Navigation

Buradasınız

İşçilerin Kreş Hakkı!

Şubat 2012, No: 47

İş Kanununa göre yaşları ve medeni halleri ne olursa olsun, 150’den çok kadın işçi çalıştıran işyerlerinde işçilerin kreş hakkı vardır. İşçilerin 0-6 yaşındaki çocuklarının bırakılması ve bakılması, emziren işçilerin çocuklarını emzirmeleri için işveren tarafından, çalışma yerlerinden ayrı ve işyerine yakın bir kreş açılması zorunludur. Kreş açma yükümlülüğünde olan işverenler, kreş içinde anaokulu da açmak zorundadırlar. Kreş, işyerine 250 metreden daha uzaksa işveren taşıt sağlamakla yükümlüdür.

4857 Sayılı İş Yasasının ilgili hükümlerine göre, işverenlerin hem kamu hem özel işyerlerinde kreş ve gündüz bakımevi açma yükümlülüğü vardır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, işverenlerin bu yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini denetlemek zorundadır. Yasaya göre kreş açma yükümlülüğünü yerine getirmeyen işverenlere idari para cezası uygulanır (2011 yılı için belirlenen idari para cezası 1232 lira idi). Yasal zorunluluklara ve para cezalarına karşın en büyük sanayi merkezlerinde, işçi havzalarında bile işçiler için kreş yükümlülüğünü yerine getiren işyeri sayısı, bir elin parmaklarını geçmemektedir. İşverenler kreş açmaktansa ya kadın işçi sayısını düşük tutmaktalar ya da işçileri birkaç şirkete bölmek yoluyla, kadın işçilerin sayısını düşük göstermekteler. Böylece para cezası da ödememektedirler.

Yasada var olduğu kadarıyla bile kreş hakkı işverenleri rahatsız etmektedir ve tıpkı diğer haklarımız gibi gasp edilmesi düşünülmektedir. Bu çerçevede devlet, 2008 yılında, iş kanununda yaptığı bazı düzenlemelerle zaten son derece yetersiz olan kreş hakkını işçilerin ellerinden almanın yolunu açmıştır. Ne yazık ki işçilerin büyük çoğunluğu bu yasadan ve bu yasada yapılan düzenlemelerden haberdar değildir. 2008 yılında yapılan değişiklikle işverenlerin işyerinde kreş açma zorunluluğu kaldırıldı. İşyerinde kreş açmayı tercih etmeyen işveren onun yerine işyerine yakın bölgedeki özel kreşlerle anlaşma yapabiliyor. Böylelikle işveren işçilerin kreş hakkı karşısında yükümlülüklerinden kaçmaktadır. İşyerine uzak mesafedeki kreşlerle anlaşarak, özellikle kadın işçilerin iş saatleri içerisinde çocuklarını kontrol etmelerinin ve emzirme haklarını kullanmalarının fiilen önüne geçmektedir. Patronlar,  iş saatleri içerisinde işçi çocuklarının bakımı ile ilgili sorunlarda ilk elden taşıdıkları sorumluluğu üzerlerinden atmakta ve işçilerin karşısına başka bir muhatap dikmektedirler.

İşçi sınıfının kadınları açısından çocukların bakımı çalışmalarının önündeki en büyük engeldir. Bu nedenle işyerinde kreş hakkı, kadınların çalışma yaşamına ve işçi sınıfının mücadele saflarına katılmasının önünü açar. Geçmişte, kadın işçiler başta olmak üzere, işçi sınıfının geniş kitleleri kreş hakkı için büyük mücadeleler vermiştir. Bunun yanı sıra doğum izni, emzirme izni, çocuk yardımı, eğitim yardımı gibi haklar da işçilerin uğrunda mücadele ettiği ve kazanıma dönüştürdüğü haklar olmuştur. İşçi sınıfının örgütsüzlüğü koşullarında bu haklar, sadece birkaç yasal düzenlemeyle elimizden alınabilmektedir. Yasalarda var olan ancak fiilen kullanamadığımız ve bekçiliğini yapmadığımız haklarımız meclis oturumlarında tek tek gasp edilmektedir.

Bu nedenle kreş talebi, kadınıyla erkeğiyle tüm işçilerin sahiplenmesi gereken bir haktır. İşçi çocukları için, kreşler ücretsiz olmalıdır. Her işçi çalıştığı işyerindeki işçi sayısına bakmaksızın kreş hakkından yararlanabilmelidir. Bunun için de çeşitli bölgelerde, sanayi havzalarında küçük işyerlerinin de yararlanacağı çok sayıda kreş açılabilmesi için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Çalışma saatleri içerisinde işçiler çocuklarına ulaşabilmelidir. Kreş yükümlülüğünü yerine getirmeyen işverenlere verilecek cezalar tek sefere mahsus bırakılmamalı ve işçi sayısına göre arttırılmalıdır.

Sendikalar kreş hakkının yasalarda daha geniş bir hak olarak yer alması için mücadele etmelidirler. Bu hak toplu sözleşmelerde ayrıca güvence altına alınmalıdır. İşyerinde ya da işyerlerine yakın yerlerde kreş hakkı, işçi sınıfının şimdiki kuşaklarının olduğu kadar, gelecek kuşaklarının da sorunudur. İşçi sınıfı, patronlar sınıfının saldırıları karşısında daha güçlü ve kararlı bir mücadele yürütmek zorundadır. Var olan haklarımızı korumanın, ilerletmenin ve gelecek işçi kuşaklarına bırakabilmenin yegâne yolu budur.

15 Şubat 2012

Son Eklenenler

  • Sakarya Hendek’te bir havai fişek fabrikasında meydana gelen patlamada 7 işçi yaşamını yitirmiş, 126 işçi de yaralanmıştı. Olayın ardından gerçek sorumlular yerine fabrikada çalışan mühendis, ustabaşı ve iş güvenliği uzmanı tutuklandı. Tepkilerden...
  • Tüm dünyada egemenler koro halinde aynı nakaratı tekrarlıyorlar: “Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak.” Koronavirüs tedbirlerinin “gevşetilmesiyle” “yeni normale” geçiş sürecinin başladığı söyleniyor. Koronavirüs bahanesiyle işçilerin çalışma ve...
  • Türkiye İstatistik Kurumu Nisan ayına ait işgücü istatistiklerini açıkladı. Rakamların bolluğuna rağmen dikkatle okunması gereken TÜİK raporu şöyle diyor: “Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı, Nisanda geçen yılın aynı ayına...
  • Lübnanlı işçi ve emekçiler 2019’un son günlerinde sokaklara dökülmüş, zamlara, hayat pahalılığına, yolsuzluklara, aşırı vergilere duydukları öfkeyi ortaya koymuşlardı. Hükümet eylemleri polis ve asker baskısıyla bastırmayı denemiş ama başarılı...
  • İş güvenliği önlemlerinin alınmaması, önlem almayan patronlara ciddi bir yaptırım uygulanmaması nedeniyle gerçekleşen iş cinayetleri her ay yüzün üzerinde işçinin hayatını kaybetmesine neden oluyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin Haziran...
  • Yeni bir şehirde yaşamayı öğrenebiliriz. Yeni komşularımızla yaşamayı öğrenebiliriz. Dünyanın hiçbir yerinde din, dil, ırk ayrımı yapmadan tüm emekçi kardeşlerimizle bir araya gelip birlikte mücadele etmeyi öğrenebiliriz. Bunlar hayatımızın yeni...
  • Sabah 07.40. Servis geldi, arkadaşımla beraber bindik gidiyoruz SASA fabrikasına. Arkadaşım kendi servislerine binebileceğimi söylemişti. “Yol parası verme oraya gelmek için” demişti. SASA fabrikasını önceden duymuştum ama hiç görmemiştim. Arkadaşım...
  • Sakarya’nın Hendek ilçesindeki Büyük Coşkunlar havai fişek fabrikasında 3 Temmuzda meydana gelen patlama sonucunda 7 işçi yaşamını yitirmiş 126 işçi ise yaralanmıştı. Ayrıntılar belirginleştikçe işçilerin bir kez daha sermayenin kâr hırsının kurbanı...
  • Kıdem tazminatına devlet güvencesi geliyor! Bir gün çalışan işçi dahi kıdem tazminatı alacak! Kıdem tazminatında devrim! Gündemdeki yerini işte bu “müjdelerle” aldı kıdem tazminatıyla ilgili yeni tasarı. Biz işçiler de epey zamandır bu müjdeli...
  • Nejat Elibol Direnen Haliç romanında 1970’li yılları anlatır. Üç fabrikada işçilerin mücadelesinin ve yürüttükleri direnişin öyküsünü aktarır. Olaylar geliştikçe işçilerin değişimini görürüz. Hakları için mücadele ettikçe, birlik olmanın önemini...
  • İktidara geldiğinden beri işçi düşmanı yasaları yapmakta pek mahir olan AKP iktidarı, uzun zamandır peşinde olduğu kıdem tazminatını fon aracılığıyla ortadan kaldırmak için yeniden harekete geçti. Burjuvazi her fırsatta işçi sınıfının mücadelelerle...
  • Bir bilginin veya haberin ya da bir olayın değiştirilip, bozulup, çarpıtılıp çıkar sağlamak amacıyla yeniden dolaşıma sokulmasına dezenformasyon deniliyor. Burjuvalar yüzlerce televizyon kanalını, sayısız gazete ve dergiyi, koca bir troller ordusunu...
  • Kapitalist sömürü düzeninde egemenlerin tek bir gayesi vardır; kârlarını arttırmak ve böylece sermayelerini büyütmek. Bu uğurda yapamayacakları şey yoktur. Onların ne vicdanları, ne ahlakları, ne de insanlıkları vardır, tek kutsalları sermayeleridir...

UİD-DER Aylık Bülteni