Navigation

Buradasınız

Cargill Direnişçilerine Mektup

Tekgıda-İş Sendikasında örgütlendikleri için işten atılan Cargill işçileri 2,5 yıldır mücadelelerini sürdürüyor. Şirketin genel merkezinin bulunduğu İstanbul’daki 10 haftalık eylem planlarını tek tek hayata geçiren direnişçi işçiler; 19 Ekimde Bursa’ya, evlerine döndüler. Kararlı olduklarını her fırsatta ifade eden işçiler, iki hafta içinde yönetimin adım atmaması durumunda yeni bir eylem takvimi açıklayacaklarını duyurdular. Yaşadıkları haksızlık karşısında uzun soluklu ve onurlu bir mücadele veren direnişçi Cargill işçilerine kilometrelerce öteden, Ankara’dan seslenen okurlarımızın mektubunu paylaşıyoruz.

Cargill’de direnen işçi kardeşlerimiz, merhaba. Bizler Ankara’da çeşitli sektörlerde çalışan UİD-DER’li işçileriz. Sizlere yürek dolusu selamlarımızı iletiyoruz. İnatla, sabırla ve kararlılıkla yürüttüğünüz mücadelenizi coşkuyla selamlıyoruz. Mücadele örgütümüz UİD-DER’in internet sayfalarından ve Dayanışma TV’deki videolardan direnişinizi takip ediyoruz. Şunu bilmenizi isteriz ki mücadelenizde asla yalnız değilsiniz. Yanınızda olamasak da yüreklerimiz birlikte atıyor. Direnişiniz bizleri heyecanlandırıyor, umudumuzu büyütüyor. Onurla yürüttüğünüz mücadelenizi etrafımızdaki işçi kardeşlerimize anlatınca, onların da gözlerinde aynı umudu görüyoruz. Bu vesilesiyle direnişinizi anlattığımız her bir işçi kardeşimizin de dayanışma selamlarını sizlere iletmek istiyoruz.

Sevgili dostlar, yaşadıklarınızı ve mücadelenizi derinden hissediyoruz. Çünkü işyerlerimiz farklı olsa da hepimiz aynı sorunları yaşıyoruz. Bizler de sizler gibi bu sorunları kaderimiz olarak görmüyoruz. Patronlara ve onların yasalarına boyun eğmiyoruz. Onların bize dayattığı haksızlıklara karşı işyerlerimizde, mahallemizde, bulunduğumuz her yerde mücadelemizi yükseltmeye çalışıyoruz. Biliyoruz ki güçlü birlikler kurarak ve dayanışmamızı büyüterek patronların saldırılarını püskürtebiliriz. Bu nedenle yürüttüğünüz mücadele bizler için çok şey ifade ediyor.

Sizler bugüne dek maddi ve manevi nice zorluğa göğüs gerdiniz. Karşınıza çıkan her bir engel mücadele azminizi daha da kuvvetlendirdi. Bizler gibi “mücadeleniz mücadelemizdir” diyerek sizlere kucak açan nice sınıf dostu kazandınız. Her şeye rağmen birliğiniz ve dayanışmanızdan ödün vermediniz. Hayatta bundan daha onurlu bir şey olabilir mi? Sizlerle bu onuru paylaşmaktan kıvanç duyuyoruz.

Direniş alanları bizler için birer mücadele okuludur. Bu mücadele okulunda nice şeyler öğrenir, deneyimleriz. Ve biliriz ki hiçbir direniş sadece o işyeri için değildir. Direnişimiz aynı zamanda diğer işyerleri içindir. Mücadelemiz işçi sınıfının güçlenmesi içindir. Sizler de sadece kendiniz ve çocuklarınız için direnmiyorsunuz. Nice sınıf kardeşinize ve onların evlatlarına örnek ve umut oluyorsunuz. “Çocuklar iyi yaşasın diye babalar direniyor” diyerek direnişi başlatmıştınız. Bugün ne yazık ki işçi sınıfımızın çocukları iyi yaşayamıyor. Bizler çocuklarımızın iyi yaşayacağı bir dünya için mücadele ediyoruz. Ve biliyoruz ki onlara bırakacağımız en güzel miras, onurla yürüteceğimiz örgütlü mücadelemizdir. İşçi Dayanışması gazetemizin 150. sayısında ne güzel ifade edilmiş: “Birlik olarak, birbirimize cesaret, güç ve güven vererek, mücadelede öne çıkarak çocuklarımıza en güzel mirası bırakacağız. Ve bu mirasla büyüyen çocuklarımız sömürünün olmadığı bir dünya kuracaklar…” Direnişinizi umutla ve coşkuyla selamlıyoruz.

25 Ekim 2020

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Geçtiğimiz günlerde Ekim Devriminin 103. yıldönümünde uidder.org’da yayınlanan “İşçiler Devrim Yaptı, Ayaklar Baş Oldu” programını heyecanla, coşkuyla takip ettik. Bu programı takip ederken sık sık içinde yaşadığımız sistemi, koşulları, Ekim Devrimi...
  • Dünyanın ve ülkemizin içinden geçmekte olduğu salgın hastalık süreci, birçok alanda olduğu gibi eğitim ve öğretim alanını da sekteye uğrattı. Milyonlarca öğrenci gibi ben de bu “yeni düzene” uyum sağlama konusunda ciddi sıkıntılar yaşadığımı...
  • Kriz ve koronavirüs salgınıyla birlikte tüm dünyada işçi ve emekçilerin yaşam ve çalışma koşulları daha da zorlaştı. Bu süreçten en çok etkilenenler ise sağlık emekçileri oldu. Egemenler yeterli güvenlik önlemlerini almıyor, yeterli işçi...
  • Ekonomik krizin etkilerini en ağır biçimiyle yaşadığımız malumunuz. Tablo gittikçe kötüleşiyor. Haklarımıza dönük saldırıların dozunu arttıran egemenler bir kez daha krizden çıkışın faturasını işçi sınıfına kesiyorlar. İlk olarak koronavirüs salgını...
  • “Evde kal” derler, ama kalamayız. İşçi işine gitmezse aç kalır, hasta olan hastaneye gitmezse ayağına ne doktor gelir ne yurtdışına uçup tedavisini yaptırabilir. Hastanedeyim. O sürekli tekrar ettikleri “maske, mesafe, hijyen” üçlüsünden maske...
  • Evvel zamanlardan birinde, bir çiftlikte duvardaki çatlaktan bakan fare, çiftlik sahibi ile karısının bir paket açtıklarını gördü. “İçinde yiyecek mi var?” derken, bir baktı ki paketten çıkan bir fare kapanıydı. Hemen bahçeye koşup alarm verdi: “...
  • Pandemi sürecinde siyasi iktidarın ve patronların salgını nasıl kullandıklarını, önlem alma konusunda ne kadar samimiyetsiz olduğunu defalarca gördük, görmeye de devam ediyoruz. Temizlik-mesafe-maske söylemini dillerinden düşürmezken, bağışıklık...
  • Ben bir işçiyim / Soyum belki Spartaküs/ Bilmem belki de Bedreddinlere uzanır./ Çalışırım yaşamak için/ Yarını görmek için bugün çalışmam gerek./ Yarının bugün gibi olmaması için / Bugün çalışmam gerek.
  • Bugün 18 Kasım, Türkiye işçi sınıfının mücadele tarihinde oldukça önemli yer tutan bir grevin, Netaş Grevinin 34. Yıldönümü… Darbenin zifiri karanlığının topluma kanser gibi yayıldığı bir dönemde, cesaretin, kararlılığın ve inanmışlığın hikâyesini...
  • Tüm dünyada işçi sınıfının çalışma koşulları ağırlaşıyor, koronavirüs işçi haklarına saldırıların bahanesi olarak kullanılıyor. Temel kamu hizmetlerine ayrılan bütçenin tüm ülkelerde kısıldıkça kısılması sağlık, eğitim, ulaşım gibi alanlarda tam bir...
  • Öncelikle “İşçiler Devrim Yaptı, Ayaklar Baş Oldu” akışında emeği geçen herkese çok teşekkür ederim. İşçi sınıfının mücadele saflarına yeni katılan ve sınıf bilincine sahip olmayan çalışan genç bir işçiyim. Yapılan bu çalışma benim için hem çok...
  • Haftalardır tazminat ve ücret alacakları için mücadele eden Soma ve Ermenek madencileri 17 Kasımda bir basın açıklaması gerçekleştirdiler. İşçiler basın açıklaması sırasında, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile görüşüp çözüm sözü almalarının ardından...
  • Emekçiler olarak yaşam koşullarının giderek ağırlaştığı bir dönemden geçiyoruz. Patronların ve iktidarın dozu sürekli artan saldırılarına maruz kalıyoruz. Haklarımız yeni yasalarla ve uygulamalarla elimizden alınıyor. Yoksulluk, işsizlik artıyor,...

UİD-DER Aylık Bülteni