. Kaza mı, Kader mi, Cinayet mi? | Uluslararası İşçi Dayanışması Derneği
Navigation

Buradasınız

Kaza mı, Kader mi, Cinayet mi?

Ocak 2013, No:58
Yapılan tüm araştırmalar, iş kazalarının %98’inin önlenebileceğini ortaya koyuyor. O halde bu kazalar neden önlenmiyor? Çünkü patronlar, işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini maliyet olarak görüyorlar.

“Bunlar olmayabilir miydi? Evet, olmayabilirdi. Kader değil çünkü bu. Kimse kendini kandırmasın. Çalışan insanın kaderi ölmek değil! Yolda yürürken düşüp ölmüyor, karıştırmasın insanlar. Kader deyip geçmesinler, kuralları uygulasınlar. Çalışma şartlarını düzenlesinler. Devlet görevlileri görevlerini yapsınlar.” Bu sözler, eşi Gülhan Çabuk’u Davutpaşa’daki ruhsatsız maytap atölyesi patlamasında kaybeden İdris Çabuk’a ait. Eşini, denetimsizlik ve kuralların uygulanmaması nedeniyle kaybettiğini ifade eden Çabuk, “keşke eşim bunları bilseydi de şikâyet etseydik, ama maalesef yok” diyor, acıyla yutkunarak.

İdris Çabuk, tıpkı iş kazalarında yakınlarını kaybetmiş diğer işçi aileleri gibi, iş kazalarının kader olmadığını vurguluyor. Oysa bu ülkenin Başbakanı, bakanları ve patronları ağız birliği etmişler; iş kazası adı altında gerçekleşen işçi ölümlerine “kader” diyorlar. Peki, patronlar iş kazaları ve işçi ölümlerine neden “kader” diyorlar? Şüphesiz patronlar ve hükümet bu kavramı bilinçli olarak kullanıyor ve işçilerin bilincini bulandırmak istiyor.

Patronlar, ağır çalışma koşullarına ses çıkardığımızda bizi nankörlükle suçlarlar. Sanki tüm üretimi yapan biz değilmişiz gibi, bize ekmek verdiklerini iddia ederek onlara minnettar olmamız gerektiğini söylerler. Patronlara göre, haksızlıklara sesimizi çıkartmamalı, iş kazalarının “kader” olduğunu kabul ederek susmalı ve böylece minnet borcumuzu ödemeliyiz.

Yapılan tüm araştırmalar, iş kazalarının %98’inin önlenebileceğini ortaya koyuyor. O halde bu kazalar neden önlenmiyor? Çünkü patronlar, işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini maliyet olarak görüyorlar. İşçiler iş kazası geçirip sakatlandığında ya da öldüğünde sorumluluktan sıyrılmak ve kendi suçlarının üzerini örtmek için buna “kader” diyorlar. “Kazadır, olur. Kaderinize razı olun” diyerek iş kazalarına ve işçi ölümlerine boyun eğmemizi buyuruyorlar. Böylelikle insanların inançlarını kullanarak, işçileri çektikleri acı ile dini inançları arasında bırakıyor, bu cinayetler karşısında sessiz kalmalarını istiyorlar. Acılı aileler, patronların ve devletin ihmali yüzünden gerçekleşen ölümlere tepki gösterdiklerinde, yaygara koparmakla suçlanıyorlar.

Oysa maliyet unsuru olarak görüp iş kazalarını ve işçi ölümlerini engelleyecek önlemleri almamak, cinayete zemin hazırlamak değil midir? Her şeyi “kader”le açıklayacaksak, toplumsal kuralları tümüyle ortadan kaldırmak gerekmez mi? Meselâ trafik lambalarını ve işaret levhalarını yollardan kaldırmak, “vadesi dolmayan nasıl olsa ölmez” demek olur mu? Böyle bir durumda trafiğin birbirine gireceği, pek çok insanın sakatlanacağı ve öleceği açıktır. Hiçbir insan bunu kabul etmez ve isyan eder. Hangi insan “kaderimizde yoksa ölmeyiz” diyerek önlem almaktan vazgeçiyor? Örneğin, trafik kazasında insanların ölümüne sebep olan kişi hapis cezası alıyor. “Kader” denilip geçilmiyor. Oysa işyerlerinde gerçekleşen kazalarda patronların oyunları tutuyor ve iş kazaları maalesef “kader” olarak kabul görüyor. Her ay ortalama 100 işçinin yaşamını kaybetmesine rağmen, Türkiye’de hiçbir patron cinayet suçundan ceza almıyor.

Evimizde bile önlem almadan oturmuyoruz. Kendimizin ve sevdiklerimizin sağlığı için pek çok şeye dikkat ediyoruz. Fakat çok daha tehlikeli olan işyerlerinde güvenliğimiz için önlem alması gereken patronlar, bu sorumluluklarını yerine getirmiyorlar. Başımıza gelen kazaların sorumluluğunu taşımıyor, acımızı umursamıyorlar. Şiddetli fırtınada denize gönderilen Cemil Kaptanlar, tersanelerde kum torbası niyetine filikalara bindirilenler, silikozis olacağı bilindiği halde kot taşlamada çalıştırılanlar biz işçileriz. Eğer tüm bunlar kaderse bu kaderi alnımıza patronlar yazıyor!

Bize bu kaderi dayatan patronlardan hesap sorma vakti geldi de geçiyor. UİD-DER’in, işçiler ölmesin yaşasın diye başlattığı kampanya devam ediyor. İşçiler, UİD-DER’in şiarını yükseltmeye devam ediyor: “İş Kazaları Kader Değildir, İşçi Ölümlerini Durduralım!”

15 Ocak 2013

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 20 yıl geçti. Aradan bunca yıl geçmesine rağmen, depreme karşı gerçek anlamda önlem alınmış değil. Her an olabilecek büyük İstanbul depremi sırasında halkın toplanması için boş bırakılan alanlara da AVM’...
  • Portekiz’de yakıt tankeri sürücüleri, 12 Ağustosta ülke genelinde süresiz genel greve çıktı. Tehlikeli Malzeme Taşıyıcıları Ulusal Sendikası’na (SNMMP) üye işçiler, maaş zammındaki anlaşmazlık nedeniyle kontak kapattı. Kosta Rika’daki devlet...
  • Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 15 Ağustos 2019 günü Mayıs 2019 dönemi Hanehalkı İşgücü Araştırmasını açıkladı. DİSK-AR hem TÜİK hem de İŞKUR’un Haziran 2019 verilerini değerlendirdi.
  • Yerel seçimlerin üzerinden bir hayli zaman geçmesine rağmen el değiştiren belediyeler üzerinden ortaya çıkan yolsuzluklar, haksızlıklar ile ilgili tartışmalar devam ediyor. Önceki belediye başkanlarının yaptıkları yolsuzluklar, haksızlıklar, kirli...
  • KHK ile kadroya geçirilen işçiler de dâhil edildiğinde, yaklaşık 500 bin işçiyi ilgilendiren kamu toplu iş sözleşmesi (TİS) imzalandı. Türk-İş ve AKP hükümeti arasında bayramın ikinci günü yapılan bir toplantıda imzalanan sözleşmeye göre, 2019’un...
  • Merhaba işçi kardeşlerim. Sizlere çalıştığım işyerindeki bir sohbeti aktarmak istiyorum. Ama konuya geçmeden önce, İşçi Dayanışması’nda çıkan bir yazıyı hatırlamak istiyorum. Yazının adı “Elma Hadisesi” idi. Yazıda 70’li yıllarda, bir fabrikadaki...
  • Merhaba dostlar! Geçtiğimiz günlerde uidder.org’da çıkan “Emekçi Kadınların Gözünden UİD-DER” başlıklı bir mektup okuduk. Çok geçmedi “İşçi Sınıfının Gençlerinin Gözünden UİD-DER” başlıklı Sefaköy’den bir grup genç arkadaşımızın sıcacık duygularını...
  • Atatürk Havalimanı 6 Nisan 2019 saat 02.47’de Singapur uçağıyla son hizmetini verdi. İstanbul Havalimanı yani 3. Havalimanı’nda ise, 6 Nisan 2019 saat 03.00’dan itibaren uçuşlar başladı. İstanbul Havalimanı’nın yapılmasına, Atatürk Havalimanı’nda...
  • Nepal’den, Bangladeş’ten, Pakistan’dan Katar’a giden yüz binlerce göçmen işçi, kölelik koşullarında çalışıyor. Bu işçilerin büyük çoğunluğu, 2022’de Katar’da gerçekleşecek Dünya Kupası maçları için inşa edilen stadyumlarda çalışıyor. Dünya Kupası...
  • İzmir Aliağa ilçesinin MHP’li Belediye Başkanı Serkan Acar, 31 Mart seçimlerinin ardından 180 işçiyi işten attı. Acar, işçileri işten atmasına “teknolojik gelişmeleri” gerekçe olarak göstermişti. Atılan işçilerin işlerine geri dönme mücadelesi...
  • Bizler çeşitli fabrikalarda çalışan bir grup işçiyiz. Bir yıl boyunca yoğun bir tempo içerisinde çalıştık ve bu yoğun tempodan az da olsa sıyrılıp bir tatile gittik. Her birimizin farklı farklı özellikleri, kültürleri olmasına rağmen bir hafta...
  • Türk-İş ile AKP hükümeti arasında, kamuda çalışan 200 bin işçi ilgilendiren 2019 dönemi Kamu Kesimi Toplu İş Sözleşmesi Çerçeve Protokolü görüşmeleri devam ediyor. Bugüne kadar gerçekleştirilen üç görüşmede işçilerin talepleri kabul edilmezken,...
  • Geçtiğimiz günlerde hepimizin bildiği gibi üniversite sınav sonuçları açıklandı. Sınava giren 2 milyonu aşkın öğrenciden 628 bin 796 öğrenci barajı geçemedi. Bu öğrenciler barajı geçemedikleri için sıkıntılı bir duruma düştüler. Peki, bunu hak...