Navigation

Buradasınız

Musa Servi: Kıdem Tazminatı Son Kalemizdir, Savunacağız!

AKP hükümeti kıdem tazminatına el koymak üzere çalışmalarını hızlandırmış durumda. Bunu yaparken, kıdem tazminatına büyük bir darbe indirecek olan özel istihdam bürolarının kurulmasını sağlayacak yasayı da Meclis’e sevk etti. Sermaye sınıfının kıdem tazminatına el koyma hamlesine karşı sendikalardan ve sendika konfederasyonlarından ise cılız bir ses yükseliyor. “Kıdem tazminatı kırmızı çizgimizdir, gerekirse grev yaparız” diyen Türk-İş’in merkezi yönetimi sessizliğini koruyor. Kıdem tazminatının gasp edilmesine karşı geçtiğimiz günlerde Tuzla Deri Sanayi Bölgesinde bir açıklama yapan DERİTEKS Genel Başkanı Musa Servi, kıdem tazminatı son kalemizdir, savunacağız diyor. Dayanışma Tv’nin Musa Servi ile yaptığı röportajın bir kısmını İşçi Dayanışması olarak aşağıda yayınlıyoruz.

AKP kıdem tazminatı konusunu neden tekrar gündeme getirdi?

Kıdem tazminatı 1936’da işçilere verilen bir hak. Eskiden kıdem tazminatı tavanı yoktu, ancak bu 12 Eylülle birlikte kısıtlandı.

Sermayeyi çekebilmek için (yabancı yatırımları) çalışma koşullarının esnekleştirilmesi gerekiyor. Bu, zaten AKP’nin iktidar olmadan önce de programında vardı. Çalışma yaşamının esnekleştirilmesi için kıdem tazminatı uzun zamandır gündemdeydi. İşverenler yük olarak değerlendiriyor. AKP sermayenin işini kolaylaştırmak için Çin’i model alarak “çalışma yaşamını daha da esnekleştireceğiz” diyordu. Bu amaçla oluşturduğu 3 ayrı programla kıdem tazminatı, kiralık işçi büroları, esnek çalışma konusunda verdiği sözü yerine getiriyor.

Kıdem tazminatını neden bugün gündeme getiriyor? Çünkü bu konu sermayeye verilen bir söz aslında. Kazanılmış bir hakkı yok etmek istiyor. Kıdem tazminatı işçiler için aynı zamanda iş güvencesi demektir. Onlar toplumun yüzüne bakarak yalan söylüyor. İşçilerin yüzde 85’inin kıdem tazminatı alamadığını söylüyorlar. Hâlbuki bu yalan, pür yalan! Çünkü kıdem tazminatını alamayan işçi, dava açarak kıdem tazminatını alabiliyor. Şimdi kıdem tazminatında 30 günden kayıp olmayacak diyorlar. Yine yalan! Madem öyle neden kıdem tazminatına dokunuyorlar? Eğer gerçekten işçilerin yararına bir düzenleme yapmak istiyorlarsa, yasanın mevcut haline tek bir madde eklenerek bu düzeltme yapılabilir. “Kıdem tazminatını almayanlar için” ayrı bir düzenleme yapılır. Kıdem tazminatı düzenlemesinde devletin alacaklarına öncelik veriyorlar, oysa işçinin alacaklarına öncelik vermeliler.

Patronlar bu düzenlemeyle istedikleri zaman işçi çıkarabilecekler. Ama hükümet işin bu kısmından hiç bahsetmiyor.

Patron, ekonomik maliyet getirdiği için, işçiyi istediği zaman işten atamıyor. Ama kıdem tazminatının fona devredilmesi halinde, işçi işten çıkarıldığında para alamayacak. İşsizliğin arttığı bir dönemde iş de bulamayacak. Koşulları ağır olan işsizlik fonundan da yararlanamayacak. Bu nedenle kıdem tazminatı tüm işçilerin son kalesidir. Esas hedef işçilerin sendikal birliklerini, direncini tamamen kırmaya yöneliktir.

Kıdem tazminatının fona devredilmesi, kölelik büroları, uzaktan çalışma arasındaki ilişkiyi biraz açar mısınız? İşçiler için ne anlam ifade ediyor bu saldırılar?

Mevcut iktidar kural dışı çalışmayı, esnek çalışmayı bize dayatıyor. Kadınlara “müjde” denilerek Meclis’ten geçirilen “yarı zamanlı” çalışma yasası, gerçekten kadınlar için müjde mi, kadınları eve kapatmak mı? Patronlar, “ben kesinlikle yarı zamanlı işçi çalıştırmam. Bu saatten sonra kadın işçi işe almayacağım” diyor. Bu müjde değil, kadınların üretimden koparılması, eve kapatılması demektir.

Kiralık işçi büroları konusunda da bizim bu bölgede (deri sanayi) şöyle bir şey oluyordu: Biz bir fabrikada direnişe çıktığımızda patronlar bu kiralık işçi bürolarından işçi temin ediyorlardı. Bu işçilerin maaşı, ücreti esas işveren tarafından değil, kiralandığı yer tarafından ödeniyor. Yaşanan örneklerden işçilerin maaşlarının ödenmediğini, sigortasının yatırılmadığını gördük. Kiralık işçiler örgütlenmek isteseler, büro tarafından işyerinden geri çekiliyor. Bu esnek çalışma değil kuralsız çalışmadır. (Mevcut durumda özel istihdam büroları yalnızca iş bulma kurumu gibi çalışıyorlar. İşçileri işe alma ve kiralama yetkileri yok, yaptıkları şey yasa dışı ve fiili bir durum. Şimdi hükümet bu fiili durumu yasalaştırmak istiyor- İşçi Dayanışması).

Kayıt dışı çalışan çok sayıda işçi var. Çalışan nüfusun yüzde 40’ı kayıt dışı. Genç nüfusun yüzde 20’si işsiz. Demek ki bu kayıt dışı çalışanların kayıt içine alınması için bir düzenleme yapılması gerekiyor.

İşçilerin tazminatlarını alabilmesi için fonu getirmek istediğini söylüyor AKP. Ama tazminatını alamayan işçilerin çoğu taşeronda çalışıyor. Hükümet taşeron çalışmayı neden yasaklamıyor?

AKP iktidarında taşeron işçi sayısı 358 binden 2,5 milyona çıktı. Taşeron cennetini kendisi oluşturdu. Meclis çatısı altında dahi taşeron işçi çalışıyor. Çalışma Bakanlığı’nın yenilenen binasının inşaatında çalışan işçilerin çoğu taşerondaydı. Karayollarında taşeronda çalıştırılan işçiler açtıkları davayı kazandılar. Yargıtay tarafından da davaları kesinleşti. Buna rağmen taşerondaki işçilerin 6-7 binini kadroya aldı gerisini kadroya almadı. Kamu hastanelerinde sağlık çalışanları, inşaat veya orman işçisi olarak gösteriliyor. AKP, işçilerin lehine bir yasa çıkartmıyor. Kuralsız çalışmayı yaygınlaştırmak istiyor.

Kıdem tazminatının fona devredilmesi konusunda sendikaların çeşitli önerileri oldu. Türk-İş 2012’de yaptığı açıklamada, kıdem tazminatının kendileri için “kırmızı çizgi” olduğunu, bunun için gerekirse genel grev yapabileceklerini açıklamıştı. DERİTEKS’in bu konuda önerisi var mı?

Kıdem tazminatının kaldırılması halinde genel greve gitmek için Türk-İş Genel Kurulu’na önerge vermiştik. Bu önergemiz salonda alkışlanarak kabul edilmişti. Kıdem tazminatı konusu Şubat sonu ve Martta netleşecek. Taraflar bu konuyu görüşmeye devam ediyor. Şimdi 30 günden aşağı olmayacak diyorlar. Zaten şu anda 30 gün. Aslında kıdem tazminatını alamayanlar için bir düzenleme yapılması gerekiyor. Şu anda sosyal sigorta primleri devletin denetiminde. Zaten işçilerin yüzde 40’ı için prim ödenmiyor. Kıdem tazminatını bir fona devretmeniz halinde, hiçbir patronun bu fona para yatırması mümkün değil. İşçinin de o fondan alması mümkün değil. Daha önce Türkiye’de oluşturulan fonların akıbeti belli. Turgut Özal döneminde herkesin konut sahibi olması amacıyla Konut Edindirme Fonu oluşturuldu. Ama para yok ortada. Tasarruf Teşvik Fonu oluşturuldu. En son işsiz kalan işçilerin ihtiyaçlarını bir süre karşılaması için İşsizlik Fonu oluşturuldu. Bu fonda 90 milyar lira para birikti. İşsiz kalan işçinin iş bulana kadar bu fondan yararlanması gerekirken, işçinin son 600 günde bir işyerinde çalışıyor olması, son 120 günde sigorta priminin eksiksiz yatırılması şartları nedeniyle işsizler bu fondan faydalanamıyorlar. Devlet burada biriken parayı başka işler için kaynak olarak kullanıyor. Yani amacına uygun bir şekilde kullanılmıyor. Bu haliyle kıdem tazminatına dokunulması durumunda işçiler mağdur olacak ve kıdem tazminatı tamamen rafa kaldırılacaktır.

Kıdem tazminatının fona devredilmesi halinde işçilerin veya sendikaların denetimi olabilecek mi?

Nasıl asgari ücret komisyonunda 4 işçi sendikası, 4 hükümet ve 4 işveren temsilcisi var. Hükümetle işveren yan yana geldiğinde karar çoğunluk olarak onlardan yana çıkıyor. Fon için oluşturulması muhtemel komisyonda da işçilerin temsilcileri olsa bile, tıpkı asgari ücret komisyonundaki gibi, alınacak kararlar sermayeden yana olacak. İşçilerden yana olmayacağı kesin.

Hükümet ve patronlar fonlarla sermaye için kaynak oluşturmuş oluyorlar. Bunu biraz daha açabilir miyiz?

Bunu teşvik olarak veriyorlar. İşsizlik fonundan GAP’a para aktarıyorlar. Hâlbuki çok sayıda işsiz var ve bunlar için fonun kullanılması gerekiyor. Ancak öyle kullanılması halinde işsizlik fonundaki adaletsizliği giderdi diyebilirdik. Ama işsizlik fonu işverenlere ve sermaye gruplarına kaynak olarak aktarıldı, GAP için kullanıldı. Açık buldukları yeri kapatmak için işsizlik fonunu kullanıyorlar.

Asgari ücret 940 liradan 1170 liraya çıkarıldı. İşverenlere 100 lira teşvik verildi. Bu teşviki işsizlik fonundan aktaracaklardır.

Hükümetin bu saldırısı nasıl durdurulacak? Sendikalar olarak ne yapmayı planlıyorsunuz?

Bu saldırıların sonuçlarını sadece işçiler çekmeyecek, tüm toplum çekecek. Çalışanların yüzde 5’i 6’sı sendikalı. Yüzde 95’i sendikasız. Hükümet, medyası aracılığıyla tüm toplumu etkisi altına almış durumda. İşçiler, gerçekten de 1 gün bile çalıştıklarında kıdem tazminatı alabileceklerini zannediyorlar. Yarın öbür gün kendini kapının önünde bulacağını bilmiyor. Patron kıdem yükü olmadığı için işçiyi daha rahat çıkarabilecek. Sözleşmedeki sosyal yardımlarla asgari ücretin iki katı ücret alan işçiler işten çıkarılacak ve yerlerine başka işçiler alacaklar. Bütün sendikalar bu konuyu ele almalı ve mücadeleyi ortaklaştırmalıdır. Biz, işçileri bu konuda daha duyarlı hale getirmek üzere sendikalı-sendikasız tüm işçiler için çalışma yürüteceğiz. Sadece basın açıklamaları değil, bu saldırının gerçekleşmesi halinde üretimden gelen gücümüzü kullanacağız. Bu bizim son kalemiz. Bunu da kaybedersek tamamen kölelik pazarıyla karşı karşıya kalırız.

17 Şubat 2016

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Hollywood filmlerine taş çıkartan senaryolarla küresel bir tantananın kopartıldığı, muazzam bir ikiyüzlülüğün sergilendiği günlerden geçiyoruz. Her gün yeni sayılar açıklanarak koronavirüs salgınının nasıl da hızlı yayıldığı ilan ediliyor, panik...
  • Dünyanın dört bir yanında koronavirüs salgını bahanesiyle patronlar sınıfı toplu işten atmalara başladı. Daha şimdiden dünya genelinde 20 milyonun üzerinde işçi işsiz kaldı. Henüz işten atılmayanlar ise ya ücretsiz izne çıkarılıyor ya da esnek...
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Biz Bize Yeteriz” adıyla başlattığı bağış kampanyası “hayırsever” patronlar ve siyasetçiler tarafından büyük destek gördü! Açılışı yedi aylık maaşını bağışlayarak bizzat Cumhurbaşkanı yaptı. Hemen ardından MHP Genel Başkanı...
  • Son günlerde gündemde olan tek bir konu var, o da koronavirüs. Belli ki bu virüs daha uzun süre gündemde olmaya devam edecek. Hal böyle olunca fabrikalarda, işyerlerinde, evlerde sadece bu konu konuşuluyor. Toplumun büyük bir çoğunluğu adeta...
  • Malum koronavirüs salgını hayatımızın her alanını sarmış durumda. Bu virüsün fiziksel açıdan vereceği zarardan ziyade psikolojik ve ideolojik açıdan zararlarına, saldırılar ve hak gaspları için bahane edilmesine dikkat etmeliyiz. Patronlar sınıfının...
  • Merhaba dostlar! Son zamanlarda koronavirüs sebebiyle biz işçi sınıfı ve emekçi çocukları olarak zor dönemlerden geçiyoruz. Haftalardır süren salgın haberleri, açıklamalar, sosyal medya paylaşımları insanları içinden çıkması hayli zor bir korku ve...
  • “Sakin ol şampiyon, evdeyim!” Bu lafı sosyal medyadan duymuşuzdur muhakkak. Zengin muktedir, tuzu kuru bir emek sömürücüsü, bir takipçisi “neden dışarıdasınız?” deyince böyle bir yanıt verdi. Yalısının boğaz manzaralı bahçesinde spor yapıyordu. Ne...
  • Sermaye sınıfı, ekonomik krizin üzerini örtmek ve faturayı işçi sınıfına kesmek için muazzam bir bahane keşfetmiş durumda: Koronavirüs salgını! Yıllardır bağıra çağıra geliyorum diyen ekonomik kriz, daha öncekileri adeta mumla aratırcasına sonunda...
  • Türkiye’de koronavirüsün tespit edilmesinin üzerinden iki haftadan fazlaca bir zaman geçti. Bu süre zarfında, televizyon ekranlarından sürecin açık ve şeffaf bir şekilde yürütüldüğü, tüm bilgilendirmelerin yapıldığı, önlemlerin alındığı ileri...
  • Geçtiğimiz günlerde patron bize “virüsten dolayı işlerin çok düştüğü” gerekçesiyle ücretsiz izin kâğıtları imzalattı. Sonrasında bir kısmımızı ücretsiz izinde olmamıza rağmen parasını ödeyeceğini iddia ederek 10 gün daha çalıştırdı. Aynı zamanda çok...
  • Geçen günlerde yapılan bir araştırmaya göre Türkiye’de işçilerin yaklaşık yüzde 70’i işini kaybetme korkusuyla yaşıyor. Nasıl yaşamasın? Daha şimdiden birçok işyeri işçileri işten çıkardı. Çıkarmaya da devam ediyorlar. Fakat bu kargaşanın içinde...
  • Her gün, her tarafta karşımıza 14 madde çıkıyor. Sağlık Bakanlığı tarafından ilan edilen bu maddelerin bizi koronavirüsten koruyacağı söyleniyor, işyerlerinden billboardlara, TV’lerden cep telefonlarına gelen mesajlara kadar bu maddeler tekrar...
  • Ben yaklaşık 10 yıldır çeşitli sektörlerde çalışan bir işçiyim. Uzun zamandır İşçi Dayanışması bültenini okuyorum, orada ortaklaştırdığımız deneyimlerden nasibimi alıyorum ve arkadaşlarımla bu deneyimleri paylaşıyorum. Bu mektup ile de sizlere ilk...