Navigation

Buradasınız

Taşeronlaştırmaya ve Kölelik Bürolarına Karşı Birleşelim!

Mayıs 2013, No:62

İşçilerin haklarını ortadan kaldıran neredeyse her yasa işçilere “müjde” olarak sunuluyor. Hükümet ne zaman müjde verse haklarımızın bir kısmı elden gidiyor.

İşçi kardeşler, kazanılmış haklarımızı elimizden almaya ve bizleri köle gibi çalıştırmaya dönük yasal düzenlemelere devam ediliyor. Şimdi gündemde, taşeronluğu ana çalışma biçimi haline getirecek ve kölelik bürolarını devreye sokacak yeni bir yasa tasarısı var.

Peki, kim yapıyor bu düzenlemeleri? Elbette AKP hükümeti.

Patronlar ne istediklerini söylüyorlar, AKP hükümeti de hiç zaman kaybetmeden yerine getiriyor.

Bugün iktidarda AKP hükümeti var, o işçilerin haklarına saldırıyor. Dün iktidarda CHP ve MHP vardı, onlar işçilerin haklarına saldırıyorlardı.

Fakat hakkını yemeyelim; AKP, diğer patron partilerinden daha yaman, daha örgütlü ve sistematik saldırıyor.

Şu hale bir bakın: İşçilerin haklarını ortadan kaldıran neredeyse her yasa işçilere “müjde” olarak sunuluyor. Bu işçilerle alay etmek değil de nedir?

AKP hükümeti ne zaman müjde verse, haklarımızın bir kısmı elden gidiyor.

Çalışma Bakanlığı, taşeronluk (alt-işverenlik) sistemini yaygınlaştıran ve istihdam bürolarını (kölelik büroları) getiren yasa tasarısını patron örgütlerine ve sendikalara sundu. Çalışma Bakanı Faruk Çelik ve medya, artık taşeron işçilerinin de yıllık izin hakkı olacağını ve kıdem tazminatı alabileceğini söylüyor. Taşeron işçileri korunacakmış!

İnsan, “bu işte bir iş var” demeden edemiyor.

Edemiyor, çünkü yıllık izin ve kıdem tazminatı tüm işçilerin zaten yasal hakları arasındadır. Ama taşeron patronları, işçilerle bir yıldan daha kısa sürelerle sözleşme yaparak yıllık izinlerin üzerine yatıyorlar. Aynı şekilde, işçiler bir yılı dolduramadıkları için kıdem tazminatı da alamıyorlar. Özetle, sözleşme kumpasıyla işçilerin hakları gasp ediliyor.

Peki, getirilmek istenen taşeronluk yasası işçilerin bir seneden kısa sürelerle çalıştırılmasını yasaklıyor mu? Hayır!

O halde “taşeron işçisine koruma” bu yasa tasarısının neresinde?

Koruma yok, tersine hak gaspı var.

Taşeronluk yasa tasarısıyla, kamuda çalışan taşeron işçileri için kıdem tazminatı fonu oluşturulacak; bu fon, aynı zamanda pilot uygulama işlevi görecek ve “tutarsa” tüm işçiler için geçerli hale gelecek.

Buna “müjde” ve “koruma” diyorlar!

AKP hükümeti, patronların arzusu doğrultusunda uzun bir süredir kıdem tazminatını ortadan kaldırmaya çalışıyor. Çünkü patronlar, kârlarını arttırmak için işgücü maliyetlerini azaltmak ve ayrıca işçileri rahatça işten çıkartmak istiyorlar.

Ama gel gör ki AKP, işçilerin tepkisinden korkuyor ve kıdem tazminatını bir gecede ortadan kaldıramıyor. Nitekim bu nedenle, ara bir yol bulmuştu: Kıdem tazminatının bir fona devredilmesi. Aynı diğer fonlar gibi “yürümüyor” denerek bu fon da zamanla ortadan kaldırılacak, işçilerin paralarının üzerine yatılacaktı.

İşçilerin bilincini bulandırmaya dönük bu formül oldukça işlevli görünüyordu. Ancak olmadı.

Çünkü UİD-DER ve sendikalar tepki gösterdiler ve AKP hükümeti geçici de olsa planından geri adım attı. İşte şimdi, taşeron işçilerinin durumu kullanılarak plan hayata geçirilmek istiyor. Yani doğrudan fon oluşturmayı göze alamadı, tırtıklayarak aşama aşama gitmeyi önüne koydu.

Buradan soralım: Madem AKP taşeron işçilerinin kıdem tazminatı almasını istiyor, o halde neden kısa süreli sözleşmeyle işçi çalıştırılmasını yasaklamıyor? Neden işçilere kıdem tazminatı vermeyen patronlara ağır cezalar getirmiyor? İşçilere kıdem tazminatı vermeyen patronların, kalkıp kıdem tazminatının fona devredilmesini savunmalarında bir gariplik yok mu?

Taşeron işçilerini düşündüğünü söyleyen AKP’nin amacı, bu yasayla kıdem tazminatını dolaylı bir şekilde ortadan kaldırmaktır.

Madem AKP taşeron işçilerinin kıdem tazminatı almasını istiyor, o halde neden kısa süreli sözleşmeyle işçi çalıştırılmasını yasaklamıyor? Neden işçilere kıdem tazminatı vermeyen patronlara ağır cezalar getirmiyor? İşçilere kıdem tazminatı vermeyen patronların, kalkıp kıdem tazminatının fona devredilmesini savunmalarında bir gariplik yok mu?

Meselâ, tasarıya göre taşeronlar artık tüm işleri yapabilecekler. Oysa şu anda, teknoloji ve uzmanlık gerektiren işlerin alt-işveren (taşeron) tarafından yapılması yasaktır. İş Kanunu’ndaki bu ibare değiştiriliyor ve taşeronların her türlü işi yapabilmesinin önü açılıyor.

Bu demektir ki, artık ana işverenler işlerin yalnızca bir bölümünü değil tamamını taşeronlara verebilecekler. Bu değişiklikle birlikte ana işverenler, özellikle işçilerin tek bir işyerinde kayıtlı gözükmemesi ve sendikalaşmanın zorlaştırılması için tüm işçileri taşerona böleceklerdir.

Kısa süreli sözleşmeli işçilik demek olan taşeronluğun çalışma hayatında egemen olmasıyla hem kadrolu işçilik hem kıdem tazminatı fiilen ortadan kalkacaktır.

Şimdi bir kere daha soralım: “Müjde” bu mu?

Tasarının bir başka ayağı ise, kölelik bürolarının kurulmasıdır. Özel İstihdam Büroları, iş bulma kurumları gibi işlemeyecek. Bu bürolar işçileri işe alacak ve ihtiyaç duyan patronlar bu işçileri kiralayacaklar!

AKP’nin asıl müjdesi bu olmalı!

Tüm bunlar neden yapılıyor?

Çünkü AKP ve patronlar, ne pahasına olursa olsun ekonominin büyümesini istiyorlar. Ekonominin büyümesi demek, sermayenin de büyümesi demektir. Türkiye egemenleri, büyüyen ekonomi üzerine basarak bölgede ve dünya siyasetinde söz sahibi olmak istiyorlar. Böylece patronlar için pazar ve kârlı yatırım alanlarının önü açılmış olacaktır.

Biz işçiler ekonominin büyümesine karşı değiliz. Fakat şu soruyu sormadan geçemeyiz: Ekonomi kimler için büyüyor? İşçilerin payına ne düşüyor?

İşçilerin alım gücü düşerken, çalışma saatleri uzayıp çalışma temposu hızlanırken, işçilerin sosyal yaşamı ortadan kalkarken, iş kazalarında her ay ortalama 100 işçi ölüp daha fazlası sakat kalırken birilerinin kalkıp “ekonomi herkes için büyüyor” demesi inandırıcı olabilir mi? Ekonomi işçilerin canı, kanı ve gözyaşı sayesinde büyüyor.

Biz işçiler ve toplumun çoğunluğunu oluşturan emekçiler neden bunu kabul edelim? Gerçek şu ki, işçilerin iktidarda olmadığı bir düzende ekonominin büyümesi bizler açısından hiçbir şey ifade etmiyor.

Şimdi yapmamız gereken şu: Tüm bu haksızlıklara, yalana, sömürüye, taşeronluk sistemine ve kölelik bürolarına karşı bir araya gelmek, bilinçlenmek ve mücadele etmek! İşçiler için başka çıkış yolu yoktur!

16 Mayıs 2013

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • MESS ile işçi sendikaları arasında sürecek grup toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin başlamasına kısa bir süre kaldı. Yetkili sendikalar işçilerin ücret ve sosyal haklarına yapılmasını talep ettikleri zam oranlarını açıklamaya başladılar. Gerek...
  • General Motors’un Güney Kore’deki 3 fabrikasında çalışan yaklaşık 8 bin işçi, 9 Eylülde greve çıktı. Kore Metal İşçileri Sendikası (KMWU) üyesi işçiler ücret artışı talebiyle üç günlük bir grev gerçekleştirdiler. Arjantin’de Başta kamu çalışanları...
  • 12 Eylül 1980 askeri faşist darbesinin üzerinden 39 yıl geçti. Ama darbecilerle ve onları işbaşına çağıran sermaye sınıfıyla davamız kapanmadı. İşçi sınıfının mücadele örgütleri 12 Eylül’ü asla unutmamalı ve unutturmamalı. Çünkü Türkiye işçi...
  • Geçtiğimiz günlerde UİD-DER olarak Cargill direnişçilerini ziyarete gittik. Cargill işçileri Tek Gıda-İş sendikasına üye oldukları için haksız yere işten çıkarılmışlardı. O günden sonra mücadeleye başladılar. Şu an ise 500 günü aşkın bir süredir...
  • Güney Afrikalı binlerce kadın giderek artan kadına yönelik şiddeti protesto etmek için 4 Eylülde sokaklara döküldü. Emekçi kadının ezilmişliğini besleyerek büyüten kapitalist sisteme ve temsilcilerine tepki gösteren kadınlar, eylemlerini Dünya...
  • İngiltere’de South Western Demiryolu Şirketine bağlı çalışan işçiler 30 Ağustosta greve çıktı. İşçiler şirketin istasyonlarda ve trenlerde güvenlik işçilerini işten çıkarma planını engellemek için uzun süredir mücadele yürütüyor. Haziran ayında 5...
  • Geçtiğimiz günlerde yeni yönetimini belirleyen Petrol-İş Sendikası, Cargill direnişini 512. gününde (11 Eylül) ziyaret etti. Genel Başkan Süleyman Akyüz ve sendikanın merkez yöneticileri ile Gebze’deki işyerlerinden gelen işçi temsilcilerinin...
  • Ben özel bir hastanede çalışan, sizler gibi alın terimi, emeğimi ortaya koyarak geçinmeye çalışan genç bir işçiyim. Zorluklara, patronlara ve onların sömürü sistemine karşı mücadele veriyorum aynı sizler gibi… Bağlı olduğum, bundan da mutlu ve...
  • Geçtiğimiz günlerde devlete bağlı işletmelerde çalışan binlerce işçiyi yakından ilgilendiren toplu iş sözleşmesi imzalandı. Türk-İş ile Aile ve Çalışma Bakanlığı arasında imzalanan sözleşmede binlerce işçi sefalet ücretine mahkûm edildi. Binlerce...
  • Daha doğar doğmaz salgın hastalıklara karşı aşılanırız. Verem, çocuk felci, boğmaca, kızamık, tetanos gibi olası hastalıklar karşısında önleyici sağlık hizmeti almış oluruz. Böylelikle daha baştan mikroplara ve virüslere karşı direnç geliştiren...
  • EYT Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği taleplerini haykırmak için 8 Eylülde Tandoğan Meydanında toplandı. Çeşitli illerden binlerce işçi ve emekçi bir araya gelerek emeklilik hakları için mücadelede kararlı olduklarını bir kez daha gösterdiler...
  • Günden güne kadına yönelik şiddet artıyor. Her gün birkaç kadının kocası tarafından silahla vurulduğu, bıçaklandığı haberlerini okuyoruz. Okunan haberlerdeki vahşet önce insanları üzüyor sonra öfkesini artırıyor. İnsanlar, sosyal medyada birkaç şey...
  • Enflasyon gibi işsizlik oranları da kasıtlı olarak düşük gösteriliyor. Aslında ekonomik alandaki tüm veriler, toplumun gözünden saklanıyor. Çünkü gerçeğin tam olarak görülmesi istenmiyor. Siyasi iktidar, verilerle oynayarak ve medyayı kullanarak...