Navigation

Buradasınız

İçimiz Isınır mı?

Kıdem tazminatına devlet güvencesi geliyor! Bir gün çalışan işçi dahi kıdem tazminatı alacak! Kıdem tazminatında devrim! Gündemdeki yerini işte bu “müjdelerle” aldı kıdem tazminatıyla ilgili yeni tasarı. Biz işçiler de epey zamandır bu müjdeli haberi bekliyorduk. Bu korona denen “illet” milyonlarca işçiyi işsiz bırakırken patronlara milyarları akıtarak kıyak geçen hükümet, şimdi sıra işçilerde diyerek herhalde biz işçilere kıyak yapmak istiyor. Korona korkutmacısının hâlâ devam ettiği şu günlere kıdem tazminatı reformunun denk getirilmesinin biz işçiler açısından, ne kadar önemli olduğunu söylememe gerek yok! Kıdem tazminatının biz işçiler lehine nasıl reforme edildiğine bir daha bakalım. Belki de içimiz ısınır!

Kıdem tazminatına devlet güvencesi geliyor! Bir gün çalışan işçi dahi kıdem tazminatı alacak! Kıdem tazminatında devrim! Gündemdeki yerini işte bu “müjdelerle” aldı kıdem tazminatıyla ilgili yeni tasarı. Biz işçiler de epey zamandır bu müjdeli haberi bekliyorduk. Bu korona denen “illet” milyonlarca işçiyi işsiz bırakırken patronlara milyarları akıtarak kıyak geçen hükümet, şimdi sıra işçilerde diyerek herhalde biz işçilere kıyak yapmak istiyor. Korona korkutmacısının hâlâ devam ettiği şu günlere kıdem tazminatı reformunun denk getirilmesinin biz işçiler açısından, ne kadar önemli olduğunu söylememe gerek yok! Kıdem tazminatının biz işçiler lehine nasıl reforme edildiğine bir daha bakalım. Belki de içimiz ısınır!

Genel olarak konuşulan tasarıya göre, 30 gün olan kıdem tazminatının 11 günü hükümetin oluşturduğu fona aktarılacak. Geri kalan 19 günlük kısım ise aynen devam edecek. Böylece kıdem tazminatımızın 11 günü devlet garantisi altına girecek. Geri kalan kısmı ise güvencesiz olarak devam edecek. Peki, güvenceye kavuşan kısmını işçiler olarak ne zaman ve nasıl alacağız? Emekli olunca yüzde 25’ini alacağız. Tabi bunu da öyle kolayına alamayacağız. Bunun için birkaç ufak koşul var. Birinci koşul ölmemek. Yani ölmez de sağ kalırsan alırsın. İkinci koşul varsayalım ki ölmedin ev veya araba almak gibi bir mazeretin varsa bunu da ancak öyle alabilirsin. Fonda kalan kısmını da hükümetimiz bakın ne güzel düşünmüş. Kıdem tazminatımız, toplu olarak alıp çarçur etmeyelim diye emekli aylıklarına eklenerek ödenecek. İşte bunun adına da “tamamlayıcı emeklilik sistemi” diyorlar. Yani düşük olan emekli maaşlarımızın üstünü tamamlıyor. Zaten bizim olan parayla tamamlıyor ama olsun!

Yalnız 19 günlük kıdem tazminatımız güvencesiz tarafta kaldı. Onun da bir çaresine bakarlar herhalde. “Şu 11 güne bir devlet güvencesi getirelim, geri kalanını da tez zamanda güvence altına alırız” diye düşünüyorlar herhalde. Bu işler bir anda olmaz zaten. Gıdım gıdım, parça parça olur.

Şimdi içimiz ısınsın diye konuşulan kıdem tazminatı yasasına bir daha baktığımda kendi kendime şu soruyu sordum: Bu yasa geçerse ömrümüz boyunca kıdem tazminatı alabilecek miyiz? Hayır. Yalanlarla süsleyerek ballandıra ballandıra anlattıkları bu yasa aslında işçilerin kıdem tazminatını tamamen ortadan kaldırıyor. Mevcut sistemde milyonlarca işçi tazminat alamıyor ve bu yüzden böyle bir düzenleme yapıyoruz diyenler, tazminatsız işçi atan patronlara hiçbir yaptırım uygulamıyor. Dava açarak hakkını arayan işçilerse yıllarca mahkemelerde süründürülüyor. Yasa geçerse kıdem tazminatı alabilenler de artık alamayacak. Dertleri bütün işçilerin kıdem tazminatı almasını sağlamak değil, tersine bütün işçileri tazminatsız bırakmaktır.

Kardeşler, kıdem tazminatı gaspına karşı çıkmayalım, hep birlikte ses çıkarmayalım diye, eski işçi yeni işçi, sendikalı sendikasız, kamu sektörü özel sektör diye bizi bölmeye, gücümüzü zayıflatmaya çalışıyorlar. Patronların bu yalanlarına kanmadan hep birlikte kıdem tazminatımızın elimizden alınmasına karşı çıkalım ve hayır diyelim. Unutmayalım ki, kıdem tazminatı bizim ve çocuklarımızın geleceğidir. Çocuklarımızın gelecekteki hakları bugün vereceğimiz mücadeleye bağlıdır. Kıdem tazminatı hakkını anne babalarımız nasıl mücadele ederek kazanıp, koruyup bize emanet etmişlerse şimdi bu hakkımızı koruma sırası bizdedir. İşçi birlik olursa onun önünde hiçbir güç duramaz.

9 Temmuz 2020

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Manisa’nın Soma ilçesinde 13 Mayıs 2014’te 301 madenci iş cinayetinde yaşamını kaybetmişti. Katliamın ardından açılan davada aralarında Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan’ın da bulunduğu tutuklu 5 sanık için 15 yıldan 22...
  • 2019 yılına emekçilerin dünyanın dört bir yanında ekonomik krize, yoksulluğa, yolsuzluğa ve adaletsizliğe karşı isyanları damga vurmuştu. Bir isyan yılı olan 2019’da öğrenciler de iklim değişikliğine karşı mücadeleye giriştiler. 15 yaşındaki Greta...
  • Salgın… Sokağa çıkma yasakları, kapanan restoranlar, mağazalar... Büyüyen online alışveriş firmaları… Bu firmalarda çalışanların ve kuryelerin artan iş yükü ve solan yaşamlar… Sokakta, caddede, her taraftan vızır vızır geçen, iki tekerlek üzerinde...
  • Çiftçiler Ayakkabı fabrikasında çalışan işçiler patronun keyfi uygulamalarına, yaptığı haksızlıklara karşı defalarca seslerini duyurmaya çalışmış, ancak yönetim duymazlıkdan gelmişti. Bu yaşananlar karşısında işçiler Deriteks sendikasında örgütlenme...
  • 2022 yılında Katar’da düzenlenecek Dünya Kupası için uluslararası müsabakalar yakın zamanda başladı. Müsabakalar sırasında ve sonrasında Almanya, Norveç, Hollanda ve İrlanda başta olmak üzere bazı ulusal ekiplerin gündeminde turnuvanın oynanacağı...
  • Nisan ayı başında çeşitli sektörlerden işçiler olarak buluştuk. Covid-19 pandemisi bahane edilerek patronların haklarımızı nasıl da fütursuzca gasp ettiğini konuştuk. Aynı zamanda yine bu süreçte mücadele ederek haklarını koruyabilen işçilerin...
  • ABD’nin Alabama eyaletinde Warrior Met şirketinin kömür madenlerinde çalışan 1100 maden işçisi greve çıktı. Amerika Birleşik Maden İşçileri Sendikası’na (UMWA) üye işçiler, talep ettikleri ücretin kabul edilmemesi karşısında 1 Nisanda iş bıraktı.
  • Gece-gündüz, salgın-hastalık demeden marketten evlere, restoranlardan işyerlerine her türlü ihtiyacı taşıyan kuryeler, motorlarını ve bisikletlerini bu kez adil bir ücret ve daha iyi çalışma koşulları için sürdü. Özellikle salgın sürecinde payına...
  • Üzgünüm çocuğum, üzgünüm./ Alamadığım oyuncaklara,/ Yaşayamadığın çocukluğa,/ Alışamadığın açlığa!/
  • Pandemiyi işçilerin haklarını gasp etmenin fırsatına çeviren patronların elindeki en kullanışlı silahın Kod 29 olduğunu sürecin başından beri vurguluyoruz. Zaman içinde emekçilerin gözünde teşhir olan Kod 29’a yönelik Aile, Çalışma ve Sosyal...
  • Pandemi süreci başladığından beri Kod 29 ile işten çıkarılan işçilerin sayısı 200 bini buldu. İşçi sınıfına karşı genel bir saldırıya dönüşen Kod 29’a karşı mücadele sürüyor. İstanbul’da PTT, Sinbo, Tur Assist ve Bayrampaşa Belediye işçileri,...
  • İnsan, toplumsal iletişim aracı olarak dil ve yazının yanı sıra sembollere de başvurur. Semboller duygu, düşünce ve hayalleri etkili şekilde anlatabilmenin, toplumsal aidiyet duygusunu güçlendirmenin aracıdır. Döneme, coğrafyaya, kültüre göre...
  • AKP’li belediye yönetimi tarafından işten atılan İstanbul Bayrampaşa Belediye işçileri hakları için mücadele ediyor. Aralarında işyeri temsilcilerinin de bulunduğu pek çok işçi, 30 aydır gasp edilen toplu iş sözleşmesinden doğan haklarını talep...

UİD-DER Aylık Bülteni