Navigation

Buradasınız

Dünya Çalkalanıyor, Öfke Seli Büyüyor!

Ağustos 2011, No: 41

Dünyanın birçok ülkesinde işçi emekçi kitleler sokaklara çıkarak tepkilerini dile getiriyorlar ve krizin faturasını ödemeyeceklerini haykırıyorlar. Sermaye hükümetleri aç, işsiz ve yoksul kitlelerin hiçbir sorununa çözüm bulmuyor. Patronlar kârlarını yükseltmek için ücretleri düşürüyor, çalışma koşullarını ağırlaştırıyorlar. Dünya çalkalanıyor, emekçilerin öfke seli büyüyor.

İngiltere: Öfke Yükseliyor

İngiltere’de 29 yaşında Mark Dugan adlı bir siyah gencin polis tarafından öldürülmesinin ardından sokaklara çıkan emekçi kitleler, günlerce polisle çatıştı ve bu cinayetin hesabını sordu. 6 Ağustosta işlenen cinayetin sorumlularının cezalandırılmasını isteyen göçmen kitleler, Totenham’daki polis karakolunun önünde eylem yaptılar. Ancak polis yine şiddet uygulamaktan geri durmadı. Fakat bu tutum öfke patlamasına ve kitlelerin sokaklara çıkarak polisle çatışmasına neden oldu. Çatışmalar Birmingham, Liverpool, Leeds, Notingham ve Bristol’a da sıçradı. Binalar ve arabalar ateşe verildi. Özellikle yoksul ve ezilen kesim olan siyahlar arasında protestolar yaygınlaşıyor. Olayları kontrol altına almak isteyen hükümet “güvenlik zirvesi” için toplantılar yaptı. Emekçilerin patlak veren isyanının önüne geçmek isteyen hükümet birçok kişiyi gözaltına alındı.

Medya ve hükümet sokaklara çıkan kitlelere “bir avuç bozguncu” diyerek emekçilerin isyanını İngiliz işçi sınıfının gözünden düşürmeye çalışıyor. İngiltere’de patlak veren isyan, 2005’te Fransa’da patlak veren göçmen isyanının bir benzeridir. İşsizlikten, haklarının gasp edilmesinden, ezilmekten bıkan emekçi göçmen kitleler, çürüyen kapitalizme baş kaldırmışlardır. İşçi sınıfına ve emekçilere dönük saldırılar tüm Avrupa’da şiddetli tepkiyle karşılanıyor. İngiltere’deki isyan da bunun devamıdır. Emeklilik yaşı saldırısına maruz kalan ve kemer sıkma programı dayatılan İngiliz işçi sınıfı, siyah ve diğer ülkelerden gelen göçmen emekçilerle birleşmelidir. Patronların saldırısına ancak birlikte cevap verilebilir.  

İsrail’de Mücadele Yükseliyor!

İsrailli işçi ve emekçiler son iki haftadır marşlarıyla, pankartlarıyla meydanlara çıkıyor, “Sosyal Adalet” talebini yükseltiyorlar. 150 bin kişi Kudüs, Tel Aviv, Hayfa ve Aşdod gibi önemli kentlerde sokaklara çıktı. Sloganların yükseldiği mitinglerde kitleler destek için katılan şarkıcıların marşlarıyla coştular. Beş ayrı şehirde miting yapılması için duyuru yapılırken mitingler 10 ayrı şehirde yapıldı. Tel Aviv’de 50 binden fazla insan yürüdü. “İnsanlar adalet istiyor!”, Başbakanı kast ederek “Bibi evine git!”, “Yardım değil adalet istiyoruz!” sloganları atıldı.

İsrail halkının %87 gibi büyük bir çoğunluğu yapılan eylemlere destek veriyor. Uzun süredir sağlık masraflarının yükseltilmesine karşı eylemde olan doktorlar da protesto gösterilerine katıldı. İsrail genelinde belediye işçileri de sosyal adaletsizliği protesto etmek için bir günlük greve çıktı. Caddelerden çöpler toplanmadı, sokaklar temizlenmedi. İşçi ve emekçiler “Toplumsal Adalet!” istiyoruz derken, Mısır halkını da selamlayarak “Mısır burada! Hükümet İstifa!”, “Esad, Mübarek ve Netanyahu Defolup Gidin” diyorlar. Mısır halkının yükselttiği talepleri de sahiplenerek daha iyi yaşam koşulları talep ediyorlar.

Mısır’da Protestolar Devam Ediyor

Mısır’da Mübarek diktatörlüğünü deviren kitleler iktidara oturan Askeri Yüksek Konsey’e karşı da mücadelelerine devam ediyorlar. Mısır halkının Mübarek’i devirme mücadelesinde tarafsız pozları kesen ordu, gerçek yüzünü gösteriyor. Grevleri yasaklayan, protestoları engellemeye çalışan Yüksek Askeri Konsey Başkanı Tantavi, kendisine karşı yapılan protestoları da zorba yöntemlerle susturmaya çalışıyor. 23 Temmuz Cumartesi günü sokaklara çıkan halkla ordu arasında çatışma yaşandı. 300’den fazla kişi yaralandı. Yüksek Askeri Konsey binasına doğru yürüyüşe geçen Mısırlı işçi ve emekçilere eli bıçaklı gangster çeteleriyle birlikte ordu ve polis güçleri saldırdı. Ancak tüm bu saldırılara rağmen kitleler vazgeçmeyerek yürüyüşlerine devam ettiler.

Bu hain saldırıları düzenleyenlerin yargılanmasını isteyen Mısırlı işçi ve emekçiler aynı zamanda düzenin bekasını savunan Askeri Konsey’in de görevden el çekmesini istiyorlar. Tantavi hükümeti işçilerin taleplerine de kulak tıkamış durumda. İşsizlik oranı yükselmeye devam ediyor. Grevler yasaklanmasına rağmen sürüyor. Askeri Konsey geçtiğimiz hafta içerisinde Eylül ayında yapılacak genel seçimlerin ertelendiğini açıklandı. Mısırlı işçi kitleler hem sosyal hakları, hem de demokratik ve siyasal özgürlüklerinin sağlanması talebiyle daha kitlesel eylem çağrısında da bulundular.

İspanya: Kitleler Yeniden “Güneşin Kapısı” Meydanında

İspanyalı işçiler ekonomik krizin faturasını sırtlarına yıkmak isteyen hükümet ve patronlar sınıfına karşı mücadelelerine devam ediyorlar. 25 Haziranda farklı şehirlerden yola çıkan kitleler Puerto del Sol (Güneşin Kapısı) meydanında gösteri yapmış ancak birçoğu alanı terk etmemişti. 5 Ağustos Cuma günü polis kitlelere saldırmış ve alandan çıkarmak istemişti. Çıkan çatışmanın sonucunda 20 kişi yaralanmıştı. Polisin saldırısını protesto eden kitleler yeniden Puerto del Sol meydanına geri döndüler. İspanya’da adına “öfkeliler” denilen gençler, işsizliğe ve krizin faturasının emekçilerin sırtına yüklenmesine karşı eylemlerine devam ediyorlar. İspanya’da işsizlik oranı oldukça yükselmiş durumda. Avrupa bölgesindeki 17 ülke arasında %21 oranıyla işsizliğin en yüksek olduğu ülke İspanya. Özelikle gençler arasında işsizlik oranı %35-40’a dayanmış durumda. Kriz İspanyol futbolunu da etkiledi. 1. ve 2. ligde oynayan oyuncular yeni sezonun ilk iki haftasında greve çıktı. Futbolcular sözleşmelerinde hak ettikleri paraların kendilerine verilmesini istiyor.

15 Ağustos 2011

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Pandemiyi işçilerin haklarını gasp etmenin fırsatına çeviren patronların elindeki en kullanışlı silahın Kod 29 olduğunu sürecin başından beri vurguluyoruz. Zaman içinde emekçilerin gözünde teşhir olan Kod 29’a yönelik Aile, Çalışma ve Sosyal...
  • Pandemi süreci başladığından beri Kod 29 ile işten çıkarılan işçilerin sayısı 200 bini buldu. İşçi sınıfına karşı genel bir saldırıya dönüşen Kod 29’a karşı mücadele sürüyor. İstanbul’da PTT, Sinbo, Tur Assist ve Bayrampaşa Belediye işçileri,...
  • İnsan, toplumsal iletişim aracı olarak dil ve yazının yanı sıra sembollere de başvurur. Semboller duygu, düşünce ve hayalleri etkili şekilde anlatabilmenin, toplumsal aidiyet duygusunu güçlendirmenin aracıdır. Döneme, coğrafyaya, kültüre göre...
  • AKP’li belediye yönetimi tarafından işten atılan İstanbul Bayrampaşa Belediye işçileri hakları için mücadele ediyor. Aralarında işyeri temsilcilerinin de bulunduğu pek çok işçi, 30 aydır gasp edilen toplu iş sözleşmesinden doğan haklarını talep...
  • Geçtiğimiz ay genç Sarah Everard isimli genç bir kadının bir polis tarafından kaçırılıp öldürülmesinden bu yana İngiltere’de polise, sağcı hükümete ve sisteme olan öfke giderek büyüyor. Haftalardır İngiltere’nin çeşitli kentlerinde eylemler ve...
  • Sendikalı oldukları için Kod 29 bildirimiyle tazminatsız işten atılan, aralarında PTT-Sen yöneticilerinin de olduğu işçiler, haklarını almak mücadelelerini sürdürüyor.
  • Emekçi kadınların ekmek ve gül mücadelesinin sembolü olan 8 Mart’ı geride bıraktık. “Emekçi Kadın: Direncin ve Değişimin Öyküsü” yayın akışımızın gösterdiği gibi; işçi sınıfı ve onun bir parçası olan emekçi kadınlar dirençleriyle, mücadeleleriyle...
  • Hayat, toplum, dünya, insan, her şey ve herkes bir değişim ve dönüşüm içinde. Değişim hayatın gerçeği, olmazsa olmazı. Oysa ne çok duyar ya da söyleriz şu cümleleri: “Hiçbir şeyin değişeceğine inanmıyorum”, “İnsanların değişeceğine inanmıyorum”, “...
  • İstanbul İşçi Sağlığı ve Güvenliği (İSİG) Meclisi, Türkiye’de 2013 ilâ 2020 yılları arasında gerçekleşen intiharlara ilişkin bir rapor yayınladı. Rapora göre son sekiz yılda en az 502 işçi ve emekçi intihar ederek hayatına son verdi. İSİG Meclisinin...
  • Siyasi iktidar geçtiğimiz yıl Nisan ayında, işçilerin yaşamını zehir eden sözde işten atma yasağıyla birlikte kısa çalışma ve ücretsiz izin uygulamasını başlatmıştı. Nisan 2020-Şubat 2021 tarihleri arasında 3 milyon 800 bin işçi Kısa Çalışma Ödeneği...
  • 30 yaşında üniversite mezunu bir işsiz kadın arkadaşımız KPSS’den barajın üstünde puan aldıktan sonra devlet memurluğuna başvuru için klavye kursuna gidiyor. Anlattıkları milyonlarca gencin hikâyesi. Bin bir hayalle üniversiteden mezun olduktan...
  • Fırat Eroğlu henüz 17 yaşındaydı, uzun kirpikleri, kara gözleriyle şirin mi şirin bir delikanlıydı. Motokurye olarak çalışıyordu. Ne yazık ki her gün iş kazalarında yaşamını yitiren onlarca işçiden biri oldu gençliğinin baharında. UİD-DER’li...
  • Kapitalistler sadece çeşit çeşit mallar, ürünler satmaz, olağanüstü başarı hikâyeleri de satarlar. Amazon, Microsoft, Disney, Apple, Tesla… Ya da yerli hikâyeler? Sabancı, Zorlu Holding veya Acun Medya… İmkânsızlıklardan doğan bu başarı...

UİD-DER Aylık Bülteni