Navigation

Buradasınız

İşçilere Yıllık İzin Dayatması

Dünya son günlerde koronavirüse karşı adeta “savaş” açtı. Medya aracılığıyla seferberlik ilan edildi. Sokağa çıkma yasaklarından, sınırların kapanmasına ve ticaretin durdurulmasına kadar birçok önlemden bahsediliyor. Çeşitli ülkeler ve aldıkları önlemler sık sık konuşuluyor, birbiriyle kıyaslanıyor. Türkiye’de alınan önlemlerle dünyaya örnek olduğumuz açıklamaları yapılsa da önlemler salgına karşı değil adeta işçilere karşı alınıyor.

Dünya son günlerde koronavirüse karşı adeta “savaş” açtı. Medya aracılığıyla seferberlik ilan edildi. Sokağa çıkma yasaklarından, sınırların kapanmasına ve ticaretin durdurulmasına kadar birçok önlemden bahsediliyor. Çeşitli ülkeler ve aldıkları önlemler sık sık konuşuluyor, birbiriyle kıyaslanıyor. Türkiye’de alınan önlemlerle dünyaya örnek olduğumuz açıklamaları yapılsa da önlemler salgına karşı değil adeta işçilere karşı alınıyor.

Koronavirüs bahanesiyle işçi haklarına saldırmak kapitalist düzenin ikiyüzlü doğasından kaynaklanıyor. İşçilerin doğası ise birlikte ürettikleri gibi birlikte hareket edip koronavirüs maskesi ardına gizlenmiş sermaye saldırılarına karşı uyanık olmaktır.

Pek çok fabrikada, işyerinde üretime ara verme kararları açıklanıyor. Çalıştığım fabrikanın da tedarikçisi olduğu ana firmanın durması üzerine işyerimizde kısmi duruş kararı alındı. Yıllık izinler gündeme geldi. Yıllık izinlerimizi yazın kullanıyor olmamız gerekirken, patron bizleri yıllık izine çıkarmak istediğini söyledi. Hatta rızamızı almadan izin listelerini astı. Bir an belki, “ne olmuş canım, ülke ne hale geldi, yıllık izninize erken çıkın” diyenleriniz olacak. Asıl mesele yıllık izne çıkıp çıkmamak değil, mesele yıllık izin kullanımında işçilerin söz hakkıdır. Fakat patronlar işlerin azaldığı dönemlerde mesela kışın ortasında işçilere yıllık izin kullandırmak istiyorlar. Hâlbuki kanunlar yıllık izinler işçilerin onayı olmadan kullandırılamaz diyor. Fakat yıllık izin formlarını patron zorla veriyor ve üzerinde de “yıllık izin talep formu”, “yıllık iznimi kullanmak istiyorum” gibi cümleler yer alıyor. Sanki izni biz talep ediyoruz ve biz istiyoruz.

Patronlar izin hakkımıza saldırma cesaretini iktidarın çıkardığı yasalardan alıyor. Daha önceki yıllarda yıllık izin, bir bölümü 10 günden az olmamak üzere en fazla 3’e bölünebiliyordu. 2016 Nisanında işçilerin yıllık izin hakkı ile ilgili değişiklilerin yer aldığı torba yasanın Meclisten geçmesi ve yürürlüğe girmesi üzerine bu durum değişti. İş Kanununda ve ardından Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliğinde yapılan değişiklikle yıllık izinlerin nasıl bölüneceği yeniden düzenlendi. Buna göre Kanunun 56’ıncı maddesindeki “yıllık izin süreleri tarafların anlaşması ile bir bölümü 10 günden aşağı olmamak üzere en çok üçe bölünebilir” ibaresi “yıllık izin süreleri tarafların anlaşması ile bir bölümü 10 günden aşağı olmamak üzere bölümler halinde kullanılabilir” şeklinde değiştirildi. Buna göre yıllık iznin bir bölümü 10 günden az olmamak üzere geri kalan kısmının bölünmesinde bir sınırlama yoktur”. Bu durum, patronun saldırılarını güçlendiriyor. Yani iktidar sahipleri işçilerin karşısında dik durabilmesi için adeta patronlara güç veriyor.

Neyse ki bizler sendikalıyız ve sendikanın örgütlü gücüne güvenerek temsilcilerimiz aracılığıyla çalıştığımız fabrikada bu duruma itiraz ettik. Biraz direttikten sonra birer hafta ücretli izne çıkarmayı kabul etti patron. Tabi buna rağmen izinli olduğumuz sürede kısa çalışma ödeneğinden yararlanacağız. Bu da ücretimizin brütünün %60’ını almamız demek ve bu sürede sadece sağlık sigortası kapsamındayız. Yani sigorta primlerimiz kısıtlı yatırılacak. Ücretlerimizi İŞKUR ödeyecek. Para yine işçinin cebinden çıkacak. İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanacak. Üstelik kendi paramız olduğu halde işsizlik fonu ücretimizin tamamını karşılamıyor. Hâlbuki hükümet patronlara her yıl işsizlik fonundan milyarlarca lirayı peşkeş çekiyor. Dün olduğu gibi bugün de haklarımız saldırı altındadır. Biz koronavirüsü bahane edip haklarımıza saldıran bir iktidar istemiyoruz. Gelinen noktada krizin yükünü işçi sınıfının sırtına yıkan patronlara koronavirüs can simidi olmuştur.

Koronavirüs bahanesiyle işçi haklarına saldırmak kapitalist düzenin ikiyüzlü doğasından kaynaklanıyor. İşçilerin doğası ise birlikte ürettikleri gibi birlikte hareket edip koronavirüs maskesi ardına gizlenmiş sermaye saldırılarına karşı uyanık olmaktır. Hani ekranlarda deniyor ya “koronavirüs alacağınız tedbirlerden daha güçlü değildir” diye, biz de diyoruz ki “sermayenin saldırıları, örgütlü işçi sınıfından daha güçlü değildir!”

30 Mart 2020

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Büyük bir ekonomik kriz yaşanıyor ve patronlar yine krizin faturasını işçilere kesiyorlar. Bu da milyonlarcamızın işsiz kalmasına neden oluyor. Böyle bir durumda bile teşvikler, destekler yine patronlara akıyor. İşçilerin maaşlarından kesilen...
  • Yaşadığım mahallede yaklaşık on gündür sokaktan geçen ve bağıran insanların seslerini duyuyorum. Bir sütçünün ya da bir hurdacının sesi değil bu sesler. “Açım!” diye bağıran insan sesleri… “Açım ablalar, açım abiler... Ne olur yemek verin, bir parça...
  • Dünya egemenleri, kapitalist sistemin krizini gizlemek için koronavirüs salgınını adeta bir örtü olarak kullanıyorlar. Her fırsatta ekranlardan boy gösterip “sosyal mesafeye” dikkat etmemiz gerektiğini söylüyorlar. Sözde alınan önlemler kapsamında...
  • Pandemi bahanesiyle milyonlarca Amerikalı işini kaybetmeye devam ediyor. Çalışma Bakanlığının verilerine göre dönemsel olarak görülen işsiz sayısının dışında Mayıs ayının ikinci haftasında 3 milyon kişi daha işini kaybetti. Böylelikle Mart ayının...
  • Sosyal Güvenlik Kurumu 7 Mayısta özel bir genelge yayınladı. Bu genelgeyle Covid-19’un iş kazası ya da meslek hastalığı kapsamında sayılmayacağı bildirildi. Yani bu genelgeye göre çalışırken işyerinde, fabrikada Covid-19’a yakalanan işçiler için iş...
  • Tüm dünyada olduğu gibi bu topraklarda da emekçi kitleler çok zor günlerden geçiyor. İşçiler işsizlikten açlıktan, yoksulluktan intihar ediyor. İşçi ailelerinde ekonomik sorunlar nedeniyle şiddet artıyor, psikolojiler bozuluyor. Sefaletin kör...
  • 2020 1 Mayıs’ını koronavirüs korkutmasının gölgesinde bırakmayan UİD-DER, hem internet sitesiyle hem de İşçi Dayanışması bülteniyle işçilere moral ve güç verdi. Koronavirüsten başka bir şey konuşulmadığı, insanların bırakın meydanlara evinin önüne...
  • Dünyanın çeşitli coğrafyalarında bugün farklı diller konuşuluyor fakat insanlık, ağızdan dökülen sözcükler dışında iletişim kurmanın sayısız yolunu icat etti tarih boyunca. Jestler, figürler, simgeler, semboller… İçlerinde biri var ki arkasında...
  • Kıssalar, anlatmak isteyip de anlatamadıklarımızı özlü biçimde anlatır. Dilimize söz, duygularımıza tercüman olan, hikâye ve masal tadında dinleyende de anlatanda da güzel hisler bırakan bu kıssalardan kendimize hisseler çıkarırız. Az sonra...
  • Makine gürültüsü, iş stresi, fazla mesai bile bugün siyasi iktidarın yarattığı koronavirüsle mücadele önlemlerinden daha çok zarar vermiyor bünyemize. Ekonominin krize girmesi ve acı faturanın bize yıkılması, pek çok insanda gelecek kaygısına sebep...
  • Sağlık Bakanının Türkiye’de de koronavirüs salgınının varlığını ilan etmesi ve bunun tüm medyada hızlı bir şekilde yayılmasıyla beraber, herkesin evinde olduğu gibi bizim evi de korku ve panik sardı. Başta babam olmak üzere, hepimizde ciddi bir...
  • Sen evdeyken ücretsiz izinler yasal hale geldi. Sen evdeyken yılık izinlere patronlar el koydu. Sen evdeyken kısa çalışma adı altında patronların yükü azaldı. Sen evdeyken elektrik, su, doğalgaz, internet, yemek, yol parasını işçi kendi...
  • Selam olsun işçi sınıfının tarihine şanlı destanlar yazan işçi kardeşlerimize! Bizler çeşitli fabrikalarda çalışan kadın işçileriz. 1 Mayıs’ta meydanları kapatanlara inat UİD-DER bizleri çatısı altında topladı. Bazı anlar gelir duygu ve...