UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

“Biz Suriyeli miyiz?”

Ankara’dan bir grup sağlık işçisi

Merhaba dostlar, biz sağlık sektöründe çalışan işçileriz. Hastanelerde Suriyelilere yönelik ayrımcılığa dair yaşadıklarımızı sizlerle paylaşmak istedik. Geçtiğimiz günlerde şöyle bir olaya tanık olduk: Hastanede hasta ve personel için iki faklı asansör var. Biz personel asansörünün kapısında beklerken bir hasta da çocuğuyla birlikte yaklaştı. Doktorlardan biri “buna değil, hasta asansörüne binmeniz gerek” dedi. Hasta acelesi olduğundan binmek için ısrar etti. Binmesine izin verilmeyince şöyle karşılık verdi: “Biz Suriyeli miyiz? Türkiyeliyiz. Niye böyle davranıyorsunuz?” Sonra olay bir şekilde çözüldü hepimiz aynı asansörle yukarıya çıktık. Ancak aklımıza takıldı. Adam neden böyle bir savunma yaptı? Asansöre binmek isteyen kişi Suriyeli olsa verilen tepki haklı olur muydu? Maalesef Suriyelilerin aşağılanması normal kabul ediliyor. Aynı örnekte asansöre binmek isteyen bir Suriyeli olsa ve yine izin verilmese adam bunu sorun etmeyecekti. Çünkü ona göre Suriyelilere bağırılması, böyle davranılması normal. Peki, ona böyle düşündüren ne?

Başka bir örnekte ise çalıştığımız yerde kayıt masasında bir karışıklık oldu. Sinirlenen biri koridorda “Suriyeliler vardı o yüzden karışıklık çıktı” diye bağırdı. Oysa kayıt masasında tek personel çalışıyor ve hasta sayısı yoğunlaştığında sıklıkla böyle karışıklıklar çıkabiliyor. Yani gelenin Suriyeli olup olmamasına bağlı bir durum değil bu. Sorunların kaynağı iyice düşünülmeden yoksul, sesi çıkmayan Suriyeli emekçiler suçlanıyor. Oysa suçlu olan, personel sayısını az tutup karışıklığa davetiye çıkaran hastane yönetimidir.

Hükümet öyle gözükmeye çalışsa da aslında Suriyeli mültecileri düşünmüyor, onları çıkarları için kullanıyor. Çok fazla ayrıcalık sağlıyor, yardım yapıyor gibi görünüyor ama gerçekte onları sefalete terk ediyor. Egemenler ve onların medyası Suriyeli göçmenlere karşı ayrımcılığı körüklüyor. Sokakta, markette, hastanede, nerede olursa olsun Suriyeliler ikinci sınıf insan olarak görülüyor ve şiddete-baskıya maruz kalıyor. Ancak yaşadığımız örnekler bize gösteriyor ki bundan zarar görenler gene yoksul işçi-emekçiler. Çünkü sorunları çıkaranların göçmenler olduğunu zannetmek asıl sorunu görmemizi engelliyor.

Zengin Suriyeli hastalar yanlarında mutlaka tercümanla geliyor ya da İngilizce bildikleri için çat pat da olsa anlaşabiliyoruz. Yoksul Suriyelilerin muayenesi yapılsa bile tercüman olmadığı için hasta derdini tam olarak anlatamıyor, tedavisi eksik yapılabiliyor. Çoğunlukla kötü muameleye maruz kalıyorlar. İş yükü fazla olan sağlık işçileri Suriyeli hastaları iş yüklerini daha da arttıran “sorun” olarak görüyorlar. Ancak parası olanları, giyimi daha iyi olanları kötülemek kimsenin aklına dahi gelmiyor. Sanki yoksulluk içinde sokaklarda yaşamayı, günlerce aynı kıyafeti giymeyi yoksul göçmenler kendileri seçmiş gibi.

Suriyelilerin daha ayrıcalıklı, daha iyi bir sağlık hizmeti aldığı düşünülüyor. Gerçekte durum böyle değil. Suriyeli olsun, Türkiyeli olsun yoksul işçiler, emekçiler bu sistemde kaliteli ve yeterli sağlık hizmeti almaktan yoksun bırakılıyor. Parası olansa diline, ırkına bakılmadan istediği hizmeti alabiliyor. Biz Türkiyeli emekçiler yaşananlardan Suriyeli göçmen kardeşlerimizi sorumlu tutmamalı, oyunlara gelmemeliyiz. Birlik olup bizi böyle ayıran, düşmanlaştıran ve yoksul bırakanlara karşı mücadele etmeliyiz.

27 Ekim 2017






Son Eklenenler

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this