Navigation

Buradasınız

AKP’nin Dayatmaları ve Sendikaların Yetki Krizi

Eylül 2012, No: 54

2012 yılı başında açıklanması gereken sendika işkolu yetkileri hâlâ açıklanmadı. Bu nedenle yüzlerce işyerindeki yüz binlerce işçinin toplu iş sözleşmesi görüşmeleri başlatılamadı. Aşılamayan yetki krizi sebebiyle toplu iş sözleşmesi sürecine giren işyerlerindeki işçiler, Şubattan beri zam almadan çalışıyorlar.

Yürürlükte olan Sendikalar Ka­nu­nu’­na göre, bir sendikanın işyerinde toplu iş sözleşmesi imzalayabilmesi için hem işkolundaki işçilerin en az %10’unu örgütlemesi ve yetki alması hem de o işyerindeki işçilerin yarısından fazlasını örgütlemiş olması gerekiyor. Hükümet mevcut İş Kanunu ile Sendikalar, Grev ve Lokavt Kanunlarını, Toplu İş İlişkileri Kanunu adı altında tek bir başlıkta yeniden düzenlemeyi önüne koydu. Son üç yıldır geçici hükümler yoluyla işkolu yetkilerini 2009 yılı verilerine dayanarak açıklayan Çalışma Bakanlığı, bu sene tasarının Meclis’ten geçeceği düşüncesiyle geçici hüküm getirmedi. Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısının ilk halinde işkolu barajı binde 5’e indirilmişti. Ancak patronlar, tasarı bu haliyle yasalaşırsa, işçilerin örgütlenmesini kolaylaştıracağı için bu düzenlemeye şiddetle karşı çıktılar, Çalışma Bakanını azarladılar. Bu defa tasarıda baraj %3’e yükseltildi. Ancak anlaşmazlıklar nedeniyle tasarı Meclis’te görüşülmedi, işkolu yetkilerinin neye göre belirleneceği konusu krize dönüştü.

AKP, 12 Eylül 2010’da düzenlenen referandumla sendikal barajları aşağı çekeceğini ve hatta işçilerin artık iki sendikaya birden üye olabileceğini söyleyerek demokrat pozlar kesiyordu. Ancak zerre kadar samimi olmadığı kısa zamanda ortaya çıktı. İşçiler sendikaya üye oldukları için işten atılmaya, sendikal baraj ise yerinde durmaya devam etti. İşveren örgütlerinin hizmetindeki AKP, işçilerin örgütlenmesinin önüne geçmek için elinden geleni ardına koymuyor. Sendikaların ve işçilerin talepleri dikkate alınmıyor. Sendikal barajlarla işçilerin iradesi ve örgütlenme hakkı yok sayılıyor.

Toplu İş İlişkileri kanun tasarısında öngörüldüğü üzere işkolu yetkileri için SGK verileri esas alınırsa, 100’den fazla sendikadan sadece Türk-İş’e bağlı 11,  Hak-İş’e bağlı 1 sendika yetki alabilecek. DİSK’e bağlı sendikaların ise tümü barajın altında kalacak. Sendikalar yetkilerini kaybedince toplu sözleşmeden yararlanan sendikalı işçilerin sayısı daha da azalacak. SGK’da kayıtlı işçi sayısı 11 milyon, sendikalı işçi sayısı ise 787 bin civarında. Yani işçilerin ezici bir çoğunluğu örgütsüz durumda. Ancak patronlar sınıfı işçileri daha da derin bir örgütsüzlüğe mahkûm etmek istiyor. İşçileri işkollarında yetkili sendika bulamaz hale getirmeyi hedefliyorlar.

Sermayenin talebi, iş saatlerini uzatmak, esnek çalışmayı yaygınlaştırmak, kıdem tazminatına el koymak ve böylelikle işçileri daha çok sömürmektir. Bu saldırıları rahatça hayata geçirmek için karşılarında örgütsüz, boyun eğmiş ve güçsüz bir işçi sınıfı isteyen patronlar, işçilerin örgütlenmesinin önündeki engellerin olduğu gibi kalmasını, hatta daha da yükseltilmesini talep ediyorlar. Hükümet, yetki sorununu bir silah olarak kullanıyor. Sendikalara, yetki almaları karşılığında kıdem tazminatının fona devredilmesini kabul etmelerini ve Ulusal İstihdam Stratejisine karşı itirazlarını geri çekmelerini dayatıyor. Aksi takdirde onlarca sendikanın işkolu yetkisi alabilecek kadar üyeye sahip olmadığını kanıtlayan gerçek verileri açıklayacağı tehdidini savuruyor. Oysa işçilerin örgütlenmesinin önüne türlü engeller dikerek, sendikalı işçi sayısını her geçen gün düşüren yasaların ve uygulamaların asıl sorumlusu hükümet ve patronlardır.

Taşeronlaştırma, işten atmalar, geçici, sözleşmeli işçilik, esnek, güvencesiz çalışma Türkiye’de almış başını gidiyor. Bu sorunlarla baş etmek için örgütlenmek zorundayız. Patronlar, pervasızca sömürme özgürlüklerini yitirmemek için işçileri örgütsüz ve sendikaları yetkisiz hale getirmeye çalışıyorlar. İşçi sınıfının örgütlenmesini ve haklarını alması için mücadele vermesini “kaos” olarak görüyorlar.

Sendikalarımıza sahip çıkmak irademize sahip çıkmaktır. Sendikalarımızı patronlara ve bu saldırılar karşısında sessizliğini bozmayan sendika bürokrasisine teslim etmeyelim. Sendikalara üye olalım ve onları denetleyelim. Tek yumruk olup kıdem tazminatının fona devrine, taşeronlaştırmaya, güvencesizleştirmeye, esnek çalışmaya, sendikal barajlara, grev yasaklarına karşı mücadeleyi yükseltelim!

15 Eylül 2012

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • İşçilerin, emekçilerin, gençlerin kapitalist sömürü düzenine ve bu düzenin yarattığı sorunlara karşı öfkesi büyüyor. Dünya meydanlarında işçi sınıfının öfkeli sesi, talepleri, özlemleri yankılanıyor. Ne baskılar ne yasaklar ne de polis-asker şiddeti...
  • Bir lise öğrencisi: Bir öğrenci olarak az çok tahmin edeceğiniz masraflarım var, ancak aynı masrafları karşılamak için artık daha fazla para gerekiyor. Ailem ve ben okul masraflarının pahalılığından şikâyetçiyiz. Örneğin benim okulum devlet okulu...
  • Birçok ülkede, farklı tarihlerde “çocuk günü” vardır ve o günlerde çocuklar hatırlanır, iyi dileklerde bulunulur. UNICEF ise 191 ülke tarafından kabul edilen Çocuk Hakları Sözleşmesinin imzalandığı gün olan 20 Kasımı Dünya Çocuk günü olarak kutluyor...
  • TÜİK’in Ağustos ayına ait işgücü istatistikleri, işsizliğin her geçen ay daha da arttığını gösteriyor. TÜİK’in rakamlarına göre, 2019 Ağustos döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre işsiz sayısı 980 bin kişi artarak 4 milyon 650 bine yükseldi....
  • UİD-DER’li bir emekçi kadın çalıştığı işyerinde kadın arkadaşlarıyla yaptığı bir sohbeti şöyle aktarıyor: “İsviçre’de kadınların eşit işe eşit ücret talebiyle yaptığı grev üzerine sohbet ediyorduk. Arkadaşlarımın bu grevden haberi yoktu....
  • DİSK’e bağlı işyerlerinde çalışan işçiler, yarım gün iş bırakarak “kıdem tazminatının gaspına hayır, vergi adaleti istiyoruz” sloganıyla Konak Meydanına yürüdü. 181 gündür işlerine dönmek için direnen Aliağa Belediyesi işçileri de kendi...
  • DİSK, Türk-İş ve Hak-İş genel başkanları, vergi adaletinin sağlanması talebiyle Türk-İş Genel Merkezinde bir araya gelerek ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdi. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay ve Hak-İş...
  • Başarıya giden yol nedir, hiç düşündünüz mü? Şimdi bu soruyu niye sordum merak ediyor olabilirsiniz. Kurbağalar ile ilgili bir hikâye okudum. Bu hikâye çok hoşuma gitti ve sizlerle paylaşmak istedim. Üzerine biraz düşününce hayatımızda da bu...
  • İstanbul Fatih’te 6 Kasım Çarşamba günü dört kardeş evlerinde ölü bulundu. Tanıdıkları haber alamayınca evlerine gittiler ve kapıda “Dikkat siyanür var, polisi arayın, içeri girmeyin” notu ile karşılaştılar. Notu gören kardeşlerin tanıdıkları polise...
  • Milyonlarca işçinin brüt ücretinden yapılan kesintiler, işçinin yıllık gelirine göre değişiyor. Geliri 18 bin liraya kadar olanlardan yüzde 15, 18 binle 40 bin lira arasında olanlardan yüzde 20, 40 binle 148 bin lira arsında olanlardan ise yüzde 27...
  • TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, beklenen büyük İstanbul depreminin olası sonuçlarına ilişkin 11 Kasımda bir çalıştay düzenledi. Düzce depreminin 20. yılında Kadıköy’de düzenlenen İstanbul Deprem Çalıştayında, 20 milyonluk mega kentin depreme...
  • Zeytinoğlu Grubu’na bağlı Entil Endüstri, Halpaki Döküm ve Tarkon Makine işçilerinin kıdem tazminatları ve 5 aylık ücretlerinin ödenmesi talebiyle 4 Kasımda başlattıkları nöbet eylemi devam ediyor. 3 fabrikada çalışan işçiler, taleplerini duyurmak...
  • 17 Ağustos depremini Kocaeli Karamürsel’de yaşamış birisi olarak, o gece ve sonrasında yaşadıklarımı sizlerle paylaşmak istedim. O zamanlar eşim İstanbul’da çalışıyor, ben 1 yaşındaki kızım ve 4 yaşındaki oğlumla annemde kalıyordum. 17 Ağustos...