milyonlarca insan ya evsiz, ya kirada ya da kredi çekerek aldığı evin borcuyla yaşıyor. Yiyecek reklamları yapılıyor fakat milyonlarca insan aç, yoksulluk içinde yaşıyor. Anneler Gününde annelere güzel hediyeler alınması söyleniyor, fakat milyonlarca emekçi kadın düşük ücretle, uzun saatler boyunca, gece gündüz çalıştırılıyor, şiddete, tacize maruz kalıyor. Tüm bu çelişkiler gösteriyor ki işçi ve emekçiler kapitalistlerin umurunda değil. Onlar için mal ve hizmetleri satılsın, kârları artsın yeter!

Reklamlarda “her şey insan için” deniyor. Patronlar güya insanları düşünüyorlar. Madem her şey insan için, o zaman savaşa, silaha neden bu kadar çok yatırım yapılıyor? Otomobil, emlak, giyim, yiyecek-içecek, beyaz eşya, bilgisayar tekelleri reklamlarda bir taraftan her şey insanların mutluluğu, yaşamı, refahı için diyerek halkı aldatırken; bir taraftan da savaş, silahlanma, şiddet körükleniyor, buralara yatırım yapılıyor. Bugün Türkiye’de başta Bayraktar ve Koç grubu olmak üzere kapitalistlerin silahlanmaya ve askeri teknolojiye aktardıkları paraların, yaptıkları yatırımların boyutu asıl niyetin insanların mutluluğu, refahı olmadığını gösteriyor. Bu sadece Türkiyeli kapitalistler için değil, dünyanın diğer tüm kapitalistleri için geçerlidir. Emperyalist savaşın Suriye’de, Irak’ta Yemen’de yakıp yıktığı kentler ve katlettiği insanlar bunun en acı göstergesidir.

Madem her şey insan için bu kadar savaş, bu kadar ölüm, bu kadar açlık, bu kadar yoksulluk neden var? Bu soru, işçilerin, kapitalistlerin insanlık dışı düzeninin çelişkilerini anlamaları için temel sorulardan birisidir. Kapitalizmde üretim arttıkça işçiler yoksullaşıyor, patronlarsa daha da zengin oluyorlar. Üretilen zenginliklerin tüm insanlığın yararına kullanılacağı ve paylaşılacağı bir dünya ancak işçilerin örgütlü mücadelesiyle inşa edilebilir.

28 Ekim 2017

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • İzmir Gaziemir Ege Serbest Bölgesinde SF Trade Tekstil işçileri ile Kale Pratt&Whitney Uçak Motor Sanayi fabrikası işçileri, Tekirdağ'da Megam Tekstil işçileri, İzmir'de Bergama Belediyesi işçileri ile Tariş Yemta Yem Hayvancılık fabrikası...
  • Yaşadığımız dünyada paranın egemenliğine dayalı kapitalist sistem hüküm sürüyor. Bu sistemde tüm üretim araçlarının sahibi patronlar sınıfıdır. Fabrikalardan makinelere, topraktan ulaşım araçlarına, gazetelerden televizyon kanallarına her şey...
  • Merhaba arkadaşlar. Biz bir grup taşeron sağlık işçisiyiz, çalıştığımız hastanede sorunlarımız gün geçtikçe artıyor. Sağlık sistemindeki çıkmazlar sebebiyle hastaya ve çalışana eziyet katlanılamaz noktaya ulaştı. Çeşitli nedenlerle sağlık hizmetine...
  • Kimimiz lisede, kimimiz üniversitede okuyor. Kimimiz işsizliğin yıkıcı etkisiyle boğuşuyorken günde 10-12 saat ağır koşullarda çalışıyor, iliklerine kadar sömürülüyor kimimiz. Memleketlerimiz farklı, adlarımız farklı… Fakat bizi birbirimize bağlayan...
  • Korku canlılara has bir duygudur. Korkunun kaynağında tek başına olduğunu düşünmek, kendini güvende hissetmemek yatar. İnsanlar korkuya kapıldıklarında kendilerince bazı savunma mekanizmaları geliştirirler. Bunlardan bir tanesi de uyanık görünmeye...
  • İş Hukukunda Zorunlu Arabuluculuk 1 Ocak 2018’den bu yana uygulanıyor. Zorunlu arabuluculuk, iş mahkemelerinin yükünü ve birikmiş dava dosyalarını azaltacağı, işçilerin alacaklarını çok daha kısa sürede alacağı propagandasıyla pazarlandı. İşveren...
  • Âdem Yarıcı isimli işsiz baba valilik önünde benzin döküp kendisini yaktı. Âdem kendisini yakana kadar kimseler onun hakkında hiçbir bilgiye sahip değildi. Âdem Yarıcı’nın son sözleri “çocuklarım aç” oldu. Kendileri işsiz, çocukları aç olan...
  • “İşyerinden arkadaşlarla konuşurduk hep, işçiler birleşirse hayatı yeniden yaratırlar diye. Sonra içimden hep ‘acaba mümkün mü bu?’ diye düşünürdüm. Sonra İşçi Dayanışması’nın Ocak sayısında Fransa’da yaşanan eylemleri okudum ve artık inanıyorum....
  • 19 Ocakta Gebze’de yapılan mitingde Birleşik Metal-İş genel başkanı, işçilerin baskısına dayanamayarak 5 Şubatta greve çıkılacağını açıklamıştı. Keza Türk Metal de grev kararı almış ama tarihini açıklamamıştı. Bu gelişme üzerine MESS tekrar...
  • Yunanistan’da kamu ve özel sektör işçileri hükümetin sosyal güvenlik sistemi için hazırladığı saldırı tasarısını 24 saatlik bir genel grevle protesto etti. Sağlık ve sosyal güvenlik sisteminin özelleştirilmesini içeren yasa tasarısına “hayır” diyen...
  • Çok uzun zamandır her sektörden işçinin gözü kulağı metal işçilerinin MESS’in dayatmalarına karşı giriştiği eylemlerdeydi. MESS’in işçileri hor gören tavrına karşı işçilerin “grev” kararlılığı sadece sendikalı işyerlerinde, fabrikalarda değil,...
  • Kasım ayında damat bakan kameraların karşısına geçmişti. “Dar gelirlilere düşük faizli ev müjdesi” açıklaması malum medya ağzıyla ballandıra ballandıra verilmeye başlandı. Üstüne de “20 yıl kira öder gibi” eklenince bu “müjdeli” açıklama asgari...
  • Benim adım Hazal. 4 buçuk yaşındayım. Benim annem her gün beni bırakıp işe gidiyor. Ben annemin işe gitmesini hiç istemiyorum, çünkü beni parka götürsün istiyorum. Her gün anneme soruyorum “Pazar günü de işe gidecek misin? Ben seni çok özlüyorum.”...