Navigation

Buradasınız

Yolsuzluk Sömürü Düzeninin Hamurunda Var

Şubat 2014, No:71
Her şeyin para üzerine kurulduğu, paranın kutsandığı, insanların her ne pahasına olursa olsun “parayı bulmaya”, “voleyi vurmaya” yönlendirildiği, birbirleriyle ha babam de babam rekabete sokulduğu, altta kalanın canı çıksın düşüncesinin egemen olduğu, insanların giderek yozlaştığı, ahlâki çöküntü yaşadığı, vicdanlarının çürüdüğü kapitalist düzende yolsuzluk olmaması mümkün müdür?

Lüks evler, arabalar, havuzlu mavuzlu siteler, pırlanta kolyeler, marka marka güzel giysiler, pahalı cep telefonları… Reklâmlarda her gün bunları gözümüze sokuyorlar, bunları elde etmeye özendiriyorlar. O giysileri giyenler ve o evlerde oturanlar, çalışan ve alın teri akıtan, geçim sıkıntısından dolayı ayın sonunu zor getiren bizim gibi insanlara hiç benzemiyorlar. Güzel kızların ve yakışıklı oğlanların yüzlerinden sağlık fışkırıyor. Sözde “sevgi dolu olduklarından” birbirlerine arabalar, pırlantalar alıyorlar. Reklâm edilen ürünleri satın alanlar saygın ve mutlu yaşıyorlar. Reklâmlar bize “bastır parayı sen de öyle yaşa…” mesajı veriyor, reklâm edilen her ne ise onu satın almaya teşvik ediyor. Paramız varsa ve o pahalı ürünleri satın alabiliyorsak mutlu, saygın, sevilen, beğenilen, akıllı vb. olduğumuz zihnimize yerleştiriliyor. Ya paran yoksa…

Pahalı olan şeyleri elde etme arzusu sadece reklâmlarla da kışkırtılmıyor. Bir devlet dairesine ya da dükkâna girdiğimizde de orada çalışanların insanlara giyim kuşamlarına göre davrandıklarını görüyoruz. Tıpkı Nasrettin Hoca’nın hikâyesindeki gibi, “ye kürküm ye” dünyası… Paran varsa ve paralı olduğun anlaşılıyorsa ona göre muamele görüyorsun. İşte bu dünya, her şeyin para üzerine kurulu olduğu kapitalizmin dünyasıdır. 

Bu düzende paran varsa güçlüsün, saygınsın, güzelsin, akıllısın, dürüstsün, güvenilirsin, Allahın sevgili kulusun! Paran yoksa vay haline! Güçsüz, çirkin, önemsiz, güvenilmez zavallı mahlûksun. Sevgi dolu olsan ne yazar, paran yoktur! Dürüst, namuslu, ahlâklı olmak gibi olumlu değerler kapitalist sistemde beş para etmez hâle gelir. Akıllı ve bilge bir insan olman da bir şey değiştirmez. Akıllı olan çok para kazanır diye düşünülmüyor mu? Eğer paran yoksa akıllı da değilsin!

Kapitalizmde para sadece malları satın almaz. Zengin kişi zayıf karakterli, aptal, düşüncesiz, kibirli ve ahlâksız olsa bile etrafındakiler için o, güçlü, saygın, erdemli, akıllı, bilge bir insan olarak kabul edilir ve öyle muamele görür. Bu yüzden para ve iktidar gücünü bir kez elde etmeye başlayan kişi, hep daha fazlasını arzu eder, paranın ve iktidarın nimetlerine doyamaz hâle gelir. Daha fazla paranın sahibini daha fazla yücelttiği kapitalist düzende parayı nasıl elde ettiğinin de fazla bir önemi yoktur. İşte bu yüzden kapitalizm, insanların ahlâkını bozar ve vicdanını köreltir.

Her şeyin para üzerine kurulduğu, paranın kutsandığı, insanların her ne pahasına olursa olsun “parayı bulmaya”, “voleyi vurmaya” yönlendirildiği, birbirleriyle ha babam de babam rekabete sokulduğu, altta kalanın canı çıksın düşüncesinin egemen olduğu, insanların giderek yozlaştığı, ahlâki çöküntü yaşadığı, vicdanlarının çürüdüğü kapitalist düzende yolsuzluk olmaması mümkün müdür?

Bugün devletin tüm katmanlarında yolsuzluk, rüşvet, hırsızlık, usulsüzlük vardır. Bugün ortaya saçılan rüşvet ve yolsuzluklar gerçekte yaşananların çok çok küçük bir kısmını oluşturmaktadır. Bakanlıklardan, belediyelerden tutun, tapu dairelerine ve trafik memurlarına kadar rüşvet ve yolsuzluk her yerdedir. Bir devlet dairesinde bürokratik işlemleri hızlandırmak için bile çoğu insan rüşvet vermenin yolunu arar. Devlete iş yapan tüm müteahhitler ihale kapmak için, işadamları malını devlete daha pahalıya satmak için “yetkili mercilere” gereken rüşveti vermeye hazırdır. İktidar sahipleri ise kimler kesenin ağzını daha fazla açıyorsa, kirli işler konusunda güvenilir ise, ağzını sıkı tutuyorsa, kendisine yakınsa, hatta “partili” ise ihaleleri onlara dağıtırlar. Devletle alışverişi olan patronların her dönemde iktidardaki partiye bok sineği gibi üşüşmesi boşuna değildir. Hepsi pislikten payını almaya çalışır. Yolsuzluk, paranın en yüce değer sayıldığı kapitalizmin mayasında bolca vardır. Mayası bozuk olanın hamuru temiz olur mu?

Yolsuzluklardan arınmış ahlâki bir kapitalizm asla var olmamıştır ve var olmayacaktır. Zaten sistemin temeli işçinin emekçinin kandırılması, soyulması, emeğinin çalınması üzerine kurulmuştur. İşçilerin sömürüsü üzerine kurulu bir sistem nasıl ahlâklı olabilir? İşçi sınıfının sömürüsü hırsızlığın âlâsıdır. İşçisini sömürdüğü için saygınlığını yitiren, ahlâksız olarak ifşa edilmiş, sendika düşmanlığı yaptığı için güç ve itibar kaybeden patron gördünüz mü hiç? Peki, ama ne yapmalı?

Kapitalist çürümeden çıkış yolu elbette var. Rekabeti alt edip dayanışmayı büyütecek olan şey işçilerin birliğidir. İşçinin mücadelesi paranın saltanatına, sermayenin egemenliğine karşıdır. İşçi sınıfının kavgası zenginliği değil alın terini ve emeği yüceltir. Aklını kullanan patron işçiyi sömürür, rüşvet dağıtır, pislik üretir; aklını kullanan işçi ise örgütlenir, mücadele eder! Örgütlenen işçiler paranın saltanatına boyun eğmezler!

18 Şubat 2014

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Fransa’nın başkenti Paris’te işçiler emeklilik hakkına yönelik saldırıları grevlerle protesto ediyor. Genel İşçi Konfederasyonu (CGT) üyesi taşıma işçileri, “reform” adı altında emeklilik hakkının tırpanlanmasına karşı 13 Eylülde grev gerçekleştirdi...
  • DERİTEKS, 14 Eylülde VIP Tekstil önünde işten atmaları, artan baskıları protesto etmek için bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasına TÜMTİS, Petrol-İş, Koop-İş, Türk Metal, Tekgıda-İş, Basın-İş sendikalarının temsilci ve yöneticilerinin yanı...
  • Her gün aydınlanan güne uyanıp, günlük hayat koşturmamıza başlıyoruz. İşe, okula giderken bir kısmımız yolu haber okuyarak, bir kısmımız da sosyal medyaya bakarak geçiriyor. Peki, hangi sabah bu haberlere ve gelişmelere bakarken bir cinayet veya...
  • Merhaba dostlar, işçi ve emekçiler olarak hayatımızın her alanında kapitalist sistemin bize dayattığı ağır şartları yaşıyoruz. Bu sistem bizi hayatın her alanında eziyor. Yıllarca okuyup aylarca işsiz kalan ve henüz yeni iş bulabilmiş genç bir...
  • MESS ile işçi sendikaları arasında sürecek grup toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin başlamasına kısa bir süre kaldı. Yetkili sendikalar işçilerin ücret ve sosyal haklarına yapılmasını talep ettikleri zam oranlarını açıklamaya başladılar. Gerek...
  • General Motors’un Güney Kore’deki 3 fabrikasında çalışan yaklaşık 8 bin işçi, 9 Eylülde greve çıktı. Kore Metal İşçileri Sendikası (KMWU) üyesi işçiler ücret artışı talebiyle üç günlük bir grev gerçekleştirdiler. Arjantin’de Başta kamu çalışanları...
  • 12 Eylül 1980 askeri faşist darbesinin üzerinden 39 yıl geçti. Ama darbecilerle ve onları işbaşına çağıran sermaye sınıfıyla davamız kapanmadı. İşçi sınıfının mücadele örgütleri 12 Eylül’ü asla unutmamalı ve unutturmamalı. Çünkü Türkiye işçi...
  • Geçtiğimiz günlerde UİD-DER olarak Cargill direnişçilerini ziyarete gittik. Cargill işçileri Tek Gıda-İş sendikasına üye oldukları için haksız yere işten çıkarılmışlardı. O günden sonra mücadeleye başladılar. Şu an ise 500 günü aşkın bir süredir...
  • Güney Afrikalı binlerce kadın giderek artan kadına yönelik şiddeti protesto etmek için 4 Eylülde sokaklara döküldü. Emekçi kadının ezilmişliğini besleyerek büyüten kapitalist sisteme ve temsilcilerine tepki gösteren kadınlar, eylemlerini Dünya...
  • İngiltere’de South Western Demiryolu Şirketine bağlı çalışan işçiler 30 Ağustosta greve çıktı. İşçiler şirketin istasyonlarda ve trenlerde güvenlik işçilerini işten çıkarma planını engellemek için uzun süredir mücadele yürütüyor. Haziran ayında 5...
  • Geçtiğimiz günlerde yeni yönetimini belirleyen Petrol-İş Sendikası, Cargill direnişini 512. gününde (11 Eylül) ziyaret etti. Genel Başkan Süleyman Akyüz ve sendikanın merkez yöneticileri ile Gebze’deki işyerlerinden gelen işçi temsilcilerinin...
  • Ben özel bir hastanede çalışan, sizler gibi alın terimi, emeğimi ortaya koyarak geçinmeye çalışan genç bir işçiyim. Zorluklara, patronlara ve onların sömürü sistemine karşı mücadele veriyorum aynı sizler gibi… Bağlı olduğum, bundan da mutlu ve...
  • Geçtiğimiz günlerde devlete bağlı işletmelerde çalışan binlerce işçiyi yakından ilgilendiren toplu iş sözleşmesi imzalandı. Türk-İş ile Aile ve Çalışma Bakanlığı arasında imzalanan sözleşmede binlerce işçi sefalet ücretine mahkûm edildi. Binlerce...