Navigation

Buradasınız

Patrona Altından Semer Yapsan da Patron Yine Patrondur

Zamanın birinde çok uzaklarda Kafdağının ardında bir köy varmış. Bu köydeki bir çiftlikte çalışkan mı çalışkan bir eşek varmış. Eşek doğduğundan beri bu çiftlikte yaşar verilen her işi canla başla yapar, fazladan yaptığı işlere gıkını çıkarmaz, sahibinin gözüne girebilmek için gece gündüz çalışırmış. Hatta sahibine daha çok yaranabilmek için az çalışan eşeklere çifte atar ve avazı çıktığı kadar anırırmış. Gel zaman git zaman bu eşek derin bir kuyuya düşmüş. Tabi sahibinin onu derhal kurtaracağından şüphesi yokmuş.

Zamanın birinde çok uzaklarda Kafdağının ardında bir köy varmış. Bu köydeki bir çiftlikte çalışkan mı çalışkan bir eşek varmış. Eşek doğduğundan beri bu çiftlikte yaşar verilen her işi canla başla yapar, fazladan yaptığı işlere gıkını çıkarmaz, sahibinin gözüne girebilmek için gece gündüz çalışırmış. Hatta sahibine daha çok yaranabilmek için az çalışan eşeklere çifte atar ve avazı çıktığı kadar anırırmış. Gel zaman git zaman bu eşek derin bir kuyuya düşmüş. Tabi sahibinin onu derhal kurtaracağından şüphesi yokmuş. “Eh, ne de olsa sahibim benden vazgeçemez, ben olmasam bu işler nasıl yürür? Bu işler benim sayemde yürüyor” demiş kendi kendine ve başlamış anırmaya.

Bu sesi duyan çiftlik sahibi canhıraş kuyunun başına koşmuş, bir de ne görsün? En çalışkan eşeği kuyunun dibinde melül melül kendisine bakıyor. Hemen kurtarmaya girişmiş, birkaç deneme yapmış ama bakmış ki olmuyor, eşeği çıkaramıyor. Sonra “ya zaten birkaç seneye bu elden ayaktan düşer, zaten bu aralar işler de azaldı, kim doyuracak bunun midesini?” diyerek kuyuyu doldurmaya karar vermiş. Ve başlamış kürekle kuyuya toprak atmaya. Eşek olan bitene inanamamış, “olamaz bu” diye şaşırmış. “Hani en gözde eşek bendim, hani vazgeçilmezdim? Yıllarca bu çiftlikte onca zorluklara katlandım” diye düşünmüş.

Bu arada köylü kürekle kuyuya toprak atmaya devam etmekteymiş. Eşek bir an kendine gelmiş ve atılan toprağı silkeleye silkeleye üzerinden atmış, toprağın üstüne çıkmaya başlamış. Bir süre sonra kuyunun ucundan eşeğin kafası görünmüş. Eşek can havliyle sıçrayıp kuyudan çıkmış ve dörtnala çiftlikten uzaklaşmış.

Çiftlikten iyice uzaklaşıp artık kendini güvende hissedince, bir tümseğe çıkıp çiftliği uzaktan izlemeye, yaşadıklarını düşünmeye başlamış. Daha çocukluğundan itibaren gece gündüz demeden çalıştığı, ömrünü, gençliğini, sağlığını verdiği çiftlik artık geride kalmış. Eşek acı bir deneyimiyle öğrenmiş sahibi için eşek gibi çalışmanın kendine bir fayda sağlamayacağını…

Aslında bu hikâye biz işçilerin hikâyesine ne kadar çok benziyor, değil mi dostlar? Patronlar sınıfı biz işçileri daha çok çalıştırmak için onlarca yöntem denerler, üç kuruş para için gecemizi gündüzümüze katarak çalışmamıza sebep olurlar, işçiler arasına nifak sokabilmek için türlü yöntemlere başvururlar. Biz işçilerle işleri bittiği zamansa üzerine toprak atılan eşek gibi, bir anda bütün emeklerimiz unutulur ve türlü yalanlara, karalamalara, hatta iftiralara maruz kalırız. Eşek gibi çalışıp, eşek gibi patronların yalanlarına kanmamak için, biz işçi ve emekçiler mücadele saflarında birleşmek zorundayız. İşte o zaman insan gibi çalışır, insan gibi yaşar, insanların yaşayacağı bir düzeni hep birlikte kurarız.

1 Eylül 2020

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Maltepe Belediyesinde toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması üzerine başlayan grev, üçüncü gününde devam ediyor. Grevci işçiler Belediye Başkanı Ali Kılıç’ın ikramiyeler hariç yüzde 47 zam yaptığı iddiasına ve grev kırıcıları...
  • Çözülemeyen sorunlar, kibir ve büyüklenme içindeki iktidar sözcülerinin sorunların çözümüne odaklanmak yerine akşam sabah tehditler savurmaları, topluma korku salmaya çalışmaları her geçen gün daha fazla insanda bıkkınlık yaratıyor. İşçiler,...
  • Hükümetin yönlendirmeleri ve sağladığı kolaylıklar sayesinde patronlar, pandemiyi fırsata çevirdiler. Haksızlık karşısında susup boyun eğmeyen ve sendikalaşan işçiler, Kod 29 bildirimiyle, yani ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davrandıkları...
  • 50 gündür direnen Migros Depo işçileri, 23 Şubat Salı günü Anadolu Grup Genel Müdürlüğü önünde bir araya gelerek basın açıklaması gerçekleştirdiler.
  • İstanbul Tabip Odası, asistan hekimlerin zorlu çalışma koşulları ve karşılaştıkları sorunlara ilişkin Cağaloğlu’nda 24 Şubatta bir basın açıklaması düzenledi. Asistan hekimlerin tükendiğine dikkat çekilen açıklamada çalışma ve eğitim koşullarının...
  • Emekçilerin sorunları dağ gibi birikmişken iktidarın bu sorunlar karşısında yaptığı, sorunları yok saymak, inkâr etmektir. İktidar, gündemi olağanüstü temelde oluşturarak gerçek sorunları toplumun gündeminden düşürmeye, üzerine kalın bir örtü...
  • Cezayirli işçi ve emekçiler, Hirak’ın ikinci yıldönümü olan 22 Şubatta demokrasi ve adalet özlemiyle tek yürek oldular, koronavirüs yasaklarına rağmen meydanları doldurdular. İşsizliğe, yoksulluğa, yok sayılmaya, baskılara karşı öfkelerini dile...
  • İstanbul/Maltepe Belediyesi işçileri; DİSK/Genel-İş İstanbul Anadolu Yakası 2 No’lu Şube ile CHP’li belediye yönetimi arasında sürdürülen toplu iş sözleşmesi (TİS) görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması üzerine greve başladı. Belediyenin farklı...
  • Geçim sıkıntısının biz işçilerin üzerine üzerine geldiği bir dönemden geçiyoruz. Gerçi rahat bir nefes aldığımız, gerek kendimizin, gerek ailemizin temel ihtiyaçlarını rahatça karşılayabildiğimiz bir zaman da neredeyse hiç yaşamadık. Şu kısacık...
  • Osmanlı İmparatorluğu döneminde 1903 yılında yapımına başlanan Bağdat Demiryolu projesinde işçiler taleplerini şirket yönetimine iletirler. Demiryolu işçileri taleplerinin karşılanmaması halinde greve çıkacaklarını belirtirler. 1903’ten bu yana 118...
  • Tezgâh başında,/ Kumaş dokur/ Demire can verir/ Hünerli ellerimiz./ Issız çöllerde kum,/ Dağ başında sahipsiz bir gölge değiliz.
  • Bozüyük, Türkiye’nin çeşitli illerinden göç alan, eski ve yeni kuşak işçilerin bir arada yaşadığı bir sanayi havzası. Vitra, Demirdöküm, Bien, Eti, Otosan ve daha pek çok fabrikanın bacası tütüyor burada. Anadolu’nun dört bir yanından özellikle...
  • Servisten indim, eve giderken bir taraftan da marketten alacaklarımı geçiriyordum aklımdan dalgın bir şekilde. Bu sırada arkadan biri “abla” diye seslendi. Döndüm baktım; 11-12 yaşlarında küçük bir kız çocuğu, çıplak ayaklarında eski püskü bir...

UİD-DER Aylık Bülteni