Navigation

Buradasınız

Krizin Faturası Patronlara!

Ekim 2008, no:7

İnsanlık için en iyi sistem diye propaganda edilen kapitalist sistem büyük bir krizle sarsılıyor. Dünya ekonomisinin büyük bölümüne hükmeden ABD ekonomisi bunalımda. Sadece bu yıl içinde, 11 büyük banka iflas etti. Büyüme oranları düştü ve kredi muslukları kapandı. Yüzlerce milyar doları elinde bulunduran devasa finans kuruluşlarının bir kısmı iflas etti ve bir kısmına da kapitalist devletler el koydu. ABD ile sınırlı olmayan ekonomik kriz, hızla Avrupa ve Asya’yı da etkisi altına almış bulunuyor. Tüm müdahalelere rağmen, giderek büyüyen ekonomik krizin, dünya borsalarında yarattığı ani ve keskin düşüşlerin önü alınamıyor. Güven, istikrar ve büyüme vaatlerinin yerini panik, korku ve endişe almıştır. Çürüyen kapitalist sistem, bir kez daha, tüm dünyayı felâkete sürüklüyor.

Bu krizden en çok zarar görenler ise işçi ve emekçi sınıflardır. Başta Amerika olmak üzere, dünyanın her yerinde işsizlik, hayat pahalılığı ve yoksulluk hızla artmaktadır. Son bir ay içerisinde sadece Amerika’da işsiz kalan işçi sayısı yüzbinlerin üstündedir. Amerikalı işçiler sadece işsiz kalmadılar, aynı zamanda ev taksitlerini ödeyemedikleri için iki milyondan fazla insan evlerini kaybetti. Sağlık, eğitim ve barınma masraflarının artması milyonlarca emekçiyi borç batağına saplamış bulunuyor. Türkiye’de de durum farklı değildir. Başbakan “bize bir şey olmaz” diyerek işçi-emekçi kitleleri kandırmaya çalışa dursun, işten atmalar başladı bile. Bursa’da otomotiv fabrikaları üretime ara verdiler. Ford ve Tofaş gibi önemli birçok otomotiv ve metal fabrikasında işçiler ücretsiz izine çıkartıldılar. Birçok fabrikada kriz gerekçesiyle işten atmalar sürüyor. Metal sektöründe süren toplu sözleşme görüşmelerinde patronlar sıfır zam dayatıyorlar. Patronlar sınıfının bugüne kadar süren saldırıları sonucunda, zaten işsizlik artmış, ücretler düşürülmüş, çalışma saatleri fiilen uzatılmış ve esnek çalışma dayatılmıştır. Sağlık ve emeklilik hakkının gasp edildiğini hatırlatmaya gerek bile yok! Aynı şekilde, elektrikten doğal gaza, pirinçten yağa değin her şeye zam yağdırıldığını da… Kriz derinleştikçe, işçi-emekçi sınıfların çalışma ve yaşam koşulları daha da çekilmez hale gelecektir.

Patronlar sınıfı ise salya sümük devleti yardıma çağırıyorlar ve hükümetlerden önlem almalarını istiyorlar. ABD ve Avrupa devletleri, patronların imdadına koşuyor; işçi-emekçi kitlelerden vergiler ve diğer yollarla toplanan paralar, batık bankaları ve işletmeleri kurtarmaya ayrılıyor. Bunun anlamı açıktır: krizin faturası bir kez daha işçi ve emekçilere kesilmektedir! 

Oysa yaşanan ekonomik krizin sorumlusu işçi-emekçi sınıflar değil, patronlar sınıfı ve onların düzeni olan kapitalizmdir. Özel mülkiyete, patronların doymak bilmez kâr hırsına, durmak bilmeyen rekabetine dayanan kapitalist düzen krizin temel nedenidir. Fakat sermaye sınıfı bu gerçeği gizliyor, yalan söylüyor. Krizin sebebini birkaç “kötü adam”ın sırtına yıkmaya çalışarak çürüyen sistemini aklamaya çalışıyor. Faturayı ise işçi-emekçi halka kesiyor. Krizin faturası açlık, yoksulluk, savaş ve ölüm demektir. Kapitalizm her krize girdiğinde, savaş makineleri durmaksızın çalışmaya başlamıştır. O ana kadar krizde olan fabrikalar savaşla birlikte yeniden çalışmaya başlamış, halkların tepesine bombalar yağarken, patronların cepleri yeniden tatlı kârlarla şişmiştir. Bu krizde de farklı olmayacaktır, derinleşen kriz, yürümekte olan emperyalist çıkar savaşını daha da alevlendirecektir. İşçi sınıfı, krizin faturasını reddetmeli ve faturayı patronlara ödetmelidir!

Kriz öylesine büyüktür ki, patronlar sınıfının sözcüleri bile “kapitalizmin sonuna mı geliniyor” diye soruyorlar. Aslında onlar korkuyorlar; kapitalist sömürü düzeninin kitlelerin isyanına yol açabileceğini onlar da hissediyorlar. Bu yüzden patronların tüm çabaları, örgütsüz işçi sınıfının uyanmasının, silkinip ayağa kalkmasının önüne geçmek yönündedir. İşçi sınıfı örgütlü bir güç olarak ayağa kalktığında, krizlerin faturasını, emperyalist savaşları, açlık ve yoksulluğu reddettiğinde, patronlar sınıfı kaçacak delik arayacaktır! İşte bunun için, fabrikalardan, işyerlerinden ve mahallelerden başlayarak örgütlenmeliyiz, örgütlülüğümüzü büyütmeliyiz! Sömürünün, yoksulluğun, işsizliğin, savaşların ve krizlerin olmadığı, eşit, özgür ve barış dolu bir dünya mümkündür! Bu işçi sınıfının mücadelesine bağlıdır! Kapitalizme artık yeter diyelim!

14 Ekim 2008

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Hollywood filmlerine taş çıkartan senaryolarla küresel bir tantananın kopartıldığı, muazzam bir ikiyüzlülüğün sergilendiği günlerden geçiyoruz. Her gün yeni sayılar açıklanarak koronavirüs salgınının nasıl da hızlı yayıldığı ilan ediliyor, panik...
  • Dünyanın dört bir yanında koronavirüs salgını bahanesiyle patronlar sınıfı toplu işten atmalara başladı. Daha şimdiden dünya genelinde 20 milyonun üzerinde işçi işsiz kaldı. Henüz işten atılmayanlar ise ya ücretsiz izne çıkarılıyor ya da esnek...
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Biz Bize Yeteriz” adıyla başlattığı bağış kampanyası “hayırsever” patronlar ve siyasetçiler tarafından büyük destek gördü! Açılışı yedi aylık maaşını bağışlayarak bizzat Cumhurbaşkanı yaptı. Hemen ardından MHP Genel Başkanı...
  • Son günlerde gündemde olan tek bir konu var, o da koronavirüs. Belli ki bu virüs daha uzun süre gündemde olmaya devam edecek. Hal böyle olunca fabrikalarda, işyerlerinde, evlerde sadece bu konu konuşuluyor. Toplumun büyük bir çoğunluğu adeta...
  • Malum koronavirüs salgını hayatımızın her alanını sarmış durumda. Bu virüsün fiziksel açıdan vereceği zarardan ziyade psikolojik ve ideolojik açıdan zararlarına, saldırılar ve hak gaspları için bahane edilmesine dikkat etmeliyiz. Patronlar sınıfının...
  • Merhaba dostlar! Son zamanlarda koronavirüs sebebiyle biz işçi sınıfı ve emekçi çocukları olarak zor dönemlerden geçiyoruz. Haftalardır süren salgın haberleri, açıklamalar, sosyal medya paylaşımları insanları içinden çıkması hayli zor bir korku ve...
  • “Sakin ol şampiyon, evdeyim!” Bu lafı sosyal medyadan duymuşuzdur muhakkak. Zengin muktedir, tuzu kuru bir emek sömürücüsü, bir takipçisi “neden dışarıdasınız?” deyince böyle bir yanıt verdi. Yalısının boğaz manzaralı bahçesinde spor yapıyordu. Ne...
  • Sermaye sınıfı, ekonomik krizin üzerini örtmek ve faturayı işçi sınıfına kesmek için muazzam bir bahane keşfetmiş durumda: Koronavirüs salgını! Yıllardır bağıra çağıra geliyorum diyen ekonomik kriz, daha öncekileri adeta mumla aratırcasına sonunda...
  • Türkiye’de koronavirüsün tespit edilmesinin üzerinden iki haftadan fazlaca bir zaman geçti. Bu süre zarfında, televizyon ekranlarından sürecin açık ve şeffaf bir şekilde yürütüldüğü, tüm bilgilendirmelerin yapıldığı, önlemlerin alındığı ileri...
  • Geçtiğimiz günlerde patron bize “virüsten dolayı işlerin çok düştüğü” gerekçesiyle ücretsiz izin kâğıtları imzalattı. Sonrasında bir kısmımızı ücretsiz izinde olmamıza rağmen parasını ödeyeceğini iddia ederek 10 gün daha çalıştırdı. Aynı zamanda çok...
  • Geçen günlerde yapılan bir araştırmaya göre Türkiye’de işçilerin yaklaşık yüzde 70’i işini kaybetme korkusuyla yaşıyor. Nasıl yaşamasın? Daha şimdiden birçok işyeri işçileri işten çıkardı. Çıkarmaya da devam ediyorlar. Fakat bu kargaşanın içinde...
  • Her gün, her tarafta karşımıza 14 madde çıkıyor. Sağlık Bakanlığı tarafından ilan edilen bu maddelerin bizi koronavirüsten koruyacağı söyleniyor, işyerlerinden billboardlara, TV’lerden cep telefonlarına gelen mesajlara kadar bu maddeler tekrar...
  • Ben yaklaşık 10 yıldır çeşitli sektörlerde çalışan bir işçiyim. Uzun zamandır İşçi Dayanışması bültenini okuyorum, orada ortaklaştırdığımız deneyimlerden nasibimi alıyorum ve arkadaşlarımla bu deneyimleri paylaşıyorum. Bu mektup ile de sizlere ilk...