Navigation

Buradasınız

Eğitim Sistemi ve Çocuklarımız

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 126
İşçi aileleri için hiç değişmeyen sıkıntılardan biridir çocuklarının eğitim sorunu. Özellikle işçi aileleri için diyoruz çünkü patronlar ya da gelir düzeyi yüksek yöneticiler için çocuklarını gönderebilecekleri, kaliteli eğitim veren özel okullar olduğu sürece, eğitim sorunu diye bir sorun yoktur. İlkokuldan üniversiteye kadar bütün özel okulların kapısını başarıdan önce para açıyor! Ama işçi aileleri için öyle mi? Emekçi çocuklarının çok büyük bir kısmı devlet okullarına gidiyor. “Parasız eğitim” verildiği söylenen devlet okullarında da eğitimin hiç de parasız olmadığı herkesin malumu.

İşçi aileleri için hiç değişmeyen sıkıntılardan biridir çocuklarının eğitim sorunu. Özellikle işçi aileleri için diyoruz çünkü patronlar ya da gelir düzeyi yüksek yöneticiler için çocuklarını gönderebilecekleri, kaliteli eğitim veren özel okullar olduğu sürece, eğitim sorunu diye bir sorun yoktur. İlkokuldan üniversiteye kadar bütün özel okulların kapısını başarıdan önce para açıyor! Ama işçi aileleri için öyle mi? Emekçi çocuklarının çok büyük bir kısmı devlet okullarına gidiyor. “Parasız eğitim” verildiği söylenen devlet okullarında da eğitimin hiç de parasız olmadığı herkesin malumu.

Servis ve yemek parası, kırtasiye parası gibi masraflar bir yana çocuklarının iyi bir eğitim almasını isteyen aileler devlet okullarında açılacak özel sınıflara çocuklarını kaydettirebilmek için 1000 liradan başlayan ek ödemeler yapıyorlar. Öğretmenler aynı, müfredat aynı ama sözde özel sınıf! Madem bu özel sınıflarda daha iyi eğitim verilebiliyor neden bütün sınıflar bu “özel”likten yararlanamıyorlar acaba? Ama iş bununla da bitmiyor. Lise ve üniversite için sınavlara giriyor çocuklarımız. Bu sınavlarda başarılı olabilmek için de Veli Efendi Hipodromundaki atlar gibi koşturuyoruz onları. O kadar ki okullar açıldığı günden itibaren adeta hapislik hayatı başlıyor. Ödevler, etütler, testler derken bir hikâye kitabının kapağını dahi açmayan çocuklarımız düşünmeyen, sorgulamayan, yaşamdan kopuk, asosyal, rekabetçi birer bireye dönüşüyor. Geleceğe hazırladığımızı zannettiğimiz çocuklarımızı farkında bile olmadan kendilerini bekleyen gelecekten habersiz, savunmasız ve korumasız bırakıyoruz.

Emekçi kadın kardeşlerimiz; çocuklarınız için en iyisini istediğinizi, hatta bütün zamanınızı bunun için harcadığınızı biliyoruz. Ancak işçi sınıfına daha fazla yoksulluk, kötü çalışma koşulları ve işsizlik dışında bir şey sunamayan kapitalist sistemde sadece “iyi bir eğitim” almasını sağlayarak çocuklarımıza iyi bir gelecek sunamayız.

Eğitim sistemi 16 yılda adeta yap-boz tahtası gibi oynanarak iyice bozuldu. Hem sınav sistemi hem de müfredat defalarca değiştirildi. Eğitim her geçen yıl daha da niteliksiz hale getirildi. Bu yıl ise liselere geçiş sınavı sisteminin beşinci kez değiştirilmesiyle aileler de, çocuklar da bir kez daha mağdur edildiler. Cumhurbaşkanının “ben TEOG olayını istemiyorum” demesinin ardından iki gün içinde kaldırıldı TEOG. Yerine nasıl bir sistem getirildiği doğru düzgün anlatılmadı bile. Bu nedenle sınava 1 milyon çocuk girdi, pek çok öğrenci sınavdan ağlayarak çıktı. Oysa sınavla öğrenci alacak okulların kontenjanı 127 bin olarak belirlenmişti. Geri kalan yaklaşık 900 bin öğrenci ise adrese dayalı yerleştirmeye göre tercih yaptı. Ancak tercih sistemindeki tutarsızlıklar yüzünden 91 bin öğrenci hiçbir okula yerleşemedi. Ek kontenjanla da yerleşemeyen öğrencilerin özel okula gitmek dışında bir şansı kalmayacak. Ancak bir işçi ailesinin çocuğunu nitelikli bir özel okula vermesi mümkün değil. Eğitim kalitesi olarak patron çocuklarının gittiği okulların yanından dahi geçemeyen bu okullarda, çocuklarını okutabilen sınırlı sayıda emekçi ise ancak bin bir fedakârlıkla bunu yapabiliyor. Fazla mesailerle, ek iş yaparak, canını dişine takarak karşılanıyor masraflar.

Çocuklarımızın okul başarısını sağlamak kadar onları gelecekte neyin beklediğini, onların da tıpkı bizler gibi birer işçi olacağını anlatmak ve onları gerçek anlamda geleceğe hazırlamak gibi bir sorumluluğumuz da var. İçinde yaşadığı düzenin ve yarattığı sorunların farkında olan, hakkını bilen, rekabetin yerine dayanışmanın gerekliliğine inanan, kısacası bilinçli ve mücadeleci birer işçi olabilirse çocuklarımız işte o zaman onları geleceğe hazırlayabilmişiz demektir.

Diyelim ki güç bela iyi olduğunu düşündüğümüz bir lisede okuttuk çocuğumuzu. Ardından üniversite telaşı başlıyor. Sadece lisede aldığı eğitimle iyi bir üniversite kazanabilmesi çoğunlukla mümkün olmadığı için bu sefer de özel kurslara para yetiştirmeye çalışıyoruz. 12 yıllık bir maratonun ardından üniversiteye girmeyi başaran gençlerin çok büyük bir kısmı okuduğu 2 ya da 4 yılın ardından nihayet uğrunda onca ter döktüğü geleceğiyle yüzleşiyor. 14-16 yılın ardından gelen işsizlik ya da düşük ücret gerçeğiyle yani! Bugün en fazla işsizliğin üniversite mezunları arasında olduğunu hatırlatalım.

Çocuklarının eğitimi anne ve babaların ortak sorunu olsa da emekçi kadınların daha fazla sorumluluk aldığı da bir gerçek. Öyle ki pek çok emekçi kadın çocuğuyla birlikte bir kez daha okul okuduğunu ifade ediyor. O halde sözümüz öncelikle emekçi kadınlara olsun. Emekçi kadın kardeşlerimiz; çocuklarınız için en iyisini istediğinizi, hatta bütün zamanınızı bunun için harcadığınızı biliyoruz. Ancak işçi sınıfına daha fazla yoksulluk, kötü çalışma koşulları ve işsizlik dışında bir şey sunamayan kapitalist sistemde sadece “iyi bir eğitim” almasını sağlayarak çocuklarımıza iyi bir gelecek sunamayız. Çocuklarımızın okul başarısını sağlamak kadar onları gelecekte neyin beklediğini, onların da tıpkı bizler gibi birer işçi olacağını anlatmak ve onları gerçek anlamda geleceğe hazırlamak gibi bir sorumluluğumuz da var. İçinde yaşadığı düzenin ve yarattığı sorunların farkında olan, hakkını bilen, rekabetin yerine dayanışmanın gerekliliğine inanan, kısacası bilinçli ve mücadeleci birer işçi olabilirse çocuklarımız işte o zaman onları geleceğe hazırlayabilmişiz demektir.

23 Eylül 2018

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • TÜİK Haziran 2019 işsizlik rakamlarına göre Haziran ayı itibariyle işsizlik yüzde 13’e yükselirken, işsizlerin sayısı 4 milyon 233 bine çıktı. Gerçekte işsizlerin sayısı çok daha fazladır. Çünkü TÜİK, işsiz kalıp da bir ay içinde iş başvurusu...
  • Merhaba arkadaşlar, çalıştığım fabrikada her ay mutlaka maaşta kesinti oluyor. Bazı işçi arkadaşlarımız insan kaynaklarına maaşların neden kesildiğini sorduklarında şu cevabı alıyor: “Geç gelmişsindir ya da işe gelmediğin olmuştur, ondan dolayı...
  • Fransa’nın başkenti Paris’te işçiler emeklilik hakkına yönelik saldırıları grevlerle protesto ediyor. Genel İşçi Konfederasyonu (CGT) üyesi taşıma işçileri, “reform” adı altında emeklilik hakkının tırpanlanmasına karşı 13 Eylülde grev gerçekleştirdi...
  • DERİTEKS, 14 Eylülde VIP Tekstil önünde işten atmaları, artan baskıları protesto etmek için bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasına TÜMTİS, Petrol-İş, Koop-İş, Türk Metal, Tekgıda-İş, Basın-İş sendikalarının temsilci ve yöneticilerinin yanı...
  • Her gün aydınlanan güne uyanıp, günlük hayat koşturmamıza başlıyoruz. İşe, okula giderken bir kısmımız yolu haber okuyarak, bir kısmımız da sosyal medyaya bakarak geçiriyor. Peki, hangi sabah bu haberlere ve gelişmelere bakarken bir cinayet veya...
  • Merhaba dostlar, işçi ve emekçiler olarak hayatımızın her alanında kapitalist sistemin bize dayattığı ağır şartları yaşıyoruz. Bu sistem bizi hayatın her alanında eziyor. Yıllarca okuyup aylarca işsiz kalan ve henüz yeni iş bulabilmiş genç bir...
  • MESS ile işçi sendikaları arasında sürecek grup toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin başlamasına kısa bir süre kaldı. Yetkili sendikalar işçilerin ücret ve sosyal haklarına yapılmasını talep ettikleri zam oranlarını açıklamaya başladılar. Gerek...
  • General Motors’un Güney Kore’deki 3 fabrikasında çalışan yaklaşık 8 bin işçi, 9 Eylülde greve çıktı. Kore Metal İşçileri Sendikası (KMWU) üyesi işçiler ücret artışı talebiyle üç günlük bir grev gerçekleştirdiler. Arjantin’de Başta kamu çalışanları...
  • 12 Eylül 1980 askeri faşist darbesinin üzerinden 39 yıl geçti. Ama darbecilerle ve onları işbaşına çağıran sermaye sınıfıyla davamız kapanmadı. İşçi sınıfının mücadele örgütleri 12 Eylül’ü asla unutmamalı ve unutturmamalı. Çünkü Türkiye işçi...
  • Geçtiğimiz günlerde UİD-DER olarak Cargill direnişçilerini ziyarete gittik. Cargill işçileri Tek Gıda-İş sendikasına üye oldukları için haksız yere işten çıkarılmışlardı. O günden sonra mücadeleye başladılar. Şu an ise 500 günü aşkın bir süredir...
  • Güney Afrikalı binlerce kadın giderek artan kadına yönelik şiddeti protesto etmek için 4 Eylülde sokaklara döküldü. Emekçi kadının ezilmişliğini besleyerek büyüten kapitalist sisteme ve temsilcilerine tepki gösteren kadınlar, eylemlerini Dünya...
  • İngiltere’de South Western Demiryolu Şirketine bağlı çalışan işçiler 30 Ağustosta greve çıktı. İşçiler şirketin istasyonlarda ve trenlerde güvenlik işçilerini işten çıkarma planını engellemek için uzun süredir mücadele yürütüyor. Haziran ayında 5...
  • Geçtiğimiz günlerde yeni yönetimini belirleyen Petrol-İş Sendikası, Cargill direnişini 512. gününde (11 Eylül) ziyaret etti. Genel Başkan Süleyman Akyüz ve sendikanın merkez yöneticileri ile Gebze’deki işyerlerinden gelen işçi temsilcilerinin...