Navigation

Buradasınız

İşçilerin Sordukları/36

Mayıs 2015, No:86

Ulusal bayram ve genel tatil günleri hangileridir?

Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında 2429 Sayılı Kanunda genel tatil günleri belirlenmiştir. Bu kanuna göre ulusal bayram 29 Ekim tarihidir. 29 Ekim günü 1,5 (bir buçuk) gün tatil edilir. Özel işyerlerinin 29 Ekim günü kapanması zorunludur.

Genel tatil günleri ise aşağıdaki başlıklar altında toplanmıştır.

  1. Resmi bayram günleri 23 Nisan, 19 Mayıs ve 30 Ağustos’tur.
  2. Dini bayram günleri: Ramazan Bayramı arife günü saat 13.00’dan itibaren 3,5 ve Kurban Bayramı arife günü saat 13.00’dan itibaren 4,5 gündür.
  3. Yılbaşı tatili 1 Ocak günüdür.
  4. 1 Mayıs ise Emek ve Dayanışma Günü olarak tatil edilmiştir.
  5. Hafta tatili ise haftada 45 saatlik çalışmaya karşılık 1 günlük tatil olarak uygulanır.

Genel tatil ücreti ne kadardır?

İş Kanunu’nun genel tatil ücretini düzenleyen 47. maddesine göre, “bu kanun kapsamına giren işyerlerinde çalışan işçilere, kanunlarda ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışmazlarsa, bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücretleri tam olarak, tatil yapmayarak çalışırlarsa ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücret ödenir”. Bu ücretler toplu sözleşmeyle arttırılabilir.

Bütün bir yıl boyunca gece gündüz demeden çalışmamıza rağmen patronlar sınıfı bayram ve genel tatillerde dahi bizlerin çalışmasını istiyorlar. Çoğu işyerinde az bir mesai ücretiyle, işten atılma korkusuyla çalışmaya devam ediliyor. Oysa dinlenmek, örneğin 1 Mayıs gibi işçi sınıfının uluslararası birlik, dayanışma ve mücadele gününe katılmak biz işçiler için son derece önemlidir. Bu hakkı kullanmak için örgütlü mücadeleyi yükseltmeliyiz. Yukarıda belirtilen resmi tatiller dışında 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününün ve 21 Mart Newroz gününün de tatil edilmesini talep ediyoruz.

İki tatil günü arasındaki Cumartesi tatil olur mu?

2015 1 Mayıs günü Cuma gününe denk geldi. Genel tatil günü olan 1 Mayıs ve hafta tatili olan Pazar günü arasında kalan Cumartesi gününün de tatil yapılması veya fazla mesai ödenmesi gerekmektedir. Sendikalı işyerlerinin bir kısmı bu kanuna uyup tatil hakkını uygularken, sendikasız olan işyerleri Cumartesi gününde işçileri kanunsuz biçimde normal bir işgünündeki gibi çalıştırdılar.

Oysa 2429 Sayılı Kanun’da, “ulusal bayram ve genel tatil günleri, Cuma günü akşamı sona erdiğinde müteakip Cumartesi gününün tamamı tatil yapılır” denilmektedir. Yasada istisna olarak ayrı tutulan işyerleri için ise “mahiyetleri itibariyle sürekli görev yapması gereken kuruluşların özel kanunlardaki hükümleri saklıdır” denilmektedir. Sürekli iş yapması gereken kurumlar ise fırınlar, hastaneler, güvenlik, oteller vb. işyerleri şeklinde yorumlanabilir.

Hafta tatili

İş Kanunun 46. maddesi ve 394 Sayılı Hafta Tatili Hakkında Kanunlar haftalık tatil zamanını düzenlemektedir. İş Kanunu’nun 46. maddesi, 7 günlük bir zaman dilimi içinde kesintisiz en az 24 saat dinlenme (hafta tatili) verilmesini emreder.

Haklarımıza sahip çıkalım, taleplerimizi yükseltelim!

İşçiler Türkiye ve dünyada ağır ve yoğun çalışma neticesinde bedensel ve ruhsal sorunlarla karşı karşıya kalmaktadırlar. Günlük, haftalık ve yıllık çalışma süreleri içinde dinlenmek, tatile çıkmak; aile, akraba, arkadaş ve diğer insanlarla bir şeyler paylaşmak sosyal bir varlık olan biz insanlar için çok önemlidir. Bu nedenle İş Kanununda var olan dinlenme, bayram ve tatil günlerini arttırmak için örgütlenmeli ve mücadele etmeliyiz.

18 Mayıs 2015

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Krizin ve Covid-19 salgınının yükü işçi ve emekçilerin üzerine yıkılmaya devam ediyor, yoksullaşma derinleşiyor. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu DİSK’in Covid-19 Döneminde İşsizlik Sigortası Fonu Raporu, İşsizlik Sigortası Fonunun...
  • Tüm dünya yeni bir yıla “merhaba” dedi. Çeşitli dillerde, farklı tonlarda çıktı bu merhabalar. İnsanlar yeni yılda yeni dilekler dilediler. Kimisi milyarlarına milyar istedi yüzü kızarmadan, mücevher takımına yeni yeni mücevherler istedi. Kimisi iş...
  • Otomotiv sektörüne plastik araba parçaları üreten bir fabrikada çalışıyorum. Covid-19 salgınıyla birlikte çalıştığımız fabrikada bir panik havası vardı. Televizyonlardan, internetten yayılan korku ve panik havası hemen herkesi çok etkiledi. Toplum...
  • Bir yılı daha geride bıraktık. 2020’nin ilk aylarında hayatımıza giren pandemiyle birlikte yaşamımız içinden çıkılmaz hale geldi. İşsizlik, yoksulluk derken bir de üstüne gelen yasaklarla beraber nefes alamaz olduk. Biz işçiler için zor bir yıldı....
  • Siyah emekçilere yönelik ırkçı saldırılar devam ediyor. ABD’de geçtiğimiz Mayıs ayında George Floyd’un katledilmesi üzerine tüm dünyada emekçilerin adalet talebi yükselmiş, meydanlar ırkçı nefrete karşı dolup taşmıştı. Kıtadan kıtaya sıçrayan...
  • Sağlık sistemindeki çöküş salgınla birlikte daha görünür hâle geldi. Sağlık çalışanlarının yükü artarken, dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de sağlık işçileri bu duruma sessiz kalmıyor. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikasının (SES...
  • Çok şahit olmuşuzdur ilginç haber başlıklarına. “Emeklilere Müjde”, “Çalışanlara Müjde”, “Artık Herkes Kıdem Tazminatı Alacak” vs... Ama haber içeriğine baktığımızda hiç de müjdeli bir şeyle ya da başlıkta söylendiği gibi heyecan verici bir haberle...
  • “Bir adım öne geçme zamanı! 60 yıllık tecrübemizi çalışma hayatımızın yarınları için seferber ediyoruz. Ülkemizi geleceğin merkezi yapmak için teknoloji hareketini başlatıyoruz.” Metal Sanayicileri Sendikası MESS ilk ürününü paylaşmaktan gurur...
  • Sağlıklı bireyler olabilmek başta sağlıklı beslenmekten geçiyor. İyi beslenenler daha az hasta olurlar. Özellikle kanser gibi önemli hastalıklara yakalanma riskleri de düşer. Bağışıklık sistemleri güçlü olduğundan Covid-19 gibi bulaşıcı hastalıklara...
  • Koronavirüs salgını dünyanın her yerinde sağlık işçilerinin iş yükünü daha da arttırdı. Bu süreçte hayata geçirilen tüm uygulamalar bilim kisvesi altında yapılırken gelin biz de artan iş yükü ve gece mesailerini bilimsel çerçevede değerlendirelim....
  • Ah ah ne günlerdi! Hasta olmaktan ve iğnelerden korksam da hasta olunca yiyeceğim güzel yemeklerin hayalini kurardım çocukken. O zamanlar pek öyle dolabımız dolmazdı. Okula giderken yılda toplasan beş defa bile harçlık aldığımı bilmem. Alsak bile en...
  • Pandemi ortaya çıktığından beri biz işçilerin sırtına binen yük her geçen gün artıyor. Biz işçiyiz, yük hayvanı, bir alet ya da makine parçası değiliz. Bizlerin de yaşamları, aileleri ve özlemleri var. Ama öyle bir düzende yaşıyoruz ki, biz işçiler...
  • Dünyanın birçok ülkesinde ücret artışı, iş güvenliği önlemlerinin alınması, ağır çalışma koşullarının düzeltilmesi, sağlık alanında daha fazla istihdam gibi taleplerle sokaklara çıkan sağlık işçilerine İranlı sağlık işçileri de katıldı. İşçiler 2...

UİD-DER Aylık Bülteni