Navigation

İşçi Dayanışması Bülteni

(19.06.2019)

İşçilerin sömürülmesiyle ayakta duran kapitalist düzen çürümüş ve büyük bir çıkmaza girmiştir. Bu düzen insanlığın başına her geçen gün yeni belalar açıyor, sorunları çığ gibi büyütüyor. Kapitalist sistemin işleyişinden dolayı dünyada dört milyardan fazla insan kentlere yığılmıştır. Kır nüfusu...

(12.06.2019)

15-16 Haziran 1970 tarihinde ayağa kalkan işçiler için yazılan 16 Haziran İşçi Marşı bu mısralarla başlıyor. Türkiye işçi sınıfının yüz binler olup bir araya geldiği, sel olup aktığı, hak ve özgürlüklere sahip çıktığı, patronları korkuttuğu şanlı direniş günleridir 15-16 Haziran. Bu iki...

(27.05.2019)

Derinden Gelen Kökler kitabında, Türkiye işçi sınıfı tarihinde çok önemli bir yeri olan Maden-İş Sendikasının mücadelelerine yer veriliyor. Hem de o mücadeleleri veren, o mücadelelere tanık olan işçilerin ağzından. Bu mücadele örnekleri, birleşen işçilerin haklarını aramakla kalmadıklarını, sermaye...

(25.05.2019)

Gün geçmiyor ki bir lokma ekmek için bir işçi kardeşimiz daha canından olmasın. Gün geçmiyor ki bir evlat daha babasız, annesiz kalmasın. Hayat ne güzel, ne yaşanılası bir şey oysa! Bir çiçeğin kokusunu içine çeker gibi solumak hayatın güzelliklerini. Bir kuşun uçuşuyla özgür hissetmek kendini. Bir...

(24.05.2019)

1940’lı yıllar, İkinci Dünya Savaşından dolayı top tüfek seslerinin dünyada yankılandığı yıllardı. Türkiye ekonomisi de büyük hasar görmüştü. Anadolu topraklarının “itten aç yılandan çıplak” köylülerinin, kentlerde yaşayan yoksul işçilerinin çilesi bitmek bilmiyordu. Ekonomik yıkımın bedelini...

(23.05.2019)

Şirket satılırsa, devredilirse ya da isim değiştirirse kıdem tazminatımı talep edebilir miyim? Bir şirket, isim değiştirmeden satış yoluyla bir başka kişi veya firma bünyesine geçebilir, özelleştirilebilir ya da kiralanabilir. Şirketin bir bölümü taşerona devredilebilir yahut patron değişmezken...

(22.05.2019)

Sudan’da sokakları dolduran kalabalıkların büyük çoğunluğunu kadınlar oluşturuyor. Çünkü Sudanlı kadınlar El Beşir rejimi altında büyük baskılara maruz kaldılar. Çıkartılan yasalarla hem sosyal hayattan hem de çalışma hayatından koparıldılar. Ömer El Beşir’in askeri rejiminde “Kamu Düzeni Yasası”...

(21.05.2019)

Siyasi iktidar, kıdem tazminatını bir fona aktarmak ve zamanla ortadan kaldırmak üzere yeniden harekete geçmiş bulunuyor. Ekonomi Bakanı Albayrak, kıdem tazminatını fona devretmekle kalmayacaklarını, BES’i de zorunlu hale getireceklerini açıkladı. Böylece kıdem tazminatı fona aktarılarak işçilerin...

(20.05.2019)

Bugün işçilerin karşı karşıya kaldığı en büyük sorun, birlik olamamaktır. Kriz, hayat pahalılığı, eriyen ücretler, yoksulluk, işsizlik… Bunlar canımızı yakan sorunlardır. Ama tüm bu sorunların üstesinden gelemiyorsak, bunun nedeni birliğimizi ve dayanışmamızı güçlendiremiyor oluşumuzdur. Oysa...

(25.04.2019)

İşçi sınıfının ağır saldırılar ile karşı karşıya kaldığı günlerden geçiyoruz. EYT’lilerin emeklilik hakkı gaspının sürdürülmesi, kıdem tazminatı fonu planı, zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi, dolaylı vergilerin arttırılması, İşsizlik Sigortası Fonunun yağmalanması bu saldırılardan sadece bir kaçı...

(24.04.2019)

1929 yılında dünyada büyük bir ekonomik kriz patlak verdi. 1930’ların başı ABD’de buhran dolu yıllardı. Kriz, sanayi şehirlerini vurmuş, kentlerde işsizler ve evsizler ordusu yaratmıştı. ABD’li egemenler bir olmuş, sorumlusu oldukları krizin bedelini işçilere ödetmek ve onları buna razı etmek için...

(23.04.2019)

Çocukken çizgi film izlemeyenimiz yoktur. Hepimiz severek çizgi film izlemiş, o çizgi filmlerin kahramanlarının maceralarıyla eğlenmişizdir. Kimimiz ıspanak yediğimizde tüm düşmanlarımızı yere serebileceğimizi, kimimiz uzay savaşlarında kahraman olabileceğimizi düşünmüşüzdür. Büyüdükçe gerçeği...

(22.04.2019)

Bir şiirinde şöyle diyor Nâzım Hikmet: “Bir öyle şaşılası dünya ki burası, bollukla ölüyor, kıtlıkla yaşıyor.” Bu senenin başında yayınlanan raporlara ve gazetelerde çıkan haberlere göre geçen yıl, dünyadaki en zengin 26 kişinin serveti, 3,8 milyar yoksulun toplam zenginliğine eşit hale geldi. Bir...

(22.04.2019)

Varlık içinde yokluğu yaşadığımız kapitalist sömürü düzeninde, her şey kâr elde etmek üzere alınıp satılıyor. İnsan ihtiyaçlarını dikkate almayan bir üretim tarzı sürdürülüyor. Her şey para ile ölçülürken, insan ilişkileri de çıkarlara göre belirleniyor. Dayanışmanın yerine rekabet, yardımlaşmanın...

(20.04.2019)

SİBAŞ’ta direnen emekçi kadınlar, mücadeleci ağabeylerimiz, ablalarımız. Sizleri ve direnişinizi coşkuyla ve umutla selamlıyoruz. Biz UİD-DER’li genç işçileriz. Geçtiğimiz günlerde Dayanışma TV’de çıkan videonuzu hep beraber izledik. Aslında videoyu tekrar tekrar pek çok kez izledik ve...

(20.04.2019)

Sabahattin Ali, eserlerinde yoksulların, emekçilerin hayatını, sorunlarını, özlemlerini işlemiştir. Bir hikâyesinde ise açlıktan, dertlerden, bahsetmek yerine bu sefer bahtiyarlıktan, bolluktan, tasasız süren hayatlardan bahsetmeye karar verir. Öyle ya, şu koca dünyada yalnız biz yoksullar,...

(18.04.2019)

Türkiye işçi sınıfının 30 yıl önce yükselttiği mücadele, sınıfımızın tarihine “89 Bahar Eylemleri” olarak geçti. Toplu sözleşme dönemi gelen kamu işçilerinin fitilini ateşlediği eylemler, Türkiye’nin birçok kentine yayıldı. Kamu ve özel sektör işçilerinin katıldığı eylemler büyük bir kitleselliğe...

(17.04.2019)

Adı üstünde sosyal güvenlik kurumu… SGK hastalık, iş kazası, malullük ve analık durumlarında işçilerin sağlık hizmeti alabilmesi, gelir kayıplarının telafi edilmesi, emeklilikte yaşamlarını devam ettirebilecekleri bir gelire sahip olabilmeleri için kurulmuştur. SGK, milyonlarca işçinin ücretinden...

Sayfalar

Sınıfın Penceresinden

  • Patronlar sınıfı, toplumun küçük bir azınlığını oluşturmasına rağmen, üretilen toplam zenginliğin büyük çoğunluğuna el koyar ve bu şekilde geçmişin kralları, sultanları, firavunları gibi saltanat sürerler. Neden? Çünkü kapitalist dünyada üretim araçlarının sahibi patronlar sınıfıdır. Bankalar, şirketler, fabrikalar, makineler, madenler onlarındır! İnşaatlar, barajlar, petrol kuyuları, santraller, toprak ve daha nicesi de patronlar sınıfının mülküdür!
  • Geçtiğimiz günlerde bir İşçi Dayanışması okurumuz, gönderdiği mektubunda işyerinde gerçekleşen bir sohbeti paylaşıyordu. Sohbet sırasında kimi işçiler “ülke lideri güçlü olmalı, dünyaya posta koymasını bilmeli” diyorlar. Okurumuz da haklı olarak arkadaşlarına soruyor: “Ne güzel, ülke liderinin nasıl olması gerektiği hakkında fikrimiz var. Peki, işçi dediğin nasıl olmalı?” Bu soruyla karşılaşan işçiler şaşırıyorlar. Öyle ya işçi dediğin sıradan bir insandır, ülkeyi falan da yönetmiyordur. İşçi işçidir işte, ekmeğinin peşindedir; çalışır ve ailesini geçindirir.
  • İnsan için yaşamın bir mücadele olduğu, insanın doğumdan ölüme kadar ayakta kalma mücadelesi verdiği söylenir. Bu doğrudur ancak yaşadığımız toplum farklı çıkarlara sahip insan gruplarına yani farklı sınıflara bölünmüştür. Bu yüzden sermaye sahibi bir kapitalist ile işgücünü ücret karşılığında satarak geçinen bir işçinin mücadelesi farklıdır.
  • İnsanlığın ortak değerleri ve bu değerleri ifade eden kavramlar vardır. Meselâ dayanışma, paylaşım, yardımseverlik, ahlâklı ve vicdanlı olma, dürüstlük, eşitlik, özgürlük, barış ve kardeşlik gibi kavramlar olumlu toplumsal değerleri ifade eder. Lakin kapitalist sömürü sisteminde insanlığın olumlu değerleri itibar görmez. Çünkü sömürü sistemi rekabet üzerine kurulmuştur.
  • Amerika’da görülen Reza Zarrab davasında “sırlar” ortalığa saçılıyor. Verilen rüşvetlerin küsurat kısmı bile, bir işçinin yemeden içmeden yüzlerce yıl çalışsa kazanamayacağı paralara tekabül ediyor. Bu çarkı kuranlar bankaları, bakanlıkları ve ülkeyi yönetenler! Kirli çamaşırlar ortalığa saçılınca ve “bu değirmenin suyu nereden geliyor?” soruları sorulunca, egemenler saldırganlaşıyor. Yolsuzlukları sorgulayanlar vatan haini ilan ediliyor. “Bu dava Türkiye’nin önünü kesmek için tezgâhlanan bir oyundur” diyerek işçi ve emekçileri kandırmaya çalışıyorlar. Durmadan “başka Türkiye yok, aynı gemideyiz, birleşelim, ülkemizi savunalım” diyorlar.
  • Bütün canlılar içinde gelişkin bilinç taşıyan tek canlıdır insan. Bunun anlamı çok büyüktür. Bir ceviz ağacı, bir aslan, bir balık ya da bir tarla faresi… Bu canlılar doğa koşullarında çok büyük bir değişim olmadıktan sonra atalarının yaşadığından farklı yaşamazlar. Farklı nesiller binyıllar boyu aynı şekilde yaşar gider. Oysa insanlar atalarının yaptıklarının, ürettiklerinin, düşündüklerinin üstüne bir şeyler ekleyerek yaşarlar. Bilinçleriyle yaşama ve doğaya müdahale ederler. Yani insanlar kendilerine geçmişten aktarılan deneyimlerden öğrenirler, yaşamlarını ona göre şekillendirirler ve bu deneyimleri geliştirerek diğer kuşaklara aktarırlar.
  • İnsanlar sıkça şu öğüdü dile getirirler: Aslını, neslini, kim olduğunu unutma! Denmek istenir ki, geçmişine ve yaşadığın topluma yabancılaşma, nereden gelip nereye gittiğini unutma, inkârcı olma! Peki biz kimiz, nereden gelip nereye gidiyoruz, unutmamamız, yabancı olmamamız gereken asıl şey ne?
  • Her geçen gün dünyamıza ilişkin yeni felaket senaryoları ortaya atılıyor. Kimi yazarlar uygarlığın ve özellikle de Batı uygarlığının çökeceğini söylüyorlar. Kimi ünlü bilim insanları dünyayı terk etmemiz gerektiğini açıklıyorlar. Peki neden? Ne oldu da bu tür felaket senaryoları ortalığı kapladı? Çünkü paranın egemenliğine dayanan kapitalist sistem tıkanmış durumda ve daha fazla yol alacak güçte değil.
  • Tarihi bir eser önünde durduğunda insan, ister istemez geçmişe dalar gider. Geçmiş kuşakların yaşayışlarını, kültürünü, geçmişin bugünden farkını anlamaya çalışır. Bu eserler, geçmiş toplumların hayat kavgalarının, günlük yaşayışlarının, kültür veya sanat düzeylerinin izlerini taşır. Aslında tarihi eserler, bir bakıma geçmişten günümüze tarihsel aktarma kayışıdırlar.
  • Dünyanın tüm siyasi liderleri kendi ülkelerini büyüteceklerini vaat ediyorlar. Trump ABD’yi, Putin Rusya’yı, Nieto Meksika’yı, Ruhani İran’ı, Le Pen Fransa’yı büyütmekten bahsediyor. Ve elbette Erdoğan da Türkiye’yi… Bu liste böyle uzayıp gidiyor. Sanki ağız birliği etmişçesine hepsi aynı sözleri söylüyor. Elbette tüm bu liderler bir modayı benimsedikleri için söylemiyorlar bu sözleri.

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • UİD-DER’li işçiler, işlerine sendikalı olarak geri dönmek için mücadele yürüten Cargill işçilerini direnişlerinin 517’inci gününde ziyaret etti. Sıcak bir selamlaşmanın ardından, UİD-DER’li işçilerin hazırlayıp götürdüğü yemeklerle, hep beraber...
  • TÜİK Haziran 2019 işsizlik rakamlarına göre Haziran ayı itibariyle işsizlik yüzde 13’e yükselirken, işsizlerin sayısı 4 milyon 233 bine çıktı. Gerçekte işsizlerin sayısı çok daha fazladır. Çünkü TÜİK, işsiz kalıp da bir ay içinde iş başvurusu...
  • Merhaba arkadaşlar, çalıştığım fabrikada her ay mutlaka maaşta kesinti oluyor. Bazı işçi arkadaşlarımız insan kaynaklarına maaşların neden kesildiğini sorduklarında şu cevabı alıyor: “Geç gelmişsindir ya da işe gelmediğin olmuştur, ondan dolayı...
  • Fransa’nın başkenti Paris’te işçiler emeklilik hakkına yönelik saldırıları grevlerle protesto ediyor. Genel İşçi Konfederasyonu (CGT) üyesi taşıma işçileri, “reform” adı altında emeklilik hakkının tırpanlanmasına karşı 13 Eylülde grev gerçekleştirdi...
  • DERİTEKS, 14 Eylülde VIP Tekstil önünde işten atmaları, artan baskıları protesto etmek için bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasına TÜMTİS, Petrol-İş, Koop-İş, Türk Metal, Tekgıda-İş, Basın-İş sendikalarının temsilci ve yöneticilerinin yanı...
  • Her gün aydınlanan güne uyanıp, günlük hayat koşturmamıza başlıyoruz. İşe, okula giderken bir kısmımız yolu haber okuyarak, bir kısmımız da sosyal medyaya bakarak geçiriyor. Peki, hangi sabah bu haberlere ve gelişmelere bakarken bir cinayet veya...
  • Merhaba dostlar, işçi ve emekçiler olarak hayatımızın her alanında kapitalist sistemin bize dayattığı ağır şartları yaşıyoruz. Bu sistem bizi hayatın her alanında eziyor. Yıllarca okuyup aylarca işsiz kalan ve henüz yeni iş bulabilmiş genç bir...
  • MESS ile işçi sendikaları arasında sürecek grup toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin başlamasına kısa bir süre kaldı. Yetkili sendikalar işçilerin ücret ve sosyal haklarına yapılmasını talep ettikleri zam oranlarını açıklamaya başladılar. Gerek...
  • General Motors’un Güney Kore’deki 3 fabrikasında çalışan yaklaşık 8 bin işçi, 9 Eylülde greve çıktı. Kore Metal İşçileri Sendikası (KMWU) üyesi işçiler ücret artışı talebiyle üç günlük bir grev gerçekleştirdiler. Arjantin’de Başta kamu çalışanları...
  • 12 Eylül 1980 askeri faşist darbesinin üzerinden 39 yıl geçti. Ama darbecilerle ve onları işbaşına çağıran sermaye sınıfıyla davamız kapanmadı. İşçi sınıfının mücadele örgütleri 12 Eylül’ü asla unutmamalı ve unutturmamalı. Çünkü Türkiye işçi...
  • Geçtiğimiz günlerde UİD-DER olarak Cargill direnişçilerini ziyarete gittik. Cargill işçileri Tek Gıda-İş sendikasına üye oldukları için haksız yere işten çıkarılmışlardı. O günden sonra mücadeleye başladılar. Şu an ise 500 günü aşkın bir süredir...
  • Güney Afrikalı binlerce kadın giderek artan kadına yönelik şiddeti protesto etmek için 4 Eylülde sokaklara döküldü. Emekçi kadının ezilmişliğini besleyerek büyüten kapitalist sisteme ve temsilcilerine tepki gösteren kadınlar, eylemlerini Dünya...
  • İngiltere’de South Western Demiryolu Şirketine bağlı çalışan işçiler 30 Ağustosta greve çıktı. İşçiler şirketin istasyonlarda ve trenlerde güvenlik işçilerini işten çıkarma planını engellemek için uzun süredir mücadele yürütüyor. Haziran ayında 5...