Buradasınız
Bilinçlen, Örgütlen ve Yürü!
Hacettepe Hastanesi’nden bir taşeron işçi

Ben Hacettepe Hastanesi’nde çalışan taşeron bir işçiyim. Yaklaşık 4 yıldır hastanenin en yorucu, ruhen ve fiziksel olarak en yıpratıcı servislerinden birinde çalışmaktayım. Benim gibi hastanenin çeşitli servislerinde çalışan taşeron işçi sayısı 900 kadar.
Bilinen ama dile getirilmeyen bir gerçek var ki, o da çarkın en önemli dişlisi doktor ve hemşirelerden sonra bizlerin geliyor oluşu. Çok defa maaşlarımızı parça parça yatırdılar veya aylarca hiç yatırmadılar alay edercesine. Bizim bir şey yapamayacağımızı zannettiler. Ama üretimden gelen gücümüzü kullanıp iş bırakarak alana çıkıp tek bir vücut olunca, örgütlülüğün gücünü hem biz anlamış olduk hem de onlara göstermiş olduk.
UİD-DER’le tanıştıktan sonra işçi dayanışmasının sadece maaş eylemleriyle sınırlı değil, işçinin hayatını etkileyen bütün sorunların çözümü için de önemli olduğunu gördüm. UİD-DER bu konuda benim için büyük bir bilgi bankasıydı. Garson arkadaşlara uygulanan psikolojik baskı, temizlik işlerinde çalışan arkadaşlara yapılması gereken işleri iş emniyeti alınmadan yaptırılması, posta arkadaşların maaşlarının kesilmesi ve daha onlarca sorun. Bunlar ufak sorunlar deyip her defasında “hayat devam ediyor” klişesinin arkasına saklanmak büyük bir hatadır arkadaşlar.
Hayat devam etmiyor. Bugün hepimiz açlık sınırının altında yaşıyoruz. Yapılması gereken birliğimizden gelen gücümüzü sadece maaş eylemlerinde göstermek değil, insanca bir yaşam için gerektiğinde alanları doldurmak ve mücadele etmektir.
Bizim sendikalı olmamız bir avantaj olarak gözükse de, eğer sadece kağıt üzerinde kalan bir örgütlülük olursa ve sendika bilinçli işçilerin denetiminde olmazsa tek başına sendikaya kabahat bulmak anlamsız olur. Çünkü sendika biziz, yeter ki biz yürümek isteyelim. Madem o çarkın en önemli dişlilerinden biriyiz, o zaman zincirlerimizden başka kaybedecek neyimiz var?
“Ufak Bir İncinme” mi?
Mücadele Etmekten Korkmayalım!
- İşçi Sınıfı Olarak Ders Çıkaralım
- Grönland’ın Buzulları ve Egemenlerin Kâr Arzusu
- Dünü Unutmadan, Bugüne ve Geleceğe Bakabilmek…
- Emekliliği Kim Bitirdi?
- Servis mi Eziyet mi?
- Yamyam Fareler Gibi Olmamak İçin…
- “Keşke Bizim de Bahçeli Bir Evimiz Olsaydı”
- “Polonez İşçileri Kazanmış”
- Kumarla Köşeyi Dönenler Neye Dönüyor?
- Düşük Ücret Dayatmasına Karşı Örgütlü Mücadeleye
- “Geçinemiyorsan Memleketine Dön”
- Neden Hayattan Sıkılıyoruz?
- Rakip Değiliz
- Savaşı Kınamak Sorumluluktan Kurtulmaya Yeter mi?
- Sağlık Alanında Birleşik Mücadele Şart!
- İyi ki Varsın UİD-DER
- Her Şeyin İçinde ve Her Şeyin Dışındayız
- Her Şey Karşıtıyla Vardır
- Çocuklar Öldürülmesin Şeker de Yiyebilsinler
- Bu Cesareti Nereden Alıyorlar?
Son Eklenenler
- Dayanışma ve mücadele günümüz 8 Mart’ı karşılamaya hazırlanıyoruz. Sorunlarımızın büyüdüğü, kendimiz ve evlatlarımız için kaygılarımızın derinleştiği böyle bir dönemde 8 Mart’ın bizim için anlamı daha derin, önemi daha büyük. Çünkü 8 Mart,...
- İşçi sınıfının sömürüye karşı mücadelesinin güçlenmesi, işçilerin sınıf bilincinin güçlenmesiyle mümkün olur. Sınıf bilincinin güçlenmesiyse, işçilerin sınıflarını, sınıflarının tarihini, mücadele deneyimlerini ve yöntemlerini bilmesiyle mümkün olur...
- Sevgili işçi kardeşlerim, Sermaye sınıfı, burjuvazi, sağıyla soluyla, iktidarıyla muhalefetiyle bir bütündür ve yoksul halka, işçi sınıfına düşmandır. Ancak bu utanmaz sınıf ve politikacıları, bizleri kandırmak için yapmadıklarını bırakmazlar....
- Türk Tabipleri Birliği (TTB), 25 Şubatta “Başka Bir Sağlık Sistemi Mümkün, Başka Bir Hekimlik Ortamı Mümkün!” diyerek İstanbul’dan Ankara’ya yürüyüş başlattı. İstanbul Kadıköy’de bir basın açıklaması yaparak yürüyüşlerini başlatan hekimler,...
- İstanbul Beşiktaş Belediyesi ve Seyhan Belediyesi işçileri ücret gaspına karşı 24 Şubatta geciken ödemelerinin yapılması talebiyle iş bıraktı.
- Bugün ilaç yazdırmak için aile hekimime gittim. Ama onu hiç bu kadar üzgün görmemiştim. Normalde güler yüzlü, hastalarına iyi davranan, insani ilişkileri güçlü biriydi. Üzüntüsünün sebebini sorduğumda iç çekerek anlatmaya başladı: “Gerçekten çok...
- Patronlar sınıfının biz işçilere topyekûn savaş açtıkları çok açık şekilde ortadadır. Her fırsatta mikrofonu kapan patronlar ve siyasetçiler büyümekten, gelişmekten, enflasyonun kısa sürede sona ereceğinden bahsediyor. Ancak gerçekler bunun tam...
- İşçi eylemlerinde, grev ve direnişlerde çokça atılan bir slogan vardır: Hak Verilmez Alınır! Bu yalnızca bir slogan değil, işçi sınıfının mücadele tarihinin bir özeti gibidir. Geçmişten bugüne sendikal ve siyasal hakların mücadeleyle kazanıldığını,...
- UİD-DER, 6 ay boyunca haklarını almak için mücadele eden ve sonunda patrona geri adım attıran Polonez işçileri ile birlikte 23 Şubatta etkinlik düzenledi. Çatalca Belediyesi Nazım Özbay Kültür Merkezinde gerçekleştirilen “Polonez İşçileri Diyor ki:...
- Hepsiburada’nın taşımacılık şirketi olan HepsiJET’in İstanbul Esenyurt’ta bulunan deposunda çalışan 4 kadın işçi 17 Şubatta depo önünde direnişe başladı. DİSK/Lastik-İş Sendikası, örgütlenme faaliyeti yürüttüğü İstanbul Esenyurt’ta bulunan Huhtamaki...
- İstanbul’da çeşitli sendikalar, siyasi partiler ve demokratik kitle örgütleri BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen’in 17 Şubatta “çalışma hürriyetinin ihlali” ve “suç işlemeye tahrik” suçlamasıyla tutuklanmasını ve Antep’te çeşitli fabrikalardan...
- Dünyanın en yüksek sendikalılık oranına sahip ülkelerinden biri olan Finlandiya’da birçok sektörde sendikalar ve işverenler arasındaki toplu sözleşme süreci devam ediyor. Ücret artışları, çalışma saatlerinin düzenlenmesi, sözleşme süreleri gibi...
- Güven kelimesi aslında ne kadar derin bir anlama sahiptir. Güven, bireyler arasındaki ilişkilerin sağlıklı ve sürdürülebilir olmasını sağlayan temel bir unsurdur. Hem bireysel hem de toplumsal düzeyde, güven duygusu yaşamın vazgeçilmezidir....