Navigation

Buradasınız

“Örgütsüz İşçiler Partisi”ni Nasıl Yenebiliriz?

Haziran 2010, No: 27

Eğer bir işçi “böyle gelmiş böyle gider” demeye başlıyorsa bilmeliyiz ki, bu işçi kardeşimiz “Örgütsüz İşçiler Partisi”ne üyedir. Bu “parti”ye üye olan işçi sayısının milyonları aştığını çok iyi biliyorum. Örneğin, “gelin haksız savaşları durdurmak için bir şeyler yapalım” dediğimizde, bu “parti”nin bütün dünyadaki üyeleri koro halinde “boşver, her koyun kendi bacağından asılır” derler.

“Örgütsüz İşçiler Partisi” hakkında bir araştırma yapan herkes bu partinin Türkiye’de özellikle 1980 askeri faşist darbesinden sonra güçlenmeye, sayılarını milyonlara ulaştırmaya başladığını tespit eder. Bu “parti”nin üyeleri üzerinde darbenin etkileri halen sürüyor. Çünkü bu “parti”nin üyeleri açıktan adım atmaktan, bir araya gelmekten çok korkarlar. Bizleri de tek tek örgütleyerek bu “parti”ye üye yapmaya çalışırlar!

İşçi arkadaşımız işten atıldığında, bu “parti”nin bir üyesi belirir hemen yanında ve propagandaya başlar: “Patron bu, işe de alır işten de atar, böyle gelmiş böyle gider.” Bir işçi arkadaşımız kaza geçirdiğinde, biz bu kazanın sorumlusu olan patron cezalandırılsın dediğimizde, “Örgütsüz İşçiler Partisi”nin üyesi hemen devreye girer: “Kaza yapanda hiç mi suç yok?” İşçilerin bir kısmı sendikaya üye olmak için bir araya geldiğinde, aralarına sızmış olan ÖİP üyesi, “siz öbür işçileri asla ikna edemezsiniz, zaten bu fabrikaya asla sendika giremez” diyerek meşhur sloganı yeniden söylemeye başlar: Ne de olsa böyle gelmiş böyle gider kardeşim! Bir yerde 5 işçi toplanmışsa, dikkat edin çoğunluk mutlaka bu “böyle gelmiş böyle gider” partisinin üyesidir. Çünkü patronlar sınıfı her koldan çalışarak bu “parti”nin üyelerini çoğaltıyor, yeni yeni işçiler kazanmak için sabah akşam çalışıyor. Ama…

“Örgütsüz İşçiler Partisi”nin durumu bu aralar iyi değil. Çünkü bu kez rüzgâr yavaş da olsa mücadeleci işçilerden yana dönüyor. Patronlar sınıfının ideolojik baskısı altında ve denetimindeki ÖİP, işten atılan, ücretini alamayan, emeklilik hakları yok edilen herhangi bir işçiye “böyle gelmiş böyle gider” dediğinde, mücadeleci işçiler hemen, “size uyduk, elimizde ne varsa uçtu gitti. Allah sizin belânızı versin. Böyle geldi, ama bakın artık böyle gitmiyor” diyorlar.

Kardeşler, üyesini işçilerin oluşturduğu bu partinin işçilerden yana olmadığı belli. Öyleyse biz, “böyle gelmiş böyle gitmez” fikrini yaymalıyız ki, bu zehirli “parti”yi işçiler arasından söküp atalım. İşçileri kendi hakları için örgütlü, mücadeleci, bilinçli bir işçi haline getiren UİD-DER’in kapısını daha fazla çalmaya başlamalıyız ki, bu “Örgütsüz İşçiler Partisi”ni ortadan kaldıralım!

15 Haziran 2010

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Manisa’nın Soma ilçesinde 13 Mayıs 2014’te 301 madenci iş cinayetinde yaşamını kaybetmişti. Katliamın ardından açılan davada aralarında Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan’ın da bulunduğu tutuklu 5 sanık için 15 yıldan 22...
  • 2019 yılına emekçilerin dünyanın dört bir yanında ekonomik krize, yoksulluğa, yolsuzluğa ve adaletsizliğe karşı isyanları damga vurmuştu. Bir isyan yılı olan 2019’da öğrenciler de iklim değişikliğine karşı mücadeleye giriştiler. 15 yaşındaki Greta...
  • Salgın… Sokağa çıkma yasakları, kapanan restoranlar, mağazalar... Büyüyen online alışveriş firmaları… Bu firmalarda çalışanların ve kuryelerin artan iş yükü ve solan yaşamlar… Sokakta, caddede, her taraftan vızır vızır geçen, iki tekerlek üzerinde...
  • Çiftçiler Ayakkabı fabrikasında çalışan işçiler patronun keyfi uygulamalarına, yaptığı haksızlıklara karşı defalarca seslerini duyurmaya çalışmış, ancak yönetim duymazlıkdan gelmişti. Bu yaşananlar karşısında işçiler Deriteks sendikasında örgütlenme...
  • 2022 yılında Katar’da düzenlenecek Dünya Kupası için uluslararası müsabakalar yakın zamanda başladı. Müsabakalar sırasında ve sonrasında Almanya, Norveç, Hollanda ve İrlanda başta olmak üzere bazı ulusal ekiplerin gündeminde turnuvanın oynanacağı...
  • Nisan ayı başında çeşitli sektörlerden işçiler olarak buluştuk. Covid-19 pandemisi bahane edilerek patronların haklarımızı nasıl da fütursuzca gasp ettiğini konuştuk. Aynı zamanda yine bu süreçte mücadele ederek haklarını koruyabilen işçilerin...
  • ABD’nin Alabama eyaletinde Warrior Met şirketinin kömür madenlerinde çalışan 1100 maden işçisi greve çıktı. Amerika Birleşik Maden İşçileri Sendikası’na (UMWA) üye işçiler, talep ettikleri ücretin kabul edilmemesi karşısında 1 Nisanda iş bıraktı.
  • Gece-gündüz, salgın-hastalık demeden marketten evlere, restoranlardan işyerlerine her türlü ihtiyacı taşıyan kuryeler, motorlarını ve bisikletlerini bu kez adil bir ücret ve daha iyi çalışma koşulları için sürdü. Özellikle salgın sürecinde payına...
  • Üzgünüm çocuğum, üzgünüm./ Alamadığım oyuncaklara,/ Yaşayamadığın çocukluğa,/ Alışamadığın açlığa!/
  • Pandemiyi işçilerin haklarını gasp etmenin fırsatına çeviren patronların elindeki en kullanışlı silahın Kod 29 olduğunu sürecin başından beri vurguluyoruz. Zaman içinde emekçilerin gözünde teşhir olan Kod 29’a yönelik Aile, Çalışma ve Sosyal...
  • Pandemi süreci başladığından beri Kod 29 ile işten çıkarılan işçilerin sayısı 200 bini buldu. İşçi sınıfına karşı genel bir saldırıya dönüşen Kod 29’a karşı mücadele sürüyor. İstanbul’da PTT, Sinbo, Tur Assist ve Bayrampaşa Belediye işçileri,...
  • İnsan, toplumsal iletişim aracı olarak dil ve yazının yanı sıra sembollere de başvurur. Semboller duygu, düşünce ve hayalleri etkili şekilde anlatabilmenin, toplumsal aidiyet duygusunu güçlendirmenin aracıdır. Döneme, coğrafyaya, kültüre göre...
  • AKP’li belediye yönetimi tarafından işten atılan İstanbul Bayrampaşa Belediye işçileri hakları için mücadele ediyor. Aralarında işyeri temsilcilerinin de bulunduğu pek çok işçi, 30 aydır gasp edilen toplu iş sözleşmesinden doğan haklarını talep...

UİD-DER Aylık Bülteni