Navigation

Buradasınız

İşçilerin Sorunlarını Kim Çözecek?

Kasım 2015, İşçi Dayanışması No:92
1 Kasım seçimlerinde %49.5 oy alan AKP yeniden tek başına iktidar oldu. Bunun ne pahasına gerçekleştiğini, bu partiye oy veren işçi-emekçiler dâhil hepimiz çok iyi biliyoruz. AKP hükümeti “ben olmazsam kriz olur” dedi, şantaj yaptı, halkı baskı altına alıp korkuttu.
Biz işçi sınıfıyız; alın teri akıtan, tüm zenginliği üreten ama sömürülenleriz! O halde sorunlarımızı düzen partilerine havale etmeyelim, onlardan medet ummayalım. Kurtuluşumuz birlik olmaktan, bir sınıf olduğumuz bilincine varmaktan ve mücadele etmekten geçiyor.

1 Kasım seçimlerinde %49.5 oy alan AKP yeniden tek başına iktidar oldu. Bunun ne pahasına gerçekleştiğini, bu partiye oy veren işçi-emekçiler dâhil hepimiz çok iyi biliyoruz. AKP hükümeti “ben olmazsam kriz olur” dedi, şantaj yaptı, halkı baskı altına alıp korkuttu. Kendini örgütsüz ve çıkışsız hisseden işçi-emekçi halkın büyük çoğunluğu gidip yeniden AKP’ye oy verdi. Gerçek budur.

Biz seçimlere ve toplumdaki her gelişmeye işçilerin penceresinden bakıyoruz. Şu ya da bu düzen partisinin taraftarı değiliz. İşçilerin ezilmesine, sömürülmesine, uzun saatler boyunca yük hayvanı gibi çalışmasına karşıyız. Buradan hareketle, işçilerin cephesinden baktığımızda, bizim için kötü günlerin geride kalmadığını görüyoruz. Gelin sorunlarımıza şöyle bir bakalım:

Ücretlerimiz son derece düşük. Milyonlarca işçi ya asgari ücret ya da onun biraz üzerinde ücret alıyor. 4 kişilik bir ailenin Ekim ayı itibariyle açlık sınırı 1379 lira, yoksulluk sınırı 4473 lira. Gelirini bir parça arttırmak isteyen milyonlarca işçi sürekli fazla mesai yapıyor. Ailelerinin yüzünü göremiyor, sosyal yaşamdan kopuyor. Geçim sıkıntısı hayatı işçilere zehir ediyor.

Zaten gerektiği gibi beslenemeyen işçiler, uzun çalışma sonucunda tükeniyor, sağlıklarını yitiriyorlar.

Patronlar, daha fazla kâr elde etmek için gerekli iş güvenliği önlemlerini almıyorlar. Bu nedenle her ay 150’ye yakın işçi iş kazalarında yaşamını kaybediyor, çok daha fazlası sakat kalıyor. 2014’te 1886 işçi iş cinayetine kurban edildi. Ama yine de önlem alınmadı. 2015’in ilk 10 ayında iş kazalarında katledilen işçi sayısı 1400’den fazla. Bu durum ne patronların ne de hükümetin umurundadır.

Patronlar kıyameti koparıyor ve “asgari ücret 1300 lira olursa yatırım olmaz, başka ülkelere gideriz, işçiler işsiz kalır” diyorlar. Hep tehdit, hep şantaj! Yapılacak zammın büyük kısmını devlet karşılasın istiyorlar. Hükümet sözcüleri de “patronları ezdirmeyeceklerini” söylüyorlar. Peki devlet bunu nereden karşılayacak? Ya İşsizlik Sigortası Fonundan ya da bütçeden!

Kısa süreli sözleşme, sigortasız ve sosyal haklardan yoksunluk anlamına gelen taşeronluk sistemi almış başını gidiyor. Milyonlarca işçi taşeron kapsamında çalışıyor. Taşeronluğu bu denli büyüten AKP hükümetidir.

İşsizlik çığ gibi büyüyor, resmi rakamlara göre üç milyon işsiz var. Genç nüfusta işsiz sayısı her gün artıyor.

İşçilerin sendikalaşmasını zorlaştıran yasalar yerli yerinde duruyor, sendikalaşan işçiler işten atılıyorlar.

Liste uzayıp gidiyor, ama sonuç değişmiyor: İşçilerin çalışma ve yaşam koşulları son derece ağır. Peki, kim çözecek bu sorunları, AKP mi? Onun işçilerin sorunlarını çözme gibi bir niyeti ve hedefi var mı? Zaten bu sorunların ortaya çıkmasına neden olan sermaye sınıfı ve ona hizmet eden AKP’nin politikaları değil mi? Her şeyden önce şunun bilinmesi lazım: İşçiler örgütlü olmadan ve seslerini güçlü bir şekilde yükseltmeden hiçbir hükümet işçilerin sorunlarını çözmez. Bu ister AKP isterse CHP hükümeti olsun. Şu günlerde yürüyen asgari ücret tartışması bile bu gerçeği gözler önüne seriyor.

Herkesin bildiği gibi 7 Haziranda tek başına hükümet olamayan AKP, 1 Kasım seçimlerini kazanmak için asgari ücreti 1300 lira yapacağını vaat etti. Milyonlarca işçi büyük bir beklenti içinde. Şimdi hükümet sözcüleri mecburen asgari ücretin 1300 lira olacağını söylüyorlar, ama hile hurda burada da devreye giriyor. Normalde ücretlere senede iki kez zam yapılır, çünkü ilk 6 ay için geçerli olan zam hayat pahalılığı karşısında eriyip gitmektedir. İkinci 6 aylık dönemdeki zammın amacı bu pahalılığı dengelemektir. Ancak asgari ücretin 1300 lira olacağını vaat eden hükümet, 2016’nın ikinci yarısında zam yok diyor. Hatta yasanın iki sene zam yapılmamasına izin verdiğinden bile dem vuruluyor. Peki, işçilerin geçim araçlarının fiyatları da o zamana kadar dondurulacak mı? Yok! Yani kaşıkla verdiklerini kepçeyle alacaklar. Elbette verirlerse!

İşin bir başka yönü daha var. Patronlar kıyameti koparıyor ve “asgari ücret 1300 lira olursa yatırım olmaz, başka ülkelere gideriz, işçiler işsiz kalır” diyorlar. Hep tehdit, hep şantaj! Yapılacak zammın büyük kısmını devlet karşılasın istiyorlar. Hükümet sözcüleri de “patronları ezdirmeyeceklerini” söylüyorlar. Peki devlet bunu nereden karşılayacak? Ya İşsizlik Sigortası Fonundan ya da bütçeden! Bu da demek oluyor ki İşsizlik Sigortası Fonu daha fazla yağmalanacak ve dolaylı vergiler daha da arttırılacak.

Biz, “bu düzende hükümetler sermayeye hizmet ediyor” derken boş konuşmuyoruz. Devlet, teşvik adı altında patronlara bedava arazi veriyor, sigorta primlerini ödüyor, İşsizlik Sigortası Fonundan deneme süresindeki işçilerin ücretlerini karşılıyor vs. Ama sıra işçilere geldi mi hemen ekonominin “gerçekleri” devreye giriyor. İşçiyi düşünen yok! Hangi hükümet yetkilisinin ya da patronun ağzından duydunuz şu lafları: “Yahu işçiler bin lira ile nasıl geçinecekler?” Onlar işçileri değil kârlarını düşünüyorlar. Meselâ Şişecam’ın 2015’in ilk 9 ayında 639 milyon lira net kâr elde ettiği açıklandı. Ancak aynı Şişecam şimdi yüzlerce işçiyi işten atıyor. Üreten işçiler, ama kapının önüne konup açlığa terk edilen yine işçiler!

İşte ekonomi bu şekilde büyüyor, işte Türkiye ekonomisi bu şekilde dünyanın en büyük 17. ekonomisi haline geliyor. Ama onlar utanmadan çıkıp “Türkiye büyüyor, refah artıyor”, “kişi başı milli gelir 10 bin dolar oldu, gurur duymamız lazım” diyorlar. Kâğıt üzerinde kişi başına milli gelir 10 bin dolar! Güya çocuklar dâhil her aile ferdine 10 bin dolar düşüyor! Peki, gerçekler ne diyor? Gerçeklerin dili bambaşka söylüyor. Evet, patronların sermayesi büyüyor, lakin işçiler sefalet koşullarında yaşıyor. Meselâ 34 OECD ülkesi arasında Türkiye, gelir eşitsizliğinde en kötü durumdaki ikinci ülke konumundadır. Birleşmiş Milletler’in 2014 Yılı İnsani Gelişmişlik Raporuna göre Türkiye, 187 ülke arasında 69. sırada bulunuyor. İnsanî olmayan koşullarda, patronlar, bakanlar ve onların aileleri değil, milyonlarca işçi ve yoksul yaşamaktadır.

Kapitalist sistem öylesine mantıksızdır ki, işçiler üretir ama işçiler sömürülür; aç ve yoksul kalan işçilerdir. Bu düzende hükümette olan partilerin görevi ise bu eşitsizliği, adaletsizliği sürdürmektir. AKP hükümetinin yaptığı da budur. İşte bu nedenle, biz işçiler şu ya da bu düzen partisinin arkasına takılmadan, oyuna gelip bölünmeden, kutuplaşmadan; Kürt-Türk, Alevi-Sünni demeden bir araya gelmeli ve kendi çıkarlarımız temelinde birleşmeliyiz. Şunu anlamak zorundayız: Onlar patronuyla, partileriyle, hükümetleriyle, medyalarıyla sermaye sınıfını temsil ediyorlar. Biz ise işçi sınıfıyız; alın teri akıtan, tüm zenginliği üreten ama sömürülenleriz! O halde sorunlarımızı düzen partilerine havale etmeyelim, onlardan medet ummayalım. Kurtuluşumuz birlik olmaktan, bir sınıf olduğumuz bilincine varmaktan ve mücadele etmekten geçiyor.

18 Kasım 2015

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Tarih 11 Eylül 1980… Türkiye işçi sınıfı yıllardır ayakta. Ülkede adeta örgütlenme ve hak alma seferberliği var, işçiler, gençler, kadınlar mücadelenin en önünde. O gün 74 işyerinde grev var. 30 bin işçi grevde. İşçiler ücretlerinin yükseltilmesini...
  • 20 Eylülde 139 ülkeden milyonlarca insan hükümetleri iklim değişikliği konusunda harekete geçmeye zorlamak için “Küresel İklim Grevi” eylemleri düzenlendi. Dünya çapında yapılan eylem çağrısına birçok ülkede yüz binler karşılık verdi. Türkiye’de de...
  • Daha önceki toplumlardan farklı olarak, kapitalist toplumda ürün çeşitliliğinde ve üretim kapasitesinde sıçramalı bir gelişme görülmüştür. Bugünkü teknoloji ile 10 milyar insanı doyurmak mümkündür. Diyeceksiniz ki, “peki, neden her gün bir milyara...
  • Otomotiv devi General Motors, geçtiğimiz yıl Kasım ayında ABD ve Kanada’daki 5 fabrikasını kapatacağını ve 14 bin işçiyi işten çıkaracağını duyurmuştu. Bunun üzerine ABD Başkanı Trump hayal kırıklığına uğradığını belirtmiş, devletin şirkete...
  • 17 Ağustos 1999’da 7,4 şiddetinde yaşanan korkunç depremden sonra pek çok artçı sarsıntı yaşandı. Ama sadece artçı depremler değil artçı saldırılar da geldi. O gün hem bastığımız toprak korkunç şekilde sarsılıyor hem de emekçiler olarak geleceğimizi...
  • Türkiye İş Bankasının sanayi ve hizmet grubu iştiraklerinden Erişim Müşteri Hizmetleri A.Ş.’de çalışan işçiler Tez-Koop-İş Sendikasında örgütlendiler. Bunun üzerine yöneticiler işçilere dönük baskılarını arttırdılar. İşçilere yapılan baskı bir basın...
  • Gümüşhane’de 17 Temmuzda atık su borusunun kopması nedeniyle faaliyetleri durdurulan Yıldız Bakır Madencilik firmasında çalışan işçiler, biriken alacaklarının ödenmesi talebiyle eylem gerçekleştirdiler.
  • UİD-DER’li işçiler, işlerine sendikalı olarak geri dönmek için mücadele yürüten Cargill işçilerini direnişlerinin 517’inci gününde ziyaret etti. Sıcak bir selamlaşmanın ardından, UİD-DER’li işçilerin hazırlayıp götürdüğü yemeklerle, hep beraber...
  • TÜİK Haziran 2019 işsizlik rakamlarına göre Haziran ayı itibariyle işsizlik yüzde 13’e yükselirken, işsizlerin sayısı 4 milyon 233 bine çıktı. Gerçekte işsizlerin sayısı çok daha fazladır. Çünkü TÜİK, işsiz kalıp da bir ay içinde iş başvurusu...
  • Merhaba arkadaşlar, çalıştığım fabrikada her ay mutlaka maaşta kesinti oluyor. Bazı işçi arkadaşlarımız insan kaynaklarına maaşların neden kesildiğini sorduklarında şu cevabı alıyor: “Geç gelmişsindir ya da işe gelmediğin olmuştur, ondan dolayı...
  • Fransa’nın başkenti Paris’te işçiler emeklilik hakkına yönelik saldırıları grevlerle protesto ediyor. Genel İşçi Konfederasyonu (CGT) üyesi taşıma işçileri, “reform” adı altında emeklilik hakkının tırpanlanmasına karşı 13 Eylülde grev gerçekleştirdi...
  • DERİTEKS, 14 Eylülde VIP Tekstil önünde işten atmaları, artan baskıları protesto etmek için bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasına TÜMTİS, Petrol-İş, Koop-İş, Türk Metal, Tekgıda-İş, Basın-İş sendikalarının temsilci ve yöneticilerinin yanı...
  • Her gün aydınlanan güne uyanıp, günlük hayat koşturmamıza başlıyoruz. İşe, okula giderken bir kısmımız yolu haber okuyarak, bir kısmımız da sosyal medyaya bakarak geçiriyor. Peki, hangi sabah bu haberlere ve gelişmelere bakarken bir cinayet veya...