Navigation

Buradasınız

İşçiler Köle Değildir, Köleliği Kabul Etmeyeceğiz!

Şubat 2016, İşçi Dayanışması Bülteni No:95
Taşeronluğun alabildiğine yayıldığı ve özel istihdam bürolarının olduğu bir çalışma düzeninde işçilerin uzun süre aynı işyerinde çalışması, kıdem tazminatı alması ve emekli olması imkânsızdır. Bu yolla işçilerin tüm ekonomik-sosyal haklarına el koymak, kadrolu işçiliği tümüyle mezara gömmek, işçilerin sendikalaşmasının önüne geçmek istiyorlar.

İşçi kardeşler, şu ana kadar birçok sosyal hakkımıza el konuldu ve emeklilik yaşı birkaç kez uzatıldı. Lakin patronların kâr hırsı dinmiyor, açgözlülük sınır tanımıyor. Kıdem tazminatımıza da el koymak ve işçilerin adeta köle gibi alınıp satılacağı özel istihdam büroları kurmak istiyorlar. Patronların bir dediğini iki etmeyen hükümet, İş Kanunu ile Türkiye İş Kurumu Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nı Meclis’e sundu. Özel istihdam bürolarının kurulmasını amaçlayan bu tasarı, aslında 2008’de yasalaşmış ve gelen tepkiler üzerine dönemin Cumhurbaşkanı tarafından iptal edilmişti. Ancak patron örgütleri ve AKP hükümeti işçileri köleleştirmek üzere yeniden atağa geçmiş bulunuyor.

Hükümet, özel istihdam bürolarını şirin göstermek için bin dereden su getiriyor ve utanmadan işçilere yalan söylüyor. Meselâ tasarıda, özel istihdam bürolarının kurulmasıyla artan işsizliğe çözüm bulunacağı, genç işçilerin tecrübe kazanacağı, uzun dönemli işsizlerin işsizlikten kurtulacağı iddia edilmektedir. AKP hükümeti yalanları kulağa hoş gelen laflarla süsleyerek biz işçileri aldatacağını sanıyor. Sanki işsizliğin nedeni özel istihdam bürolarının olmaması da, bu bürolar kurulunca işsizlik çözülecek, gençler tecrübe kazanacak, uzun dönemli işsizlik ortadan kalkacak! Yersen!

Eğer hükümet gerçekten de tüm işçilerin kıdem tazminatı almasını istiyorsa, taşeron, esnek ve güvencesiz çalışmayı yasaklamalı, özel istihdam büroları kurmaktan vazgeçmelidir. Bunların yanı sıra, kıdem tazminatı ödenmeyen işçinin tazminatını devlet karşılamalı ve daha sonra bunu patronlardan tahsil etmelidir.

İş Kanunu’nun 90. maddesinde özel istihdam bürolarının iş bulma kurumu gibi çalışmasına izin verilmiştir, yani işçi simsarlığı yasallaştırılmıştır. Ancak bu bürolar, aracılık dışında işçilerle iş ilişkisi kuramıyor ve işçiler özel bürolara bağlı olarak çalışmıyorlar. Şimdi hükümet özel istihdam bürolarına bu hakkı tanıyor. Ayrıca İş Kanunu’nun “Geçici İş İlişkisi” başlıklı 7. maddesi tümüyle değiştiriliyor. Bu değişiklikle birlikte özel istihdam büroları ile geçici işçi çalıştıran şirketler arasında sözleşme yapılabilecek. Mevcut durumda bir holding ya da şirketler topluluğu içindeki şirketler geçici iş ilişkisi kurarak işçileri birbirlerine kiralayabiliyorlar. Ancak kiralama süresi 6 ayla sınırlı. Getirilen değişiklikle bu süre sınırına son veriliyor.

Tasarının yasalaşmasıyla özel istihdam büroları işçileri işe alacak ve dileyen patrona bu işçileri günlük, haftalık, aylık kiralayacak. Yani 5-10 işçiyi bir fabrikaya, 15-20 işçiyi bir başka fabrikaya çalışmaya gönderecek. Bürolardan işçi kiralayan şirketler, bu kiralama işini toplam 8 ay için olmak üzere ancak iki kez yapabilecekler. Özel istihdam bürolarıyla birlikte büyük sorunlar başlayacak: Meselâ iş güvenliği önlemlerinin alınmasını ve çalışma koşullarının düzeltilmesini isteyen işçi kiminle muhatap olacak? Geçici olarak bir şirkete gönderilen işçi, kötü çalışma koşullarına itiraz edebilecek mi? İsteyen şirket, işçilerin bir kısmını bir bürodan, diğer kısmını ise bir başka bürodan kiralayabilecek. Ayrıca şirketin kendi işçileri de olacak. Bu durumda, hem geçici olduklarından hem de aynı şirkete bağlı olarak çalışmadıklarından işçilerin bir araya gelmesi ve sorunlarına çözüm bulması neredeyse imkânsızlaşacak.

Zaten asıl hedeflerden biri de işçilerin sendikalı olarak çalışmasının önüne geçmektir. Bu bürolarla birlikte toplu sözleşme hakkına büyük bir darbe indirilecek. Çünkü işçi gittiği işyerindeki işçilerle birleşerek sendikalı olamayacağı gibi, çalıştığı büronun işçileriyle de bir araya gelme imkânı bulamayacak. Daha da önemlisi, bu büroların hangi işkoluna dâhil olacağı belli değil. Hem metal hem de hizmet sektörüne işçi kiralayan bir özel istihdam bürosunun işçileri hangi sendikada örgütlenecekler? Zorlukların yanı sıra bu da belirsiz… Diğer taraftan özel istihdam büroları işçileri kısa süreli olarak işe alacak ve kiralama işi bittiğinde ise işten atacaklar. Taşeronluğun alabildiğine yayıldığı ve özel istihdam bürolarının olduğu böylesi bir çalışma düzeninde işçilerin uzun süre aynı işyerinde çalışması, kıdem tazminatı alması ve emekli olması imkânsızdır. Bu yolla işçilerin tüm ekonomik-sosyal haklarına el koymak, kadrolu işçiliği tümüyle mezara gömmek, işçilerin sendikalaşmasının önüne geçmek istiyorlar.

Nitekim hükümetin kıdem tazminatına saldırmadan önce özel istihdam bürolarını yasalaştırmak istemesi bir tesadüf değildir. Aynı taşeron işçileri gibi, kısa süreli sözleşmeden dolayı bu bürolarda çalışan işçiler de kıdem tazminatı alamayacak. Tazminat alamayan işçilerin sayısı artacak. Kıdem tazminatını bir fona devrederek ortadan kaldırmak isteyen hükümet, bu durumu bahane olarak kullanıyor. Fonla birlikte tüm işçilerin kıdem tazminatı alacağını iddia ediyor. Önce taşeronluğu yaygınlaştır, kölelik büroları kur ve bu nedenle işçiler kıdem tazminatı alamasınlar, sonra da kalk “işçiler kıdem tazminatı alamıyorlar, fon kurulsun” de! Tam bir ikiyüzlülük! Eğer hükümet gerçekten de tüm işçilerin kıdem tazminatı almasını istiyorsa, taşeron, esnek ve güvencesiz çalışmayı yasaklamalı, özel istihdam büroları kurmaktan vazgeçmelidir. Bunların yanı sıra, kıdem tazminatı ödenmeyen işçinin tazminatını devlet karşılamalı ve daha sonra bunu patronlardan tahsil etmelidir.

Ancak hükümetin böyle bir derdi yoktur. Amaç kıdem tazminatını bir fona devretme yoluyla onu bizlerin elinden almaktır. Kıdem tazminatının kaldırılmasıyla patronlar, istedikleri zaman istedikleri işçiyi kolayca işten atabilecekler. Çünkü kıdem tazminatı biz işçiler için bir iş güvencesidir. Bu güvencenin kaldırılmasıyla patronların önündeki tüm engeller de kalkmış olacak. Kıdem tazminatının kaldırılmasıyla işçilik maliyetleri ucuzlayacak ve patronlar daha fazla kâr elde edecekler. Yani her durumda kaybeden bizler olacağız. Nedense bu gerçekleri bizlere söylemiyorlar!

Dört yıl önce, biz işçilerin hakları için mücadele eden UİD-DER’in yürüttüğü kampanya oldukça etkili olmuştu. “Kıdem Tazminatımızı Gasp Ettirmeyelim” sloganıyla işçi bölgelerinde yürüttüğümüz bu kampanya büyük ilgi görmüştü. Topladığımız 65 bin imzayı ve işçi kardeşlerimizin protestosunu bir dilekçe eşliğinde Meclis’e teslim etmiştik. O dönemde UİD-DER’e bir açıklama gönderen Çalışma Bakanlığı, kıdem tazminatının kaldırılmasının gündemde olmadığını bildiriyordu.

Ancak hükümet ve patronlar bir kez daha saldırıya geçmiş bulunuyor. Eğer biz işçiler ses vermezsek, sendikalarımız birleşip güçlü bir şekilde karşı çıkmazlarsa kölelik büroları kurulacak ve kıdem tazminatımız elden gidecek. Haklarımıza göz diken hükümetin ve patronların planlarını durduracak olan bizlerin birliğidir. Birleşmek ve haklarımıza sahip çıkmak zorundayız!

  • Taşerona, özel istihdam bürolarına, güvencesiz çalıştırmaya hayır!
  • Kıdem tazminatımıza dokunma!
  • Kıdem tazminatı ödemeyen patronlara ağır cezalar verilsin!
  • Kıdem tazminatı ödenmeyen işçinin tazminatını devlet ödesin, patronlardan tahsil etsin!
17 Şubat 2016

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikasında örgütlendikleri için işten atılan ve 43 gündür fabrika önünde direnişte olan Ekmekçioğulları Metal işçileri 19 Ocak günü Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığıyla görüşmek için Ankara’ya gittiler....
  • Dünya işçi sınıfı 2021’i sermaye sınıfının yoğunlaşan sömürüsü, baskısı ve yasaklarıyla karşıladı. İşten atma saldırıları, ücret kesintileri, hak gaspları artarak devam ediyor. Ancak işçiler de bu saldırılara karşı birleşmekten, direnmekten,...
  • Arkadaşlarla bir hafta sonu bizim evde buluşma ayarladık. Sokağa çıkamadığımızdan dolayı evde zaman geçirmek istedik. Herkes bir fikirle gelmişti. Bir arkadaşım kutu oyunu getirmişti. Oyunun adı “Monopoly.” Oyunun amacı şu; banka sana hayatta...
  • Geçtiğimiz günlerde koronavirüs önlemlerinin alınıp alınmadığını denetlemek için işyerimize kamu görevlileri geldi. Tabi bu denetimin nedeni bir arkadaşımızın işyerinde koronavirüse karşı yeterli önlemlerin alınmadığına dair yaptığı şikâyetmiş. Bir...
  • Kapitalist sistemin yarattığı büyük çelişkiler, eşitsizlikler, adaletsizlikler, derinleştirdiği toplumsal sorunlar her geçen gün daha fazla can yakıyor. 21’inci yüzyılın teknolojik gelişmişlik ve üretim düzeyine rağmen yüz milyonlarca insan açlık...
  • “Biz ekmeğimizin peşindeyiz.” Ne çok duyarız bu sözleri çalıştığımız fabrikalarda, işyerlerinde, grev ve direnişlerde. Kimi zaman yapılan bir yanlışın üzerini örtmek, bahane bulmak için kullanılır. “Bakma yapmak istemezdim ama işte ekmeğimizin...
  • Krizin ve Covid-19 salgınının yükü işçi ve emekçilerin üzerine yıkılmaya devam ediyor, yoksullaşma derinleşiyor. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu DİSK’in Covid-19 Döneminde İşsizlik Sigortası Fonu Raporu, İşsizlik Sigortası Fonunun...
  • Tüm dünya yeni bir yıla “merhaba” dedi. Çeşitli dillerde, farklı tonlarda çıktı bu merhabalar. İnsanlar yeni yılda yeni dilekler dilediler. Kimisi milyarlarına milyar istedi yüzü kızarmadan, mücevher takımına yeni yeni mücevherler istedi. Kimisi iş...
  • Otomotiv sektörüne plastik araba parçaları üreten bir fabrikada çalışıyorum. Covid-19 salgınıyla birlikte çalıştığımız fabrikada bir panik havası vardı. Televizyonlardan, internetten yayılan korku ve panik havası hemen herkesi çok etkiledi. Toplum...
  • Bir yılı daha geride bıraktık. 2020’nin ilk aylarında hayatımıza giren pandemiyle birlikte yaşamımız içinden çıkılmaz hale geldi. İşsizlik, yoksulluk derken bir de üstüne gelen yasaklarla beraber nefes alamaz olduk. Biz işçiler için zor bir yıldı....
  • Siyah emekçilere yönelik ırkçı saldırılar devam ediyor. ABD’de geçtiğimiz Mayıs ayında George Floyd’un katledilmesi üzerine tüm dünyada emekçilerin adalet talebi yükselmiş, meydanlar ırkçı nefrete karşı dolup taşmıştı. Kıtadan kıtaya sıçrayan...
  • Sağlık sistemindeki çöküş salgınla birlikte daha görünür hâle geldi. Sağlık çalışanlarının yükü artarken, dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de sağlık işçileri bu duruma sessiz kalmıyor. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikasının (SES...
  • Çok şahit olmuşuzdur ilginç haber başlıklarına. “Emeklilere Müjde”, “Çalışanlara Müjde”, “Artık Herkes Kıdem Tazminatı Alacak” vs... Ama haber içeriğine baktığımızda hiç de müjdeli bir şeyle ya da başlıkta söylendiği gibi heyecan verici bir haberle...

UİD-DER Aylık Bülteni