Navigation

İşçi Dayanışması Bülteni

(17.03.2010)

Türkiye’de bir milyondan fazla işçi işini kaybetmiş bulunuyor. İşçi kardeşler, bilmeliyiz ki yasalara göre patronlar kendi keyiflerince işçi çıkartamazlar. Yani bunu gerekçeli bir nedene dayandırmak zorundalar. Yasalarda kısmi de olsa belli güvencelerimiz bulunuyor, gerekli hukuki yolları sonuna...

(17.03.2010)

Hepimiz gün geçtikçe uzatılan iş saatlerinden haklı olarak şikâyet ediyoruz. Gece gündüz demeden yoğun bir tempoyla üç kuruş paraya, bitkin düşene kadar çalıştırılıyoruz. Birçoğumuz artık tezgâh başında sabahlıyor. İş saatleri uzadıkça bırakalım insan gibi yaşamayı, eş ve çocuklarımızı, komşu ve...

(17.03.2010)

8 Mart vesilesiyle sizlere seslenmek ve kadınların ortak sorunlarını paylaşmak istiyorum. Ben metal sektöründe çalışan bir işçi kadınım. Yıllardır da fabrikalarda işçilik yapıyorum. Aynı zamanda bir anneyim. Dolayısıyla sorumluluklarım ve iş yüküm biraz daha ağır.

(17.03.2010)

İşçilerin haklarını savunması gereken bir sendika başkanı ile sermayenin çıkarlarını güden hükümetin başı işçilerin siyaset yapmaması konusunda hemfikirler. Onlara göre işçiler siyaset yapmamalılar! Peki kardeşler, siyaset nedir ve işçilerin siyaset yapması gerçekten kötü müdür? Siyaset yapmak...

(16.02.2010)

Tekel işçilerinin Aralık ayının ortasından bu yana özlük hakları için sürdürdükleri mücadele, şimdiden hükümete geri adım attırmış bulunuyor.

(16.02.2010)

Patronlar sınıfının işçilerin haklarına dönük saldırıları özellikle kriz dönemlerinde artıyor. Zaten var olan haklar yetersizken kriz bahane edilerek bu kırıntılar da işçi sınıfının elinden alınıyor.

(16.02.2010)

Tekel işçilerinin kararlı bir şekilde yürüttüğü mücadele, dayanışma grevlerini uzun yıllar sonra yeniden gündeme getirdi.

(16.02.2010)

Bugün milyonlarca işçi sigortasız, sendikasız, iş güvencesiz, düşük ücretle, açlık ve yoksulluk koşullarında çalıştırılıyor. Patronlar işçi sınıfının büyük mücadelelerle kazandığı haklara azgınca saldırıyor.

(16.02.2010)

Upton Sinclair’in yazdığı Sanayi Kralı adlı roman, otomobili icat eden Henry Ford’un bir büyük patron olarak sivrilmesinin hikâyesini anlatırken, sermaye düzenin yol açtığı her krizde işçilerin nasıl mağdur edildiklerini, milliyetçiliğin nasıl kışkırtıldığını, sendikal örgütlülüğün önüne nasıl...

(17.01.2010)

Gözünü kâr hırsı bürüyen patronlar sınıfının ve onların temsilcisi olan hükümetin saldırıları 2010 yılında da hız kesmeden sürecek.

(17.01.2010)

Kapitalist ekonomik krizin tırmanışa geçmesiyle on milyonlarca insanın açlığa, yoksulluğa ve işsizliğe sürüklendiği 2009 yılını geride bıraktık.

(17.01.2010)

Zonguldak maden işçilerinin 1990’da yürüttüğü grev, bugün Tekel işçilerinin verdikleri mücadeleye birçok yönden benziyor. Tekel fabrikaları kapatılarak özelleştirildi ve işçilerin payına güvencesiz ve daha düşük ücretlerle çalışmak düştü. Aynı şekilde Zonguldak madenleri de özelleştirilip...

(17.01.2010)

Patronların kâr hırsından dolayı iş kazalarında hayatlarını kaybeden işçi kardeşlerimizin hesabını sormak için ne yapmalıyız?

(18.12.2009)

Yeni bir yıla giriyoruz. 2010 yılında asgari ücrete ne kadar zam yapılacağı yakında belirlenecek. Patronlar ve hükümet asgari ücrete geçen yıl olduğu gibi bu yıl da bir simit almaya yetmeyecek bir zam yapma peşinde. Eğer sesimizi yükseltip bir karşı duruş sergileyemezsek, bu sefalet ücretiyle...

(18.12.2009)

Tersanelerde, fabrikalarda ve madenlerde iş kazaları ve ölümler durmak bilmiyor. 2009 yılı içinde iş kazalarında ölen işçilerin sayısı 1000’e yaklaşmış bulunuyor. Yeterli güvenlik önlemleri alınmadığı için her gün yüzlerce iş kazası meydana geliyor.

(18.12.2009)

Gözbağı, işçi edebiyatının başarılı örneklerinden biridir. Erol Toy’un kaleme aldığı roman, emeğimizle var ettiğimiz dünyayı görmemizi engelleyen gözbağımızı nasıl söküp atacağımızı anlatıyor.

(16.11.2009)

Sermaye sınıfının sözcüleri krizin bittiğini ve toparlanma yaşandığını söyleyerek iyimserlik havası yayıyorlar. Böylelikle emekçilerin, kapitalist sömürü düzeninden umudunu kesmesinin önüne geçmeye çalışıyorlar. Ama öte taraftan da asıl gerçekliği itiraf etmek zorunda kalıyorlar. Sermayenin...

(16.11.2009)

Fabrikalarda ve işyerlerinde iş güvenliği tedbirleri alınmadığı için, her yıl binlerce işçi meslek hastalığına yakalanıyor. Pek çok işçi kardeşimiz ise meslek hastalığından dolayı erkenden göçüp gidiyor dünyadan. Çok sayıda işkolu kanser gibi amansız meslek hastalıklarına yol açıyor. Meslek...

Sayfalar

Sınıfın Penceresinden

  • Patronlar sınıfı, toplumun küçük bir azınlığını oluşturmasına rağmen, üretilen toplam zenginliğin büyük çoğunluğuna el koyar ve bu şekilde geçmişin kralları, sultanları, firavunları gibi saltanat sürerler. Neden? Çünkü kapitalist dünyada üretim araçlarının sahibi patronlar sınıfıdır. Bankalar, şirketler, fabrikalar, makineler, madenler onlarındır! İnşaatlar, barajlar, petrol kuyuları, santraller, toprak ve daha nicesi de patronlar sınıfının mülküdür!
  • Geçtiğimiz günlerde bir İşçi Dayanışması okurumuz, gönderdiği mektubunda işyerinde gerçekleşen bir sohbeti paylaşıyordu. Sohbet sırasında kimi işçiler “ülke lideri güçlü olmalı, dünyaya posta koymasını bilmeli” diyorlar. Okurumuz da haklı olarak arkadaşlarına soruyor: “Ne güzel, ülke liderinin nasıl olması gerektiği hakkında fikrimiz var. Peki, işçi dediğin nasıl olmalı?” Bu soruyla karşılaşan işçiler şaşırıyorlar. Öyle ya işçi dediğin sıradan bir insandır, ülkeyi falan da yönetmiyordur. İşçi işçidir işte, ekmeğinin peşindedir; çalışır ve ailesini geçindirir.
  • İnsan için yaşamın bir mücadele olduğu, insanın doğumdan ölüme kadar ayakta kalma mücadelesi verdiği söylenir. Bu doğrudur ancak yaşadığımız toplum farklı çıkarlara sahip insan gruplarına yani farklı sınıflara bölünmüştür. Bu yüzden sermaye sahibi bir kapitalist ile işgücünü ücret karşılığında satarak geçinen bir işçinin mücadelesi farklıdır.
  • İnsanlığın ortak değerleri ve bu değerleri ifade eden kavramlar vardır. Meselâ dayanışma, paylaşım, yardımseverlik, ahlâklı ve vicdanlı olma, dürüstlük, eşitlik, özgürlük, barış ve kardeşlik gibi kavramlar olumlu toplumsal değerleri ifade eder. Lakin kapitalist sömürü sisteminde insanlığın olumlu değerleri itibar görmez. Çünkü sömürü sistemi rekabet üzerine kurulmuştur.
  • Amerika’da görülen Reza Zarrab davasında “sırlar” ortalığa saçılıyor. Verilen rüşvetlerin küsurat kısmı bile, bir işçinin yemeden içmeden yüzlerce yıl çalışsa kazanamayacağı paralara tekabül ediyor. Bu çarkı kuranlar bankaları, bakanlıkları ve ülkeyi yönetenler! Kirli çamaşırlar ortalığa saçılınca ve “bu değirmenin suyu nereden geliyor?” soruları sorulunca, egemenler saldırganlaşıyor. Yolsuzlukları sorgulayanlar vatan haini ilan ediliyor. “Bu dava Türkiye’nin önünü kesmek için tezgâhlanan bir oyundur” diyerek işçi ve emekçileri kandırmaya çalışıyorlar. Durmadan “başka Türkiye yok, aynı gemideyiz, birleşelim, ülkemizi savunalım” diyorlar.
  • Bütün canlılar içinde gelişkin bilinç taşıyan tek canlıdır insan. Bunun anlamı çok büyüktür. Bir ceviz ağacı, bir aslan, bir balık ya da bir tarla faresi… Bu canlılar doğa koşullarında çok büyük bir değişim olmadıktan sonra atalarının yaşadığından farklı yaşamazlar. Farklı nesiller binyıllar boyu aynı şekilde yaşar gider. Oysa insanlar atalarının yaptıklarının, ürettiklerinin, düşündüklerinin üstüne bir şeyler ekleyerek yaşarlar. Bilinçleriyle yaşama ve doğaya müdahale ederler. Yani insanlar kendilerine geçmişten aktarılan deneyimlerden öğrenirler, yaşamlarını ona göre şekillendirirler ve bu deneyimleri geliştirerek diğer kuşaklara aktarırlar.
  • İnsanlar sıkça şu öğüdü dile getirirler: Aslını, neslini, kim olduğunu unutma! Denmek istenir ki, geçmişine ve yaşadığın topluma yabancılaşma, nereden gelip nereye gittiğini unutma, inkârcı olma! Peki biz kimiz, nereden gelip nereye gidiyoruz, unutmamamız, yabancı olmamamız gereken asıl şey ne?
  • Her geçen gün dünyamıza ilişkin yeni felaket senaryoları ortaya atılıyor. Kimi yazarlar uygarlığın ve özellikle de Batı uygarlığının çökeceğini söylüyorlar. Kimi ünlü bilim insanları dünyayı terk etmemiz gerektiğini açıklıyorlar. Peki neden? Ne oldu da bu tür felaket senaryoları ortalığı kapladı? Çünkü paranın egemenliğine dayanan kapitalist sistem tıkanmış durumda ve daha fazla yol alacak güçte değil.
  • Tarihi bir eser önünde durduğunda insan, ister istemez geçmişe dalar gider. Geçmiş kuşakların yaşayışlarını, kültürünü, geçmişin bugünden farkını anlamaya çalışır. Bu eserler, geçmiş toplumların hayat kavgalarının, günlük yaşayışlarının, kültür veya sanat düzeylerinin izlerini taşır. Aslında tarihi eserler, bir bakıma geçmişten günümüze tarihsel aktarma kayışıdırlar.
  • Dünyanın tüm siyasi liderleri kendi ülkelerini büyüteceklerini vaat ediyorlar. Trump ABD’yi, Putin Rusya’yı, Nieto Meksika’yı, Ruhani İran’ı, Le Pen Fransa’yı büyütmekten bahsediyor. Ve elbette Erdoğan da Türkiye’yi… Bu liste böyle uzayıp gidiyor. Sanki ağız birliği etmişçesine hepsi aynı sözleri söylüyor. Elbette tüm bu liderler bir modayı benimsedikleri için söylemiyorlar bu sözleri.

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Ekonomik kriz ve onun yarattığı işsizlik başta olmak üzere kapitalizmin türlü sonuçları emekçilerin yaşamını cehenneme çevirmeye devam ediyor. Gün geçtikçe artan sayıda insan, intihar ederek yaşamına son veriyor. Çeşitli kentlerden art arda intihar...
  • Bizler bir kamu hastanesinde çalışan sağlık işçileri olarak yazıyoruz bu mektubu. Yakın zaman önce UİD-DER çatısı altında İstanbul’un çeşitli hastanelerinden sağlık işçileri olarak bir araya geldik. O güne dair fikirlerimizi, duygularımızı sizlerle...
  • Bursa Kestel’de bulunan Bodo Bode-Doğrusan Otomotiv fabrikasında çalışan işçiler sendikalaştıkları için işten atıldı. Türk-Alman ortaklığıyla kurulan fabrikada işçilerin sendikaya üye olduğu bilgisini alan patron, saldırıya geçti ve işten atmalara...
  • 16 yaşında, gençliğe yeni adım atmış bir kızdım. 1993 yılının Haziran ayının son günü hayatımın geride kalanı, 1 dakika içinde değişmişti. Okula gitmek için bindiğim otobüsten indiğimde arkadan gelen vidanjör bana çarpıp altına almıştı. O çarpmanın...
  • Kardeşler yaşadığımız düzende gün geçtikçe sorunlarımız artıyor. Ekonomik kriz, işsizlik, sürekli artan vergiler, zamlar, sefalet ücretlerine mahkûm edilmemiz, çocuklarımızın eğitim sorunları ve buna ekleyebileceğimiz onlarca sorun. Bu sıkıntılar...
  • İnsanın çocukluk ve gençlik dönemi gelecekle ilgili hayaller ve hedeflerle doludur. Mesela birçoğumuza küçük yaşlarda gelecekteki hayali sorulduğunda; topluma, çevremize faydalı olmak, sevdiğimiz ve mutlu olabileceğimiz bir meslek ile ilgilenmek...
  • İşçi sınıfının mücadele tarihini anlatan romanlar, filmler vardır. Kadınıyla, erkeğiyle işçi sınıfının ağır çalışma ve yaşam koşullarına karşı nasıl bir kavga verdiğini anlatırlar. Bu romanlarda, filmlerde işçiler bir çırpıda mücadeleye atılmaz....
  • İzmir’de Gaziemir Ege Serbest Bölgesi’nde F-35 savaş uçaklarının motor parçalarının üretimini yapan Pratt&Whitney Uçak ve Motor Sanayi A.Ş. fabrikasında sendikalaşmak isteyen işçiler, patronun işten atma saldırısına maruz kaldı. Kale grubuna ait...
  • Merhabalar, ben Gebze OSB’de çalışan bir işçiyim. Mahalleden beş kişilik bir arkadaş grubumuz var. Genelde de buluşma noktamız kahvehane oluyor. Kimi zaman okey kimi zaman batak oynuyor, işin stresinden, çoluğun çocuğun derdinden biraz uzaklaşıyoruz...
  • Nazlı: 4,5 yaşında bir kızım var. Kızımın ihtiyaçlarını karşılamak için çalışmak zorundayım. Fakat ne kadar çalışırsam çalışayım kızıma iyi bir gelecek sunma imkânım yok. Çünkü biliyorum ki hiçbir çocuğa gelecek vaat etmeyen bu düzende benim...
  • DİSK’in 16. Olağan Genel Kurulu İstanbul Haliç Kongre Merkezinde toplandı. “2020’lerin DİSK’i, Emeğin Türkiye’si” sloganıyla düzenlenen genel kurulun açılışı, DİSK Korosunun işçi marşları ve türküleriyle başladı. Ardından DİSK tarihinin anlatıldığı...
  • DİSK, 16. Olağan Genel Kurulundan bir gün önce, 13 Şubatta 53. kuruluş yıldönümünü İstanbul Haliç Kongre Merkezinde kutladı. Genel kurul öncesinde gerçekleştirilen etkinlik kapsamında Uluslararası Sendikal Konferans düzenlendi. Konferansta 5 kıtadan...
  • Geçtiğimiz yılın Ekim ayında Lübnanlı işçi ve emekçiler sokağa dökülmüş, yeni vergileri protesto etmeye başlamıştı. Protestolar kısa zamanda büyüyerek, ülke genelinde bir kitle hareketlenmesine yol açtı. Ülke genelinde onlarca şehrin meydanlarına...