Navigation

Buradasınız

Ücretler Yükseltilsin, İş Saatleri Kısaltılsın!

Nisan 2014, No:73
İşçiler ne kadar çok mesai yaparlarsa yapsınlar geçimlerini sağlayacak bir gelir düzeyine ulaşamıyorlar. Onca yorgunluğun ve tükenmişliğin sonucunda elde edilen gelir, aldığımız ücretin biraz fazlası oluyor.

Biz işçiler evimizin geçimini sağlamak, temel ihtiyaçlarımızı karşılamak için çalışmak zorundayız. Ancak patronlar ücretlerimizi o kadar düşük tutuyorlar ki, ne kadar çalışıp didinsek iki yakamızı bir araya getiremiyoruz. Kredi kartı borçları birikiyor, ihtiyaçlar erteleniyor, kemerler sıkılıyor ama yine de ay sonu gelmek bilmiyor. Bu nedenle pek çoğumuz fazla mesailere katlanmak zorundayız. Bütün gün tükenerek çalıştığımız yetmezmiş gibi, bir de fazla mesai yaparak ömür tüketiyoruz. Ücretimizi üç kuruş arttırabilmek için mesai yaptıkça hayatımız çalışmaktan ibaret oluyor.

Pek çok işyerinde ücretlerin düşük olmasından şikâyet eden işçilere patronlar şöyle der: “Maaş az ama bizim işyerimizde istediğin kadar mesai yapabilirsin.” Neden onca çalışmamızın karşılığında asgari ihtiyaçlarımızı karşılayabileceğimiz kadar bir ücret alamadığımız konusunda gerçekleri söylemezler. “Sizlerin sırtından elde ettiğimiz kârlar çoğalsın diye ücretinizi kısıyoruz” demezler. Sanki gece gündüz demeden 12-14 saat çalışmak zorunda olmak normalmiş gibi davranırlar. Patronlara göre işçilerin tek işi çalışmak, ha makine ha işçi! Böyle gelmiş böyle gider dememizi ve buna inanmamızı isterler.

İşçiler ne kadar çok mesai yaparlarsa yapsınlar geçimlerini sağlayacak bir gelir düzeyine ulaşamıyorlar. Onca yorgunluğun ve tükenmişliğin sonucunda elde edilen gelir, aldığımız ücretin biraz fazlası oluyor. Aslında ücretlerimizi arttırmanın yolu fazla mesailere kalmak değildir. İşçiler ancak birlik olup örgütlendiklerinde ve mücadele ettiklerinde durum değişebilir ve daha iyi bir ücret alabilirler. Adına kapitalizm denen ve işçileri patronların ücretli köleleri haline getiren bu sömürü düzeni ortaya çıktığından beri, yani yaklaşık 250 yıldır patronlarla işçiler arasında işgünü ve ücretler konusundaki mücadele devam ediyor. Patronlar işçileri daha uzun saatler boyunca ve daha düşük ücretle çalıştırmak isterken, işçilerse geçinebilecekleri bir ücret için, insanı tüketen uzun çalışma saatlerinin düşürülmesi için mücadele etmişlerdir. Bu anlamda pek çok başarı da elde etmişlerdir.

Kapitalizmin ilk dönemlerinde işgünü, güneşin doğuşundan batışına kadardı. Başta Amerikan işçi sınıfı olmak üzere tüm dünya işçileri, on yıllar süren mücadeleler sonucunda işgününü önce 12 saate, sonra 10 saate, daha sonra da 8 saate indirmeyi başardılar. 8 saatlik işgünü için verilen mücadeleler çok çetin geçmiş ama işçiler sonunda hem 8 saatlik işgünü hakkını hem de 1 Mayıs’ı, yani “İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Gününü” kazanmışlardır.

8 saatlik işgünü işçi sınıfının en önemli kazanımlarından biridir. Çünkü bu hak işçilere dinlenebilecekleri, sosyal hayata karışabilecekleri ve daha ileri haklar için örgütlenebilecekleri bir zaman sağlamıştır. Aşırı yorgunluk nedeniyle işyerlerinde düşüp bayılan, dinlenmekten başka bir şey düşünemeyen işçilerin yerini, sosyal hakları için, siyasi talepleri için mücadele eden işçiler almıştır. Bazı ülkelerde bu mücadeleler, işgününün 8 saatin de altına düşmesini sağlamıştır.

Teknoloji çok gelişti. Üretim fazlasıyla hızlandı ve üretilen ürünlerin miktarı arttı. Mağazalarda, vitrinlerde, depolarda dünyadaki tüm insanların ihtiyaçlarını karşılayabilecek kadar çok ürün birikiyor. Dünyada çalışabilecek nüfusun tümünün günde dört saat çalışması halinde insanların her türlü ihtiyacını karşılamaya yetecek ürün üretilebilir. Oysa bugün geldiğimiz aşamada işgünü kısalmak yerine uzuyor. Patronlar 8 saatlik işgünü hakkımızı fiilen elimizden aldılar. 12 saatlik günlük çalışma neredeyse normal hale geldi. İşçiler, haklarını korumak ve yeni haklar elde edebilmek için bir araya gelebilecekleri, örgütlenebilecekleri zaman bulmak bir yana aşırı yorgunluk, iş kazaları ve meslek hastalıkları ile boğuşuyorlar. Çünkü işçiler patronlar karşısında birlik değiller.

O halde yapılacak şey bellidir: İşçi kardeşlerimizle bir araya gelmek, patronlara ve onların sömürü düzenlerine karşı ortak tutum almak; taleplerimiz için hep birlikte mücadele etmek! Tıpkı bizden önce yaşamış işçi kardeşlerimiz gibi.

Bizimle aynı sorunları yaşayan ve aynı talepler için mücadele etmek isteyen işçilerle 1 Mayıs alanlarında bir araya gelmek, bize ne kadar güçlü bir sınıf olduğumuzu bir kez daha gösterecektir. UİD-DER’in başlattığı “Ücretler Yükseltilsin, İş Saatleri Kısaltılsın!” kampanyasını 1 Mayıs alanlarına taşıyalım ve taleplerimizi hep birlikte haykıralım!

15 Nisan 2014

Son Eklenenler

  • Sakarya Hendek’te bir havai fişek fabrikasında meydana gelen patlamada 7 işçi yaşamını yitirmiş, 126 işçi de yaralanmıştı. Olayın ardından gerçek sorumlular yerine fabrikada çalışan mühendis, ustabaşı ve iş güvenliği uzmanı tutuklandı. Tepkilerden...
  • Tüm dünyada egemenler koro halinde aynı nakaratı tekrarlıyorlar: “Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak.” Koronavirüs tedbirlerinin “gevşetilmesiyle” “yeni normale” geçiş sürecinin başladığı söyleniyor. Koronavirüs bahanesiyle işçilerin çalışma ve...
  • Türkiye İstatistik Kurumu Nisan ayına ait işgücü istatistiklerini açıkladı. Rakamların bolluğuna rağmen dikkatle okunması gereken TÜİK raporu şöyle diyor: “Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı, Nisanda geçen yılın aynı ayına...
  • Lübnanlı işçi ve emekçiler 2019’un son günlerinde sokaklara dökülmüş, zamlara, hayat pahalılığına, yolsuzluklara, aşırı vergilere duydukları öfkeyi ortaya koymuşlardı. Hükümet eylemleri polis ve asker baskısıyla bastırmayı denemiş ama başarılı...
  • İş güvenliği önlemlerinin alınmaması, önlem almayan patronlara ciddi bir yaptırım uygulanmaması nedeniyle gerçekleşen iş cinayetleri her ay yüzün üzerinde işçinin hayatını kaybetmesine neden oluyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin Haziran...
  • Yeni bir şehirde yaşamayı öğrenebiliriz. Yeni komşularımızla yaşamayı öğrenebiliriz. Dünyanın hiçbir yerinde din, dil, ırk ayrımı yapmadan tüm emekçi kardeşlerimizle bir araya gelip birlikte mücadele etmeyi öğrenebiliriz. Bunlar hayatımızın yeni...
  • Sabah 07.40. Servis geldi, arkadaşımla beraber bindik gidiyoruz SASA fabrikasına. Arkadaşım kendi servislerine binebileceğimi söylemişti. “Yol parası verme oraya gelmek için” demişti. SASA fabrikasını önceden duymuştum ama hiç görmemiştim. Arkadaşım...
  • Sakarya’nın Hendek ilçesindeki Büyük Coşkunlar havai fişek fabrikasında 3 Temmuzda meydana gelen patlama sonucunda 7 işçi yaşamını yitirmiş 126 işçi ise yaralanmıştı. Ayrıntılar belirginleştikçe işçilerin bir kez daha sermayenin kâr hırsının kurbanı...
  • Kıdem tazminatına devlet güvencesi geliyor! Bir gün çalışan işçi dahi kıdem tazminatı alacak! Kıdem tazminatında devrim! Gündemdeki yerini işte bu “müjdelerle” aldı kıdem tazminatıyla ilgili yeni tasarı. Biz işçiler de epey zamandır bu müjdeli...
  • Nejat Elibol Direnen Haliç romanında 1970’li yılları anlatır. Üç fabrikada işçilerin mücadelesinin ve yürüttükleri direnişin öyküsünü aktarır. Olaylar geliştikçe işçilerin değişimini görürüz. Hakları için mücadele ettikçe, birlik olmanın önemini...
  • İktidara geldiğinden beri işçi düşmanı yasaları yapmakta pek mahir olan AKP iktidarı, uzun zamandır peşinde olduğu kıdem tazminatını fon aracılığıyla ortadan kaldırmak için yeniden harekete geçti. Burjuvazi her fırsatta işçi sınıfının mücadelelerle...
  • Bir bilginin veya haberin ya da bir olayın değiştirilip, bozulup, çarpıtılıp çıkar sağlamak amacıyla yeniden dolaşıma sokulmasına dezenformasyon deniliyor. Burjuvalar yüzlerce televizyon kanalını, sayısız gazete ve dergiyi, koca bir troller ordusunu...
  • Kapitalist sömürü düzeninde egemenlerin tek bir gayesi vardır; kârlarını arttırmak ve böylece sermayelerini büyütmek. Bu uğurda yapamayacakları şey yoktur. Onların ne vicdanları, ne ahlakları, ne de insanlıkları vardır, tek kutsalları sermayeleridir...

UİD-DER Aylık Bülteni