Navigation

Buradasınız

İngiltere’de Madenci Eşlerinin Kararlı Mücadelesi

İşçi Dayanışması Bülteni, No:125

İşçi sınıfının mücadelesi, kadınıyla erkeğiyle birlik ve dayanışma ile büyür ancak. Bir fabrikada direnişe ya da greve katılan işçilere en büyük destek kendi evlerinden gelir. Evinde eşinin, ailesinin desteğini alan işçi daha kararlı atılır hak arama mücadelesine. İngiltere’de de maden ocaklarının kapatılmaması için mücadele eden maden işçilerinin eşleri, büyük rol oynadılar ve bu mücadelenin kararlı birer savunucusu oldular.

İngiliz hükümeti, 1984’te Ulusal Kömür İşletmesinde yer alan 20 maden ocağının kapatılacağını ve 20 bin işçinin işten çıkarılacağını duyurmuştu. Bunun üzerine Mart ayında yaklaşık 120 bin maden işçisi greve çıktı ve grev tam bir yıl sürdü. İşçilerin amacı çalıştıkları maden ocaklarının kapatılmasını, ekmeklerinin ellerinden alınmasını engellemekti. Bu grev dalga dalga yayılmaya başladı. Madenci eşlerinin desteği ve dayanışması sayesinde büyüyen grev, İngiltere’de ve Avrupa’nın birçok ülkesinde büyük etki yarattı.

Grevin daha ilk ayında, çeşitli maden bölgelerinde yüzlerce kadın grubu kuruldu. Bu grupların ilk faaliyetleri para toplamak ve grev süresince beslenme ihtiyaçlarını gidermek için ortak mutfak kurmaktı. Mayısta ise on bin kadın bir yürüyüş düzenledi. Yürüyüşten sonra kadınlar para toplamakla ve mutfak işlerini yapmakla yetinmediler. İlk başta amaçları sadece kocalarına destek olmak ve aile içindeki düzenin devamını sağlayabilmekti. Ancak mücadele, madenci eşlerini yeni bir hayata hazırlıyordu. Artık kendine güvenen kadınlar evlerinden çıkmaya, ocakların başında grev gözcülüğü yapmaya başlamışlardı. Oluşturdukları gruplarla ülkeyi baştanbaşa dolaşıyor, kocalarına, grevcilere destek yaratmaya çalışıyorlardı. Avrupa’nın birçok ülkesinde katıldıkları toplantılarda, grevi ve kendi eylemlerini işçilere, sendikalara ve sosyalistlere anlatıyorlardı. Ayrıca «Kadınlar Ocakların Kapatılmasına Karşı» ismiyle ulusal çapta bir dayanışma birliği yarattılar. Grev boyunca sendikadan özerk olan bu yapı, çeşitli bölgelerde eşgüdümlü eylemler yaptı.

Bu süreç madenci eşi olan kadınlara yeni ufuklar açmış, onları politik olarak da geliştirmişti. Sadece çocuk bakımı ve ev işlerinden ibaret bir hayatı geride bırakmışlardı. Ancak mücadele ile özgürleşebileceklerini öğrenmişlerdi. Grevden önce küçük maden köylerinde kapalı bir yaşam süren, çalışabilecekleri bir alan olmayan bu kadınlar, grevle birlikte artık evlerinden hatta ülkelerinden uzaklara gidiyor, toplantılara katılıyor, eylemler yapıyorlardı. Grevin haklılığını duyurmak için erkeklerle birlikte grev meydanlarında, gösteri ve yürüyüşlerde en ön safta yerlerini alıyorlardı. Kadınlar değişiyor ve örgütleniyordu, mücadelede öne geçiyordu. Grevin bir yıl boyunca sürdürülebilmesi onlar sayesinde mümkün olmuştu. Madenci eşlerinin bu gözü pekliği, sendika yönetimine, parlamentoya ve polise karşı dik duruşları egemenlere korku salıyordu.

O dönemde adı öne çıkan bir başka kadın, ülkenin ilk kadın başbakanı olan Margaret Thatcher idi. 1979- 1990 arasında dünyada etkili olan bir burjuva politikacısıydı Thatcher. İşçi sınıfının haklarına dönük yoğun bir saldırıya girişmişti. Thatcher, işçi düşmanı politikalarıyla tanınıyordu. 1970 seçimlerinden sonra Eğitim ve Bilim Bakanı olduğunda 7-11 yaş arasındaki çocuklara ücretsiz dağıtılan sütü kesmesi nedeniyle işçiler arasında “süt hırsızı” olarak anılıyordu. İşçi sınıfının kadını ile egemen sınıfın kadını arasında hiçbir ortak nokta olamaz. İngiltere’deki madenci eşleri, eşlerinin ve çocuklarının karnını doyurmak için mücadele ederken, Thatcher sermaye sınıfının daha da zenginleşmesine hizmet ediyordu. Maden ocaklarını kapatarak işçileri açlığa terk ediyordu. Buna karşı çıkan işçilerin grevini kırmak için elinden geleni yapıyordu.

Bizler sömürüye karşı mücadele veriyoruz. Thatcher bir kadındı ama sömürücü egemenlerin safındaydı. Biz güçsüz onlar güçlüyse, bilelim ki bu bizim birlik olmayışımızdan kaynaklıdır. Hiç tanımadığımız bir işçi, dünyanın bir ucunda mücadele ediyorsa onunla dayanışma duygusu içinde olmalıyız. Yanı başımızda bize elini uzatan, birlik ve dayanışma içinde hareket etmeye çağıran işçi dostlarımızın ellerini sımsıkı kavramalıyız. Sermaye sınıfının kadınlarının yalanlarına kanmamalıyız. Bizler işçi sınıfının kadınlarıyız. Haklarımız için mücadeleyi en önde göğüsleyen, dayanışma duygusunu en yoğun hissedenleriz. İngiltere’deki madenci eşleri evlerinden çıktılar. Önce sadece eşlerine destek oldular ama zamanla sınıf bilinci kazandılar, değiştiler ve grev bittikten sonra da kabuklarına çekilmediler. Birlik ve dayanışma yolunda yürümeye devam ettiler.

23 Ağustos 2018

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg, Microsoft’un sahibi Bill Gates, dünyanın en iyi yatırımcısı olarak tanınan Warren Buffet ve diğer sayılı zenginler… Dünyanın en zenginlerinden olan bu isimler zenginliklerinin yanı sıra “hayırseverlikleriyle” de...
  • Koronavirüs salgını nedeniyle korku büyüyor çünkü insanlar egemenler tarafından bilinçli olarak korkutuluyor. İnsanların karşısına düşman diye bir grip virüsü çıkartılıyor, tehdit algısı sürekli büyütülerek körükleniyor ve bu da insanları fazlasıyla...
  • Dünyanın ana gündemi haline gelen koronavirüs adeta bütün kötülüklerin anası gibi gösteriliyor ve insanlarda korku, panik, endişe yaratılıyor. Neredeyse bütün ülkelerin yönetimleri bu virüse özel bir anlam yüklüyorlar ve tüm sorunların üstünü...
  • Merhaba arkadaşlar, ben devlet hastanesinde çalışan taşeron sağlık işçisiyim. Pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de çoğu işyeri üretimi durdurarak işçileri evlerine yolladı, kimi yerlerde evden çalışma adı altında esnek çalışma sistemi getirildi...
  • Yaklaşık iki yıldır İşçi Dayanışması gazetesini alıyordum. Ama sadece “alıyordum”. Gazete, odamda bir köşede durmaya devam ediyordu. Ama arkadaşım inatla bana gazete ulaştırmaya devam etti. Her defasında “bana getirmek yerine başka birine versen...
  • Savaşlar, çıkarlar, iktidar, rekabet… Hangimiz bu kelimelerden haberdar doğdu? Peki ya hangimiz bu kelimeleri isteyerek öğrendi? Hiçbirimiz. Öyle değil mi? İnsan canının, Türk lirasından bile değersiz olduğu şu dönemde ne yazıktır ki çıkarlar için...
  • Geçtiğimiz günlerde kısa bir video düştü internet âlemine… Sosyal medyada paylaşım rekorları kıran videoda tır şoförü Malik Yılmaz, “Evde Kal Türkiye” çağrısına cevap veriyor ve “Beni bu virüs öldürmez, düzeniniz öldürür” diyordu. Koronavirüs...
  • İşte, okulda, toplu taşımada, mahallede, markette, meydanlarda, sokaklarda… Yaşamın her alanında Covid-19 ile ilgili önlem alınması gerektiği medya üzerinden zihinlerimize enjekte ediliyor. Sık sık ellerini yıka, kolonya kullan, maske kullan, sağa-...
  • Geçtiğimiz günlerde Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) “Genç İstihdamında Küresel Trendler 2020” adlı bir rapor yayımladı. Rapora göre ne eğitimde ne de istihdamda yer alan gençlerin sayısı her geçen yıl artıyor. Bu şekilde sınıflandırılan gençlerin...
  • Koronavirüs fabrikayı ikiye böldü. Yakalanan ve yakalanmayanlar şeklinde değil elbette. Salgında “korunması öncelikli olanlar” ile “canı patlıcan sayılanlar” şeklinde. Hemen her sabah vardiyasında işçilerin başına çöreklenen patron, müdür ve...
  • Şu günlerde işyerlerimizde ve evlerimizde konuşulan tek bir konu var: Covid-19. Bu hastalık günlük yaşamımızın bir parçası haline gelmiş durumda. Bizim işyerinde de sürekli bu konu konuşuluyor. “Elimizi yıkayalım, kolonya sıkalım, kapının kolunu...
  • Dünya son günlerde koronavirüse karşı adeta “savaş” açtı. Medya aracılığıyla seferberlik ilan edildi. Sokağa çıkma yasaklarından, sınırların kapanmasına ve ticaretin durdurulmasına kadar birçok önlemden bahsediliyor. Çeşitli ülkeler ve aldıkları...
  • Koronavirüs salgını tüm gündemi belirliyor. Bu koşullarda bizler de bir grup genç işçi ve öğrenci olarak bir araya geldik ve bu konuyu kendi aramızda tartıştık.