Navigation

Buradasınız

MESS Sözleşmesi Yalnızca Sendikalı İşçileri mi Kapsar?

İşçi sınıfı, çok büyük, köklü ve anlamlı bir bütünü ifade eder. Fakat işçi sınıfının birlik olmasından ödü patlayan patronlar sınıfı, işçi sınıfını bölüp parçalamak için yüzyıllardır türlü oyunlar çeviriyor. İşçi sınıfının tek bir yumruk olmasının önüne geçmek için elinden geleni yapıyor. Sermaye sınıfı, bizi korkutup sindirmeye, işsizlik kırbacıyla bizi pasifleştirmeye, susturmaya çalışıyor. Bunu tersine çevirecek olan işçi sınıfının örgütlü ve bilinçli mücadelesidir. Çünkü işçi sınıfı ancak örgütlü olduğunda patronlar sınıfı karşısında kazanım elde edebilmiştir.

İşçi sınıfı, çok büyük, köklü ve anlamlı bir bütünü ifade eder. Fakat işçi sınıfının birlik olmasından ödü patlayan patronlar sınıfı, işçi sınıfını bölüp parçalamak için yüzyıllardır türlü oyunlar çeviriyor. İşçi sınıfının tek bir yumruk olmasının önüne geçmek için elinden geleni yapıyor. Sermaye sınıfı, bizi korkutup sindirmeye, işsizlik kırbacıyla bizi pasifleştirmeye, susturmaya çalışıyor. Bunu tersine çevirecek olan işçi sınıfının örgütlü ve bilinçli mücadelesidir. Çünkü işçi sınıfı ancak örgütlü olduğunda patronlar sınıfı karşısında kazanım elde edebilmiştir.

Türkiye işçi sınıfı 1980 öncesinde patronlar sınıfı karşısında daha örgütlü bir güçtü. Haklarına sahip çıkmak için mücadeleyi büyütüyor, patronlar sınıfının saldırılarına birlikte cevap veriyordu. Bu nedenle işçiler bir sınıf olmanın ve sınıfına sahip çıkmanın haklı gururunu yaşıyordu.

İşçi sınıfının tarihine dönüp baktığımızda geleceğimize de ışık tutmuş oluruz. Sınıfımızın geçmişi bize gösteriyor ki mücadele tarihimiz ne hep kazanımlardan ne de hep kayıplardan ibarettir. Kim daha örgütlü ve bilinçli olmuşsa o sınıf kazanmıştır. Fakat yenilgiler de deneyimdir ve işçi sınıfı için öğreticidir. Bu yüzden yenilgilerimizi umutsuzlukla karşılamamalı, gücümüzü toplayacağımız bir deneyim olarak görmeliyiz.

Türkiye işçi sınıfı 1980 öncesinde patronlar sınıfı karşısında daha örgütlü bir güçtü. Haklarına sahip çıkmak için mücadeleyi büyütüyor, patronlar sınıfının saldırılarına birlikte cevap veriyordu. Bu nedenle işçiler bir sınıf olmanın ve sınıfına sahip çıkmanın haklı gururunu yaşıyordu. Şimdilerde ise patronaların eli ceplerimizden hiç çıkmıyor. Krizin bedeli sırtımıza yükleniyor, sosyal ve ekonomik haklarımız günden düne tırpanlanıyor. Yaşam koşullarımız kötüleşiyor.

Geçenlerde sendikalı bir abimin evine ziyarete gittim. Çocuklarının okul masraflarını bile destek alarak karşılayabildiğini anlattı. Sohbetimiz MESS ile olan toplu sözleşme sürecine ilerledi. “Taslaklar hazırlandı ama olacak iş değil, olmayacak duaya âmin diyoruz” deyince, neden böyle düşündüğünü sordum. “Kriz var sonuçta, patronlar da kendilerini düşünmek zorunda. Hem işsiz kalmaktansa düşük zamma kanaat getirmek lazım” dedi. Ben de patronların kâr yaptığı dönemlerde kârlarından pay alıp almadığımızı sordum. Eğer ailesinden destek almasaydı patronun çocuklarının okul masraflarını karşılayıp karşılamayacağını sordum. Cevabı o da ben de çok iyi biliyorduk. Sizler de gayet iyi biliyorsunuz. İşçi sınıfının geçmiş kazanımları, bizden önceki işçi kuşaklarının bize bıraktığı mücadele tarihi üzerine uzun uzun sohbet ettikten sonra “elbette patronları değil kendi çocuklarımı, kendi sınıfımın insanlarını düşüneceğim” diyerek cevap verdi.

Bu güzel sohbetin ardından yenge de söze girdi. “İyi de, sen sendikalı değilsin ki, neden bunlara kafa yoruyorsun?” diye bir soru sordu.  Ben de MESS’de örgütlü olan patronların metal işçilerini iliğine kadar sömürmek için krizi bahane ettiğini, yapılacak olan toplu iş sözleşmesinin bütün metal işçilerini, Türkiye işçi sınıfını, hatta doğmamış çocuklarımızı bile ilgilendirdiğini anlattım. “Asgari ücretle geçinen milyonlarca işçinin 2020 yılındaki taban ücreti için bu sözleşmeye bakılacak. Bu yüzden MESS Grup Toplu İş Sözleşmesinin sonuçları yalnızca sendikalı işçilerin değil bütün işçi sınıfının sofrasındaki ekmeği ya arttıracak ya da azaltacak. Yani mesele olmayacak duaya âmin demek değil, ortak mücadelemizi sahiplenmek, büyütmek” dedim.

İşçi sınıfı örgütlü olduğunda kazanmıştır ve kazanmaya devam edecektir. Çünkü gücümüzü haklılığımızdan alırız ve onlar ekmeğimizi çalıyorsa biz haklıyız. Patronlar sınıfı ellerini ceplerimizden çekmiyor. Eee, biz ne yapalım? Eli kolu bağlı oturalım mı? Yoksa geçmişin deneyimlerinden faydalanarak, onun mücadelesi bunun mücadelesi demeden bizim mücadelemiz diyerek el ele verip hep birlikte mi kazanalım?

22 Kasım 2019

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • İzmir Gaziemir Ege Serbest Bölgesinde SF Trade Tekstil işçileri ile Kale Pratt&Whitney Uçak Motor Sanayi fabrikası işçileri, Tekirdağ'da Megam Tekstil işçileri, İzmir'de Bergama Belediyesi işçileri ile Tariş Yemta Yem Hayvancılık fabrikası...
  • Yaşadığımız dünyada paranın egemenliğine dayalı kapitalist sistem hüküm sürüyor. Bu sistemde tüm üretim araçlarının sahibi patronlar sınıfıdır. Fabrikalardan makinelere, topraktan ulaşım araçlarına, gazetelerden televizyon kanallarına her şey...
  • Merhaba arkadaşlar. Biz bir grup taşeron sağlık işçisiyiz, çalıştığımız hastanede sorunlarımız gün geçtikçe artıyor. Sağlık sistemindeki çıkmazlar sebebiyle hastaya ve çalışana eziyet katlanılamaz noktaya ulaştı. Çeşitli nedenlerle sağlık hizmetine...
  • Kimimiz lisede, kimimiz üniversitede okuyor. Kimimiz işsizliğin yıkıcı etkisiyle boğuşuyorken günde 10-12 saat ağır koşullarda çalışıyor, iliklerine kadar sömürülüyor kimimiz. Memleketlerimiz farklı, adlarımız farklı… Fakat bizi birbirimize bağlayan...
  • Korku canlılara has bir duygudur. Korkunun kaynağında tek başına olduğunu düşünmek, kendini güvende hissetmemek yatar. İnsanlar korkuya kapıldıklarında kendilerince bazı savunma mekanizmaları geliştirirler. Bunlardan bir tanesi de uyanık görünmeye...
  • İş Hukukunda Zorunlu Arabuluculuk 1 Ocak 2018’den bu yana uygulanıyor. Zorunlu arabuluculuk, iş mahkemelerinin yükünü ve birikmiş dava dosyalarını azaltacağı, işçilerin alacaklarını çok daha kısa sürede alacağı propagandasıyla pazarlandı. İşveren...
  • Âdem Yarıcı isimli işsiz baba valilik önünde benzin döküp kendisini yaktı. Âdem kendisini yakana kadar kimseler onun hakkında hiçbir bilgiye sahip değildi. Âdem Yarıcı’nın son sözleri “çocuklarım aç” oldu. Kendileri işsiz, çocukları aç olan...
  • “İşyerinden arkadaşlarla konuşurduk hep, işçiler birleşirse hayatı yeniden yaratırlar diye. Sonra içimden hep ‘acaba mümkün mü bu?’ diye düşünürdüm. Sonra İşçi Dayanışması’nın Ocak sayısında Fransa’da yaşanan eylemleri okudum ve artık inanıyorum....
  • 19 Ocakta Gebze’de yapılan mitingde Birleşik Metal-İş genel başkanı, işçilerin baskısına dayanamayarak 5 Şubatta greve çıkılacağını açıklamıştı. Keza Türk Metal de grev kararı almış ama tarihini açıklamamıştı. Bu gelişme üzerine MESS tekrar...
  • Yunanistan’da kamu ve özel sektör işçileri hükümetin sosyal güvenlik sistemi için hazırladığı saldırı tasarısını 24 saatlik bir genel grevle protesto etti. Sağlık ve sosyal güvenlik sisteminin özelleştirilmesini içeren yasa tasarısına “hayır” diyen...
  • Çok uzun zamandır her sektörden işçinin gözü kulağı metal işçilerinin MESS’in dayatmalarına karşı giriştiği eylemlerdeydi. MESS’in işçileri hor gören tavrına karşı işçilerin “grev” kararlılığı sadece sendikalı işyerlerinde, fabrikalarda değil,...
  • Kasım ayında damat bakan kameraların karşısına geçmişti. “Dar gelirlilere düşük faizli ev müjdesi” açıklaması malum medya ağzıyla ballandıra ballandıra verilmeye başlandı. Üstüne de “20 yıl kira öder gibi” eklenince bu “müjdeli” açıklama asgari...
  • Benim adım Hazal. 4 buçuk yaşındayım. Benim annem her gün beni bırakıp işe gidiyor. Ben annemin işe gitmesini hiç istemiyorum, çünkü beni parka götürsün istiyorum. Her gün anneme soruyorum “Pazar günü de işe gidecek misin? Ben seni çok özlüyorum.”...