Navigation

Buradasınız

AKP İşçileri mi, Patronları mı Düşünüyor?

Ekim 2013, No:67
İşte AKP’nin işçilere reva gördüğü “büyük reform”:  Kıdem tazminatı fona devredilecek ve zamanla ortadan kaldırılacak, işçi kiralayacak özel istihdam büroları kurulacak, taşeronluğun ve esnek çalışma biçimlerinin önündeki tüm engeller kaldırılacak…

AKP hükümeti, önümüzdeki günlerde milyonlarca işçiyi ilgilendiren bir paket açıklayacak. Başbakan Erdoğan ve Çalışma Bakanı Faruk Çelik’in, işçilerin mağduriyetine son vereceğini iddia ettikleri bu paket, işçiler için ciddi hak kayıpları anlamına geliyor. Peki, cilâlanıp parlatılan bu pakette neler var?

Kıdem tazminatının fona devredilmesi ve zamanla ortadan kaldırılması, işçi kiralayacak özel istihdam bürolarının kurulması, taşeronluğun ve esnek çalışma biçimlerinin önündeki tüm engellerin kaldırılması… Bunlar, açıklanacak paketin ana maddelerini oluşturuyor. Ulusal İstihdam Stratejisi olarak bilinen ve yıllardır gündemde olan paketin daha birçok maddesi var.

AKP hükümeti bu paketi işçilere “müjde” ve “çalışma hayatında büyük reform” olarak yutturmak istiyor. AKP ve patronlar, işçilerin haklarını ortadan kaldıracak yasa paketini, “işçileri düşünüyoruz” reklâmı eşliğinde yutturmaya çalışıyorlar. Oysa gerçek bunun tam tersidir.

Durumu bir benzetmeyle anlatalım: AKP’nin işçilere müjdesi, ABD’nin Afganistan ve Irak’a “özgürlük ve demokrasi” götürdüğü safsatasına benziyor. İki ülkeye bombalar yağdıran, yüz binlerce insanı hunharca katleden ABD egemenleri, Afganistan ve Irak halkının çıkarlarını düşündüklerini söylüyorlardı.

AKP’ninki de aynı yöntem: İşçilerin kazanılmış haklarını yok edecek, çalışma ve yaşam koşullarını daha da ağırlaştıracak bir paketi “müjde” ve “büyük reform” olarak açıklıyor.

Buradan çıkacak sonuç, işçilerin uyanık olması gerektiğidir. Çünkü AKP hükümetinin veya patronların söylediği hiçbir şey göründüğü veya gösterildiği gibi değildir. “İşçileri düşünüyoruz” laflarına kanmamalı, haklarımızın elimizden alınmasına izin vermemeliyiz.

Öncelikle şu soruyu sormamız lazım: Kıdem tazminatının fona devredilmesini kim gündeme getirdi?

Konuyu gündeme getiren patronlar sınıfıdır. Zira işçilerin birçok sosyal hakkına el koyan patronlar, kıdem tazminatına da el koyarak bu yükten kurtulmak, işçileri istedikleri zaman işten çıkartmak ve kârlarını büyütmek istiyorlar. Aslında mesele bu kadar nettir.

Ancak patronların bu isteğini 2003’ten beri yerine getirmeye çalışan AKP hükümeti, işçilerin tepkisinden korktuğu, seçim hesapları yaptığı için meseleyi karmaşık bir şekilde sunmakta ve gerçekleri gözlerden saklamaktadır.

“Kıdem tazminatı sorununu” çözmek istediğini söyleyen AKP, aslında patronların arzularını yerine getirmek için harekete geçmiş ve sorunu bizzat kendisi yaratmıştır. İşçilerin, kıdem tazminatının fona devredilmesi gibi bir talebi olmamıştır. İşçilerin talebi, taşeronluğun ve esnek çalışmanın yasaklanması olmuştur. Çünkü işçilere tazminat vermek istemeyen ve kısa süreli sözleşme yapan patronlar, bir yıl dolmadan işçileri işten çıkartmaktalar. Kıdem tazminatı konusunda özellikle taşeron işçiler mağdur edilmektedir.

Amacına ulaşamayan AKP hükümeti, şimdilerde taşeron işçilerin mağduriyetini kullanarak işçi sınıfını bölmeye çalışıyor. AKP’nin yalanına göre, fonla birlikte taşeron işçiler de kıdem tazminatı alabilecekler. Böylece asıl mesele, taşeron işçilerin kıdem tazminatı alamamasıymış biçiminde ortaya konuyor ve patronların amacı gizleniyor. 

Oysa AKP’nin asıl derdi taşeron işçiler değildir. Taşeronluk sistemini yaygınlaştıran ve dolayısıyla işçileri mağdur eden bizzat AKP hükümetidir. Örneğin, AKP iktidara geldiğinde 367 bin olan taşeron işçi sayısı, şu anda 1 milyon 700 bine ulaşmıştır. Üstelik bu resmi rakamdır. Sigortası olmadığı için kayıt altına alınmayan taşeron işçiler de eklendiğinde, gerçek rakamların bunun çok üzerinde olduğu ortaya çıkar.

Hastanelerde, belediyelerde, bakanlıklarda, kısacası tüm devlet dairlerinde taşeronluğun çığ gibi büyümesini sağlayan AKP hükümetinden başkası değildir.

Sorunun kaynağı olan AKP, bir de kalkıp utanmadan taşeron işçileri düşündüğünü söylüyor.

AKP madem taşeron işçileri düşünüyor, o halde neden taşeronluk sistemini yasaklamıyor? Eğer taşeronluk sistemi ve kısa süreli sözleşme yasaklanırsa, bugün ortaya çıkan sorun da ortadan kalkmış olur.

Ayrıca bir başka seçenek daha var: “Kıdem tazminatı almak için bir yılı doldurmak gerekir” kuralı kaldırılsın ve işçi, tek bir gün çalıştığında bile kıdem tazminatı almaya hak kazansın, böylece fona da gerek kalmasın!

Ne var ki, AKP’nin amacı laf kalabalığı yaparak ve işçilerin bilincini bulandırarak kıdem tazminatına el koymaktır.

Üstelik kıdem tazminatı, aynen korunarak fona devredilmeyecek ve önemli hak kayıpları doğacak. Meselâ 30 gün üzerinden hesaplanan kıdem, 20 güne indirilecek; yan ödemelerin tazminata dâhil edilip edilmeyeceği belli değil. Evlenen kadın ve askere giden işçilerin kıdem tazminatı alarak işten ayrılması mümkün olmayacak. Fondan yararlanmak için 10 yıl beklemek gerekecek. İşçi fondaki parasını kullanmaya hak kazandıktan sonra, kazara unutur da 10 yıl içinde çekmezse “devlet baba” el koyacak! Fonun üzerinde sendikaların ve diğer işçi örgütlerinin hiçbir denetimi olmayacak!

Aslında getirilen paketin diğer maddeleri, kıdem tazminatıyla bağlantılı ve onun kadar önemli maddelerdir. Taşeron işçileri düşündüğünü söyleyen AKP, taşeronluk sistemini değil, bu sistemin rahatça uygulanmasının önündeki tüm engelleri kaldırıyor. Eğer yasa geçerse taşeron şirketler her işi yapabilir hale gelecek ve böylece tüm işçiler taşerona mahkûm edilecekler. Taşeronluk sistemi, özel istihdam bürolarının kurulmasıyla doruğuna ulaşacak. Çünkü işyerleri, işçi almak yerine “geçici iş ilişkisi” adı altında bu bürolardan işçi kiralamayı tercih edecekler. Bu bürolar tarafından kısa sürelerle işe alınan ve işyerlerine kiraya verilen işçilerin iş güvencesi olmayacak; birkaç ay çalışan, birkaç ay işsiz kalan, çalıştığında ise sigortasının yapılıp yapılmayacağı belli olmayan işçinin fonda birikecek bir kıdem parası da olmayacak. Kıdem tazminatı fiilen ortadan kalkmış olacak!

İşte AKP işçileri böyle düşünüyor!

Tüm bu anlatılanlardan çıkan sonuç bellidir: Yalanlara kanmamalı, AKP’nin ve patronların oyununa gelmemeli, birleşmeli ve haklarımız için mücadele etmeliyiz. Bizim taleplerimiz gayet nettir: Taşeronluk sistemi ve işçileri mağdur eden esnek çalışma yasaklansın, işçileri köle konumuna itecek özel istihdam büroları kurulmasından vazgeçilsin, kıdem tazminatı fona devredilmesin ve tek bir gün çalışan işçi bile kıdem tazminatı alsın!

21 Ekim 2013

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • MESS ile işçi sendikaları arasında sürecek grup toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin başlamasına kısa bir süre kaldı. Yetkili sendikalar işçilerin ücret ve sosyal haklarına yapılmasını talep ettikleri zam oranlarını açıklamaya başladılar. Gerek...
  • General Motors’un Güney Kore’deki 3 fabrikasında çalışan yaklaşık 8 bin işçi, 9 Eylülde greve çıktı. Kore Metal İşçileri Sendikası (KMWU) üyesi işçiler ücret artışı talebiyle üç günlük bir grev gerçekleştirdiler. Arjantin’de Başta kamu çalışanları...
  • 12 Eylül 1980 askeri faşist darbesinin üzerinden 39 yıl geçti. Ama darbecilerle ve onları işbaşına çağıran sermaye sınıfıyla davamız kapanmadı. İşçi sınıfının mücadele örgütleri 12 Eylül’ü asla unutmamalı ve unutturmamalı. Çünkü Türkiye işçi...
  • Geçtiğimiz günlerde UİD-DER olarak Cargill direnişçilerini ziyarete gittik. Cargill işçileri Tek Gıda-İş sendikasına üye oldukları için haksız yere işten çıkarılmışlardı. O günden sonra mücadeleye başladılar. Şu an ise 500 günü aşkın bir süredir...
  • Güney Afrikalı binlerce kadın giderek artan kadına yönelik şiddeti protesto etmek için 4 Eylülde sokaklara döküldü. Emekçi kadının ezilmişliğini besleyerek büyüten kapitalist sisteme ve temsilcilerine tepki gösteren kadınlar, eylemlerini Dünya...
  • İngiltere’de South Western Demiryolu Şirketine bağlı çalışan işçiler 30 Ağustosta greve çıktı. İşçiler şirketin istasyonlarda ve trenlerde güvenlik işçilerini işten çıkarma planını engellemek için uzun süredir mücadele yürütüyor. Haziran ayında 5...
  • Geçtiğimiz günlerde yeni yönetimini belirleyen Petrol-İş Sendikası, Cargill direnişini 512. gününde (11 Eylül) ziyaret etti. Genel Başkan Süleyman Akyüz ve sendikanın merkez yöneticileri ile Gebze’deki işyerlerinden gelen işçi temsilcilerinin...
  • Ben özel bir hastanede çalışan, sizler gibi alın terimi, emeğimi ortaya koyarak geçinmeye çalışan genç bir işçiyim. Zorluklara, patronlara ve onların sömürü sistemine karşı mücadele veriyorum aynı sizler gibi… Bağlı olduğum, bundan da mutlu ve...
  • Geçtiğimiz günlerde devlete bağlı işletmelerde çalışan binlerce işçiyi yakından ilgilendiren toplu iş sözleşmesi imzalandı. Türk-İş ile Aile ve Çalışma Bakanlığı arasında imzalanan sözleşmede binlerce işçi sefalet ücretine mahkûm edildi. Binlerce...
  • Daha doğar doğmaz salgın hastalıklara karşı aşılanırız. Verem, çocuk felci, boğmaca, kızamık, tetanos gibi olası hastalıklar karşısında önleyici sağlık hizmeti almış oluruz. Böylelikle daha baştan mikroplara ve virüslere karşı direnç geliştiren...
  • EYT Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği taleplerini haykırmak için 8 Eylülde Tandoğan Meydanında toplandı. Çeşitli illerden binlerce işçi ve emekçi bir araya gelerek emeklilik hakları için mücadelede kararlı olduklarını bir kez daha gösterdiler...
  • Günden güne kadına yönelik şiddet artıyor. Her gün birkaç kadının kocası tarafından silahla vurulduğu, bıçaklandığı haberlerini okuyoruz. Okunan haberlerdeki vahşet önce insanları üzüyor sonra öfkesini artırıyor. İnsanlar, sosyal medyada birkaç şey...
  • Enflasyon gibi işsizlik oranları da kasıtlı olarak düşük gösteriliyor. Aslında ekonomik alandaki tüm veriler, toplumun gözünden saklanıyor. Çünkü gerçeğin tam olarak görülmesi istenmiyor. Siyasi iktidar, verilerle oynayarak ve medyayı kullanarak...