Navigation

Buradasınız

İŞÇİ DAYANIŞMASI’ndan Merhaba!

Nisan 2008, no: 1

Merhaba dostlar!

Merhaba, kapitalist sömürü çarkları altında ezilip, işgücünü satarak yaşam mücadelesi veren işçi emekçi kardeşler!

Hepimizin içinde yaşayarak, acılarını çekerek bildiği gibi, işçi sınıfına ve ezilen halklara yönelik baskıların katlanarak arttığı, emperyalist savaş ve saldırganlığın, gericiliğin ve ırkçılığın hızla yayıldığı bir dönemden geçiyoruz. Sömürücü sınıflar saldırılarını azgınca ve pervasızca arttırıyorlar. Peki dünya nüfusunun çoğunluğunu işçi sınıfı oluştururken, küçük bir azınlıktan ibaret olan sömürücüler bu fütursuz saldırıları yürütmek için nereden cesaret alıyorlar? örgütsüzlüğümüzden, yalnızca örgütsüzlüğümüzden!

Ancak umutsuzluğa kapılmanın ve moralimizi bozmanın bir anlamı yok. Şunu çok iyi bilelim ki, tarihin hiçbir döneminde karanlık tek başına varolmadı. Sömürücüler ve zalimler saltanatlarını sonsuza kadar sürdüremediler. İnsanoğlu aydınlık bir geleceğe olan umudunu hiçbir zaman yitirmedi. Bugün de durum farklı değildir. Ezilenler ve sömürülenler eninde sonunda ayağa kalkacaklar ve kâr hırsıyla dünyayı yok oluşa sürükleyenleri, asalaklar sınıfını ait oldukları yere, yani tarihin çöp sepetine yollayacaklardır! Yeter ki dünya işçi sınıfı sabırla, azimle, bilinçle örgütlensin ve mücadeleye atılsın. Bilelim ki, o zaman biz işçiler güzel ve aydınlık günleri kendi ellerimizle yaratacağız.

İşte dostlar! Bizler bu haklı ve onurlu mücadelenin bir parçası olabilmek amacıyla Uluslararası İşçi Dayanışması Derneğini kurduk. çeşitli fabrika ve iş kollarından işçilerin kurduğu UİD-DER henüz iki yaşını doldurmadı bile. Ancak siz işçi kardeşlerimizin gösterdiği ilgi sayesinde temsilciliklerimizin sayısı gün geçtikçe artıyor. Pek çok semtten işçi kardeşlerimiz, derneğimizin kendi bölgelerinde de temsilcilikler açması için yoğun bir çaba harcıyorlar. Derneğimizde düzenli olarak gerçekleştirdiğimiz etkinliklerimizde, bu çabanın, azmin ve başarının izleri apaçık görülüyor. Etkinliklerimize katılan işçi ve emekçi kardeşlerimizin sayısı hızla artıyor. çünkü onlar derneğimize geldiklerinde, sınıf dayanışmasının sıcaklığını, dostluğu ve birlikte mücadele vermenin derin coşkusunu yaşıyorlar.

Derneğimiz bundan böyle, daha fazla emekçi kardeşimize ulaşmak, onları faaliyetlerimize daha fazla katmak, sömürücülere karşı verdiğimiz ortak mücadeleyi daha geniş kitlelere yaymak amacıyla, her ay düzenli olarak bir işçi bülteni yayınlayacak. İçinde yaşadığımız kapitalist sömürü sisteminde yüz yüze kaldığımız sorunları, emeğin mahkûm edildiği çalışma ve yaşam koşullarını, sermaye sınıfının bizlere yönelik saldırılarını, bu saldırılara karşı nasıl dur diyebileceğimizi derneğimizin internet sitesinin yanı sıra bültenimizde de ele alacağız. Sizleri Türkiye’de ve dünyada işçi sınıfının yükselttiği mücadelelerden, grev ve direnişlerden haberdar etmeye çalışacağız. Bültenimizin sizlerden gelen okur mektuplarıyla, fabrika ve işyeri haberleriyle daha da zenginleşeceğinden eminiz.

Bültenimizin ilk sayısını, işçi sınıfının uluslararası birlik mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs öncesinde çıkartıyoruz. Dostlar! Sınıf dayanışmasının ve birliğin sembolü olan 1 Mayıslar, aynı zamanda dünya işçilerinin sömürücülere karşı verdikleri amansız mücadelenin de simgesidir. Bizler, sömürücülerin, asalakların, beylerin, paşaların olmadığı bir dünya istiyoruz ve böyle bir dünyanın mümkün olduğuna tüm kalbimizle inanıyoruz. Bu uğurda mücadele veren biz işçilerin kaybedecek neyi var? Kaybedeceğimiz tek şey ücretli kölelik zincirleridir. Ama kazanacağımız koca bir dünya var. Eşitlik, özgürlük ve barış dolu bir dünya! Tüm bunlar bir hayal değildir. örgütlenip mücadele edersek böyle bir dünyayı kurabiliriz. Biz işçiler örgütlüysek, birliksek her şeyiz, ama örgütsüz ve dağınık isek hiçbir şey!

İçinde yaşadığımız sömürü ve zulüm dünyasını ortadan kaldırmak ve ellerimizle yarattığımız tüm zenginlikleri eşitçe paylaşacağımız böylesi bir dünya kurmak için, haydi derneğimizde örgütlenmeye, haydi ortak mücadeleye!

6 Nisan 2008

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Maltepe Belediyesinde toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması üzerine başlayan grev, üçüncü gününde devam ediyor. Grevci işçiler Belediye Başkanı Ali Kılıç’ın ikramiyeler hariç yüzde 47 zam yaptığı iddiasına ve grev kırıcıları...
  • Çözülemeyen sorunlar, kibir ve büyüklenme içindeki iktidar sözcülerinin sorunların çözümüne odaklanmak yerine akşam sabah tehditler savurmaları, topluma korku salmaya çalışmaları her geçen gün daha fazla insanda bıkkınlık yaratıyor. İşçiler,...
  • Hükümetin yönlendirmeleri ve sağladığı kolaylıklar sayesinde patronlar, pandemiyi fırsata çevirdiler. Haksızlık karşısında susup boyun eğmeyen ve sendikalaşan işçiler, Kod 29 bildirimiyle, yani ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davrandıkları...
  • 50 gündür direnen Migros Depo işçileri, 23 Şubat Salı günü Anadolu Grup Genel Müdürlüğü önünde bir araya gelerek basın açıklaması gerçekleştirdiler.
  • İstanbul Tabip Odası, asistan hekimlerin zorlu çalışma koşulları ve karşılaştıkları sorunlara ilişkin Cağaloğlu’nda 24 Şubatta bir basın açıklaması düzenledi. Asistan hekimlerin tükendiğine dikkat çekilen açıklamada çalışma ve eğitim koşullarının...
  • Emekçilerin sorunları dağ gibi birikmişken iktidarın bu sorunlar karşısında yaptığı, sorunları yok saymak, inkâr etmektir. İktidar, gündemi olağanüstü temelde oluşturarak gerçek sorunları toplumun gündeminden düşürmeye, üzerine kalın bir örtü...
  • Cezayirli işçi ve emekçiler, Hirak’ın ikinci yıldönümü olan 22 Şubatta demokrasi ve adalet özlemiyle tek yürek oldular, koronavirüs yasaklarına rağmen meydanları doldurdular. İşsizliğe, yoksulluğa, yok sayılmaya, baskılara karşı öfkelerini dile...
  • İstanbul/Maltepe Belediyesi işçileri; DİSK/Genel-İş İstanbul Anadolu Yakası 2 No’lu Şube ile CHP’li belediye yönetimi arasında sürdürülen toplu iş sözleşmesi (TİS) görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması üzerine greve başladı. Belediyenin farklı...
  • Geçim sıkıntısının biz işçilerin üzerine üzerine geldiği bir dönemden geçiyoruz. Gerçi rahat bir nefes aldığımız, gerek kendimizin, gerek ailemizin temel ihtiyaçlarını rahatça karşılayabildiğimiz bir zaman da neredeyse hiç yaşamadık. Şu kısacık...
  • Osmanlı İmparatorluğu döneminde 1903 yılında yapımına başlanan Bağdat Demiryolu projesinde işçiler taleplerini şirket yönetimine iletirler. Demiryolu işçileri taleplerinin karşılanmaması halinde greve çıkacaklarını belirtirler. 1903’ten bu yana 118...
  • Tezgâh başında,/ Kumaş dokur/ Demire can verir/ Hünerli ellerimiz./ Issız çöllerde kum,/ Dağ başında sahipsiz bir gölge değiliz.
  • Bozüyük, Türkiye’nin çeşitli illerinden göç alan, eski ve yeni kuşak işçilerin bir arada yaşadığı bir sanayi havzası. Vitra, Demirdöküm, Bien, Eti, Otosan ve daha pek çok fabrikanın bacası tütüyor burada. Anadolu’nun dört bir yanından özellikle...
  • Servisten indim, eve giderken bir taraftan da marketten alacaklarımı geçiriyordum aklımdan dalgın bir şekilde. Bu sırada arkadan biri “abla” diye seslendi. Döndüm baktım; 11-12 yaşlarında küçük bir kız çocuğu, çıplak ayaklarında eski püskü bir...

UİD-DER Aylık Bülteni