Navigation

Buradasınız

“Marlboro Erkeği”, Ispanak ve Kapitalizm

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 135
Her yerde karşımıza çıkan reklamların mahareti büyük: En zararlı, en tehlikeli ürünleri son derece yararlı ve eğlenceli gösterirler. O ürünlerle ilgili masum ve çekici imajlar yaratırlar. Bizleri o ürünlere ihtiyacımız olduğuna ikna ederler ve satın almamızı sağlarlar… Cips, kola, çikolata reklamlarındaki eğlenceli ortamları, zengin sofralardaki mutlu aileleri, çekici kadınları, erkekleri düşünelim. Bu sahte imajlar dünyasında satın alınan araba “sıradanlığa tepkimiz”, saat “prestijimiz”, parfüm “çekiciliğimiz”, çikolata “mutluluğumuz”, banka “dostumuz” kredi kartı “ayrıcalığımız”, cep telefonu “hayatla bağlantımız”, spor ayakkabısı “özgürlüğümüz” olarak sunuluyor. Karakteriniz, insani değerlere sahip olmanız önemli değil, önemli olan neye sahip olduğunuz, neyi tükettiğiniz diyorlar. Bunu sürekli gözümüze sokuyor, bilinç altımıza kazımaya çalışıyorlar. Çünkü parayı her şeyin önüne koyan, paraya sahip olanı her şeyden ve herkesten değerli kılan kapitalist bir dünyada yaşıyoruz.

Her yerde karşımıza çıkan reklamların mahareti büyük: En zararlı, en tehlikeli ürünleri son derece yararlı ve eğlenceli gösterirler. O ürünlerle ilgili masum ve çekici imajlar yaratırlar. Bizleri o ürünlere ihtiyacımız olduğuna ikna ederler ve satın almamızı sağlarlar… Cips, kola, çikolata reklamlarındaki eğlenceli ortamları, zengin sofralardaki mutlu aileleri, çekici kadınları, erkekleri düşünelim. Bu sahte imajlar dünyasında satın alınan araba “sıradanlığa tepkimiz”, saat “prestijimiz”, parfüm “çekiciliğimiz”, çikolata “mutluluğumuz”, banka “dostumuz” kredi kartı “ayrıcalığımız”, cep telefonu “hayatla bağlantımız”, spor ayakkabısı “özgürlüğümüz” olarak sunuluyor. Karakteriniz, insani değerlere sahip olmanız önemli değil, önemli olan neye sahip olduğunuz, neyi tükettiğiniz diyorlar. Bunu sürekli gözümüze sokuyor, bilinç altımıza kazımaya çalışıyorlar. Çünkü parayı her şeyin önüne koyan, paraya sahip olanı her şeyden ve herkesten değerli kılan kapitalist bir dünyada yaşıyoruz.

Kapitalist düzende üretim satmak, kâr etmek, para kazanmak için yapılır. Kapitalistler metaların sağlıklı mı sağlıksız mı, yararlı mı zararlı mı olduğuna değil kâr getirip getirmediğine bakarlar. Yararlı ve gerekli bile olsa kâr getirmeyecek şeyler üretilmez ama zararlı da olsa kârlı olan metalar üretilir, satılır. Hatta reklamlarla, imaj ve yalan kampanyalarıyla talep oluşturulmaya çalışılır.

Çarpıcı bir örnek verelim: Sigara tekelleri önceleri sigaranın insan sağlığına yararlı olduğunu, gerginliğe iyi geldiğini söylediler. Hamile kadının, bebeğini seven annenin sigara içmesi gerektiğini söyleyen reklamlar ürettiler. ABD’de insanlar sigara içmeye o kadar özendirildiler ki sigara içerken televizyon izlemeye dalanlar, uyuyakalanlar nedeniyle yangın vakaları ve ölümler hızla arttı. New York itfaiyesi yangınların çoğunun sigaradan kaynaklandığını tespit etti ama sigara tekelleri üretimi durdurmadı. Çözüm olarak yanmaz mobilya döşemeleri ürettirdi. Ama kısa zamanda bu mobilyaların kansere yol açtığı tespit edildi. Sigaranın sağlığa zararları da daha iyi anlaşıldı.

Peki, sigara tekelleri ne yaptılar? Gerçekleri gizlemek için itfaiyecileri ve basını susturdular, astronomik rüşvetler dağıttılar, sağlık kurumlarına yalan raporlar yayımlattılar. Bununla da yetinmediler. Reklamlarda Hollywood yıldızlarını kullanarak yakışıklı, çekici, güçlü erkeklerin sigara içtiği imajını yarattılar. Artık “Marlboro erkeği” vardı. Vahşi Batı’nın maceradan maceraya koşan cesur, yakışıklı, asi ve çekici kovboyu milyonlarca insanı sigaraya özendiriyordu. Sigara tekellerinin kârları astronomik boyutlara ulaşırken nefes darlığından kansere türlü hastalıklar katlanarak artıyordu.

Çocukların severek izlediği Temel Reis çizgi filminde bile tütünün reklamı yapılıyordu. Temel Reis’in ağzından düşürmediği piposu çocukların masum zihninde güç ve eğlence ile özdeşleşiyordu. Konserve ıspanak tüketimi de bu çizgi film sayesinde durmadan artıyordu. Çocuklar bahçeden taze toplanmış, sağlıklı ve lezzetli ıspanağı değil, konserve kutusuna girmiş ıspanağı istiyorlardı. Anneler konserve ıspanağı çocuklarına seve seve veriyorlardı.

Sigara ya da ıspanak… Kapitalistler için, satılabildiği sürece neyin satıldığının hiç önemi yok. Anneler günü hediyesi, çiçek, ekmek, silah, bomba, uyuşturucu, kanserojen gıda, milyonlarca ton plastik, fosil yakıt… Ancak daha da önemli bir nokta var: Kapitalistlerin sattığı şeyler sadece metalar değildir!

Egemenler sömürü düzenlerini ayakta tutan fikir ve düşünceleri de insanlara “satarlar”! İnsanlık dışı sömürü düzenlerini aklamak, meşru göstermek için her türlü yol ve yöntemi kullanır, kendi çıkarlarının ifadesi olan düşünce ve fikirleri insanlara empoze ederler. Daha çocukluktan itibaren insanların bilincini esir alır, kaba tabiriyle beyinlerini yıkarlar. Onların zehirli propagandası yüzünden, insanın insanın kurdu olduğuna, zenginlik ve fakirliğin kader olduğuna, bu dünyanın böyle gelip böyle gideceğine inanırız. Oysa her türlü melanetin nedeni kapitalist sömürü düzenidir ve bu düzen yıkılmayı hak etmektedir.

Kapitalizmin reklamlarına kanmayalım, çirkin ve kanlı yüzünü örten makyaja aldanmayalım. Zehirli propagandalarını ifşa edip maskesini düşürelim!

6 Temmuz 2019

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikasında örgütlendikleri için işten atılan ve 43 gündür fabrika önünde direnişte olan Ekmekçioğulları Metal işçileri 19 Ocak günü Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığıyla görüşmek için Ankara’ya gittiler....
  • Dünya işçi sınıfı 2021’i sermaye sınıfının yoğunlaşan sömürüsü, baskısı ve yasaklarıyla karşıladı. İşten atma saldırıları, ücret kesintileri, hak gaspları artarak devam ediyor. Ancak işçiler de bu saldırılara karşı birleşmekten, direnmekten,...
  • Arkadaşlarla bir hafta sonu bizim evde buluşma ayarladık. Sokağa çıkamadığımızdan dolayı evde zaman geçirmek istedik. Herkes bir fikirle gelmişti. Bir arkadaşım kutu oyunu getirmişti. Oyunun adı “Monopoly.” Oyunun amacı şu; banka sana hayatta...
  • Geçtiğimiz günlerde koronavirüs önlemlerinin alınıp alınmadığını denetlemek için işyerimize kamu görevlileri geldi. Tabi bu denetimin nedeni bir arkadaşımızın işyerinde koronavirüse karşı yeterli önlemlerin alınmadığına dair yaptığı şikâyetmiş. Bir...
  • Kapitalist sistemin yarattığı büyük çelişkiler, eşitsizlikler, adaletsizlikler, derinleştirdiği toplumsal sorunlar her geçen gün daha fazla can yakıyor. 21’inci yüzyılın teknolojik gelişmişlik ve üretim düzeyine rağmen yüz milyonlarca insan açlık...
  • “Biz ekmeğimizin peşindeyiz.” Ne çok duyarız bu sözleri çalıştığımız fabrikalarda, işyerlerinde, grev ve direnişlerde. Kimi zaman yapılan bir yanlışın üzerini örtmek, bahane bulmak için kullanılır. “Bakma yapmak istemezdim ama işte ekmeğimizin...
  • Krizin ve Covid-19 salgınının yükü işçi ve emekçilerin üzerine yıkılmaya devam ediyor, yoksullaşma derinleşiyor. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu DİSK’in Covid-19 Döneminde İşsizlik Sigortası Fonu Raporu, İşsizlik Sigortası Fonunun...
  • Tüm dünya yeni bir yıla “merhaba” dedi. Çeşitli dillerde, farklı tonlarda çıktı bu merhabalar. İnsanlar yeni yılda yeni dilekler dilediler. Kimisi milyarlarına milyar istedi yüzü kızarmadan, mücevher takımına yeni yeni mücevherler istedi. Kimisi iş...
  • Otomotiv sektörüne plastik araba parçaları üreten bir fabrikada çalışıyorum. Covid-19 salgınıyla birlikte çalıştığımız fabrikada bir panik havası vardı. Televizyonlardan, internetten yayılan korku ve panik havası hemen herkesi çok etkiledi. Toplum...
  • Bir yılı daha geride bıraktık. 2020’nin ilk aylarında hayatımıza giren pandemiyle birlikte yaşamımız içinden çıkılmaz hale geldi. İşsizlik, yoksulluk derken bir de üstüne gelen yasaklarla beraber nefes alamaz olduk. Biz işçiler için zor bir yıldı....
  • Siyah emekçilere yönelik ırkçı saldırılar devam ediyor. ABD’de geçtiğimiz Mayıs ayında George Floyd’un katledilmesi üzerine tüm dünyada emekçilerin adalet talebi yükselmiş, meydanlar ırkçı nefrete karşı dolup taşmıştı. Kıtadan kıtaya sıçrayan...
  • Sağlık sistemindeki çöküş salgınla birlikte daha görünür hâle geldi. Sağlık çalışanlarının yükü artarken, dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de sağlık işçileri bu duruma sessiz kalmıyor. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikasının (SES...
  • Çok şahit olmuşuzdur ilginç haber başlıklarına. “Emeklilere Müjde”, “Çalışanlara Müjde”, “Artık Herkes Kıdem Tazminatı Alacak” vs... Ama haber içeriğine baktığımızda hiç de müjdeli bir şeyle ya da başlıkta söylendiği gibi heyecan verici bir haberle...

UİD-DER Aylık Bülteni