Navigation

Buradasınız

“Babamın Mezarında Çalışıyorum”

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 131

Çoğumuzun annesine babasına, büyük anne ve büyük babasına ilişkin anıları olur. Komşular, akrabalar, dostlar, büyükler, küçükler derken yaşamımızda her birinin ayrı ayrı anlamı ve yeri vardır. Özellikle çocukluğumuzdaki yaşanmışlıklar kişiliğimizde derin izler bırakır. Daha sonraki yıllarda hayata tutunurken, o yıllarda edindiğimiz duygular ve düşünceler, bu eşitsiz düzene karşı direncimizin ilk dayanakları olur. Her şeye rağmen o yıllar özlemle, mutlulukla ve sevinçle hatırlanır. Fakat biraz duralım; herkes her zaman böyle yaşamıyor. Bazılarının geçmişe ilişkin hatırladıkları pek de bu anlatılanlar gibi değil. Yalnızlık, çaresizlik, yoksulluk, sessizce köşelerde dökülen masum çocuk gözyaşları, annelerin ağıtları…

2018’in son ayında elmasıyla meşhur olduğu gibi madenleriyle de bilinen Amasya’nın Yeni Çeltek maden ocaklarından birinde, yanında ekmeğini kazandığı kazması ve baretiyle bir maden işçisinin cesedi bulundu. Yıllar evvel 19 Mart 1965’de bu madende sabaha karşı grizu patlaması meydana gelmiş, 126 işçiden 58’i yaralı kurtulmuş, 69’u yaşamını yitirmişti. 7 madenciye ise ulaşılamamıştı. Madenin o bölgesinin üstü kapanmıştı. Son yıllarda madenin kapatılmış o bölgesi yeniden işletmeye açılınca toprak altında kalan madencilerden birinin cesedine ulaşıldı.

İşçinin cesedinin bulunmasından sonra bu acı olay medyanın ilgisini çekmiş ve o madende çalışanlarla röportajlar yapılmış. Maden işçisinin çocuğu da madenci olur derler ya işte öyle bir hikâye çıkmış bu trajik öyküden. 53 yıl önce o maden kazasında babasını kaybeden bir çocuk, ekmek parası derdine düştüğünde aynı madende çalışmaya başlamış ve ömrü madenlerde geçmiş. Haberi duyunca “belki bir umut çıkarılan ceset babama aittir” diyerek maden ocağına gelen Bekir Arslan’la yapılan röportajda şöyle diyor: “Bir mezarı olmadığı için kabullenemiyorduk, canlanmıyordu kafamızda. Mezarına gidersin, görürsün, öldüğünü kabullenirsin, bizimki öyle olmadı. Ben de madende işe ilk girdiğim zaman insanlar yer altından çıkarken, ‘benim babam da böyleymiş’ derdim. Ben hep, ‘babamın mezarında çalışıyorum’ derdim cesedi çıkmadığı için. Burayı hem işyerim hem babamın mezarı olarak görüyordum.”

1965’teki kazada cesedine ulaşılamayan madencilerin isimleri belli olmasına rağmen bulunan cesedin bu işçilerden hangisine ait olduğu henüz tespit edilemedi. Belki Bekir Arslan’ın babası Yusuf Arslan’a ait, belki bir başka işçiye. O işçilerin evlatları hâlâ umutla bekliyor. Kayıp yakınlarının tümü, bulunan cesedi benzer bir duyguyla sahiplenmiş durumdalar. Yıllar sonra gelen böyle bir buluşma pek az kimsenin anlayabileceği bir sevince de vesile olmuş. Salih Köse’nin oğlu Satılmış Köse’nin söylediklerine kulak verelim: “Babam gelmiş gibi sevindim. Babam ile ilgili hiçbir şey hatırlamıyorum. Siyah beyaz bir vesikalık fotoğrafı vardı, onu büyütüp eve astım, babamdan kalan başka hiçbir şey yok. Çok duyguluyum şu an…” Bu buruk mutluluk öyle bir ortak ruh yaratmış ki kendilerine ait olduğu daha netleşmeyen ceset hepsi tarafından anılarla, yaşanmamışlıklarla, özlemle ve teselliyle sımsıkı sahiplenilmiş, birinin sevinci diğerlerinin de sevinci olmuş.

Her sabah işe giderken belki geri dönemem diyerek kapı eşiğinde eşinden helallik ister maden işçisi. Yine böyle sabahlardan birindeki helalleşmenin ardından mahallede grizu patlaması oldu diye bağrışmalar duyulur. “Annem koşa koşa gitti. Madenin önüne gittik, jandarmalar bizi yaklaştırmadılar. Annemle beraber madene iki sene gittik geldik ama çıkmadı babam. Annem her yolu denedi ama babamı oradan çıkaramadık. Madenden cesedin çıkması bizi umutlandırdı. ‘Acaba babam mı?’ diye düşünüyorum. Tek isteğimiz babamın mezarının olması” diyor Mehmet Altınsoy’un kızı Necla Çapkın.

Bu acıların yaşandığı Yeni Çeltek aynı zamanda maden işçilerinin mücadeleleri bakımından da önemli bir bölgedir. 1965’ten sonra bölgede çalışma koşullarının düzeltilmesine ilişkin birçok girişimde bulunuldu ve ancak 10 yıl sonra işçiler sendikalaşabildiler. Maden işçisi sendikal haklarını geliştirdikçe iş güvenliği önlemleri açısından adımlar atabildi. Buna rağmen patronların üretim baskısı ve siyasilerin bunlara göz yumması işçi sınıfımızın bu kesiminde büyük acılara neden olmuştur.

Bugün de patronların pervasızca davranmasına neden olan şey işçi sınıfının örgütsüzlüğüdür. Yapay ayrımlarla aramıza duvarlar örülmüş durumda. Dün Yeni Çeltek bugün Soma, Ermenek, Şirvan ve daha nicelerinde kaybettiğimiz kardeşlerimiz gibi yeni kayıplar vermek istemiyorsak patronların yalanlarına kanmamalıyız, birleşmeliyiz, bir araya gelmeliyiz.

24 Şubat 2019

Son Eklenenler

  • Sakarya’nın Hendek ilçesindeki Büyük Coşkunlar havai fişek fabrikasında 3 Temmuzda meydana gelen patlama sonucunda 7 işçi yaşamını yitirmiş 126 işçi ise yaralanmıştı. Ayrıntılar belirginleştikçe işçilerin bir kez daha sermayenin kâr hırsının kurbanı...
  • Kıdem tazminatına devlet güvencesi geliyor! Bir gün çalışan işçi dahi kıdem tazminatı alacak! Kıdem tazminatında devrim! Gündemdeki yerini işte bu “müjdelerle” aldı kıdem tazminatıyla ilgili yeni tasarı. Biz işçiler de epey zamandır bu müjdeli...
  • Nejat Elibol Direnen Haliç romanında 1970’li yılları anlatır. Üç fabrikada işçilerin mücadelesinin ve yürüttükleri direnişin öyküsünü aktarır. Olaylar geliştikçe işçilerin değişimini görürüz. Hakları için mücadele ettikçe, birlik olmanın önemini...
  • İktidara geldiğinden beri işçi düşmanı yasaları yapmakta pek mahir olan AKP iktidarı, uzun zamandır peşinde olduğu kıdem tazminatını fon aracılığıyla ortadan kaldırmak için yeniden harekete geçti. Burjuvazi her fırsatta işçi sınıfının mücadelelerle...
  • Bir bilginin veya haberin ya da bir olayın değiştirilip, bozulup, çarpıtılıp çıkar sağlamak amacıyla yeniden dolaşıma sokulmasına dezenformasyon deniliyor. Burjuvalar yüzlerce televizyon kanalını, sayısız gazete ve dergiyi, koca bir troller ordusunu...
  • Kapitalist sömürü düzeninde egemenlerin tek bir gayesi vardır; kârlarını arttırmak ve böylece sermayelerini büyütmek. Bu uğurda yapamayacakları şey yoktur. Onların ne vicdanları, ne ahlakları, ne de insanlıkları vardır, tek kutsalları sermayeleridir...
  • İşçi sınıfının, emekçilerin, ezilenlerin safında yer almış sanatçılarından biri olan Rıfat Ilgaz, 1911’de, yoksul bir ailede, hırçın Karadeniz’in ve dik başlı Ilgaz dağlarının yanı başında doğdu. Yaşadığı döneme savaşlar, devrimler, ayaklanmalar ve...
  • Bir Amerikan hapishanesinde geçiyor Esaretin Bedeli filmi. Suçsuz olduğu halde müebbet hapse mahkûm edilmiş Andy’nin hapishaneden kaçış öyküsünü anlatıyor. Yıllarca dört duvar arasına hapsedilen insanların psikolojilerini, alışkanlıklarını,...
  • Sakarya’nın Hendek ilçesindeki Büyük Coşkunlar Havai Fişek Fabrikasında 6 işçinin hayatını kaybettiği, 118 işçinin ise yaralandığı patlama sonrası patron örgütü MÜSİAD, fabrikanın sahibi Yaşar Coşkun’a kol kanat germekte gecikmedi. MÜSİAD Genel...
  • Bir tüccar tüm eşyalarını eşeğinin sırtına yüklemiş atının sırtına binmiş ve yeni pazarlar bulmak için şehre doğru yola koyulmuş. Ne at ne de eşek bir ay sürecek zorlu bir yolculuğa çıktıklarının farkındaymış. Başlangıçta bir zorluk görünmüyor, yol...
  • Kendisini sermayeyi büyütmeye adamış kapitalist egemenler, bu uğurda sürekli politika geliştirmişlerdir. Örneğin yıllarca evin dört duvarı arasına sıkıştırılmış kadın emeği, patronların ihtiyacı olduğunda derhal fabrikalara yönlendirilmiştir. 1....
  • Onların isimlerini okul kitaplarından öğrendik. “Yeni Dünya”nın kurucuları olarak bahsediliyordu onlardan. “İlkellere”, “vahşilere” medeniyet götürmüşlerdi çünkü. Yıllarca Batı uygarlığının kahramanları, medeniyetin sembolleri olarak anılıp...
  • “Gereksiz yere yanan ışıkları kapatın”, “duş süresini kısaltın”, “pencerelerinizi kontrol edin”, “diş fırçalarken suyu kapatın”, “peteklerinizin arkasındaki duvarı kaplayın”… Biz işçi ve emekçiler böyle tavsiyeleri çok sık duyarız. Ama koronavirüs...

UİD-DER Aylık Bülteni