Navigation

Buradasınız

İktidarın Yalanı Sermaye Medyasının Doğrusudur!

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 143
Yaşadığımız dünyada paranın egemenliğine dayalı kapitalist sistem hüküm sürüyor. Bu sistemde tüm üretim araçlarının sahibi patronlar sınıfıdır. Fabrikalardan makinelere, topraktan ulaşım araçlarına, gazetelerden televizyon kanallarına her şey onlarındır. Bu düzen patronlara para, güç ve iktidar sağlarken; toplumun çoğunluğunu oluşturan emekçileri yoksulluğa ve sefalete itiyor. Toplumsal eşitsizlik ve adaletsizlik her geçen gün büyüyor. Ama düzenin efendileri, gerçekleri baş aşağı ediyorlar.

Yaşadığımız dünyada paranın egemenliğine dayalı kapitalist sistem hüküm sürüyor. Bu sistemde tüm üretim araçlarının sahibi patronlar sınıfıdır. Fabrikalardan makinelere, topraktan ulaşım araçlarına, gazetelerden televizyon kanallarına her şey onlarındır. Bu düzen patronlara para, güç ve iktidar sağlarken; toplumun çoğunluğunu oluşturan emekçileri yoksulluğa ve sefalete itiyor. Toplumsal eşitsizlik ve adaletsizlik her geçen gün büyüyor. Ama düzenin efendileri, gerçekleri baş aşağı ediyorlar. Türlü çarpıtmalarla zalimleri mazlum, haksızları haklı, yalanları doğru, namussuzları onurlu, hırsızları iş ve ekmek veren olarak gösteriyorlar.

Günümüzde gerçekleri baş aşağı çevirmenin en etkili aracı medyadır. Ekonomik ve siyasi gücü elinde tutan egemenler, kendi fikirlerini ve çıkarlarını toplumun geneline kabul ettirmek için medyayı etkin şekilde kullanıyor.

Günümüzde gerçekleri baş aşağı çevirmenin en etkili aracı medyadır. Ekonomik ve siyasi gücü elinde tutan egemenler, kendi fikirlerini ve çıkarlarını toplumun geneline kabul ettirmek için medyayı etkin şekilde kullanıyor. İktidarın ve sermaye sınıfının sesi olan medyada, emekçilerin zorlu çalışma ve yaşam koşulları, ihtiyaçları, talepleri, mücadeleleri görmezden geliniyor. Adaletsizliğin üzeri örtülüyor, emekçilerin sesinin duyulması engelleniyor. Sermaye medyası iddia ettiği gibi “doğru, tarafsız ve güvenilir” değildir. Sermayenin ve siyasi iktidarın hizmetindeki yalan makinesidir.

Metal işçilerinin grup toplu iş sözleşmesi sürecinde yapılan haberleri hatırlayalım. Sözleşme imzalanmadan önce, MESS Genel Sekreteri Özgür Barut bir televizyon programında, işgücü maliyetlerinin arttığını, işçi sendikalarının “ekonomik gerçeklerden uzak” teklifler yaptığını ileri sürmüştü. İktidardan aldığı güçle, grevin “milli güvenliğe aykırı” olduğunu, yasaklanacağını söylemişti. Ama aynı TV kanalı bir metal işçisini ya da temsilcisini programa çıkarmadı. Çünkü böyle bir durumda patron temsilcisinin yalanları bir bir dökülecekti. Sözleşmenin imzalanmasının ardından, bu kez sermaye medyası metal işçisinin yüksek zam aldığı algısını oluşturmaya çalıştı. Haberlerde önce kamu, tekstil ve Tüpraş işçilerine yapılan düşük zamlar hatırlatıldı. Sonra da metal işçilerinin ücretlerine ve sosyal haklarına yapılan zammın “yüksek” olduğu savunuldu. Mücadelede ısrar eden işçilerin dertlerinin başka olduğu, “yasadışı eylem” yapıldığı, hatta grevi “başıbozuk işçiler”in istediği mesajı verildi.

Üretenleri, mücadele edenleri, daha iyi bir gelecek için hakkını arayanları karalayan sermaye medyası, her alanda yalana dayalı haberler yaparak toplumu yönlendirmek istiyor.

İşte sermaye medyası! Güzel bir atasözümüz var: “Kimin ekmeğini yersen onun kılıcını kuşanırsın!” Sermaye medyası, sahibinin sesi olarak toplumda algı oluşturur. Mesela 6 milyon işçi yaşa takıldığı için emekli olamıyor. Haklarını isteyen EYT’li işçilere “türedi” denerek hakaret edildiğini biliyoruz. Sermaye medyası özellikle EYT’lileri hedef alacak şekilde haber yapıyor. Takvim gazetesi, 2019’da 365 günün 357 günü emeklilerle ilgili “haber” yaptı. Bu haberlere “artık emekli olmak daha kolay”, “emekliye ikramiye müjdesi” gibi başlıklar attı. Adına haber deniyor ama tam anlamıyla kurmaca ve yalan! 6 milyon insan emekli olmayı beklerken, “artık emekli olmak daha kolay” haberi yapmak dalga geçmek değil de nedir? Sermaye medyası, bu içerikte haber yaparak toplumda algı oluşturmaya ve EYT’lileri kötü göstermeye çalışıyor.

Üretenleri, mücadele edenleri, daha iyi bir gelecek için hakkını arayanları karalayan sermaye medyası, her alanda yalana dayalı haberler yaparak toplumu yönlendirmek istiyor. Kömürle çalışan, çevreyi kirleten ve insana zarar veren termik santralleri sermaye medyasının nasıl savunduğunu hatırlayalım! Bu santraller kapanırsa elektriklerin kesileceğini ve ülkenin karanlığa gömüleceğini söyleyerek toplumu korkutmak istemediler mi? Ekonomik kriz olmadığını söyleyen, işsizliğin ve yoksulluğun üzerini kapatmak isteyen bu medya değil mi? Yandaş medya, sabah akşam ekonomide her şeyin yolunda gittiğinin propagandasını yapıyor. Güya enflasyon düşüyor, işsizlik azalıyor! Bu yandaş medyaya kanacak olsak, ülkede her şey güllük gülistanlık!

Tüm dünyada sermaye medyasının işlevi aynıdır. Siyasi iktidarın yalanlarını mutlak doğru olarak topluma sunmak! Sermaye medyası; yardımlaşma, dayanışma, paylaşım gibi en temel insani değerleri karalarken, düzenin çürümüşlüğünü ve pisliğini aklayıp normalleştiriyor. Egemenler, sefasını sürdükleri kapitalizmin sorgulanmaması, değişmemesi için her türlü yalan ve çarpıtmaya başvurmaktan geri durmuyor. Sermaye medyasının yalanlarına kanmamak için tüm işçiler örgütlenmek ve sınıf bilinciyle donanmak zorundadır.

24 Şubat 2020

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikasında örgütlendikleri için işten atılan ve 43 gündür fabrika önünde direnişte olan Ekmekçioğulları Metal işçileri 19 Ocak günü Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığıyla görüşmek için Ankara’ya gittiler....
  • Dünya işçi sınıfı 2021’i sermaye sınıfının yoğunlaşan sömürüsü, baskısı ve yasaklarıyla karşıladı. İşten atma saldırıları, ücret kesintileri, hak gaspları artarak devam ediyor. Ancak işçiler de bu saldırılara karşı birleşmekten, direnmekten,...
  • Arkadaşlarla bir hafta sonu bizim evde buluşma ayarladık. Sokağa çıkamadığımızdan dolayı evde zaman geçirmek istedik. Herkes bir fikirle gelmişti. Bir arkadaşım kutu oyunu getirmişti. Oyunun adı “Monopoly.” Oyunun amacı şu; banka sana hayatta...
  • Geçtiğimiz günlerde koronavirüs önlemlerinin alınıp alınmadığını denetlemek için işyerimize kamu görevlileri geldi. Tabi bu denetimin nedeni bir arkadaşımızın işyerinde koronavirüse karşı yeterli önlemlerin alınmadığına dair yaptığı şikâyetmiş. Bir...
  • Kapitalist sistemin yarattığı büyük çelişkiler, eşitsizlikler, adaletsizlikler, derinleştirdiği toplumsal sorunlar her geçen gün daha fazla can yakıyor. 21’inci yüzyılın teknolojik gelişmişlik ve üretim düzeyine rağmen yüz milyonlarca insan açlık...
  • “Biz ekmeğimizin peşindeyiz.” Ne çok duyarız bu sözleri çalıştığımız fabrikalarda, işyerlerinde, grev ve direnişlerde. Kimi zaman yapılan bir yanlışın üzerini örtmek, bahane bulmak için kullanılır. “Bakma yapmak istemezdim ama işte ekmeğimizin...
  • Krizin ve Covid-19 salgınının yükü işçi ve emekçilerin üzerine yıkılmaya devam ediyor, yoksullaşma derinleşiyor. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu DİSK’in Covid-19 Döneminde İşsizlik Sigortası Fonu Raporu, İşsizlik Sigortası Fonunun...
  • Tüm dünya yeni bir yıla “merhaba” dedi. Çeşitli dillerde, farklı tonlarda çıktı bu merhabalar. İnsanlar yeni yılda yeni dilekler dilediler. Kimisi milyarlarına milyar istedi yüzü kızarmadan, mücevher takımına yeni yeni mücevherler istedi. Kimisi iş...
  • Otomotiv sektörüne plastik araba parçaları üreten bir fabrikada çalışıyorum. Covid-19 salgınıyla birlikte çalıştığımız fabrikada bir panik havası vardı. Televizyonlardan, internetten yayılan korku ve panik havası hemen herkesi çok etkiledi. Toplum...
  • Bir yılı daha geride bıraktık. 2020’nin ilk aylarında hayatımıza giren pandemiyle birlikte yaşamımız içinden çıkılmaz hale geldi. İşsizlik, yoksulluk derken bir de üstüne gelen yasaklarla beraber nefes alamaz olduk. Biz işçiler için zor bir yıldı....
  • Siyah emekçilere yönelik ırkçı saldırılar devam ediyor. ABD’de geçtiğimiz Mayıs ayında George Floyd’un katledilmesi üzerine tüm dünyada emekçilerin adalet talebi yükselmiş, meydanlar ırkçı nefrete karşı dolup taşmıştı. Kıtadan kıtaya sıçrayan...
  • Sağlık sistemindeki çöküş salgınla birlikte daha görünür hâle geldi. Sağlık çalışanlarının yükü artarken, dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de sağlık işçileri bu duruma sessiz kalmıyor. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikasının (SES...
  • Çok şahit olmuşuzdur ilginç haber başlıklarına. “Emeklilere Müjde”, “Çalışanlara Müjde”, “Artık Herkes Kıdem Tazminatı Alacak” vs... Ama haber içeriğine baktığımızda hiç de müjdeli bir şeyle ya da başlıkta söylendiği gibi heyecan verici bir haberle...

UİD-DER Aylık Bülteni