UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Kriz İşçilerin Gündeminde

Esenyurt’tan bir işçi

Cumhurbaşkanı ne kadar “kriz falan yok, bunlar manipülasyon” dese de toplumun dolayısıyla işçi sınıfının ezici çoğunluğu deyim yerindeyse krizi iliklerine kadar hissediyor. Erdoğan “kriz yok” diyerek var olan krizi manipüle ediyor ve işçi sınıfının algısını “dış güçler” söylemiyle başka yönlere çekmek istiyor. Böylelikle de kendine yönelecek tepkileri baştan engellemek ve gerçeklerin üzerini örtmek istiyor. Ama hayatın kendisi yalanlarla değil, somut gerçekleri açığa çıkara çıkara ilerliyor.

Son birkaç ay içerisinde tüketim ürünlerine gelen zamlar işçilerin gündemine olabildiğince hızlı bir şekilde girdi. Krizin belirtileri daha tam anlamıyla hissedilmeden önce işçiler arasındaki genel sohbet konuları maçlar, diziler olurdu. İşçilerin sohbetlerine kendi sınıfsal çıkarlarına yabancı konular ve yapay gündem damga vururdu. Fakat kriz tüm yakıcılığıyla açığa çıkınca işçiler de bilinçli bir şekilde olmasa da korku ve endişeyle gerçek gündemlerine dönmeye başladılar. İğneden ipliğe hemen her şeye gelen zamlar zaten alım gücü düşük olan işçileri ekonomik bir dar boğaza soktu.

Benim çalıştığım işyerinde de sohbetlerimiz kriz üzerine yoğunlaşıyor. Kiminle sohbet etsem kaygı, korku ve öfkeyle yüksek zamlardan, işlerin kötü olduğundan, birçok fabrikada işten çıkarmaların başladığından konuşuyorlar. Bunun böyle nereye kadar gideceğini soruyor. İşyerimizdeki birkaç sohbet konusunu sizinle paylaşmak isterim.

Bir arkadaşıma hal hatır sordum; “sağ olasın idare eder, sen nasılsın?” dedi. “Ben de iyi olmaya çalışıyorum” dedim. “Dün haberleri izledin mi? Erdoğan kriz falan yok, diyor. Sen ne düşünüyorsun, gerçekten kriz yok mu?” diye sordum. O da “Ya bırak onları, onlara kriz yok ya, sanıyorlar herkese kriz yok. Çıkmışlar yalandan bir de enflasyon açıklıyorlar. Neymiş enflasyonu düşüreceklermiş!” “Enflasyonu yüzde 25 olarak mı açıkladılar?” diye sordum. “Evet” dedi, “açıkladıkları o da, gerçek enflasyon onun 3 katı. İki ay sonra asgari ücrete zam gelecek ya, zammı düşük vermek için öyle yapıyorlar.” Ben de şakayla karışık, “kriz sana yaramış” dedim. “Boş ver, biz neyin ne olduğunu biliyoruz. Hele 2 ay sonra düzgün bir zam yapmasınlar, zaten seçimler de yaklaşıyor, o zaman görüşürüz” dedi. “Tabi o da önemli de biz işi seçimlere bırakmamalıyız. Bu krizin faturasını biz işçilere ödetmek istiyorlar. Biz de buna karşı haklarımızı savunmak için birlik olmalıyız” diye cevapladım.

Başka bir arkadaşla akşam iş çıkışı serviste eve giderken uidder.org’tan “Krizin Sorumlusu Biz Değiliz Bedelini Neden Biz Ödeyelim?” yazısının ses kaydını dinlettim, sonra da kısa bir sohbet ettik. Arkadaşa sordum; “dinlediğimiz kayıt durumu güzel bir şekilde özetlemiş, sen ne düşünüyorsun?” “Vallahi diyecek bir şey yok. Her şeyi gayet güzel anlatmış. Ama bu kriz ne zaman biter, onu bilmiyorum” diye cevap verdi. “Bak arkadaşım, bu kriz bir sistem krizi yani sermayenin aç gözlülüğünün yol açtığı bir kriz ama bedelini bize ödetmek istiyorlar. Bu sadece Türkiye’de olan bir kriz değil, dünyanın her tarafında kriz var. Türkiye’de çok daha derin yaşanıyor çünkü var olan rejimi ve onun izlediği politikalar durumu daha yakıcı hale getiriyor. Baksana dünyanın dört bir tarafında savaşlar yaşanıyor. Sence bu savaşlar neden yapılıyor? Bir avuç patronun zenginliği artsın diye on binlerce insan canından oluyor milyonlarcası da yerini yurdunu terk etmek zorunda kalıyor. Bu krizlerin de savaşların da sorumlusu sermaye ve onun sahipleridir. Ama bedelini dünyanın neresinde olursa olsun işçiler ödüyor. Bu krizlere, savaşlara, açlık ve sefalete son verecek olan işçilerdir yani biziz biz. Haksız mıyım?” Arkadaşım, “aslında doğru söylüyorsun” diye cevap verdi.

Sizinle buradan sadece iki sohbetimi paylaştım birçok arkadaşla bu konuları konuşuyoruz ve konuşmaya devam edeceğim. Çünkü krizin faturasını ödemek istemiyorum!

1 Kasım 2018






Son Eklenenler

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this