Navigation

Buradasınız

AKP’li Bakan Kıdem Tazminatına El Koyma Planını Açıkladı

Kıdem tazminatının fona devredilerek gasp edilmesi için yapılması planlanan yasal düzenleme, bu yıl içinde hayata geçirilecek. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Adana Sanayi Odasında düzenlenen “Çalışma Hayatına Yönelik Uygulamaya Konulan Teşvikler” konulu toplantıda, kıdem tazminatının fona devredilmesi düzenlemesinin 2017 yılı içinde yapılacağını duyurdu.

İşçinin kazanılmış hakkı olan kıdem tazminatının sırtlarındaki ağır bir yük olduğunu iddia eden patronlar, kıdem tazminatına el koymak üzere uzun yıllardır hükümetlere baskı yapıyorlar. Konuya dair en somut adımları atmak AKP hükümetine nasip oldu! Bugüne kadar patronların tüm isteklerini yerine getiren AKP’nin Bakanı, düzenlemenin çalışma hayatının en önemli reformlarından biri olduğunu iddia etti. Müezzinoğlu, şöyle konuştu: “Aslında işçinin hakkı 10 yıl, 20 yıl sonra işverenin cebinde olmamalı. Yani 10 yıl ve 20 yıl sonrasının koşullarını kimse bilemez. Bu yıl çalışma hayatının en önemli reformlarından birini kıdem tazminatıyla sağlayacağız. Başardığımızda çalışanla çalıştıran arasında hukuk birbirine güvene dayalı olmalı. ‘O beni, ben onu istismar ediyorum’ değil, herkes daha iyinin, başarının peşinde olmalı. Sağ ve sol ayak nasıl sağlıklı gidiyorsa, işçi ve işveren arasındaki hukuk da bu kadar hakkaniyetli olmalı. Bize de düşen bu arada iyi hakemlik yapmak, güçlü, adil hakemlik yapabilmek. İnşallah bunu da yapma gayreti içerisinde olacağız.”

Neymiş hakemlermiş! İşçiyi düşünür gibi yapıp işçinin elindekine el koyma kurnazlığını bu söylemle kapatmaya çalışıyorlar. Kıdem tazminatının 10 ya da 20 yıl patronun cebinde kalması Bakanı pek rahatsız etmiş! Oysa tam da bundan dolayı o patronlar işçileri diledikleri gibi işten atamıyorlar. İşte bu engel temizlenmek isteniyor.

İşçilerin çoğunun kıdem tazminatı alamadığını ve bu düzenlemeyi işçilerin tazminat hakkını alabilmeleri için getireceklerini iddia eden AKP hükümeti, işçilerin mağduriyetini gidermeyi değil, patronların önündeki engelleri temizlemeyi hedeflemektedir. AKP hükümeti gerçekten işçilerin kıdem tazminatı alamamasını dert edinseydi, fon uygulamasını hayata geçirmek yerine, tazminat hakkının tek kuruş eksiltilmeden işçilere ödenmesi için gerekli düzenlemeyi yapmayı dert edinirdi. Oysa fon düzenlemesiyle, kıdem tazminatı neredeyse yarı yarıya düşürülecek ve denetimi işçilerin elinde olmayacak.

İşsizlik Fonunda biriken paraların işçilerden çok patronlara aktarılıyor ve kimi projelerin finansmanında kullanılıyor. Yeni işçi işe alacak patronlara vergilendirmede kolaylık sağlanacağı geçtiğimiz günlerde açıklanmıştı. Sermayenin ağzını sulandıracak kadar para biriken İşsizlik Fonunun bu şekilde yağmalanması, kıdem tazminatı fonunun da akıbetini şimdiden gösteriyor. Önceki yıllarda gündeme getirilen fonların nasıl yağmalandığı hafızalardaki tazeliğini koruyor.

Kıdem tazminatını fona devrederek gasp etme girişimi birkaç yıl önce de gündeme getirilmiş, sendikaların ve UİD-DER dâhil işçi örgütlerinin tepkisi üzerine geri çekilmişti. Ancak bu defa AKP hükümeti OHAL koşullarında eline geçen fırsatı sonuna kadar kullanmak, hayata geçiremediği adımları bir an önce atmak için çaba gösteriyor. AKP, işçi sınıfının yaşam ve çalışma koşullarını düzeltmek ve iyileştirmek amacıyla atmıyor bu adımları. Sermaye sınıfını ihya etmek, daha da zenginleşmesini sağlamak amacıyla hızlı adımlarla ilerlemeye çalışıyor. OHAL koşullarını da bulunmaz bir fırsat olarak kullanıyor.

12 Mart 2017

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikasında örgütlendikleri için işten atılan ve 43 gündür fabrika önünde direnişte olan Ekmekçioğulları Metal işçileri 19 Ocak günü Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığıyla görüşmek için Ankara’ya gittiler....
  • Dünya işçi sınıfı 2021’i sermaye sınıfının yoğunlaşan sömürüsü, baskısı ve yasaklarıyla karşıladı. İşten atma saldırıları, ücret kesintileri, hak gaspları artarak devam ediyor. Ancak işçiler de bu saldırılara karşı birleşmekten, direnmekten,...
  • Arkadaşlarla bir hafta sonu bizim evde buluşma ayarladık. Sokağa çıkamadığımızdan dolayı evde zaman geçirmek istedik. Herkes bir fikirle gelmişti. Bir arkadaşım kutu oyunu getirmişti. Oyunun adı “Monopoly.” Oyunun amacı şu; banka sana hayatta...
  • Geçtiğimiz günlerde koronavirüs önlemlerinin alınıp alınmadığını denetlemek için işyerimize kamu görevlileri geldi. Tabi bu denetimin nedeni bir arkadaşımızın işyerinde koronavirüse karşı yeterli önlemlerin alınmadığına dair yaptığı şikâyetmiş. Bir...
  • Kapitalist sistemin yarattığı büyük çelişkiler, eşitsizlikler, adaletsizlikler, derinleştirdiği toplumsal sorunlar her geçen gün daha fazla can yakıyor. 21’inci yüzyılın teknolojik gelişmişlik ve üretim düzeyine rağmen yüz milyonlarca insan açlık...
  • “Biz ekmeğimizin peşindeyiz.” Ne çok duyarız bu sözleri çalıştığımız fabrikalarda, işyerlerinde, grev ve direnişlerde. Kimi zaman yapılan bir yanlışın üzerini örtmek, bahane bulmak için kullanılır. “Bakma yapmak istemezdim ama işte ekmeğimizin...
  • Krizin ve Covid-19 salgınının yükü işçi ve emekçilerin üzerine yıkılmaya devam ediyor, yoksullaşma derinleşiyor. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu DİSK’in Covid-19 Döneminde İşsizlik Sigortası Fonu Raporu, İşsizlik Sigortası Fonunun...
  • Tüm dünya yeni bir yıla “merhaba” dedi. Çeşitli dillerde, farklı tonlarda çıktı bu merhabalar. İnsanlar yeni yılda yeni dilekler dilediler. Kimisi milyarlarına milyar istedi yüzü kızarmadan, mücevher takımına yeni yeni mücevherler istedi. Kimisi iş...
  • Otomotiv sektörüne plastik araba parçaları üreten bir fabrikada çalışıyorum. Covid-19 salgınıyla birlikte çalıştığımız fabrikada bir panik havası vardı. Televizyonlardan, internetten yayılan korku ve panik havası hemen herkesi çok etkiledi. Toplum...
  • Bir yılı daha geride bıraktık. 2020’nin ilk aylarında hayatımıza giren pandemiyle birlikte yaşamımız içinden çıkılmaz hale geldi. İşsizlik, yoksulluk derken bir de üstüne gelen yasaklarla beraber nefes alamaz olduk. Biz işçiler için zor bir yıldı....
  • Siyah emekçilere yönelik ırkçı saldırılar devam ediyor. ABD’de geçtiğimiz Mayıs ayında George Floyd’un katledilmesi üzerine tüm dünyada emekçilerin adalet talebi yükselmiş, meydanlar ırkçı nefrete karşı dolup taşmıştı. Kıtadan kıtaya sıçrayan...
  • Sağlık sistemindeki çöküş salgınla birlikte daha görünür hâle geldi. Sağlık çalışanlarının yükü artarken, dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de sağlık işçileri bu duruma sessiz kalmıyor. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikasının (SES...
  • Çok şahit olmuşuzdur ilginç haber başlıklarına. “Emeklilere Müjde”, “Çalışanlara Müjde”, “Artık Herkes Kıdem Tazminatı Alacak” vs... Ama haber içeriğine baktığımızda hiç de müjdeli bir şeyle ya da başlıkta söylendiği gibi heyecan verici bir haberle...

UİD-DER Aylık Bülteni